Ölümden Sonra Yeniden Hayat Umudu!

Avustralya'nın Holbrook kasabasında faaliyet gösteren Southern Cryonics, ölüm ile yaşam arasındaki sınır konusunda sıra dışı bir uygulamayla dikkat çekiyor. Güney yarımkürenin ilk ve tek kriyojenik tesisi olarak tanımlanan merkezde, hayatını kaybeden kişiler gelecekte yeniden yaşama döndürülebilecekleri umuduyla aşırı düşük sıcaklıklarda muhafaza ediliyor.

Tesisin müşterileri bu işlem için 200 bin doların üzerinde ödeme yapıyor. Vücutlar, -196 santigrat derecedeki sıvı nitrojenin bulunduğu çelik tanklarda saklanırken, şirket gelecekte tıp ve teknolojide yaşanabilecek gelişmelerin bu kişilerin yeniden hayata döndürülmesini mümkün kılabileceğini savunuyor.

Avustralya'daki Tesiste Yedi Kişi Bekletiliyor

2023 yılında hizmet vermeye başlayan Southern Cryonics'in Holbrook'daki tesisinde şu ana kadar yedi kişinin kriyojenik yöntemle muhafaza edildiği belirtiliyor. Vücutlar, sıvı nitrojenle dolu büyük çelik tanklarda baş aşağı pozisyonda tutuluyor. Şirketin başkanı Peter Tsolakides, uygulamanın temel amacını gelecekte insan ömrünü uzatabilecek tıbbi gelişmelerden yararlanma ihtimali olarak açıklıyor. Tsolakides, yaklaşık 250 yıl içerisinde yeniden hayata döndürülme ihtimalini yüzde 10 civarında gördüğünü ifade ediyor. Tesisin konumu da tesadüfen seçilmiş değil. Melbourne ile Sydney arasında bulunan Holbrook, deprem ve sel gibi doğal afetlerin daha düşük risk taşıdığı bir bölge olması nedeniyle tercih edildi.

Ölümden Sonra Vücuda Saatler İçinde Müdahale Ediliyor

Kriyojenik süreç, kişinin ölümünden sonra mümkün olduğunca hızlı şekilde başlatılıyor. Amaç, hücrelerde meydana gelebilecek bozulmayı en aza indirmek ve dokuların korunmasını sağlamak. Bu kapsamda ceset yaklaşık sekiz saat süren bir vitrifikasyon işleminden geçiriliyor. Vücuda antifriz benzeri koruyucu kimyasallar uygulanarak suyun donmasıyla oluşabilecek buz kristallerinin hücrelere zarar vermesinin önüne geçilmeye çalışılıyor. İşlem tamamlandıktan sonra stabilize edilen vücutlar Holbrook'daki tesise taşınıyor ve burada özel tanklara yerleştirilerek sıvı nitrojen içerisinde muhafaza ediliyor.

Kriyojenik İşlemin Maliyeti 200 Bin Doları Aşıyor

Southern Cryonics'te uygulamanın ilk aşaması yaklaşık 60 bin dolara mal oluyor. Bunun ardından süresiz depolama hizmeti ve yıllık 350 dolarlık üyelik ödemesi için yaklaşık 150 bin dolarlık ek ücret talep ediliyor. Şirket, toplam maliyetin karşılanabilmesi için müşterilerine yaklaşık 210 bin dolarlık hayat sigortası poliçesi yaptırmalarını öneriyor. Böylece kriyojenik işlemin ve uzun süreli muhafazanın maliyetinin sigorta üzerinden karşılanması hedefleniyor.

Bilim Dünyası Yeniden Hayata Dönüş Vaadine Kuşkuyla Bakıyor

Kriyojenik dondurma fikri her ne kadar gelecekteki tıbbi gelişmelere dayanan bir umut sunsa da bilim dünyasında bu yöntemin insanlar üzerinde uygulanabilirliği konusunda ciddi soru işaretleri bulunuyor. RMIT Üniversitesi'nden kriyopreservasyon uzmanı Doç. Dr. Saffron Bryant, mevcut bilimsel imkanların bütün bir insan vücudunu bu yöntemle hasarsız şekilde korumaya yeterli olmadığını belirtiyor. Hücre ve embriyoların dondurulmasının mümkün olduğunu ancak aynı yöntemin tüm insan bedenine uygulanmasının çok daha karmaşık sorunlar içerdiğine dikkat çekiyor. Bryant'a göre koruyucu sıvıların vücudun bütün bölgelerine yeterli şekilde ulaştırılması mümkün değil ve dondurma süreci dokularda geri döndürülemez fiziksel hasara yol açabiliyor.

Kriyonik Uygulamanın Bilimsel Temeli Tartışılıyor

İrlanda'daki University College Cork'ta ölüm hukuku üzerine çalışmalar yapan Dr. Kate Falconer da kriyonik uygulamaya yönelik kuşkularını dile getiriyor. Falconer, bu alandaki topluluğun gelecekte insanları yeniden hayata döndürmenin mümkün olacağına inandığını, ancak bugün için bu beklentiyi destekleyen somut bir bilimsel temel bulunmadığını ifade ediyor. Buna rağmen Southern Cryonics gibi şirketler, gelecekte tıp ve teknolojinin bugünkü sınırların ötesine geçebileceği düşüncesiyle hizmet vermeyi sürdürüyor. -196 derecede tanklarda bekletilen kişilerin gerçekten yeniden hayata döndürülüp döndürülemeyeceği ise şimdilik bilimin yanıt veremediği sorular arasında yer alıyor.

Bakmadan Geçme