Türkiye Sağlıkta Yerli Üretim Hamlesini Büyütüyor!

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye'nin sağlık hizmetlerinde yalnızca tedavi kapasitesini değil, yerli teknoloji ve üretim gücünü de artırmaya odaklandığını açıkladı. İstanbul'da sağlık muhabirleriyle bir araya gelen Memişoğlu, son yıllarda sağlık altyapısında yaşanan dönüşümden yerli ilaç ve tıbbi cihaz çalışmalarına kadar pek çok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.

Memişoğlu'nun açıklamalarında özellikle sağlık teknolojilerindeki yerli üretim hamlesi öne çıktı. Bakan, ASELSAN ile birlikte geliştirilen kalp-akciğer pompasının hastalarda kullanılmaya başlandığını ve cihazın yıl sonuna kadar seri üretime geçirilmesinin planlandığını belirtti. Kalp ameliyatlarında kritik görev üstlenen cihazın Türkiye'de geliştirilmesi, sağlıkta dışa bağımlılığın azaltılması açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Sağlık Hizmetlerinde Türkiye'nin Kapasitesi Genişliyor

Türkiye'nin sağlık sisteminin son 25 yılda önemli bir değişim geçirdiğini ifade eden Memişoğlu, sağlık hizmetlerinin toplumun geniş kesimleri tarafından erişilebilir hale geldiğini söyledi. Türkiye'nin sağlık hizmetlerinden yararlanmak için yurt dışından gelenlerin sayısının 3 milyonun üzerine çıktığını belirten Bakan, çevre ülkelerin de Türkiye'nin sağlık uygulamalarından yararlanmak ve iş birliği yapmak istediğini dile getirdi. Memişoğlu, sağlık sisteminin yalnızca hastalıkların tedavisine odaklanmaması gerektiğini, koruyucu sağlık hizmetlerinin de güçlendirilmesinin önem taşıdığını vurguladı. Bu noktada aile hekimliği, sağlıklı yaşam merkezleri ve toplumun sağlık konusunda bilinçlendirilmesine yönelik çalışmaların daha fazla önem kazanacağını belirtti.

Palyatif Bakımda Aile Hekimlerini İçeren Yeni Sistem

Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni düzenlemelerle evde sağlık, uzaktan sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinin birbirleriyle daha koordineli hale getirilmesinin hedeflendiği açıklandı. Bu kapsamda Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Merkezi (ESKOM) oluşturulurken, hastaların ihtiyaçlarının sağlık kuruluşları ile evde bakım hizmetleri arasında daha etkin biçimde takip edilmesi planlanıyor. Yeni modelde aile hekimlerinin de sürecin aktif unsurlarından biri olması öngörülüyor. Palyatif bakıma ihtiyaç duyan hastaların ESKOM'a bildirilmesi veya hastaneden taburcu edilen hastaların doğrudan aile hekimlerinin takibine yönlendirilmesi amaçlanıyor. Bakan Memişoğlu, sistemin bilgisayar yazılımı üzerinden yürütüleceğini ve uygulamanın Türkiye genelinde yaygınlaştırılacağını belirtti. Türkiye'de bulunan 271 bin yatağın 7 bin 822'sinin palyatif bakım için ayrıldığını açıklayan Memişoğlu, İstanbul'da ise 910 palyatif bakım yatağının bulunduğunu söyledi. Bakan, mevcut kapasiteden ziyade hizmetlerin doğru şekilde organize edilmesinin önemli olduğunu ifade etti.

Aile Hekimliği Sisteminde Yeni Uygulamalar

Aile hekimliği alanında da kapsamlı değişiklikler yapıldığını aktaran Memişoğlu, Türkiye genelindeki aile hekimliği birimi sayısının 25 binlerden 31 bin seviyesine yükseldiğini belirtti. İstanbul'da mevcut birimlere yenilerinin eklenmesi için çalışmaların sürdüğünü kaydetti. Aile hekimlerinin hastalarına yönelik hizmet alanlarının da genişletildiği bildirildi. Bazı ilaçların reçete edilmesi, sağlık raporlarının düzenlenmesi, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları ile gerekli görülen durumlarda hastane randevusu alınabilmesi gibi imkanların aile hekimliği sistemine dahil edildiği aktarıldı. İstanbul'da 34 Sağlıklı Hayat Merkezi bulunduğunu belirten Memişoğlu, bu merkezlerde vatandaşlara ücretsiz olarak psikolog, diyetisyen, fizyoterapist ve çocuk gelişim uzmanı desteği sunulduğunu söyledi. Merkezlerde ayrıca gebelik eğitimi, egzersiz çalışmaları, aşı ve kanser taramaları gibi farklı sağlık hizmetlerinin de verildiği ifade edildi.

