Uzmanlardan Sessiz İlerleyen Hastalık Uyarısı!
Türkiye'de yüz binlerce kişinin, çölyak hastalığına sahip olmasına rağmen henüz tanı almadan hayatına devam ettiği tahmin ediliyor. Uzmanlar, toplumda yaygın görülen ancak belirtileri farklı sağlık sorunlarıyla karıştırılabildiği için çoğu zaman gözden kaçan bu hastalığın, erken dönemde fark edilmemesi halinde ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirtiyor.
Bağışıklık sisteminin glütene karşı geliştirdiği reaksiyon sonucu ortaya çıkan çölyak hastalığı, ince bağırsaklarda hasara neden olarak besin emilimini olumsuz etkiliyor. Ancak hastalığın belirtileri her bireyde aynı şekilde görülmediği için teşhis süreci çoğu zaman uzayabiliyor.
Karın şişkinliği, kronik ishal, açıklanamayan kilo kaybı ve sürekli yorgunluk gibi şikyetlerin birçok farklı rahatsızlıkla benzerlik göstermesi, çölyak hastalarının yıllarca tanı alamadan yaşamalarına neden olabiliyor.
Uzmanlar Geç Tanının Risklerine Dikkat Çekiyor
Gastroenteroloji uzmanı Dr. Sercan Kiremitçi, Türkiye'de çölyak hastası sayısının yüz binlerle ifade edildiğini ancak önemli bir bölümünün henüz teşhis edilmediğini belirtiyor. Uzmanlara göre tanının gecikmesi, yalnızca yaşam kalitesini düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda daha ciddi sağlık sorunlarının da önünü açabiliyor.
Özellikle uzun süre devam eden kansızlık vakaları, demir eksikliği, B12 vitamini yetersizliği ve folik asit düşüklüğü gibi durumların altında bağırsak kaynaklı emilim bozuklukları bulunabileceğine dikkat çekiliyor. Bu belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulanıyor.
Tedavinin Temelinde Glütensiz Yaşam Yer Alıyor
Uzmanlara göre çölyak hastalığında en etkili yaklaşım, teşhis sonrasında ömür boyu sürdürülen sıkı bir glütensiz beslenme programı. Düzenli uygulanan diyet sayesinde bağırsaklardaki hasarın büyük ölçüde toparlanabildiği ve hastalığa bağlı belirtilerin önemli ölçüde gerileyebildiği ifade ediliyor.
Doğru şekilde planlanan beslenme programının, hastaların günlük yaşamlarını daha konforlu hale getirdiği ve ilerleyen dönemlerde ortaya çıkabilecek komplikasyonların önlenmesine katkı sağladığı belirtiliyor.
Bilinçsiz Glütensiz Diyet Yeni Sorunlara Yol Açabilir
Son yıllarda sağlıklı yaşam trendleri ve kilo verme amacıyla glütensiz ürünlere yönelenlerin sayısında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Ancak uzmanlar, çölyak tanısı bulunmayan bireylerin doktor önerisi olmadan glüteni hayatlarından çıkarmalarının her zaman faydalı olmayabileceğini söylüyor.
Glüten içeren ürünlerin yerine tercih edilen bazı alternatiflerin yüksek nişasta ve karbonhidrat içeriğine sahip olabileceğini belirten uzmanlar, bu durumun metabolik denge üzerinde istenmeyen etkiler oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Bu nedenle glütensiz beslenme kararının kişisel tercihten ziyade tıbbi değerlendirme sonucunda alınmasının önem taşıdığı ifade ediliyor.
Erken Teşhis Yaşam Kalitesini Artırıyor
Uzmanlar, nedeni açıklanamayan sindirim sistemi sorunları, vitamin eksiklikleri veya kronik kansızlık gibi belirtiler yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesinden geçmesi gerektiğini belirtiyor. Erken tanı sayesinde hem hastalığın kontrol altına alınabildiği hem de ilerleyen süreçte oluşabilecek ciddi sağlık risklerinin azaltılabildiği ifade ediliyor.