- Haberler
- Malatya
- Deprem Sonrası Malatya'da Seyyar Tezgahta Mesleğine Tutundu! 37 Yıllık Saat Ustasının Azmi
Deprem Sonrası Malatya'da Seyyar Tezgahta Mesleğine Tutundu! 37 Yıllık Saat Ustasının Azmi
Büyük deprem felaketinin ardından birçok geleneksel zanaat yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalırken, bazı ustalar mesleklerini hayatta tutmak için adeta zamanla yarışıyor. Çocukluk yıllarında büyük bir merakla adım attığı saat tamirciliğini yaklaşık 37 yıldır aralıksız sürdüren Hasan Alpay, asrın felaketinde dükkanı yıkılmasına rağmen zanaatını terk etmedi. Şimdilerde ekmeğini seyyar bir tezgahta, zorlu şartlar altında kazanan Alpay, akrep ve yelkovanın sesini yaşatmaya çalışan son ustalardan biri olarak dikkat çekiyor. Sektörde artık yeni tamircilerin yetişmediğini vurgulayan emektar usta, mesleğin geleceğine dair derin bir endişe taşıyor.
Haberin Özeti
- • Depremde iş yerini kaybeden 37 yıllık saat tamircisi Hasan Alpay, mesleğini seyyar tezgahında yaşatarak zamana karşı direniyor.
- • Sektörde çırak yetişmemesinden ve usta sayısının bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar azalmasından dert yanan emektar zanaatkar, işinin milimetrik bir sabır gerektirdiğini vurguluyor.
- • Saatleri yeniden hayata döndürmenin kendisine büyük bir huzur verdiğini belirten Alpay, bu köklü zanaatın yok olmaması için gençlere ve ailelere çıraklık çağrısında bulunuyor.
Gelişen teknoloji ve değişen tüketim alışkanlıkları, köklü zanaatları tarihin tozlu sayfalarına gömerken saat tamirciliği de en kritik dönemlerinden birini geçiriyor. Geçmişte her köşe başında bulunan saat hastanelerinin yerini bugün dijital ekranların aldığını belirten Hasan Alpay, piyasada bu işi hakkıyla yapacak usta sayısının bir elin parmaklarını geçmediğini dile getiriyor. Kendisinden sonra bayrağı devralacak, mesleğin inceliklerine vakıf bir çırak bulamamaktan dert yanan Alpay, mevcut ustaların da yavaş yavaş sahneden çekilmesiyle birlikte antika ve mekanik saatlerin gelecekte tamamen sahipsiz kalacağını ifade ediyor.
İğne Ucundan Daha İnce Bir Zanaat
Saat mekanizmalarının göründüğünden çok daha karmaşık ve hassas bir yapıya sahip olduğunu belirten emektar usta, işinin zorluğunu iğneyle kuyu kazmaya benzetiyor. Çoğu zaman yedek parça temin etmekte büyük güçlükler yaşandığını, bazen tek bir saati çalıştırabilmek için aynı mekanizmayı defalarca söküp takmak zorunda kaldığını anlatıyor. En ufak bir dikkatsizliğin onarılamaz kırılmalara yol açabileceğini aktaran Alpay, bu mesleğin sadece el becerisi değil, aynı zamanda çelik gibi güçlü bir sabır gerektirdiğini vurguluyor. Risklerin yüksek olmasına rağmen, yılların getirdiği tecrübe sayesinde en umutsuz görünen saatleri bile yeniden canlandırmayı başarıyor.
Akrep Ve Yelkovanın Ritmi Huzur Veriyor
Zorlu çalışma koşullarına ve seyyar tezgahın getirdiği tüm imkansızlıklara rağmen işini ilk günkü aşkla yaptığını söyleyen usta, bozulan bir saati yeniden çalışır vaziyete getirmenin tarif edilemez bir mutluluk olduğunu ifade ediyor. Vatandaşların yıllanmış anılarını, aile yadigarı saatlerini eski canlılığına kavuşturduğunda aldığı teşekkürlerin en büyük kazancı olduğunu belirtiyor. Sadece pil veya kordon değişimi yapmanın gerçek anlamda saat tamirciliği sayılmayacağını aktaran Alpay, mekanizmanın ruhuna dokunmanın, onu sıfırdan hayata döndürmenin zevkinin hiçbir şeyde olmadığını sözlerine ekliyor.
Genç Kuşağa Hayati Çağrı: Bu Kültür Yok Olmamalı
Gelecek nesillere bu zanaatın aktarılması konusunda ailelere ve gençlere büyük sorumluluk düştüğünü savunan Hasan Alpay, gençlerin bir ustanın yanında işi mutfağında öğrenmesi gerektiğini savunuyor. Maddi beklentileri bir kenara bırakarak, sırf ustanın el hareketlerini izlemenin bile çok büyük bir kazanım olduğunu ifade eden deneyimli zanaatkar, ailelerin çocuklarını berber çıraklığına gönderdiği gibi saat ustalarının yanına da yönlendirmesi gerektiğini belirtiyor. Yeni bir saat almaya gücü yetmeyen insanların hala var olduğunu hatırlatan Alpay, bu mesleğin toplumsal bir ihtiyaç olduğunu ve ortadan kalkmasının büyük bir kayıp olacağını hatırlatıyor.
Bakmadan Geçme