Türkiye'de Ölümlerin Önemli Bölümünde Kalp Hastalıkları Etkili

Bakan Memişoğlu, Türkiye'de yaşam süresinin yükseldiğine dikkat çekerken sağlık göstergelerindeki değişime ilişkin rakamlar da paylaştı. Bebek ölüm oranının 2002'de binde 31,5 seviyesindeyken 2025'te binde 7,8'e gerilediğini belirten Memişoğlu, bu düşüşün binlerce bebeğin hayatta kalması anlamına geldiğini söyledi. Türkiye'deki ölüm nedenleri içerisinde dolaşım sistemi hastalıklarının yüzde 34,7 ile ilk sıralarda bulunduğunu belirten Memişoğlu, iyi ve kötü huylu tümörlerin ise ölümlerin yüzde 16'sını oluşturduğunu aktardı. Kalp-damar hastalıkları ve kanserle mücadelede yaşam biçiminin belirleyici olduğunu vurgulayan Bakan, özellikle sigara kullanımının önemli bir risk oluşturduğuna dikkat çekti. Memişoğlu, Türkiye'de erkeklerin yaklaşık yüzde 46'sının sigara kullandığını belirterek, toplumun hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi aramak yerine daha erken dönemde sağlığını korumaya yönelmesi gerektiğini söyledi.

Hareketsizlik Ve Beslenme Alışkanlıkları İçin Yeni Mücadele

Sağlık Bakanı, aşırı kilo ve hareketsiz yaşamın da toplum sağlığı açısından ciddi bir sorun haline geldiğini ifade etti. Kentleşmeyle birlikte günlük yaşamın değiştiğini belirten Memişoğlu, ulaşımda araç kullanımının artmasıyla fiziksel hareketliliğin azaldığını, buna karşın beslenme alışkanlıklarının yeterince değişmediğini söyledi. Bu nedenle sağlık politikalarında yalnızca tedavi hizmetlerinin değil, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılmasının da öncelikli hale getirildiğini aktaran Memişoğlu, toplumun bilinçlendirilmesinde medyanın da etkili bir rol üstlenebileceğini dile getirdi.

Organ Bağışında Yeni Sistem Devreye Girdi

Organ nakli bekleyen hastalar açısından en önemli sorunlardan birinin kadavradan organ temini olduğunu belirten Memişoğlu, bağış sürecini kolaylaştırmak amacıyla yapılan düzenlemelere değindi. Vatandaşların artık e-Devlet ve e-Nabız üzerinden organ bağışında bulunabildiğini söyleyen Bakan, bugüne kadar bağış sayısının 250 bine ulaştığını açıkladı. Türkiye'de 30 binin üzerinde kişinin organ nakli beklediğini belirten Memişoğlu, dijital kanallar üzerinden yapılan bağış işlemlerinin süreci kolaylaştırarak daha fazla kişinin bağışçı olmasına katkı sağladığını ifade etti.

İstanbul'a Yeni Hastaneler Geliyor

İstanbul'daki sağlık yatırımlarına ilişkin de bilgi veren Memişoğlu, son 24 yıllık dönemde kentte 79 büyük hastanenin inşa edildiğini söyledi. Kovid-19 salgını sırasında ise 28 hastanenin hizmete alındığını aktaran Bakan, Türkiye genelinde 27 şehir hastanesinin bulunduğunu belirtti. İstanbul'da yapımı devam eden 1453 yataklı Fatih Sultan Mehmet Hastanesi ile Sancaktepe'de planlanan 4 bin yataklı şehir hastanesinin sağlık altyapısına önemli katkı sağlaması bekleniyor. Sancaktepe'deki şehir hastanesinin 2027 yılının ikinci yarısında hizmete açılmasının planlandığı bildirildi.

