Usta Yönetmen David Mamet 17 Yıllık Uzun Sessizliğini Hollywood Semalarında Bozuyor
Sinema dünyasının en keskin kalemlerinden biri olarak kabul edilen ve kendine has diyalog yazımıyla bir ekol yaratan David Mamet uzun süredir devam eden inzivasını nihayet sonlandırıyor.
Sinema dünyasının en keskin kalemlerinden biri olarak kabul edilen ve kendine has diyalog yazımıyla bir ekol yaratan David Mamet uzun süredir devam eden inzivasını nihayet sonlandırıyor. Hollywood stüdyo sistemiyle arasına mesafe koyan ve adeta sektöre küsen usta isim yaklaşık yirmi yıla yaklaşan yönetmenlik molasının ardından setlere muazzam bir dönüş yapmaya hazırlanıyor. Sinema tarihine kazıdığı derin izlerin ardından sessizliğe gömülen Mamet’in bu geri dönüşü sadece bir yönetmenin işine dönmesi değil aynı zamanda klasik sinema anlatısının modern dünyada yeniden yankılanması olarak değerlendiriliyor. Sektörün içindeki değişimlere ve ana akım yapımcılık anlayışına duyduğu tepkiyle bilinen yönetmenin bu hamlesi sinemaseverler ve eleştirmenler arasında büyük bir heyecan dalgası yaratmış durumda.
Kırmızı Kuşak Sonrası Gelen Derin Ve Sessiz Uzaklaşma Süreci
Takvimler 2008 yılını gösterdiğinde David Mamet son büyük sinema denemesi olan Redbelt yani Kırmızı Kuşak filmiyle izleyici karşısına çıkmıştı. Dövüş sanatları felsefesi ile onur kavramını harmanlayan bu yapım vizyona girdiği dönemde ne yazık ki hak ettiği ticari başarıyı ve ilgiyi yakalayamadı. Bu durum Mamet ile büyük stüdyolar arasındaki bağların kopmasına neden olan en büyük kırılma noktalarından biri oldu. Aradan geçen yıllar içerisinde film bir kült haline gelse ve sinema tutkunları tarafından defalarca yeniden keşfedilse de Mamet için Hollywood defteri bir süreliğine kapanmış gibi görünüyordu. Yazarlık faaliyetlerine hiç ara vermeyen ve kalemiyle üretmeye devam eden sanatçı yönetmenlik koltuğundan uzak kalarak adeta sessiz bir protesto gerçekleştirdi. Bu süreçte ne stüdyolar kapısını çaldı ne de Mamet eski dostlarına geri dönmek için bir çaba sarf etti.
Dijital Dünyadaki Sürpriz Dönüş Ve Henry Johnson Etkisi
Uzun yıllar süren bu soğuk savaş geçtiğimiz yıl beklenmedik bir şekilde sona erdi. Başrolünde Shia LaBeouf’un yer aldığı Henry Johnson isimli yapım Mamet’in yönetmenlik özlemini dindiren ilk kıvılcım oldu. Sadece beş gün gibi oldukça kısa bir sürede tamamlanan ve neredeyse mütevazı bir ev yapımı atmosferinde çekilen bu film dijital platformlarda kiralama yöntemiyle izleyiciye sunuldu. Her ne kadar büyük galalar ve dev bütçeli reklam kampanyalarıyla tanıtılmasa da bu küçük adım usta yönetmenin kamera arkasındaki kaslarını yeniden çalıştırmasını sağladı. On yedi yıllık aranın ardından gelen bu mini dönüş Mamet’in içindeki yaratıcı enerjinin hala canlı olduğunu ve anlatacak yeni hikayelerinin bulunduğunu tüm dünyaya kanıtlamış oldu.
Atlanta Setinde Yıldızlar Geçidi Ve Yeni Projenin Detayları
Yönetmenlik tutkusu yeniden alevlenen David Mamet bu kez çok daha iddialı ve profesyonel bir kadroyla geri dönmeye hazırlanıyor. Speed-The-Plow isimli tiyatro oyunundan beyaz perdeye aktarılacak olan yeni projenin çekim takvimi netleşmeye başladı. Şubat ayının sonlarına doğru Atlanta’da motor denilmesi beklenen filmin en çok konuşulan yönlerinden biri şüphesiz oyuncu kadrosu. Anthony Mackie ve Ben Mendelsohn gibi güçlü isimlerin yanı sıra sinemanın ikonik yüzlerinden Sharon Stone projenin ana omurgasını oluşturuyor. Ayrıca Rebecca Pidgeon ve genç yetenek Emily Alyn Lind’in de kadroda yer alması filmin nesiller arası bir köprü kuracağının işaretlerini veriyor. Bu kadar farklı yeteneklerin bir araya gelmesi Mamet’in sinematografisinde yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.
Hollywood İle Yeniden Barışma Mı Yoksa Yeni Bir Başlangıç Mı
Mamet’in bu geri dönüşü sinema çevrelerinde farklı yorumlara neden oluyor. Kimileri bunun Hollywood stüdyo sistemiyle bir barış imzalama çabası olduğunu savunurken kimileri de yönetmenin kendi şartlarıyla sektöre yeniden meydan okuduğuna inanıyor. Özellikle Atlanta gibi prodüksiyon açısından zengin bir lokasyonun seçilmesi ve kadrodaki yıldız isimlerin varlığı projenin niteliği hakkında ipuçları veriyor. Mamet’in keskin zekası ve toplumun aksayan yönlerini eleştiren sert dili bu yeni filmde de en büyük silahı olacak gibi görünüyor. Uzun süreli küskünlüğün ardından gelen bu büyük ölçekli çalışma sinema dünyasının son yıllarda kaybettiği entelektüel derinliği yeniden kazanması adına kritik bir önem taşıyor. Perdenin yeniden açılmasına sayılı günler kala tüm gözler bu dev geri dönüşün sonuçlarına çevrilmiş durumda.
Bakmadan Geçme