Dünya Kupası'nda Soğuk Duş: Top Bizdeydi, Sonuç Rakibin
Umut Durak
24 yıllık Dünya Kupası özleminin ardından sahaya çıkan Türkiye, milyonlarca futbolseverin heyecanla beklediği ilk sınavında Avustralya karşısında beklenmedik bir yenilgi aldı. Skor tabelasında yazan 2-0, aslında futbolun bazen ne kadar acımasız olabileceğinin de bir özeti gibiydi. Çünkü oyunun önemli bölümünde topa sahip olan, hücum etmeye çalışan ve maçı yönlendirmeye çalışan taraf Türkiye'ydi. Ancak futbol, istatistiklerin değil gollerin oyunu.
Kaçan Fırsatlar, Gelen Cezalar
Maçın kırılma anı belki de Arda Güler'in ilk yarıda yakaladığı pozisyondu. Türkiye golü bulabilecek noktaya gelirken birkaç saniye sonra kendi kalesinde tehlikeyi gördü. Avustralya'nın genç yıldızı Nestory Irankunda, savunmanın arkasına sarkarak takımını öne geçirdi. Futbolda "atamayana atarlar" sözü bir kez daha gerçek oldu.
İkinci yarıda da senaryo çok değişmedi. Türkiye baskıyı artırdı, rakip ise disiplininden ödün vermedi. Avustralya savunması neredeyse kusursuz bir organizasyon sergilerken kaleci Patrick Beach de kritik kurtarışlarla gecenin kahramanlarından biri oldu. Son sözü ise Connor Metcalfe söyledi ve maçın fişini çekti.
Sorun Yetenek Değil
Bu yenilgiyi yalnızca skora bakarak değerlendirmek büyük hata olur. Çünkü Türkiye'nin kadro kalitesi, teknik kapasitesi ve bireysel yeteneği Avustralya'nın gerisinde değil. Hatta birçok noktada önünde.
Ancak Dünya Kupası seviyesinde bazen teknik kalite tek başına yeterli olmuyor. Mücadele gücü, fiziksel direnç, savunma disiplini ve maç planına sadakat en az yıldız oyuncular kadar belirleyici oluyor. Avustralya bunu mükemmele yakın yaptı. Türkiye ise özellikle geçiş savunmalarında ve ikili mücadelelerde beklenen sertliği gösteremedi.
Panik Zamanı Değil
Türk futbolunun en sevmediği şeylerden biri ilk sonuçla hüküm vermektir. Bir galibiyette göklere çıkarır, bir mağlubiyette yerin dibine sokarız. Oysa Dünya Kupaları uzun maratonlardır.
Bu mağlubiyet elbette can yakıcı. Ancak turnuvanın sonu anlamına gelmiyor. Teknik direktör Vincenzo Montella'nın da vurguladığı gibi grup aşamasında telafi için hâlâ fırsatlar mevcut. Paraguay ve ABD karşılaşmaları Türkiye'nin kaderini belirleyecek.
Yeniden Ayağa Kalkma Zamanı
2002 ruhunu hatırlayalım. O takım da kusursuz değildi. Ancak her maç büyüyerek ilerledi. Bugünkü kadroda da benzer potansiyel var. Arda Güler'in liderliğe göz kırpan performansı, genç oyuncuların cesareti ve bu ülkenin futbol tutkusu hâlâ en büyük kozlarımız arasında.
Dünya Kupası'nın ilk sayfasına istediğimiz hikâyeyi yazamadık. Ama kitabın henüz başındayız. Bazen büyük yolculuklar en sert tökezlemelerle başlar. Şimdi mesele düşmek değil, ayağa nasıl kalkılacağını göstermek.
Çünkü bu forma, umudunu son düdüğe kadar kaybetmeyenlerin formasıdır.