Malatya'da Kamyoncular Kontak Kapattı: Pancar Tarlada Kalabilir!
Artan mazot ve işletme giderleri karşısında zor günler geçiren Malatya Şeker Fabrikası nakliyecileri, mevcut taşıma ücretlerinin maliyetleri kurtarmadığını belirterek ton başına en az 1300 lira talep etti.
Haberin Özeti
- • Malatya Şeker Fabrikası'na pancar taşıyan nakliyeciler, Nurdağı Kozdere hattındaki 270 kilometrelik güzergahta açıklanan nakliye ücretlerinin yetersiz olduğunu belirterek eylem sinyali verdi.
- • Yaklaşık 40 gün sonra yapılan ödemelerin işletme sermayesini tükettiğini vurgulayan kamyoncular, ödemelerin 10-15 günlük periyotlara çekilmesini ve ton başına net 1300 lira verilmesini istiyor.
- • Günlük mazot giderinin 20 bin ile 25 bin lira arasında değiştiğini ifade eden nakliyeciler, tatmin edici bir rakam verilmemesi durumunda taşımacılığı durdurmak zorunda kalacaklarını belirtti.
Türkiye’nin tarım ve sanayi açısından önemli merkezlerinden biri olan Malatya’da şeker pancarı üretimi ve fabrikaya ulaştırma sürecinde ekonomik krizin yarattığı dalgalanmalar derinleşiyor. Şeker fabrikasının pancar ihtiyacını karşılamak üzere binlerce ton ürünü tarlalardan işleme tesisine taşıyan ağır vasıta şoförleri ve kamyoncular, son dönemde katlanarak artan girdi maliyetleri altında ezildiklerini ifade ediyor. Özellikle Gaziantep’in Nurdağı ilçesine bağlı Kozdere bölgesinden Malatya Şeker Fabrikası’na uzanan zorlu güzergahta görev yapan nakliyeciler, kendilerine teklif edilen taşıma ücretlerinin bugünün ekonomik gerçeklerinden çok uzakta kaldığını savunuyor. Yaklaşık 270 kilometrelik mesafeyi aşarak fabrikanın pancar stokunu besleyen nakliyeciler, seslerini duyurabilmek adına yetkililerden acil bir fiyat güncellemesi talep ediyor.
Sektör temsilcilerinin aktardığı bilgilere göre, Kozdere bölgesinden gerçekleştirilecek taşımacılık için ton başına yaklaşık 950 lira seviyesinde bir rakam masaya yatırıldı. Ancak nakliyeciler, bu fiyatın sadece aracın o anki doğrudan masrafını zar zor karşıladığını, şoförün emeğine, aile geçimine veya aracın yıpranma payına hiçbir şey bırakmadığını dile getiriyor. Geçtiğimiz sezonda ton başına 720 ile 740 lira arasında bir taşıma ücreti aldıklarını hatırlatan şoförler, aradan geçen bir yıllık süreçte enflasyonun, akaryakıt zamlarının ve yedek parça fiyatlarının bu oranların çok üzerinde arttığına dikkat çekiyor. Mevcut şartlar altında bir kamyonun günlük yakıt tüketim masrafının 20 bin liraya dayandığı, toplamda ise 270 kilometrelik zorlu yolculukta sadece mazot için 25 bin liralık harcama yapıldığı belirtiliyor.
Girdi Maliyetleri Kamyoncunun Belini Büktü
Nakliyecilik sektörünün en büyük kamburunu oluşturan akaryakıt fiyatlarındaki önlenemez tırmanış, lojistik zincirinin en kritik halkası olan kamyoncuları çıkmaza sokmuş durumda. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan nakliyeci temsilcisi Taner Çetinkaya, açıklanan rakamların sahadaki acı gerçeklerle hiçbir bağının kalmadığını vurguladı. Yaptıkları işin sadece direksiyon sallamak olmadığını, arkasında çok ciddi bir finansal yük barındırdığını belirten Çetinkaya, verilen paranın arabanın mazot ve bakım masrafından başka bir şey bırakmadığını ifade etti. Nurdağı ile Malatya arasındaki mesafenin uzunluğuna ve yol şartlarının zorluğuna işaret eden Çetinkaya, bu şartlar altında çalışmanın imkansız hale geldiğini dile getirdi.
