Seçime Katılım Şartları Neler? İstiklal Partisi ve Yeni Parti İddiaları Gündemde!
Türkiye siyaset sahnesi, ana muhalefet kulislerinden yansıyan radikal senaryolarla çalkantılı bir döneme giriyor.
Haberin Özeti
- • Türkiye siyaset sahnesi, ana muhalefet kulislerinden yansıyan radikal senaryolarla çalkantılı bir döneme giriyor.
Türkiye siyaset sahnesi, ana muhalefet kulislerinden yansıyan radikal senaryolarla çalkantılı bir döneme giriyor. Son günlerde Özgür Özel liderliğindeki ekibin olası hukuki engelleri aşmak adına yeni bir parti kurma hazırlığında olduğu iddiaları, siyasi gündemin en üst sırasına yerleşti. Bu durum, kamuoyunda kurumsal devamlılık tartışmalarını tetiklerken, yeni oluşumların sandığa gidebilmesi için aşması gereken yasal mevzuatları yeniden odağa taşıdı.
Gündemi sarsan iddiaların temelinde, mevcut partinin geçmiş kongrelerine yönelik yürütülen hukuki incelemeler ve potansiyel engellemeler yer alıyor. Siyaset uzmanları, bu hamlenin sadece bir ayrılık değil, partinin sandık dışı bırakılma ihtimaline karşı geliştirilen çok katmanlı bir savunma mekanizması olduğunu belirtiyor. Kulislerde kulaktan kulağa yayılan bu iddialar, yasal süreçlerin nasıl işleyeceğine dair soruları beraberinde getiriyor.
Seçime Katılabilmenin Temel Yasal Koşulları
Siyasi Partiler Kanunu ve Yüksek Seçim Kurulu tarafından uygulanan mevzuata göre, yeni kurulan bir oluşumun sandık hakkı kazanabilmesi çok net kriterlere bağlanıyor. İlk ve en önemli şart, oy verme tarihinden en az 6 ay öncesine kadar Türkiye genelindeki illerin en az yarısında, yani 41 kentte kurumsal örgütlenmenin tamamlanmış olmasıdır. Bir şehirde teşkilat yapısının geçerli sayılabilmesi için ise merkez ilçe dahil olmak üzere o ilin sınırları içindeki ilçelerin en az %33,3’ünde kurumsal varlık gösterilmesi zorunluluk arz ediyor.
Teşkilat şartının yanı sıra, bu yapılanmasını tamamlayan yapıların yine seçim gününden en az 6 ay önce büyük kurultaylarını toplamış olmaları gerekiyor. Mevzuata göre ilçe, il ve büyük kongrelerin parti tüzüğünde belirtilen sürelerde üst üste 2 defadan fazla ihmal edilmemesi şart koşuluyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenli olarak incelenen bu kayıtların ardından, şartları tam olarak yerine getirdiği Yüksek Seçim Kurulu tarafından onaylanan yapılar Resmi Gazete üzerinden kamuoyuna duyuruluyor.
Siyasi Kulislerde İstiklal Partisi Formülü Konuşuluyor
Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında devam eden kurultay tartışmaları ve mahkemelere yansıyan hukuki belirsizlikler, yedek planların devreye sokulmasını zorunlu kıldı. Olası bir hukuki engelleme neticesinde partinin seçime katılamama riskine karşı, alternatif bir partinin kurulması yönündeki hazırlıklar gizlilikle sürdürülüyor. Başkent kulislerinde, kurulacak bu acil durum partisinin isminin İstiklal Partisi olacağı yönündeki bilgiler ağırlık kazanıyor.
Yönetim kademesinin bu süreçte sadece tek bir parti kuruluşuyla kalmayıp, iki farklı siyasi partiyi eş zamanlı olarak hazır kıta haline getirmeyi hedeflediği öne sürülüyor. Bu stratejinin amacı, olası bir erken seçim kararında zaman darlığı yaşanması durumunda hukuki boşlukların tamamen kapatılması olarak değerlendiriliyor. Ortaya atılan bu isim alternatifinin yanı sıra, sürecin seyrine göre farklı isimlerin de masaya gelebileceği gelen iddialar arasında yer alıyor.
Örgütlenme Sürecinin Arkasındaki İsimler Ve Stratejiler
Söz konusu yeni oluşumun tüm kurumsal ve altyapısal hazırlıklarını yürütme görevinin, geçmiş dönemde örgütlerden sorumlu genel başkan yardımcılığı görevini üstlenen Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin’e verildiği iddia ediliyor. Aytekin’in, partinin kurultay süreçlerinin geçersiz kılınması ihtimalini çok önceden öngörerek bu yöndeki operasyonel adımları aylar öncesinden planladığı belirtiliyor. Ankara koridorlarında dolaşan bilgilere göre, süreç sadece sıfırdan bir oluşum başlatmakla da sınırlı kalmıyor.
Hukuki risklerin büyüklüğü nedeniyle, seçime girme hakkı halihazırda bulunan mevcut 41 siyasi parti arasından, tabanı az olan bir partinin de yedekte tutulduğu öne sürülüyor. Böylece hem sıfırdan kurulacak İstiklal Partisi hem de amblemi ve adı değiştirilecek mevcut bir partiyle, sandık güvenliği %100 oranında garanti altına alınmak isteniyor. Sürecin ilerleyen aşamalarında cezaevinde bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile de sürekli bir fikir alışverişi mekanizmasının işletildiği ifade ediliyor.
Geçmiş Tecrübeler Ve Yeni Girişimin Güç Dengeleri
Siyaset dünyası, geçmişte benzer süreçlerden geçen İyi Parti, Gelecek Partisi veya Deva Partisi gibi örnekleri yakından inceliyor. İyi Parti’nin kuruluş döneminde yaşanan idari engelleri aşmak adına Cumhuriyet Halk Partisi’nden gelen 15 milletvekili desteğiyle Meclis grubu kurulmuş ve sandık yolu açılmıştı. Ancak güncel mevzuat kurallarına göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde siyasi grup kurmuş olmak tek başına seçime katılım hakkı elde etmeye yetmiyor ve mutlak surette teşkilatlanma şartı aranıyor.
Özgür Özel liderliğinde şekillenebilecek bu yeni hareketin, geçmişteki diğer örneklerden çok daha farklı bir güç dengesiyle doğacağı iddia ediliyor. Meclis zemininde yaklaşık 110 milletvekilinin bu oluşuma doğrudan katılabileceği ve partinin kurulduğu ilk gün itibarıyla Meclis’te ana muhalefet konumunu elde edeceği savunuluyor. Bununla birlikte, mevcut 420 belediye başkanından yaklaşık 370’inin de bu yeni oluşumun arkasında duracağı iddiası, bu hamlenin Türk siyasetindeki dengeleri kökten değiştirebileceğini net bir biçimde gösteriyor.
Bakmadan Geçme