Ukrayna Lideri Zelenski, Kıbrıs Rum Kesiminin Beklediği Açıklamayı Yapmadı
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından büyük bir diplomatik beklentiyle organize edilen Avrupa Birliği dönem başkanlığı açılış töreni, Rum siyasetçilerin arzuladığı siyasi sonucu vermedi.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından büyük bir diplomatik beklentiyle organize edilen Avrupa Birliği dönem başkanlığı açılış töreni, Rum siyasetçilerin arzuladığı siyasi sonucu vermedi. Rusya ile Ukrayna arasında devam eden savaşı her fırsatta 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ile özdeşleştirmeye çalışan Rum lider Nikos Hristodulidis, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenski’yi bu konuda ikna etmeyi başaramadı. Avrupa Birliği’nin en üst düzey temsilcilerinin katılımıyla Lefkoşa’nın güneyinde düzenlenen törenlerde, Ukrayna liderinin kullandığı dengeli dil Rum basınında ve siyasi çevrelerinde derin bir hayal kırıklığı yarattı. Zelenski’nin Türkiye’ye yönelik sert bir ifade kullanmaktan kaçınması, Rum tarafının uzun süredir yürüttüğü "benzeştirme" propagandasının uluslararası alanda karşılık bulmadığını bir kez daha tescillemiş oldu.
Zelenski’nin Diplomatik Dili Rum Propagandasını Boşa Çıkardı
Törene onur konuğu olarak davet edilen Vladimir Zelenski, gerçekleştirdiği temaslar boyunca kelimelerini büyük bir titizlikle seçti. Rum yönetiminin her platformda dile getirdiği "Rusya’nın Ukrayna işgali ile Türkiye’nin Kıbrıs’taki varlığı aynıdır" tezine prim vermeyen Ukrayna lideri, konuşmalarında Türkiye’yi doğrudan hedef alan hiçbir söylemde bulunmadı. Akşam düzenlenen resepsiyonda mikrofon başına geçen Zelenski, Kıbrıs meselesine dair sadece "Kıbrıs maalesef bölünmüş bir ülke, ancak çözüm ve birleşme istiyor" ifadesini kullanmakla yetindi. Bu açıklama, Türkiye’yi "işgalci" olarak nitelendirmek için tetikte bekleyen Rum diplomatları ve medya kuruluşlarını şaşkınlığa uğrattı. Zelenski’nin bu tutumu, Türkiye ile Ukrayna arasındaki mevcut stratejik ilişkilerin ve Ankara’nın arabuluculuk rolünün Kiev yönetimi nezdindeki önemini bir kez daha kanıtlamış oldu.
Rum Başpiskoposun Zorlama Girişimleri Ve İlgisizlik Yanıtı
Zelenski ile baş başa görüşen isimlerden biri olan Rum Başpiskopos Yeorgios, görüşme sonrası gazetecilerin yoğun sorularıyla karşılaştı. Gazetecilerin, Ukrayna liderinin neden Türkiye’yi doğrudan suçlamadığına yönelik sorularına cevap veren Başpiskopos, durumu kurtarmaya çalışan açıklamalarda bulundu. Yeorgios, Zelenski’nin yanında Türkiye’den "işgalci" olarak bizzat kendisinin bahsettiğini dile getirerek, Ukrayna liderinin bu sözlere karşı bir "ilgisizlik belirtisi" göstermediğini iddia etti. Ancak bu zorlama yorum, diplomatik çevrelerde Zelenski’nin sessiz kalarak aslında tarafsızlığını koruduğu şeklinde yorumlandı. Dini liderin bu hamlesi, Rum kesiminin konuyu sadece siyasi değil, dini ve toplumsal bir boyuta taşıyarak Ukrayna üzerinden Türkiye’ye baskı kurma çabasının bir parçası olarak görülüyor.
Hristodulidis Ve Avrupa Birliği Temsilcilerinin Mesaj trafiği
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Nikos Hristodulidis, tören sonrasında yayınladığı yazılı açıklamada Zelenski’nin söylemediği ifadeleri kendisi telafi etmeye çalıştı. Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine verdikleri desteği yinelerken, Türkiye’nin Kıbrıs’taki varlığını yine "işgal" kelimesiyle tanımlayan Hristodulidis, bu tecrübeye sahip oldukları için Ukrayna’yı en iyi kendilerinin anladığını savundu. AB Konseyi Başkanı Antonio Costa ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in de hazır bulunduğu ortamda bu iddiaları seslendiren Rum lider, Avrupa kamuoyunda Türkiye aleyhine bir cephe oluşturmaya çalışsa da Ukrayna tarafının bu söylemlere dahil olmaması dikkat çekti. Avrupa Birliği yetkililerinin de genel geçer barış mesajları vermesiyle birlikte, Rum yönetiminin zirveyi bir "Türkiye’yi kınama platformuna" dönüştürme hedefi kağıt üzerinde kalmış oldu.
Ankara Ve Kiev Arasındaki Stratejik Dengelerin Etkisi
Zelenski’nin Güney Kıbrıs’taki bu mesafeli duruşu, Türkiye ve Ukrayna arasındaki derin askeri ve siyasi iş birliğinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Tahıl koridoru anlaşmasından esir değişimine kadar pek çok hayati konuda Türkiye’nin desteğini alan Ukrayna’nın, Rum tarafının bölgesel oyunlarına alet olarak Ankara’yı karşısına almak istemediği açıkça görüldü. Rum liderliğinin tüm çabalarına rağmen, uluslararası siyasetin gerçekleri ve Türkiye’nin bölgesel gücü, Ukrayna liderinin diplomatik manevra alanını belirledi. Bu gelişme, Kıbrıs sorununun Ukrayna kriziyle aynı kefeye konulması çabalarının, bizzat mağdur taraf olarak görülen Ukrayna tarafından bile kabul görmediğini ortaya koydu. Rum basını ise bu durumu, törenin sönük geçmesi ve beklenen "tokat gibi açıklamanın" gelmemesi başlıklarıyla okuyucularına duyurdu.