Uzman İsimden Kritik Uyarı! Ev Alırken Sadece Depreme Değil Buna da Bakın
Küresel iklim değişikliği, düzensiz yağış rejimleri ve şiddetli sağanaklar aracılığıyla sel ile taşkın risklerini tırmandırıyor. İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Serengil, taşkınların aslında her mevsim yaşanabileceğini ifade etti. Son 20-30 yıllık periyotta can ve mal kayıplarına yol açan taşkınların genellikle yaz sonu ile sonbahar dönemlerinde gözlendiğini hatırlatan Serengil, iklim değişikliğinin tesiriyle artık yaz başlangıcında da bu tür afetlerin ortaya çıktığını vurguladı. Kış sonuna doğru toprağın suya doyması nedeniyle toleransının azaldığına işaret eden Serengil, bu yıl ocak-mayıs dönemindeki yoğun yağışların dar bir zamana sıkışarak dere ve barajlardaki doluluğu ciddi seviyelere ulaştırdığını aktardı.
Haberin Özeti
- • İklim değişikliğinin etkileriyle birlikte, geçmiş son 20-30 yılda daha çok yaz sonu ve sonbaharda can ve mal kaybına yol açan taşkınlar artık yaz başında da görülmeye başlandı.
- • Kentleşmeyle beraber genişleyen yerleşim alanları ve artan geçirimsiz yüzeyler, yağışların daha hızlı akışa dönüşmesine neden olarak mevcut altyapı sistemlerini zorluyor.
- • Taşkın riskine karşı artık konut seçiminde yalnızca deprem değil sel tehlikesinin de gözetilmesi ve havza genelinde ekosistem tabanlı önlemlerin alınması gerekiyor.
Aşırı yağışlı ve kurak dönemlerin doğanın bir parçası olduğunu ve yönetimlerin buna hazırlıklı olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Yusuf Serengil, son 20-30 yıldır bu boyutta yağışlı dönemler sık görülmediği için altyapıların baskı altında kaldığına dikkat çekti. Baraj ve kanalların 100 ya da 500 yıllık taşkın olasılıklarına göre boyutlandırıldığını kaydeden Serengil, yağışlar normali aşınca sistemlerin zorlandığını söyledi. Kentleşmenin riski büyüttüğünü dile getiren Serengil, yerleşim alanları genişledikçe geçirimsiz yüzeylerin arttığını, bunun da yağışı hızlı akışa geçirdiğini ve onlarca yıl önce planlanan hidrolik yapıları zorladığını aktardı. IPCC raporlarının da iklim değişikliğinin ekstrem hava olaylarını kuvvetlendirdiğini net şekilde ortaya koyduğunu ekledi.
Su Bolluğu Rehavete Yol Açmamalı
Barajlardaki doluluk oranlarının kısa vadede pozitif görünmekle birlikte uzun vadede rehavet yaratabileceğine değinen Serengil, toplumun ve sistemin su bolluğuna alışmasının ardından gelecek kurak dönemlere hazırlıksız yakalanma riski bulunduğunu, bu yüzden yağışlı yılların kalıcı bir durum gibi görülmemesi gerektiğini belirtti. Erken uyarı sistemlerinde henüz yarım saat sonra taşkın olacak denecek aşamada olunmasa da ilerleme kaydedildiğini bildiren Serengil, bugüne kadar uygulanan kanal ve baraj gibi altyapı çözümlerinin ötesine geçilerek bütüncül havza yönetimi anlayışının benimsenmesi gerektiğini vurguladı.
Ev Seçerken Sel Riski de Dikkate Alınmalı
Vatandaşların dere yataklarına yakınlık konusunda bilinçlenmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Yusuf Serengil, artık ev seçiminde sadece depremin değil, sel ve taşkın riskinin de göz önünde bulundurulması gerektiğinin altını çizdi. Vatandaşların kendi imkanlarıyla taş dizerek önlem almasının aşırı yağışlarda taşların sürüklenmesiyle başka zararlar doğurabileceğini, bu yüzden önlemlerin ilgili kurumlar denetiminde yapılması gerektiğini açıkladı. Yanlış arazi kullanımının hem kuraklığı hem taşkını artırdığını aktaran Serengil, akarsu yatağını büyütmek yerine suyu yukarı havzada tutmanın daha sürdürülebilir olduğunu, ekosistem tabanlı uygulamaların artık bir zorunluluk haline geldiğini söyledi. Serengil son olarak, yoğun yağışların suya toleransı düşük tarım ürünlerinde kaçınılmaz zararlar oluşturabileceğini ve bunun etkilerinin önümüzdeki günlerde görülebileceğini sözlerine ekledi.
Bakmadan Geçme