Malatya Kayısısında Devrim Niteliğinde Karar: Yeni Dönem Başlıyor!
Son yıllarda yaşanan ağır zirai don felaketleriyle büyük rekolte kayıpları yaşayan Malatya kayısıcılığı için tarihi adımlar atılıyor iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerine karşı dirençli yeni çeşitlerin geliştirilmesi, modern bodur bahçecilik sistemlerine geçilmesi ve kentin küresel pazardaki yüzde 80'lik tarihi hakimiyetinin yeniden kazanılması hedefleniyor.
Haberin Özeti
- • Malatya'da 2024 yılında 690 bin 730 ton olan yaş kayısı rekoltesi, ağır don afeti nedeniyle 2025'te 2 bin 558 tona kadar geriledi.
- • Nisan 2025 tarihlerindeki dondan zarar gören 39 bin 392 çiftçiye 808 bin 946 dekar alan için yaklaşık 4 milyar 346 milyon lira ödeme yapıldı.
- • Türkiye Tohumcular Birliği, 2026 yılı rekoltesinin 341 bin 55 ton olarak tahmin edildiği Malatya'da bodur anaçlı üretime geçilmesi gerektiğini açıkladı.
İklim krizinin getirdiği ani hava değişimleri ve son yıllarda sıklıkla karşılaşılan iklim dalgalanmaları, Doğu Anadolu’nun en önemli tarımsal ihracat kalemlerinden biri olan kayısı yetiştiriciliğini radikal kararlar almaya zorluyor. Sektörün temsilcileri, geleneksel tarım metotlarının artık günümüz hava şartlarına direnç gösteremediğini vurgulayarak rekolte kayıplarını en aza indirecek yenilikçi çözümler için harekete geçti. Tarımsal üretimde sürdürülebilirliği sağlamak adına bilimsel altyapının güçlendirilmesi, biyolojik direnci yüksek türlerin geliştirilmesi ve bahçe mimarisinin baştan aşağı yenilenmesi gerektiği belirtiliyor.
Türkiye Tohumcular Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kasım Kılıç, kent ekonomisinin can damarı konumundaki bu stratejik ürünün yarınlarını güvence altına almak için kapsamlı bir yol haritası paylaştı. Sektör paydaşlarının güç birliği yapmasının hayati önem taşıdığına değinen Kılıç, saha çalışmalarıyla desteklenen bilimsel projelerin vakit kaybetmeksizin üretime entegre edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Uluslararası pazardaki rekabet gücünü korumak ve iklim engellerini aşmak için kamu, üretici ve ihracatçı iş birliğinin her zamankinden daha kritik olduğu ifade ediliyor.
Zirai Don Felaketi Rekolte Dengelerini Altüst Etti
Bölgede son dönemde yaşanan ekstrem hava olayları, tarımsal rekolte rakamlarına doğrudan yansıdı. Türkiye İstatistik Kurumu verileri incelendiğinde, 2024 sezonunda 690 bin 730 ton seviyelerinde gerçekleşen yaş kayısı rekoltesinin, 2025 yılının Nisan ayında etkili olan dondurucu soğuklar nedeniyle dramatik bir düşüş yaşayarak 2 bin 558 tona kadar gerilediği görülüyor. Özellikle 11-12 Nisan 2025 tarihlerinde meydana gelen yıkıcı don olayı, üreticileri ciddi finansal zorluklarla karşı karşıya bıraktı.
Afetin izlerini silmek amacıyla devlet imkanları seferber edilerek geniş kapsamlı bir destek süreci yürütüldü. Malatya Valiliği tarafından aktarılan resmi verilere göre, söz konusu dondan zarar gören 39 bin 392 üreticiye, toplamda 808 bin 946 dekar tarım arazisi için yaklaşık 4 milyar 346 milyon lira tutarında tazminat ödemesi yapıldı. Yeni sezon öncesinde toparlanma emareleri gösteren bölgede, Valilik Hasat Komisyonu tarafından 2026 yılı yaş kayısı rekolte beklentisi 341 bin 55 ton olarak açıklandı.
İklim Şartlarına Dirençli Yeni Çeşitler Yolda
Aşırı soğukların ve ilkbahar donlarının sebep olduğu tahribatı kalıcı olarak engellemek amacıyla bilimsel araştırma merkezlerinde yoğun bir mesai yürütülüyor. Malatya Kayısı Araştırma Enstitüsü çatısı altında sürdürülen laboratuvar ve ıslah çalışmaları, geleceğin bahçe kurulumlarında belirleyici rol oynayacak. TÜBİTAK 1004 programı kapsamına alınan ve 2027 yılında nihai sonuçlarına ulaşması öngörülen stratejik projeyle, geç çiçek açan, soğuk havalara mukavemet gösteren ve yıkıcı Şarka virüsüne karşı dirençli genotiplerin tespiti hedefleniyor.
