Umut Durak

Perde Açılıyor! Bu Sezonun Hikâyesi Başka Yazılacak

Umut Durak

Futbolda yeni sezon demek, aslında biraz da yeniden umut etmek demektir.

Geçen sezonun hesabı kapanır, kupalar müzeye kaldırılır, transfer dosyaları yeniden açılır. Taraftarın kafasında ise aynı soru belirir: “Bu sene ne olacak?”

Trendyol Süper Lig'de 2026-2027 sezonu 14 Ağustos'ta başlayacak. İlk düdükle birlikte geçen sezonun bütün hesapları geride kalacak. Galatasaray son dört sezonun şampiyonu olarak yine zirvenin en güçlü adayı. Fenerbahçe ise bir kez daha “bu defa” demenin peşinde. Beşiktaş yeniden ayağa kalkmak, Trabzonspor ise geçtiğimiz sezon yakaladığı çıkışı kalıcı hale getirmek istiyor.

Kâğıt üzerinde dört ayrı hikâye var.

Ama futbolun güzelliği de burada zaten. Kâğıt üzerindeki kadrolar sahaya çıktığında bazen bütün hesaplar değişebiliyor.

Galatasaray: Şampiyonun En Büyük Sınavı Yine Kendisi

Galatasaray'ın işi belki de diğerlerinden daha zor.

Çünkü sarı-kırmızılı takım artık şampiyonluğu kovalamıyor; şampiyonluğu korumaya çalışıyor.

Bu ikisi arasında ciddi bir fark var.

Galatasaray, 2025-2026 sezonunda 26. şampiyonluğunu kazanırken üst üste dördüncü kez zirvede yer aldı. Okan Buruk döneminde oluşan kazanma alışkanlığı artık kulübün en büyük avantajlarından biri. Fakat aynı alışkanlık, bir süre sonra beklentiyi de yükseltiyor.

Victor Osimhen'in takımda kalması ve Leroy Sané gibi dünya futbolunun önemli isimlerinden birinin kadroya katılması, Galatasaray'ın hücum gücünü yine ligin üzerinde tutuyor. Mevcut kadroda Osimhen, Sané, Barış Alper, Yunus Akgün ve Gabriel Sara gibi önemli hücum alternatifleri bulunuyor.

Fakat benim Galatasaray açısından asıl merak ettiğim konu yıldızların kalitesi değil.

Bu yıldızların aynı takımın içerisinde ne kadar süreyle aynı ciddiyetle oynayacağı.

Çünkü lig uzun bir maraton. Derbiler kazanılır, büyük maçlar kazanılır ama şampiyonluk çoğu zaman Anadolu deplasmanlarında, kötü oynanan maçlarda ve “bugün de üç puan olsun” denilen akşamlarda kazanılıyor.

Galatasaray'ın avantajı burada.

Takım artık ne istediğini biliyor.

Ancak şampiyonun en büyük tehlikesi de rehavettir.

Fenerbahçe: Bu Kez Sadece İyi Kadro Yetmez

Fenerbahçe cephesinde ise sezonun başlangıcından çok sezonun sonunda ne konuşulacağı merak ediliyor.

Sarı-lacivertliler geçtiğimiz sezon Galatasaray'ın ardından ikinci sırada kaldı. Üstelik sezonun kritik bölümünde yaşanan teknik direktör değişikliği, camianın ne kadar yüksek bir beklenti içerisinde olduğunu bir kez daha gösterdi.

Yeni sezonda kadro mühendisliği dikkat çekici.

Nathan Aké savunmaya kalite ve tecrübe getirirken, N'Golo Kanté orta sahaya hem mücadele gücü hem de liderlik katabilecek bir isim. Vedat Muriqi ve genç forvet Sidiki Chérif de hücum hattına farklı özellikler getiriyor.

Fakat Fenerbahçe için mesele artık “iyi futbolcu almak” meselesini aşmış durumda.

 Mesele, iyi futbolcuları iyi bir takıma dönüştürmek.

Sarı-lacivertli taraftarın yıllardır beklediği şey tam olarak bu.

Çünkü Fenerbahçe'de sabırın sınırı diğer takımlara göre çok daha kısa. İlk birkaç haftada alınacak kötü sonuçlar bile sezonun tamamına ilişkin tartışmayı başlatabilir.

Fenerbahçe'nin şampiyonluk yarışında kalabilmesi için özellikle deplasmanlarda istikrar göstermesi, büyük maçlarda psikolojik üstünlüğü eline alması ve en önemlisi yarışın son bölümüne kadar sakin kalması gerekiyor.

Bu sezon Fenerbahçe'nin önündeki en büyük rakiplerden biri Galatasaray değil.

 Kendi üzerindeki baskı olabilir.

Beşiktaş: Yeniden Büyük Takım Hissi

Beşiktaş için yeni sezonun anlamı biraz daha farklı.

Siyah-beyazlılar artık yalnızca şampiyonluk hesabı yapmak değil, yeniden taraftarına “Ben buradayım” duygusunu vermek zorunda.

Teknik direktör Vincenzo Italiano yönetimindeki yeni yapılanma bu açıdan önemli. Kulübün sezon başındaki planlamasında gençlerle tecrübeli oyuncuların harmanlanması ve daha mücadeleci bir yapı oluşturulması hedefleniyor.

