- Haberler
- Güncel
- TÜİK Son Verileri Paylaştı! Türkiye'de Yaşam Kayıplarının En Büyük Nedeni Hangi Hastalık Çıktı?
TÜİK Son Verileri Paylaştı! Türkiye'de Yaşam Kayıplarının En Büyük Nedeni Hangi Hastalık Çıktı?
Türkiye İstatistik Kurumu, ülke genelindeki nüfus hareketlerini ve vefat nedenlerini içeren en son demografik raporunu kamuoyuyla paylaştı. Sunulan resmi verilere göre, bir önceki yıl 489 bin 734 olarak gerçekleşen toplam vefat sayısı, takip eden dönemde yüzde 0,4 oranında sınırlı bir yükseliş göstererek 491 bin 684 seviyesine ulaştı. Hayatını kaybeden nüfusun cinsiyet kırılımları incelendiğinde erkeklerin oran olarak belirgin bir üstünlüğü göze çarpıyor. Veriler, vefat eden vatandaşların yüzde 55,1'ini erkeklerin, yüzde 44,9'unu ise kadınların oluşturduğunu net bir biçimde ortaya koyuyor. Nüfustaki her bin kişi başına düşen vefat oranını yansıtan kaba ölüm hızı ise yapısal bir değişim sergilemeyerek binde 5,7 oranında sabit kaldı.
Haberin Özeti
- • TÜİK verilerine göre Türkiye'deki yıllık vefat sayısı yüzde 0,4 artışla 491 bin 684'e çıkarken, hayatını kaybedenlerin yüzde 55,1'ini erkekler oluşturdu. Yaşam kayıplarının arkasındaki en büyük tıbbi neden yüzde 34,7 ile dolaşım sistemi hastalıkları olurken, bunu tümörler ve solunum yolu rahatsızlıkları takip etti.
- • Öte yandan, bebek ölüm hızının binde 9,0'dan binde 7,8'e gerilemesi, sağlık altyapısındaki olumlu gelişmeyi gözler önüne seren en önemli veri oldu.
Coğrafi bazda bakıldığında kentler arasındaki nüfus yapısı ve yaş ortalamalarının bu oranlara doğrudan yansıdığı gözlemleniyor. Karadeniz Bölgesi'nin yaşlı nüfus oranı yüksek kentlerinden Sinop, binde 10,8 ile kaba ölüm hızının zirveye yerleştiği yerleşim yeri oldu. Sinop kentini sırasıyla Kastamonu, Giresun ve Balıkesir gibi benzer demografik özelliklere sahip şehirler takip etti. Buna karşılık, genç nüfus potansiyeliyle öne çıkan Güneydoğu Anadolu illerinde ise bu oranların çok daha alt seviyelerde seyrettiği görüldü. Şırnak binde 2,3 ile listenin en sonunda yer alırken, Hakkari, Van, Batman ve Şanlıurfa yaşam kaybı hızının en düşük tespit edildiği diğer bölgeler olarak kayıtlara geçti.
Kalp Damar Hastalıkları ve Tümör Grupları Sağlık Haritasının İlk Sırasında
Toplum sağlığını tehdit eden ve hayatın sona ermesine yol açan klinik faktörler analiz edildiğinde, kardiyovasküler sorunların ağırlığı bir kez daha tescillendi. Yaşam kayıplarının yüzde 34,7 gibi çok büyük bir bölümü dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle gerçekleşti. Bu ana başlığın alt kırılımlarında ise iskemik kalp rahatsızlıkları ile serebro-vasküler olarak adlandırılan beyin-damar hastalıkları en ölümcül etkenler olarak öne çıktı. Kronik rahatsızlıkları takip eden ikinci büyük vefat nedeni ise yüzde 16,1 ile onkolojik tümör grupları olurken, solunum yolu enfeksiyonları ve akciğer hastalıkları yüzde 15,1 ile üçüncü sırada konumlandı.
Vefat sebeplerinin şehirlere göre dağılımı da oldukça çarpıcı sonuçlar verdi. Kalp ve damar rahatsızlıklarına bağlı ölümlerin en yoğun yaşandığı kent yüzde 47,7 ile Çanakkale olurken, Balıkesir ve Hatay bu kenti izleyen diğer yoğun lokasyonlar oldu. Kilis ise bu gruptaki en düşük oranla dikkat çekti. Diğer taraftan, iyi ve kötü huylu tümörler yüzünden yaşanan kayıpların en yüksek görüldüğü yer yüzde 22,4 ile Ağrı oldu. Tümör kaynaklı kayıplarda solunum yolları, akciğer ve bronş kanserlerinin ağırlığı dikkat çekerken, Kocaeli ve Ankara gibi sanayileşmiş veya büyük metropol kentlerin de üst sıralarda yer aldığı görüldü.
Bebek ve Çocuk Ölümlerinde Umut Veren Düşüş Eğilimi
Raporun en olumlu ve umut vaat eden gelişmesi, çocuk sağlığı ve doğum sonrası bakım kalitesindeki iyileşmeyi gösteren verilerde saklı. Bir önceki dönemde 8 bin 484 olan bebek ölüm sayısı, son sayımlarda 6 bin 988 seviyesine kadar geriledi. Bu düşüş, her bin canlı doğum doğrultusunda hesaplanan bebek ölüm hızını binde 9,0 seviyesinden binde 7,8 seviyesine kadar çekti. Benzer şekilde, çocukların hayata tutunma oranını gösteren beş yaş altı ölüm oranlarında da binde 11,1'den binde 9,5'e doğru memnuniyet verici bir gerileme kaydedildi. Bu veriler, sunulan pediatrik sağlık hizmetlerindeki kalitenin arttığına yönelik güçlü bir gösterge olarak kabul ediliyor.
Bakmadan Geçme