Türkiye'de Kanser Tedavisinde Yeni Dönem!
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, biyoteknoloji ve sağlık alanında Türkiye'nin stratejik bir eşiği geçtiğini ifade etti. Bakanlığa bağlı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) bünyesinde faaliyet gösteren Hücre ve Gen Tedavileri Üretim ve Klinik Uygulama Merkezi'nin (HÜGEM), Ankara Etlik Şehir Hastanesi'nde yürüttüğü çalışmalar meyvelerini verdi. Dünyada yalnızca sayılı ülkenin sahip olduğu bu teknoloji, artık Türk hekimleri tarafından yerli olarak üretilip hastalara naklediliyor.
Bakan Memişoğlu, tedavinin ilk uygulama sonuçlarına dair heyecan verici detaylar paylaştı. Etlik Şehir Hastanesi'nde şu ana kadar yaklaşık 10 hastaya bu yöntemin uygulandığını belirten Memişoğlu, hastaların büyük bir kısmında tam iyileşme belirtilerinin gözlemlendiğini vurguladı. Bu başarının ardından tedavinin Akdeniz Üniversitesi'nde de başlatıldığını ve kademeli olarak diğer merkezlere yayılacağını müjdeledi.
Hastanın Kendi Hücresi Silaha Dönüşüyor
Tedavi sürecinin teknik detaylarını paylaşan Doç. Dr. Ahmet Kürşad Güneş, yöntemi 'akıllı ilaçların bir üst basamağı' olarak tanımladı. CAR-T yönteminde, hastadan alınan T hücreleri laboratuvarda genetik olarak yeniden programlanıyor. Kanser hücrelerini tanıyıp yok edecek şekilde 'eğitilen' bu akıllı hücreler, 12 günlük titiz bir üretim sürecinin ardından hastaya geri veriliyor. Bu sayede vücudun kendi bağışıklık sistemi, kansere karşı doğrudan bir silaha dönüşüyor.
Kimler Bu Tedaviden Yararlanabiliyor?
Şu an için 18 yaş ve üzeri erişkinlerde; lenfoma, belirli lösemi türleri ve multipl miyelom gibi kan kanseri hastalarında uygulanan tedavi, özellikle standart kemoterapiye yanıt vermeyen veya hastalığı nükseden kişiler için umut ışığı oluyor. Uzmanlar, kök hücre nakli olup sonuç alamayan hastaların da bu tedavi için aday olduğunu belirtirken, ilerleyen süreçte çocukluk çağı lösemi vakalarında da bu yöntemin kullanılmasının hedeflendiğini kaydetti.
Yerli Üretimle Gelen Yüksek Başarı Oranı
HÜGEM Merkez Sorumlusu Prof. Dr. Fatma Duygu Özel Demiralp, kişiye özel olan bu hücresel tedavilerin Türkiye'de üretilmesinin stratejik önemine dikkat çekti. Kombine klinik yaklaşımlarla desteklenen bu yöntemin başarı oranının %80-85 seviyelerine çıkabildiğini belirten Demiralp, akıllı hücrelerin doğru zamanda üretilip hastaya nakledilmesinin bu süreçteki en kritik adım olduğunu ifade etti.