Beşiktaş'ın en büyük ihtiyacı bana göre transferden bile önce istikrar.

Bir hafta umut veren, sonraki hafta taraftarını hayal kırıklığına uğratan bir takım görüntüsünden kurtulmak gerekiyor.

Çünkü Beşiktaş'ın tarihinde hiçbir zaman sadece iyi futbolcular yetmedi.

O formanın ağırlığını taşıyacak karakter gerekiyor.

Bu nedenle siyah-beyazlılar için sezonun ilk haftalarında alınacak sonuçlardan daha önemli bir şey var:

 Takımın nasıl bir kimliğe sahip olduğunun anlaşılması.

Eğer Beşiktaş bunu başarırsa ilk dört hedefi gerçekçi hale gelir. Daha fazlası ise sezon içerisinde oluşacak havaya bağlı.

Trabzonspor: Karadeniz'den İstanbul'a Yeni Bir Meydan Okuma

Ve gelelim bu sezonun en heyecan verici hikâyesine...

Trabzonspor.

Geçtiğimiz sezon ligi üçüncü sırada tamamlayan, Türkiye Kupası'nı kazanan bordo-mavililer, şimdi çok daha büyük bir beklentiyle sezona giriyor.

Ama Trabzonspor'u bu sezon diğerlerinden ayıran başka bir detay var.

 Mohamed Salah.

Evet, yanlış okumadınız.

Liverpool'da dokuz yıl boyunca 257 gol atan, Premier Lig ve Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşamış Salah artık bordo-mavili formayı giyecek. 34 yaşındaki yıldız iki yıllık sözleşmeye imza attı ve transfer sadece Trabzonspor açısından değil, Türk futbolu açısından da son derece dikkat çekici bir hamle oldu.

Üstelik Trabzonspor bununla yetinmedi. André Onana'nın kiralanması da kalede önemli bir hamle olarak öne çıkıyor.

Şimdi herkes Salah'ın kaç gol atacağını konuşacak.

Bence asıl soru başka:

Trabzonspor, Salah'ın etrafında nasıl bir takım olacak?

Çünkü Salah tek başına şampiyonluk getirmez.

Ama doğru kurulmuş bir takımın içerisine yerleşirse ligin kaderini değiştirebilir.

Trabzonspor'un geçen sezon kazandığı Türkiye Kupası ve ligde üçüncü olması zaten bir temel oluşturdu. Şimdi o temel üzerine şampiyonluk iddiası koymak gerekiyor.

Ve açık konuşalım:

Trabzonspor bu sezon sadece Anadolu'nun güçlü takımı değil, İstanbul hegemonyasına gerçek anlamda meydan okuyabilecek bir takım görüntüsünde.

Peki Şampiyon Kim Olur?

Sezon başlamadan kesin hüküm vermek kolay.

Ama futbolu güzel yapan da zaten kesinlik değil.

Bugünkü tabloya baktığımda Galatasaray'ı hâlâ bir adım önde görüyorum. Çünkü ellerinde oturmuş bir sistem, kazanma alışkanlığı ve şampiyonluk baskısını yönetmiş bir teknik kadro var.

Fenerbahçe hemen arkasında.

Kadronun kalitesi şampiyonluk için fazlasıyla yeterli. Fakat sarı-lacivertlilerin sezon boyunca yaşayacağı psikolojik dalgalanmalar yarışın kaderini belirleyebilir.

Trabzonspor'u ise bu kez biraz daha farklı bir yere koyuyorum.

Salah faktörü, kupa morali ve Fatih Tekke'nin takıma kattığı hava birleşirse bordo-mavililer yarışın sürpriz takımı değil, doğrudan yarışın kendisi olabilir.

Beşiktaş için ise ilk hedef yeniden güven vermek.

Son Söz: Futbolun En Güzel Tarafı Tahminleri Bozması

14 Ağustos akşamı Galatasaray ile Çorum FK arasındaki karşılaşmayla yeni sezon başlayacak. Ertesi gün Fenerbahçe Gençlerbirliği deplasmanında, Trabzonspor Kasımpaşa karşısında sahne alacak. Beşiktaş ise Eyüpspor'u ağırlayacak.

Ve o ilk düdük çaldığında artık transferlerin, hazırlık maçlarının, sosyal medyadaki tartışmaların hiçbir önemi kalmayacak.

Çünkü futbol sahada oynanıyor.

Bir kalecinin çıkardığı top, bir forvetin kaçırdığı gol, 90+5'te gelen bir korner...

Bazen bütün sezonu bir santimetre belirliyor.

Benim sezon öncesi sıralamam bugün için şöyle:

1. Galatasaray
2. Fenerbahçe
3. Trabzonspor
4. Beşiktaş

Ama bu sıralamanın altına küçük bir not düşmek gerekiyor:

Trabzonspor'u hafife alan, sezon sonunda “Ben bunu nasıl göremedim?” diyebilir.

Çünkü bu sezon Süper Lig'de yalnızca dört takım yarışmayacak.

Dört farklı hikâye yarışacak.

Ve biz futbolu biraz da o hikâyelerin nereye varacağını görmek için seviyoruz.

Şimdi perde açılıyor.

Top santrada.

Gerisi sahada yazılacak.

Yazarın Diğer Yazıları