Avrupa'da Mesajı Alan da Vardı, Alarm Veren de…
Umut Durak
Avrupa kupalarında sezonun ilk sınavları geride kaldı. Henüz ağustos ayının başındayız ama oynanan maçlar gösterdi ki bazı takımlar sezona hazır, bazıları ise hâlâ eksiklerini kapatmaya çalışıyor. Fenerbahçe ve Beşiktaş tur atlayarak yollarına devam etti, Başakşehir ise beklentilerin altında kalarak Avrupa defterini erken kapattı. Bu tabloya sadece “iki takım geçti, biri elendi” diye bakmak eksik olur. Çünkü her temsilcimizin verdiği farklı bir mesaj vardı.
Beşiktaş Midtjylland karşısında iki maç boyunca ne istediğini bilen bir görüntü çizdi. İlk maçta aldığı avantajın ardından rövanşta da rakibine oyun üstünlüğünü bırakmadı. Özellikle deplasmanda oynanan maçlarda skor kadar oyun disiplini de önemlidir. Siyah-beyazlılar bunu sahaya yansıtmayı başardı. Rashica’nın hareketliliği, Orkun Kökçü’nün orta sahadaki liderliği ve takım savunmasının uyumu, turun en önemli anahtarı oldu. Avrupa’da bazen gösterişli futbol oynamazsınız ama doğru oynarsınız. Beşiktaş da tam olarak bunu yaptı.
Elbette her şey mükemmel değil. Zaman zaman hücumda üretkenliğin düştüğü anlar oldu. Ancak sezon başında en önemli kazanım, güven duygusudur. Beşiktaş bu turla birlikte hem moral kazandı hem de daha zorlu rakipler öncesinde özgüvenini tazeledi.
Fenerbahçe cephesinde ise beklenti zaten turdu. Sarı-lacivertliler bunu gerçekleştirdi ama oynadığı futbol, önümüzdeki turlar için hem umut hem de uyarı niteliğindeydi. Kaliteli ayaklara sahip olmak Avrupa’da avantaj sağlıyor ancak maçın her bölümünde aynı konsantrasyonu göstermek zorundasınız. Fenerbahçe bunu zaman zaman başardı, zaman zaman ise rakibine gereğinden fazla cesaret verdi.
Buna rağmen büyük takımların en önemli özelliği, kötü oynadığı günlerde bile yoluna devam edebilmesidir. Fenerbahçe bunu gösterdi. Şimdi önündeki daha güçlü eşleşmelerde hem oyun temposunu hem de savunma direncini biraz daha yukarı taşıması gerekecek. Çünkü Avrupa’da her tur, bir öncekinden daha zor geçiyor.
Haftanın en büyük hayal kırıklığı ise Başakşehir oldu. Son yıllarda Avrupa’da istikrarlı görüntüsüyle öne çıkan turuncu-lacivertliler, bu kez beklenen direnci ortaya koyamadı. İlk maçta elde edilen skorun avantajı kullanılamadı, rövanşta ise oyunun kritik anlarında gereken kalite sahaya yansımadı.
Başakşehir’in elenişi yalnızca bir takımın Avrupa’ya veda etmesi anlamına gelmiyor. Aynı zamanda ülke puanı adına kaçan önemli bir fırsat demek. Böyle eşleşmelerde turu geçememek, sezon ilerledikçe daha fazla hissedilecek bir kayıp olabilir.
Genel tabloya baktığımızda ise Türk futbolu adına karamsar olmak için bir neden yok. Fenerbahçe ve Beşiktaş yollarına devam ediyor. Özellikle sezon başında alınan her galibiyet, takımların fiziksel ve mental gelişimi açısından büyük önem taşıyor. Ancak Avrupa’da kalıcı başarı istiyorsanız, yalnızca yıldız isimlere değil, saha içindeki disipline de güvenmek zorundasınız.
Önümüzdeki turlar çok daha çetin geçecek. Artık rakipler daha güçlü, hataların bedeli daha ağır olacak. Bu nedenle temsilcilerimizin bugünden çıkaracağı dersler, yarın oynanacak maçlardan çok daha değerli olabilir.
Avrupa uzun bir maraton. Bu maratonda ilk engeli geçenler için yol devam ediyor. Dileğimiz, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın bu ivmeyi sürdürmesi, gelecek haftalarda da Türk futboluna yeni başarı hikâyeleri yazdırması.