Sadece akaryakıt değil; lastik fiyatları, trafik sigortası, zorunlu araç muayeneleri, motor yağı, bakım giderleri ve şoför yevmiyeleri de hesaba katıldığında, açıklanan 950 liralık ton başına ücretin nakliyeciye sıfır kazanç hatta zarar getirdiği savunuluyor. Bir diğer nakliyeci Abdullah Gürefer ise geçen yıl ile bu yıl arasındaki fiyat dengesizliğini çarpıcı örneklerle özetledi. Geçmiş dönemlerde mazotun litre fiyatı daha düşük seviyedeyken yapılan taşımacılık ile bugünkü maliyetlerin bir tutulamayacağını belirten Gürefer, uzun yollarda yakılan on binlerce liralık akaryakıtın yanı sıra artan vergi yüklerinin de esnafı köşeye sıkıştırdığını kaydetti. Araç sahiplerinin artık önlerini göremediğini, sanayi esnafına ve akaryakıt istasyonlarına olan borçlarını ödeyemez duruma geldiklerini aktardı.
Ödeme Vadelerinin Uzunluğu Sektörü Tıkadı
Taşımacılık sektöründeki krizin bir diğer büyük boyutunu ise fabrika tarafından uygulanan ödeme takvimleri oluşturuyor. Nakliyeciler, taşıdıkları pancarın ücretini yaklaşık 40 günlük bir vadenin ardından alabildiklerini, bu uzun bekleyiş sürecinin ise nakit akışını tamamen felç ettiğini belirtiyor. Günlük masraflarını karşılayabilmek için akaryakıtı mecburen vadeli veya borçlanarak almak zorunda kalan kamyoncular, petrollerin 40 günlük süreye tahammül etmediğini dile getiriyor. Süresinde ödenmeyen borçlar yüzünden akaryakıt istasyonlarının kendilerine yakıt vermeyi kestiğini belirten şoförler, bu kısır döngüden kurtulmak için ödeme periyotlarının 10 ila 15 günlük sürekliliğe çekilmesini talep ediyor.
40 gün boyunca borçla ayakta durabilecek finansal kapasiteye sahip hiçbir kamyoncunun bulunmadığını belirten sektör çalışanları, vadelerin uzun olması nedeniyle akaryakıtı daha yüksek maliyetlerle temin etmek zorunda kaldıklarını ifade ediyor. Bu durumun maliyetleri katbekat artırdığını söyleyen nakliyeciler, belirsizlik ortamının bir an önce ortadan kaldırılmasını istiyor. Ücretlerin ton başına en az 1300 lira seviyesine çıkarılması ve ödeme takviminin hızlandırılması yönündeki taleplerin karşılanmaması halinde, taşımacılık faaliyetlerini askıya almaktan başka çarelerinin kalmayacağı vurgulanıyor.
Üretici ve Nakliyeci Dengesi Nasıl Sağlanacak?
Yaşanan bu gerilim sadece nakliyecileri değil, doğrudan Malatya Şeker Fabrikası'nı ve bölgedeki şeker pancarı üreticisi çiftçileri de yakından ilgilendiriyor. Nakliyeciler tarafından sıkça dile getirilen bir diğer önemli detay ise zam taleplerinin çiftçinin kazancından kesilerek karşılanması yönünde bir niyetlerinin bulunmadığı yönünde. Nakliyeci Sıddık Öztürk, çiftçinin de alın teri dökerek zor şartlar altında üretim yaptığını belirterek, onların cebindeki paraya göz dikmediklerini net bir şekilde ifade etti. Hem çiftçinin hem de nakliyecinin emeğinin karşılığını alması gerektiğini savunan Öztürk, bu süreçte şeker fabrikasının bir hakem rolü üstlenmesi gerektiğini belirtti.
Fabrikanın hem ürünü tarladan toplayan üreticiyi korumak zorunda olduğunu hem de o ürünü fabrikaya ulaştıran lojistik ekibini gözetmesi gerektiğini dile getiren Öztürk, aksi bir senaryoda tüm sistemin tıkanacağını hatırlattı. Nakliyecilerin kontratları durdurması durumunda hasat edilen pancarların tarlalarda zayi olacağı, bu durumun ise doğrudan Malatya Şeker Fabrikası'nın üretim kapasitesini sekteye uğratarak fabrikayı durma noktasına getireceği belirtiliyor. Şehir ekonomisi ve bölge tarımı açısından kritik bir öneme sahip olan krizin tatlıya bağlanması ve tarafların masada ortak bir paydada buluşması bekleniyor.
Bakmadan Geçme