Sivrisinekler Neden Bazı İnsanlara Daha Çok Konuyor? İşte Şaşırtan Nedenler!
Yaz aylarında aynı mekanda zaman geçiren bireylerin sivrisinekler tarafından farklı oranlarda ısırılması uzun zamandır merak konusuydu.
Haberin Özeti
- • Yaz aylarında aynı mekanda zaman geçiren bireylerin sivrisinekler tarafından farklı oranlarda ısırılması uzun zamandır merak konusuydu.
Yaz aylarında aynı mekanda zaman geçiren bireylerin sivrisinekler tarafından farklı oranlarda ısırılması uzun zamandır merak konusuydu. Bilim insanları dişi sivrisineklerin avlarını tespit ederken tesadüflerle hareket etmediğini ortaya çıkardı. İnsanların nefes alma sürecinde dışarıya saldığı karbondioksit gazı sivrisineklerin en güçlü yön bulma mekanizması olarak çalışıyor. Yaklaşık 50 metre uzaktan bile bu gazı hissedebilen zararlılar, yoğun nefes alıp veren kişileri anında hedef kümesine alıyor.
Özellikle spor yapanlar, hamileler veya metabolizması hızlı çalışan bireyler çevresindekilere kıyasla %20 oranında daha fazla karbondioksit üretiyor. Gazın izini sürerek kaynağa yaklaşan dişi sivrisinekler, ortamdaki en yoğun karbondioksit bulutunu oluşturan kişiye doğru uçuşa geçiyor. Fiziksel aktivite esnasında artan akciğer kapasitesi ve sıklaşan nefes alışverişleri, bireyleri açık alanlarda doğrudan birer açık hedefe dönüştürüyor.
Cilt Tabakasındaki Mikroorganizmalar Kişiye Özel Koku Üretiyor
Karada yaşayan her insanın cildinde milyarlarca yararlı bakteri ve mikroorganizma bulunuyor. Bu mikrobiyom yapısı, vücuttan salgılanan ter ve yağ asitlerini işleyerek her birey için parmak izi kadar benzersiz bir koku profili oluşturuyor. Sivrisineklerin antenlerinde yer alan hassas almaçlar, cilt mikrobiyomunun ürettiği bu kimyasal bileşenleri anında analiz edebilme kabiliyetine sahip.
Son laboratuvar testleri, cildinde laktik asit ve ürik asit oranı yüksek olan kişilerin %35 oranında daha fazla sivrisinek çektiğini gösteriyor. Biyolojik çeşitlilik bakımından zengin ancak belirli bakteri türlerinin baskın olduğu ciltler, sivrisinekler için adeta davetiye çıkarıyor. Tam aksine bazı şanslı bireylerin ürettiği doğal cilt kokuları ise bu zararlıları uzak tutan doğal bir kalkan görevi üstleniyor.
Vücut Isısı Ve Terleme Mekanizması Hedefi Netleştiriyor
Karbondioksit izini takip ederek insana yaklaşan sivrisinekler, son hamleyi yapmadan önce vücut sıcaklığına odaklanıyor. İnsan bedeninin yaydığı kızılötesi ısı dalgaları, sivrisineğin görüş alanına girmeyen karanlık ortamlarda dahi avın tam konumunu belirliyor. Vücut ısısı normalin 1 veya 2 derece üzerinde seyreden bireyler, sivrisineklerin termal kameralarına yakalanmaktan kurtulamıyor.
Terleme eylemi ise sadece sıvı kaybı anlamına gelmiyor; terle birlikte amonyak ve laktik asit gibi cazip moleküller havaya karışıyor. Sıcak havalarda veya yoğun efor sonrasında vücut sıcaklığının 37,5 dereceye yaklaşması, derideki gözeneklerin genişlemesine yol açıyor. Bu durum koku moleküllerinin çevreye yayılımını %40 artırarak sivrisineğin hedefine kusursuz bir şekilde kilitlenmesini sağlıyor.
Kan Grubu Faktörü Ve Genetik Mirasın Etkisi Yadsınamaz
Yapılan deneysel çalışmalar, sivrisineklerin 0 kan grubuna sahip bireylere konma oranının A kan grubuna kıyasla %83 daha yüksek olduğunu doğruluyor. B kan grubu ise bu sıralamada orta seviyede bir çekıciliğe sahip bulunuyor. İnsanların %85 kadarı genetik yapıları gereği kan gruplarını belirten kimyasal sinyalleri cilt yüzeyinden dışarıya salgılıyor. Sivrisinekler bu sinyalleri algılayarak hangi kan grubuna yöneldiklerini henüz ısırmadan önce kavrayabiliyor.
Ancak uzmanlar kan grubunun tek başına belirleyici bir unsur olmadığını sıkça vurguluyor. Bir insanın 0 kan grubundan olması, düşük vücut sıcaklığı veya az terleme durumunda kesin olarak ısırılacağı anlamına gelmiyor. Biyolojik sinyallerin birleşimi sonucunda ortaya çıkan genel tablo, sivrisineğin nihai tercihini belirliyor. Tüm bu etkenler birleştiğinde, sivrisinek ısırıklarının kişisel bir talihsizlik değil tamamen kimyasal ve genetik bir süreç olduğu anlaşılıyor.
Bakmadan Geçme