Tarihi Baştan Yazabilecek Keşif: 2 Bin Yıllık Urartu Freski Göz Kamaştırıyor!
Ermenistan'ın köklü tarihine ev sahipliği yapan başkent Erivan sınırları içerisindeki Erebuni Antik Kenti, yürütülen arkeolojik kazı çalışmalarıyla dünya gündemine oturmayı başardı.
Haberin Özeti
- • Ermenistan'ın köklü tarihine ev sahipliği yapan başkent Erivan sınırları içerisindeki Erebuni Antik Kenti, yürütülen arkeolojik kazı çalışmalarıyla dünya gündemine oturmayı başardı.
Ermenistan'ın köklü tarihine ev sahipliği yapan başkent Erivan sınırları içerisindeki Erebuni Antik Kenti, yürütülen arkeolojik kazı çalışmalarıyla dünya gündemine oturmayı başardı. Fransa ve Ermenistan uzmanlarının ortaklaşa gerçekleştirdiği bilimsel araştırmalarda, geçmişi millennia öncesine dayanan son derece değerli bir Urartu duvar resmi gün yüzüne çıkarıldı. Uluslararası bilim çevrelerinde geniş bir akis uyandıran bu tarihi keşif, Ermenistan yetkili makamları ve Fransa Büyükelçiliği tarafından resmi kanallar aracılığıyla tüm dünya kamuoyuna duyuruldu. Bilim insanlarının yürüttüğü detaylı incelemeler, toprağın metrelerce altından çıkarılan muazzam eserin MÖ 7. yüzyılın son çeyreği ile MÖ 6. yüzyılın başlarına tarihlendiğini gösteriyor.
Yaklaşık 2.600 yıllık büyüleyici bir geçmişe sahip olduğu saptanan bu nadide eser, zamanın yıkıcı etkilerine adeta meydan okuyarak günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Arkeologlar, yüz yıllardır karanlıkta kalan bu muazzam duvar resminin dönemin estetik anlayışına ve mimari dokusuna dair eşsiz detaylar barındırdığını vurguluyor. Babil, Asur ve Transkafkasya kültürlerinin kesişim noktasında bulunan Erebuni kalıntılarında elde edilen bu yeni bulgu, sadece bölge tarihine değil, tüm Yakın Doğu arkeolojisine taze bir soluk kazandırıyor. Kazı alanındaki uzman ekibin büyük bir titizlikle yürüttüğü restorasyon ve koruma çalışmaları ise aralıksız şekilde devam etmektedir.
Zamanın Yıkıcı Etkilerine Direnen Büyüleyici Boyalar Ve Sanat Teknikleri
Erebuni Antik Kenti'nde yürütülen kazılarda geçmiş yıllarda da çeşitli duvar resimlerine rastlanmış olsa da son ortaya çıkarılan eserin taşıdığı sanatsal nitelikler onu tamamen benzersiz kılıyor. Bu freski muadillerinden ve daha önceki buluntulardan ayıran en temel unsur, aradan geçen binlerce yıla rağmen üzerindeki pigmentlerin canlılığını şaşırtıcı düzeyde muhafaza etmiş olmasıdır. Normal şartlar altında aşırı nem, iklimsel değişimler, şiddetli depremler ve güneş ışığı gibi yıkıcı dış etkenler nedeniyle bu tür paha biçilmez organik boyalı yapılar kısa sürede yok olmaktadır. Ancak bu resimde kullanılan renk tonları ve detaylı figürler, uygulanan özel teknikler sayesinde sanki dün çizilmişçesine net bir biçimde seçilebilmektedir.
Eserin üzerindeki boya katmanlarının bu derece yüksek başarıyla korunması, kimyagerler ile sanat tarihçilerini Urartu uygarlığının malzeme bilimi üzerine derinlemesine araştırmalar yapmaya yöneltmiştir. Uzmanlar, kullanılan doğal pigmentlerin kökenini, kök boyaların bileşimini ve resmi duvara sabitlemek için tercih edilen kimyasal bağlayıcıları analiz etmeye başlamıştır. Yapılacak detaylı laboratuvar testleri sonucunda, kadim halkların hangi maden ve bitkilerden yararlanarak bu denli kalıcı renkler elde ettikleri netlik kazanacaktır. Bu durum, antik çağ resim tekniklerinin gizemli kapılarını aralayarak dönemin ulaştığı yüksek teknolojik ve sanatsal seviyeyi gözler önüne serecektir.
