Hakkari'nin Yüksek Dağları Bilim Dünyasını Şaşırttı
Doğu Anadolu Bölgesi'nin en sarp ve el değmemiş coğrafyalarından biri olan Hakkari, adeta bir botanik cenneti olduğunu kanıtladı. Hakkari Üniversitesi bünyesinde yürütülen ve yıllara yayılan titiz saha araştırmaları, kentin bitki florasında ezber bozan bir zenginliği gün yüzüne çıkardı. Zorlu arazi şartlarında, yüksek rakımlı tepelerde ve derin vadilerde gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar sayesinde, bölgede literatüre giren bitki popülasyonuna yüzlerce yeni tür dahil edilerek büyük bir başarıya imza atıldı.
Haberin Özeti
- • Hakkari Üniversitesi tarafından altı yıldır sürdürülen saha çalışmaları neticesinde kent florasına yaklaşık 800 yeni bitki türü kazandırıldı.
- • Cilo Dağları ve Berçelan Yaylası gibi bakir alanlarda yürütülen araştırmalar sayesinde bölgedeki endemik bitki türü sayısı 220'ye yükseldi.
- • Doğadan toplanan binlerce bitki numunesi, laboratuvarda kurutulup dondurulduktan sonra üniversitenin herbaryum merkezinde korumaya alınıyor.
Hakkari Üniversitesi Yüksekova Meslek Yüksekokulu Bitkisel ve Hayvansal Üretim Bölümü öğretim üyelerinin öncülüğünde altı yıl önce başlatılan bilimsel haritalandırma çalışmaları meyvelerini vermeye devam ediyor. Kent merkezi ve dış ilçelerin kırsal alanlarında kilometrelerce yol kat ederek araziyi tarayan uzmanlar, doğadan topladıkları yaklaşık beş bin farklı bitki örneğini mercek altına aldı. Yapılan laboratuvar analizleri ve morfolojik incelemeler neticesinde, daha önce bölge florasında kaydı bulunmayan yüzlerce yeni türün varlığı bilimsel olarak tescillendi. Son yapılan çalışmalarla birlikte yerel bitki veri tabanına yüzlerce yeni takson daha kazandırılarak toplam keşif sayısı zirveye ulaştı.
Berçelan ve Cilo Dağları Endemik Türlerin Üretim Merkezi Çıktı
Araştırmaların odak noktasını oluşturan Cilo ve Sat Dağları, Meydan Belek ile Berçelan Yaylası gibi yüksek rakımlı bölgeler, barındırdıkları endemik tür çeşitliliğiyle bilim dünyasını şaşırtmayı başardı. Özellikle Berçelan Yaylası'nda yürütülen ve tamamlanma aşamasına gelen çalışmalarda, sadece o bölgeye özgü onlarca endemik bitki türü kayıt altına alındı. TÜBİTAK destekli projelerle de entegre edilen bu araştırmalarda, keşfedilen bitkilerin sadece isimleri belirlenmekle kalınmıyor, aynı zamanda bu türlerin tıbbi amaçlı kullanımları, zehirli ve yenilebilir özellikleri ile sağlık sektörüne sağlayabilecekleri potansiyel katkılar da detaylıca analiz ediliyor.
Dağlardan Toplanan Numuneler Laboratuvarda Özel İşlemlerden Geçiyor
Doğadan toplanan bir bitkinin bilimsel bir kanıt haline gelmesi ise oldukça meşakkatli ve dikkat gerektiren bir süreci beraberinde getiriyor. Arazide kökü, yaprağı, gövdesi ve meyvesi eksiksiz olan bitkileri seçen uzmanlar, bu materyalleri laboratuvarda yapılarına göre bir haftadan fazla süre presleyerek kurutuyor. Kurutma işleminin ardından özel kartonlara yapıştırılan ve tüm ayırt edici özellikleri işlenen bitkiler, parazitlerden arındırılması için üç gün boyunca derin dondurucuda bekletiliyor. Tüm bu süreçlerden geçerek kimliklendirilen numuneler, üniversite bünyesinde kurulan ve uluslararası akademisyenlerin de araştırmalarına açık olan herbaryum merkezinde koruma altında tutuluyor.
Bakmadan Geçme