Rüzgar Enerjisinde Yeni Dönemin Yatırım Hedefi Açıklandı!

Türkiye'nin 2040 yılına kadar rüzgar enerjisinde 63 bin megavat kurulu güce ulaşma hedefi, 50 milyar doları aşan yatırım beklentisini gündeme getirdi. Söz konusu kapasite artışının 57 bin megavatlık bölümünün karasal, 6 bin megavatlık kısmının ise deniz üstü rüzgar santrallerinden karşılanması planlanıyor.

Türkiye'nin enerji politikalarında yenilenebilir kaynakların payını artırmaya yönelik çalışmalar hız kazanırken, 2040 yılı için belirlenen rüzgar enerjisi hedefi sektörün önümüzdeki yıllardaki yatırım büyüklüğünü de ortaya koydu. Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı İbrahim Erden, yeni enerji yol haritası kapsamında rüzgar sektörüne 50 milyar doların üzerinde kaynak ayrılmasının öngörüldüğünü açıkladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar tarafından kamuoyuna duyurulan 'Milli Enerji 2040' stratejisini değerlendiren Erden, planın yalnızca elektrik üretimini değil, enerjinin iletiminden tüketimine ve uluslararası ticaretine kadar geniş bir alanı kapsadığını belirtti. Elektrifikasyonun merkezde olduğu dönüşümle Türkiye'nin enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesi ve dış kaynaklara bağımlılığının azaltılması hedefleniyor. Ulaşım, sanayi, ısıtma, soğutma ve deniz suyunun arıtılması gibi alanlarda elektrik kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte ülkenin enerji ihtiyacının da büyümesi bekleniyor. Bu talebin karşılanmasında rüzgar ve güneş başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımları önemli rol üstlenecek. İki kaynağın toplam kurulu gücünün 2035'te 120 bin megavata, 2040'ta ise 170 bin megavatın üzerine çıkarılması planlanıyor.

Karasal Rüzgar Enerjisinde 47 Bin Megavatlık Yeni Kapasite

Türkiye'nin 2040 yılı için belirlediği 63 bin megavatlık rüzgar enerjisi hedefinin 6 bin megavatlık bölümünü deniz üstü santraller oluşturacak. Karasal rüzgar yatırımlarında ise 57 bin megavatlık kurulu güce ulaşılması öngörülüyor. Mevcut rüzgar enerjisi kapasitesinin yaklaşık 16 bin megavat seviyesinde bulunduğuna işaret eden TÜREB Başkanı Erden, hedefe ulaşılması için yaklaşık 47 bin megavatlık yeni karasal kapasitenin devreye alınması gerektiğini ifade etti. Bu büyüklükteki artışın finansman ihtiyacını da beraberinde getireceğini belirten Erden, önümüzdeki 14 yıllık süreçte yalnızca rüzgar enerjisi alanında 50 milyar doları aşan yatırım yapılmasının beklendiğini kaydetti. Erden, yenilenebilir enerji sektörünün geçmiş yıllarda sanayinin gelişmesine ve istihdama önemli katkılar sunduğunu, yeni yatırımlarla bu etkinin daha da genişleyebileceğini dile getirdi. Yerli üretimin güçlendirilmesi ve ekipman tedarikinde dışa bağımlılığın azaltılması da yeni dönemin öncelikli başlıkları arasında yer alıyor.

Türbin Üretiminde Yerli Kaynakların Önemi Artıyor

Rüzgar ve güneş enerjisi yatırımlarının büyümesiyle birlikte teknolojik ekipman ihtiyacının da artacağına dikkat çeken Erden, Türkiye'nin sahip olduğu kritik maden kaynaklarının ekonomik değere dönüştürülmesinin önemine değindi. Özellikle rüzgar türbinlerinde kullanılan mıknatısların üretimi, bu alandaki stratejik konulardan biri olarak öne çıkıyor. Söz konusu malzemelerin elektrikli araç teknolojilerinde de kullanıldığını hatırlatan Erden, yerli imalat kapasitesinin geliştirilmesinin hem enerji sektörüne hem de sanayiye yeni fırsatlar sunabileceğini belirtti. Bu alandaki yatırımların desteklenmesiyle tedarik zincirinde dışa bağımlılığın azaltılması amaçlanıyor. Enerji yol haritasında yalnızca üretim kapasitesinin artırılması değil, üretilen elektriğin tüketiciye ulaştırılmasını sağlayacak altyapının geliştirilmesi de bulunuyor. İletim ve dağıtım şebekelerinin güçlendirilmesi, batarya depolama kapasitesinin yükseltilmesi ve uluslararası elektrik ticaretinin genişletilmesi planın öne çıkan unsurları arasında gösteriliyor.

Deniz Üstü Rüzgar Enerjisinde İlk Santral İçin 2032 Hedefi

Türkiye'nin rüzgar enerjisi planlamasında deniz üstü santraller de önemli bir yer tutuyor. Denizüstü Rüzgar Enerjisi Derneği (DÜRED) Başkanı Murat Durak, 2035 yılı için daha önce 5 bin megavat olarak açıklanan deniz üstü kurulu güç hedefinin, yeni yol haritasında 2040 yılına kadar 6 bin megavata yükseltildiğini belirtti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Saros Körfezi, Edremit, Bozcaada ve Gökçeada açıklarında dört aday saha belirlediğini aktaran Durak, Türkiye'nin deniz üstü rüzgar enerjisine yönelik ilk YEKA yarışmasının Nisan 2027'de gerçekleştirilmesinin planlandığını söyledi. Yarışmanın ardından deniz ve hava koşullarına ilişkin ölçümlerin yaklaşık 1 ila 1,5 yıl sürmesi, devamında ise deniz tabanında teknik araştırmalar yapılması bekleniyor. Durak, çalışmaların 2030 yılına kadar tamamlanarak santral sahasının inşaata hazır hle gelebileceğini, yaklaşık iki yıllık yapım sürecinin ardından 2032 yılında Türkiye'nin ilk deniz üstü rüzgar santralinin üretime geçebileceğini öngördüğünü ifade etti.

Denizcilik Altyapısı Yatırımlar İçin Avantaj Sağlayabilir

Deniz üstü rüzgar santrallerinin kurulmasında yüksek başlangıç maliyetleri bulunsa da üretim kapasitesinin değerlendirmede önemli olduğunu belirten Durak, denizlerdeki rüzgar potansiyelinin daha yüksek elektrik üretimi sağlayabildiğine dikkat çekti. Türkiye'nin karasal rüzgar enerjisinde edindiği tecrübenin yanı sıra tersaneler ve limanlardan oluşan denizcilik altyapısının da bu yatırımlara katkı sunabileceğini kaydeden Durak, iki sektörün birlikte hareket etmesiyle belirlenen kapasite hedeflerine ulaşılabileceğini dile getirdi. Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda hazırlanan 2040 enerji stratejisinin, COP31 öncesinde açıklanması da uluslararası yatırım ve işbirliği açısından önem taşıyor. Erden, somut hedeflerin yatırımcılar için öngörülebilirlik sağlayacağını ve Türkiye'de yeni ortaklıkların önünü açabileceğini belirtti.

Bakmadan Geçme