Doğu Anadolu Ve Kafkasya Sanat Bağının İncelenmesi
Erebuni'de gerçekleştirilen bu sıra dışı keşif, bölge coğrafyasındaki diğer Urartu merkezlerini ve özellikle Türkiye sınırları içinde yer alan zengin arkeolojik mirası yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı. Van'ın Tuşba ilçesinde yer alan Garibin Tepe ören yerinde geçmiş yıllarda sürdürülen kazılarda da son derece iyi durumda kalmış duvar resimleri tespit edilmişti. Özellikle Van'daki çalışmalarda belirgin bir şekilde ortaya çıkan derin bordo ve canlı mavi renkli freskler, Anadolu arkeolojisinde büyük bir kırılma noktası yaratmıştı. Erebuni'deki yeni bulunan görsel malzeme, Doğu Anadolu ile Kafkaslar arasındaki sanatsal etkileşimin boyutlarını gözler önüne sermektedir.
Tarihçiler ve arkeologlar, Erebuni'deki bu canlı duvar resmi ile Türkiye'deki Garibin Tepe buluntularının mukayeseli olarak incelenmesinin çok büyük bilimsel hamleler sağlayacağı görüşünde birleşiyor. İki farklı bölgedeki stil benzerlikleri, motif kompozisyonları ve renk tercihlerinin ortak bir analizden geçirilmesi, Urartu resim okulunun genel hatlarını belirlemeyi mümkün kılacaktır. Böylece, kraliyet atölyelerinin nasıl çalıştığı, sanatçıların bölgeler arası hareketliliği ve dönemin ortak estetik dili hakkında belgelere dayalı yeni teoriler geliştirilecektir. 2.600 yıl öncesinden günümüze ulaşan bu görsel şölen, sınırları aşan ortak bir kültür mirasının en somut kanıtı olarak kabul edilmektedir.
Erivan Şehrinin Tarihsel Kökleri Ve Urartu Medeniyeti
Erebuni, MÖ 782 senesinde Urartu Devleti'nin en güçlü hükümdarlarından biri olan King I. Argişti tarafından stratejik bir askeri ve idari merkez olarak inşa edilmiştir. Doğu sınırlarını korumak ve bölgedeki tarımsal üretimi denetim altına almak amacıyla kurulan bu kale kent, aynı zamanda bugünkü Ermenistan'ın başkenti Erivan'ın da tarihsel ve fiziksel temellerini oluşturmaktadır. Kentin kuruluşunu müjdeleyen çivi yazılı taş kitabeler, Erivan'ın doğum belgesi niteliğini taşımakta ve bölgenin köklü geçmişini tescillemektedir. Bu bakımdan Erebuni'de yapılan her yeni keşif, sadece Urartu tarihini değil, modern bir başkentin tarihsel kimliğini de doğrudan beslemektedir.
Yıllardır devam eden sistemli arkeolojik araştırmalar sonucunda antik kent bünyesinde görkemli saray kompleksleri, dini ritüellerin gerçekleştirildiği tapınaklar, depolama alanları ve çok sayıda epigrafik belge açığa çıkarılmıştır. Topraktan çıkarılan bu paha biçilmez eserler sayesinde Urartuların günlük yaşam gelenekleri, dini inançları, askeri organizasyonları ve mimari becerileri adım adım aydınlatılmaktadır. Son bulunan nefes kesici fresk ise bu görkemli medeniyetin sadece bir savaş devleti olmadığını, aynı zamanda sanatta ve estetikte zirveye ulaşmış bir kültür odağı olduğunu kanıtlar niteliktedir. Arkeoloji ekipleri, kentin henüz keşfedilmemiş alanlarında daha pek çok tarihi hazinenin gizli olduğuna inanmaktadır.
Bakmadan Geçme