Malatya'da Geleneksel Aktarlık Mesleği Zor Günler Yaşıyor
Malatya'da uzun yıllardır geleneksel şifayı modern dönemin ihtiyaçlarıyla harmanlayan Erdal Yıldırım, ata mesleğini ayakta tutmak için büyük bir mücadele veriyor. Çocukluk yıllarında adım attığı aktarlık zanaatını yaklaşık otuz senedir kesintisiz sürdüren deneyimli usta, doğanın sunduğu zenginlikleri paylaştı. Geçmişten bugüne köprü olan bu mesleğin geleceğine dair önemli kaygılar taşıyan Yıldırım, aktarlığın sadece bitki satmaktan ibaret olmadığını, derin bir bilgi birikimi ve sorumluluk gerektirdiğini gözler önüne seriyor.
Sektörün içinden yetişen ve babasından devraldığı bayrağı gururla taşıyan Erdal Yıldırım, günümüzde en büyük sıkıntının yeni nesil zanaatkarların yetişmemesi olduğunu belirtiyor. Eski dönemlerdeki usta-çırak ilişkisinin neredeyse tamamen yok olduğunu ifade eden emektar aktar, iş gücü maliyetlerinin artmasıyla birlikte artık dışarıdan personel çalıştırmanın imkansız hale geldiğini vurguluyor. Bu zorlu ekonomik ve sosyal şartlar altında dükkanın geleceğini ancak kendi çocuklarıyla sürdürebileceğini söyleyen Yıldırım, mesleğe olan ilginin azalmasının hem kültürel hem de sektörel açıdan büyük bir kayıp olduğuna dikkat çekiyor.
Kalite Süzgecinden Geçmeyen Hiçbir Ürün Tezgaha Giremez
Müşteri memnuniyeti ve insan sağlığını her şeyin üzerinde tutan deneyimli esnaf, işletmesine kabul edeceği ürünler konusunda son derece katı kurallar uyguluyor. Merdiven altı olarak tabir edilen, kaynağı belirsiz ve denetimsiz hiçbir ürünü dükkanından içeri sokmadığını belirten Yıldırım, kalitesini kanıtlamış markalarla çalışmayı ilke ediniyor. Tezgahına koyacağı her yeni bitkiyi veya karışımı öncelikle kendi ailesinde ve çocuklarında test ettiğini dile getiren usta aktar, güven duymadığı hiçbir şifayı vatandaşa sunmadığının altını çiziyor.
Sahte Ürün Tehdidi Ve Doğru Bilginin Hayati Önemi
Aktarlık mesleğinin en hassas noktasının doğru bilgi ve yüksek titizlik olduğunu ifade eden Erdal Yıldırım, piyasada hızla yayılan taklit ürünlere karşı tüketicileri uyarıyor. Sektörün geleceğinin oldukça parlak olduğunu ancak bunun için ciddi bir eğitim sürecinin şart olduğunu ekleyen tecriveli isim, kronik rahatsızlıkları olan vatandaşların bitki kullanımında çok dikkatli olması gerektiğini hatırlatıyor. Tansiyon, şeker gibi hayati hastalıklarla mücadele eden kişilere yanlış bir tavsiyede bulunmanın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, kulaktan dolma bilgilerle bu işin yapılamayacağını aktarıyor. Doğayla iç içe olmayı gerektiren bu mesleğin birkaç yılda öğrenilemeyecek kadar derin olduğunu söyleyen Yıldırım, sürekli yenilenen sektörü yakından takip etmenin ve işi gönülden sevmenin bu zanaatın altın anahtarı olduğunu sözlerine ekliyor.