Araştırmalardan elde edilen verilerin sadece kâğıt üzerinde kalmaması gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, yeni geliştirilen genetik materyallerin hızlıca toprağa aktarılmasını savunuyor. Akçadağ bölgesinde bulunan 6 bin 140 farklı üretim alanının 2013-2023 yılları arasındaki verileri analiz edildiğinde, coğrafi rakım ile çeşit hassasiyeti arasındaki ilişki net bir şekilde ortaya konuldu. Araştırma sonuçlarına göre, alçak rakımlı arazilerin soğuk hava birikiminden daha fazla olumsuz etkilendiği, yüksek rakımlarda ise çiçeklenmenin gecikmesi sayesinde don hasarının azaldığı saptandı. Ayrıca incelenen türler arasında Şekerpare çeşidinin dona karşı daha kırılgan bir yapıda olduğu, Çataloğlu çeşidinin ise zorlu iklim koşullarına daha yüksek tolerans gösterdiği belirlendi.
Modern Bahçecilik ve Bodur Anaç Dönemi Başlıyor
Geleneksel yetiştiricilik anlayışında kullanılan geniş taçlı ağaç modelleri, işçilik maliyetlerini artırırken birim alandan alınan verimi kısıtlıyor. Tarlalarda dönüşümü sağlamak amacıyla bodur ve yarı bodur klonal anaç kullanımına geçilmesi çağrısında bulunan Kasım Kılıç, yeni nesil dikim konseptleriyle bir dekar alana 40 adede kadar ağaç yerleştirilebileceğini belirtti. Bu modern mimarinin; ilaçlama, budama, bakım ve hasat süreçlerini son derece pratik hale getireceği öngörülüyor. Enstitü bünyesinde 2022'de başlatılan ıslah projelerinin, 2025-2029 dönemini kapsayan stratejik planlarla daha da genişletildiği ifade ediliyor.
Modern yetiştiriciliğin başarıya ulaşabilmesi için hastalıklardan ari fidan temini büyük bir önem taşıyor. Enstitü bünyesinde faaliyet gösteren doku kültürü laboratuvarının üretim kapasitesinin acilen artırılması gerektiği vurgulanıyor. Kontrollü iklim odalarında çoğaltılacak yüksek kaliteli anaçlar sayesinde üreticilerin sertifikalı, güvenilir ve sağlıklı dikim materyaline erişimi kolaylaşacak.
Küresel İhracat Payını Artırmak İçin Ortak Söylem Vurgusu
Dünya kuru kayısı ticaretinde uzun yıllar lider konumda bulunan bölgenin, son dönemde pazar payı kaybı yaşadığı istatistiklere yansıyor. BİLSAM tarafından Şubat 2026 tarihinde kamuoyuyla paylaşılan raporda, kentin geçmişte yüzde 75-80 bandında olan küresel pazar hakimiyetinin yüzde 50-55 seviyelerine gerilediği tespit edildi. Sektör temsilcileri, ürün kalitesini yükselterek ve ihracat ağını genişleterek küresel pazardaki payı yeniden yüzde 80-90 seviyelerine çıkarmanın temel hedef olması gerektiğini dile getiriyor.
Sektörün geleceğini şekillendirirken kurumlar arası çekişmelerin bir kenara bırakılması gerektiğini ifade eden Kasım Kılıç, Yazıhan Ziraat Odası tarafından dile getirilen eleştirilere de değindi. Şahsi görüş ayrılıklarının ve polemiklerin Malatya tarımına zarar vereceğini belirten Kılıç, yapıcı diyalog çağrısında bulundu. Sorunların yalnızca eleştirilerek çözülemeyeceğini, çözümün Kayısı Araştırma Enstitüsü koordinasyonundaki bilimsel projelere destek vermekten geçtiğini söyledi.
Tarımsal üretimin genel tablosuna da değinen Kılıç, Türkiye'nin tohumculuk alanında katettiği mesafeyi rakamlarla paylaştı. TÜRKTOB'un 2025 yılı verilerine bakıldığında; sektörün 540 milyon dolar ihracata karşılık 382 milyon dolar ithalat yaptığı ve toplamda 158 milyon dolar dış ticaret fazlası verdiği görülüyor. Sertifikalı tohum üretiminin 1 milyon 351 bin ton seviyesine ulaştığını ve 117 farklı ülkeye ihraç edildiğini belirten Kılıç, 2 Mayıs 2024 tarihinde İsrail ile tüm ticari ilişkilerin durdurulması kararının ardından yerli ıslah çalışmalarının stratejik bir boyut kazandığını ekledi. Kayısının sadece ticari bir ürün değil, bölgenin kültürel mirası olduğunu vurgulayan yetkililer, tüm paydaşları ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet ediyor.
Bakmadan Geçme