• Haberler
  • Güncel
  • Türkiye İstatistik Kurumu Verileri Işığında Şehirlerin Evlilik ve Boşanma Karnesi Belli Oldu

Türkiye İstatistik Kurumu Verileri Işığında Şehirlerin Evlilik ve Boşanma Karnesi Belli Oldu

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından paylaşılan 2025 yılı sonu medeni durum istatistikleri ülke genelindeki aile yapısının güncel fotoğrafını çekti.

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından paylaşılan 2025 yılı sonu medeni durum istatistikleri ülke genelindeki aile yapısının güncel fotoğrafını çekti. Toplumun sosyal dinamiklerini anlamak açısından büyük önem taşıyan bu veriler Türkiye'nin farklı coğrafi bölgelerinde medeni durum tercihlerinin nasıl şekillendiğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. On beş yaş ve üzerindeki nüfusu kapsayan araştırmada evlilik oranlarının geleneksel yapıların güçlü olduğu illerde yoğunlaştığı görülürken boşanma istatistiklerinde ise batı sahil şeridinin öne çıktığı saptandı. Toplam nüfus içindeki dağılıma bakıldığında yaklaşık yirmi milyon kişinin hiç evlenmediği buna karşılık kırk bir milyonu aşkın kişinin evli olduğu belirlendi. Sosyolojik açıdan incelenen bu veriler şehirlerin ekonomik gelişmişlik düzeyleri kültürel dokuları ve demografik yapılarıyla doğrudan bir bağ kuruyor.

Güneydoğu Ve İç Anadolu Bölgesinde Evlilik Bağları Güçlenmeye Devam Ediyor

Resmi rakamların detaylarına inildiğinde Türkiye'de kaba evlenme hızının en yüksek olduğu bölgelerin başında Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu geliyor. Özellikle Gaziantep şehri bu alanda adeta bir lokomotif görevi üstlenerek listenin zirvesine yerleşmiş durumda. Şehirde genç nüfusun toplam nüfus içindeki ağırlığı ve aile kurma geleneğinin toplumsal prestij açısından önemi evlilik sayılarının yüksek seyretmesindeki en büyük etken olarak nitelendiriliyor. Gaziantep’in ardından gelen Osmaniye Şanlıurfa ve Adıyaman gibi illerde de benzer bir tablonun hakim olduğu gözlemleniyor. Bu bölgelerde akraba bağlarının kuvvetli olması ve toplumsal dayanışma pratiklerinin evlilik süreçlerini kolaylaştırması kaba evlenme hızını Türkiye ortalamasının oldukça üzerine taşıyor. Ayrıca Kahramanmaraş ve Hatay gibi deprem sonrası yeniden yapılanma sürecindeki illerde de aile kurma eğiliminin dirençli kaldığı dikkat çeken bir diğer unsur olarak kayıtlara geçiyor.

Batı Şehirlerinde Modern Hayat Ve Boşanma İstatistiklerindeki Artış

Ülkenin doğusunda ve iç kesimlerinde evlilik oranları yükselirken Ege ve Akdeniz bölgelerinde farklı bir sosyal gerçeklik yaşanıyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre boşanma oranlarının en yüksek olduğu iller ağırlıklı olarak kıyı şeridinde yer alıyor. İzmir Antalya ve Muğla gibi büyükşehirlerde bireyselleşmenin artması kadınların iş gücüne katılım oranlarının yüksekliği ve ekonomik bağımsızlık gibi faktörler boşanma kararlarının daha hızlı alınmasına zemin hazırlıyor. Boşanan kişi sayısının ülke genelinde üç buçuk milyonu aşması toplumsal değişimlerin aile kurumu üzerindeki baskısını da netleştiriyor. Büyükşehir hayatının getirdiği stres ekonomik zorluklar ve yaşam tarzı farklılıkları batıdaki kentlerde evliliklerin ömrünü kısaltan temel sebepler arasında gösteriliyor. Uzmanlar bu bölgelerdeki yüksek boşanma rakamlarını modernleşme sancıları ve bireysel özgürlüklerin aile kurumunun önüne geçmesiyle ilişkilendiriyor.

İç Anadolu’nun Muhafazakar Dokusu Evlilik Oranlarını Stabil Tutuyor

Anadolu’nun kalbi olarak nitelendirilen Aksaray Konya ve Kilis gibi şehirlerde evlilik müessesesine duyulan güven ve ilginin hala çok yüksek seviyelerde olduğu görülüyor. Konya gibi metropolleşen ancak muhafazakar kimliğini koruyan illerde evlenme hızı istikrarlı bir şekilde yüksek kalmaya devam ediyor. Bu bölgelerde evlilik sadece iki kişinin birleşmesi olarak değil aynı zamanda iki ailenin ve sülalenin ortaklığı olarak görüldüğü için teşvik edilen bir süreç niteliği taşıyor. Batman ve Şanlıurfa gibi illerde ise genç nüfusun dinamizmi ve kültürel kodların evliliği hayatın doğal bir aşaması olarak kabul etmesi istatistikleri doğrudan etkiliyor. Hiç evlenmemiş nüfusun büyük bir kısmının eğitim hayatına devam eden veya ekonomik nedenlerle süreci erteleyen gençlerden oluştuğu düşünülürse bu illerdeki düğün sayılarının önümüzdeki yıllarda da zirvede kalacağı tahmin ediliyor.

Eş Kaybı Ve Demografik Değişimin Sosyal Güvenlik Üzerindeki Etkisi

Verilerde dikkat çeken bir diğer önemli istatistik ise eşini kaybetmiş vatandaşların sayısı oldu. Yaklaşık dört milyon kişinin eşini kaybettiği gerçeği Türkiye’nin yaşlanan nüfus yapısına dair önemli bir uyarı veriyor. Bu grup içerisinde kadınların oranının erkeklere göre daha fazla olması beklenen yaşam süresindeki cinsiyet farkını da teyit ediyor. Eşini kaybeden bireylerin sosyal hayata adaptasyonu ve yaşadıkları ekonomik zorluklar devletin sosyal yardım politikalarında bu kesime daha fazla odaklanması gerektiğini gösteriyor. Öte yandan hiç evlenmemiş nüfusun on dokuz milyonu geçmesi Türkiye’de hane halkı yapısının küçüldüğüne ve tek kişilik hane sayısının arttığına dair sinyaller veriyor. Gençlerin evliliğe olan bakış açısının değişmesi ve ekonomik gerekliliklerin evlilik yaşını yukarı çekmesi gelecekte Türkiye'nin nüfus artış hızını ve medeni durum dağılımını kökten değiştirecek bir potansiyel taşıyor.

ERTV Malatya - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme

WhatsApp İhbar Hattı
05443281444
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!