- Haberler
- Bilim Teknoloji
- Sanayi Devriminin Unutulan Kahramanları Olan Uyandırıcılar Zamanı İnsan Gücüyle Yönetiyordu
Sanayi Devriminin Unutulan Kahramanları Olan Uyandırıcılar Zamanı İnsan Gücüyle Yönetiyordu
Modern dünyanın vazgeçilmez bir parçası olan dijital alarmlar ve akıllı telefonlar henüz icat edilmemişken insanların işe vaktinde yetişebilmesi için bambaşka bir yöntem uygulanıyordu.
Modern dünyanın vazgeçilmez bir parçası olan dijital alarmlar ve akıllı telefonlar henüz icat edilmemişken insanların işe vaktinde yetişebilmesi için bambaşka bir yöntem uygulanıyordu. Özellikle Sanayi Devrimi’nin ardından fabrikaların bacalarının tütmeye başladığı İngiltere sokaklarında sabahın ilk ışıklarıyla birlikte elinde uzun sopalarla dolaşan gizemli figürler beliriyordu. Bu kişiler toplumun zaman yönetimi ihtiyacını karşılayan ve profesyonel olarak uyandırma hizmeti sunan uyandırıcılardan başkası değildi. Teknolojinin henüz evlere giremediği bir dönemde insanların geçim kaynağı olan fabrikalardaki mesailerine vaktinde başlamaları için hayati bir önem taşıyan bu meslek grubu dönemin toplumsal yapısının en ilginç yapı taşlarından biri olarak tarihteki yerini aldı. Saatlerin hem çok pahalı hem de güvenilmez olduğu o yıllarda insan gücüne dayalı bu sistem sanayileşmenin getirdiği disiplinli çalışma hayatının sürdürülebilmesi adına en güvenilir çözüm yolu olarak görüldü.
Vardiyalı Çalışma Düzeninin Getirdiği Zorunlu Bir İhtiyaç
On dokuzuncu yüzyılın başlarında üretim bandının hız kazanmasıyla birlikte çalışma hayatında ciddi bir dönüşüm yaşandı. Artık insanlar güneşin doğuşuna göre değil fabrikaların düdüklerine göre yaşamak zorundaydı. Manchester, Londra ve Liverpool gibi devasa sanayi kentlerinde vardiyalı çalışma sisteminin yaygınlaşmasıyla birlikte yüzlerce işçinin aynı anda iş başında olması gerekiyordu. Ancak o dönemde mekanik çalar saatler hem işçi sınıfının satın alamayacağı kadar lüks bir tüketim maddesiydi hem de mekanizmaları bugünkü kadar hassas değildi. Bu durum sabahın çok erken saatlerinde uyanması gereken işçiler için büyük bir risk oluşturuyordu. İşe geç kalmanın ağır yaptırımları olduğu bu acımasız ekonomik düzende uyandırıcılar bir kurtarıcı olarak sahneye çıktı. Fabrika mahallelerinde sokak sokak gezen bu profesyoneller belirli bir ücret karşılığında kapı kapı dolaşarak şehrin devasa üretim çarklarının dönmesini sağlıyordu.
Yaşlılar Ve Kadınlar İçin Yeni Bir Geçim Kapısı
Uyandırıcılık mesleği fiziksel olarak ağır bir güç gerektirmediği için toplumun farklı kesimleri tarafından tercih edilen bir iş koluydu. Genellikle emekli olmuş ya da gündüz saatlerinde dinlenme imkanı olan yaşlı erkekler bu işin ana gövdesini oluşturuyordu. Bunun yanı sıra ek gelir elde etmek isteyen kadınlar ve hatta bazen çocuklar bile bu karlı işin bir parçası oluyordu. Uyandırıcılar her bir müşterisinden haftalık birkaç peni gibi cüzi bir miktar talep ediyordu ancak çok sayıda abonesi olan bir uyandırıcı için bu miktar hatırı sayılır bir kazanca dönüşebiliyordu. Mesleğin en zorlayıcı yanı ise hiç kuşkusuz hava koşullarıydı. İngiltere’nin dondurucu soğuklarında veya sağanak yağışlı sabahlarında henüz kimse uyanmadan sokaklara düşmek büyük bir disiplin gerektiriyordu. Bu kişiler sadece insanları uyandırmakla kalmıyor aynı zamanda sokakların güvenliğini sessizce denetleyen gece bekçileri gibi bir işlev de görüyordu.
Pencerelere Vuran Uzun Çubuklar Ve Bezelye Atıcılar
Uyandırıcıların müşterilerini uyandırmak için geliştirdiği yöntemler hem yaratıcı hem de oldukça etkiliydi. Sokak seviyesindeki evler için kapıyı çalmak yeterli olsa da çok katlı binalarda üst katlarda oturan işçilere ulaşmak ciddi bir problemdi. Bu sorunu aşmak için uyandırıcılar bambu kamışlarından veya hafif ağaçlardan yapılmış metrelerce uzunluktaki sopaları kullanıyorlardı. Pencere camlarına bu çubuklarla hafifçe ama ritmik bir şekilde vurarak içerideki kişiyi uyandırıyorlardı. Bir diğer ilginç yöntem ise halk arasında bezelye atıcı olarak bilinen boruların kullanılmasıydı. Uyandırıcı ağzıyla üflediği küçük bezelye tanelerini doğrudan üst kat pencerelerine fırlatarak camda tıkırtı çıkarıyor ve hedefindeki kişiyi uykusundan uyandırıyordu. Bu yöntemlerin en büyük avantajı ise hedeflenen kişi dışında mahalledeki diğer sakinleri rahatsız etmeden sadece müşteriye özel bir uyandırma hizmeti sunulabilmesiydi.
Müşteri Onayı Almadan Görev Yerinden Ayrılmama Kuralı
Bu mesleğin icrasında en önemli kural sadakatti. Bir uyandırıcının sadece kapıya veya pencereye vurup oradan ayrılması kabul edilemez bir durumdu. Müşteri pencereye gelip kendini göstermeden ya da uyandığına dair net bir işaret vermeden uyandırıcının bir sonraki kapıya geçmesi yasaktı. Bu durum mesleğin etik kurallarından biri olarak kabul ediliyordu çünkü bir işçinin uyuyakalması demek o günkü yevmiyesini kaybetmesi ve belki de işinden olması anlamına geliyordu. Uyandırıcılar müşterileriyle kurdukları bu güven ilişkisi sayesinde yıllarca aynı rotalarda hizmet vermeye devam ettiler. Birinci Dünya Savaşı’na kadar popülerliğini koruyan bu gelenek elektrikli çalar saatlerin ucuzlaması ve her eve girmesiyle birlikte yavaş yavaş tarihin tozlu sayfalarına karıştı. Günümüzde bu meslek artık yapılmıyor olsa da sanayileşmiş toplumun zamanla olan mücadelesinin en insani ve somut örneği olarak hatırlanmaya devam ediyor.
Bakmadan Geçme