Sağlıklı Yaşam Hizmetleri İçin Yeni Model

Bakanlık tarafından hayata geçirilen 'Esenlik Mevzuatı' kapsamında tedavi amacı taşımayan sağlık hizmetlerinin de belirli kurallar çerçevesinde sunulmasının önünün açıldığı belirtildi. Buna göre otel ve benzeri tesislerin belirli bölümlerinde, Bakanlık tarafından ruhsatlandırılması şartıyla bağımsız sağlık kuruluşları oluşturulabilecek. Bu merkezlerde diyetisyen, fizyoterapist, çocuk gelişim uzmanı ve benzeri sağlık çalışanlarının görev yapabilmesine imkan tanınırken, acil durumlarda müdahalenin sağlanması amacıyla bir hastane veya tıp merkeziyle protokol yapılması zorunlu tutuluyor.

Yerli Aşı Üretiminde Yeni Hedef

Türkiye'nin aşı alanındaki üretim kapasitesinin de artırılması için çalışmaların sürdüğünü belirten Memişoğlu, 8 yerli aşının üretimine yönelik planlama yapıldığını açıkladı. Bunlardan en az 6'sı için kısa süre içerisinde sözleşme yapılmasının hedeflendiğini belirten Bakan, üretimin yalnızca dolum aşamasında kalmayacağını, aşının temel üretim süreçlerinin de Türkiye'de gerçekleştirilmesinin amaçlandığını söyledi. Hepatit A aşısında dolum işleminin Türkiye'de gerçekleştirildiğini belirten Memişoğlu, diğer aşılarla ilgili çalışmaların da tamamlanma aşamasına geldiğini aktardı.

Yerli Tıbbi Cihaz Üretimi Hız Kazanacak

Sağlık teknolojilerinde dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla tıbbi cihaz üretimine de ağırlık verildiğini açıklayan Memişoğlu, iki yıl içerisinde yüzde 70'in üzerinde yerli ultrason cihazı üretme hedeflerinin bulunduğunu söyledi. Bu kapsamda ASELSAN iş birliğiyle geliştirilen kalp-akciğer pompasının klinik kullanımına başlandığını belirten Bakan, cihazın yaklaşık bir ay önce hastalarda kullanılmaya başladığını ve yıl sonuna doğru seri üretim aşamasına geçilmesinin planlandığını açıkladı. Yerli üretim çalışmaları bununla sınırlı değil. Mobil röntgen cihazlarının yanı sıra solunum cihazları ve ev tipi ventilasyon sistemleri üzerinde de çalışmalar yürütülüyor. Türkiye'de geliştirilen kapsül endoskopi teknolojisinin ise insan çalışmalarına kısa süre içerisinde başlaması bekleniyor. Tablet benzeri şekilde kullanılan kapsülün sindirim sisteminin görüntülenmesine imkan sağlaması hedefleniyor.

Kanser Ve Nadir Hastalık İlaçlarında Yerli Üretim Hedefi

Türkiye'nin ilaç üretiminde de daha bağımsız bir yapıya ulaşması için özellikle kanser, SMA gibi moleküler hastalıklar ve immünoterapi alanlarında çalışmalar yürütüldüğü açıklandı. Bakanlık ve ilgili kuruluşların, Türkiye'nin yurt dışından temin ettiği ilaçları belirleyerek bunların hangilerinin ülke içinde üretilebileceğine yönelik planlama yaptığı belirtildi. Aynı yaklaşım tıbbi cihazlarda da uygulanıyor. Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu stratejik sağlık cihazlarının belirlendiğini ifade eden Memişoğlu, şu aşamada 45 kritik cihazın üretim listesine alındığını ve bunların yerli imkanlarla geliştirilmesi için teşvik mekanizmalarının kullanıldığını söyledi.

Sağlıkta Fikirden Ürüne Geçiş İçin Yeni Platform

Sağlık alanındaki yenilikçi fikirlerin somut ürünlere dönüştürülmesi amacıyla 'uretensaglik.gov.tr' üzerinden yeni bir sistem oluşturulduğunu belirten Memişoğlu, sağlık teknolojileri konusunda projesi veya fikri bulunan kişilerin bu platform üzerinden başvuru yapabileceğini ifade etti. Bakanlık ayrıca toplumun yoğun olarak bulunduğu AVM, spor salonu ve halı saha gibi alanlarda otomatik eksternal defibrilatör bulundurulmasını zorunlu hale getiren düzenlemeyi de hayata geçirdi. Denetimlerde ise yapay zeka destekli uygulamaların daha fazla kullanılacağı ve şikayet odaklı yaklaşımın yerine risk esaslı denetim modelinin ağırlık kazanacağı belirtildi.

Bakmadan Geçme