<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
   <channel>
      <title>Malatya Haber - Malatya Son Dakika Haberleri</title>
      <link>https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/</link>
      <language>tr</language>
      <description>Malatya'nın televizyonu ERTV, ertv.com.tr ile Malatya haber ve güncel gelişmeleri, son dakika Malatya haberlerini anında okurları ile buluşturuyor.</description>
      <category>Newspaper - Sağlık</category>
      <lastBuildDate>Fri, 02 Oct 2026 03:26:04 +0300</lastBuildDate>
      <ttl>1</ttl>
      <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	  <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
      <atom:link href="https://www.ertv.com.tr/rss/haberler/saglik/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
      <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com"/><atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.superfeedr.com"/>
        <item>
            <title><![CDATA[Kalp Hastalarına Malatya’dan Kritik Uyarı! Bu Belirtileri İhmal Etmeyin]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/kalp-hastalarina-malatya-dan-kritik-uyari-bu-belirtileri-ihmal-etmeyin/43088/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nden Prof. Dr. Ertuğrul Kurtoğlu, enfekte olan kalp pili sistemlerinin çıkarılmasında uzun yıllardır vücutta bulunan elektrotların ciddi zorluk oluşturabildiğini belirterek, işlemin deneyimli ekip ve uygun teknik altyapıya sahip merkezlerde yapılması gerektiğini söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/kalp-hastalarina-malatya-dan-kritik-uyari-bu-belirtileri-ihmal-etmeyin/43088/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 17:37:43 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kalp pili tedavisi, ritim bozukluğu yaşayan bazı hastalar için önemli bir tedavi seçeneği olurken, cihazlara bağlı gelişebilen enfeksiyonlar farklı bir müdahaleyi gündeme getirebiliyor. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği&#39;nden Prof. Dr. Ertuğrul Kurtoğlu, özellikle uzun süre vücutta kalan elektrotların çıkarılmasının teknik açıdan daha zorlu hale gelebildiğini belirterek önemli değerlendirmelerde bulundu.</p><strong>Kalp Pilleri Hangi Hastalarda Kullanılıyor?</strong><p>Kalbin elektriksel sistemindeki bazı sorunlar nedeniyle kalp atımının yavaşlaması veya tehlikeli ritim bozukluklarının ortaya çıkması, kalp pili uygulamasını gerekli hale getirebiliyor. Prof. Dr. Ertuğrul Kurtoğlu, tıptaki gelişmeler sayesinde ritim bozukluklarının tedavisinde kullanılan cihazların hastaların yaşamında önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti. Kalp pili sisteminde cihazın kendisi çoğunlukla köprücük kemiğinin altındaki cilt dokusuna yerleştirilirken, kalbin ihtiyaç duyulan bölümüne uzanan ince kablolar aracılığıyla elektriksel aktivite takip ediliyor. Hastanın durumuna göre değişen sayıda elektrot kullanılabildiğini belirten Kurtoğlu, sistemin kalp ritmini izleyerek gerektiğinde elektriksel uyarı oluşturduğunu aktardı.</p><strong>Kalp Pilinde Enfeksiyon Gelişirse Ne Oluyor?</strong><p>Kalp pili bulunan hastalarda nadir görülse de cihazın kendisinde veya elektrotlarda enfeksiyon ortaya çıkabiliyor. Böyle bir durumda enfeksiyonun yalnızca ilaç tedavisiyle kontrol altına alınmasının her zaman mümkün olmayabileceğine dikkat çeken Kurtoğlu, cihazın enfeksiyon kaynağı haline geldiği vakalarda tüm pil sisteminin çıkarılmasının gerekebileceğini söyledi. Bu işlemin standart bir cihaz çıkarma işleminden farklı olduğunu belirten Kurtoğlu, özellikle uzun süre kullanılan sistemlerde işlemin daha fazla uzmanlık ve hazırlık gerektirdiğini vurguladı. Olası risklerin azaltılması için müdahalenin bu konuda deneyimli ekipler tarafından gerçekleştirilmesinin önemine dikkat çekti.</p><strong>Yıllarca Vücutta Kalan Elektrotlar Neden Zor Çıkarılıyor?</strong><p>Kalp pilinin önemli parçalarından olan elektrotlar, yıllar boyunca damarların içerisinde ve kalp dokusuna yakın bölgelerde bulunuyor. Zaman içerisinde çevre dokularla bütünleşebilen bu kablolar, gerektiğinde çıkarılmak istendiğinde işlemi daha karmaşık bir hale getirebiliyor. Kurtoğlu, özellikle uzun yıllardır vücutta bulunan elektrotların damar duvarı ve kalp içerisindeki dokularla yapışıklık oluşturabileceğini belirtti. Bu nedenle çıkarma işlemlerinde yalnızca deneyimli bir hekimin bulunmasının değil, gerekli teknik donanıma ve acil müdahale hazırlığına sahip bir merkezin de önemli olduğunu ifade etti.</p><strong>Malatya&#39;da İleri Düzey Kalp Pili İşlemleri Yapılıyor</strong><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği&#39;nde kalp pili ve elektrotlarının çıkarılmasına yönelik işlemlerin uzun süredir uygulandığını aktaran Kurtoğlu, kliniğin kent dışından başvuran hastalara da hizmet verdiğini söyledi. Özellikle enfeksiyon gelişen pil sistemleri ile uzun süre vücutta kalan ve çıkarılması teknik açıdan güçleşen elektrotlara yönelik işlemlerin klinikte gerçekleştirildiğini belirten Kurtoğlu, bu alandaki uygulamalarda deneyimin önem taşıdığını kaydetti.</p><strong>Kalp Hastalıklarında Hangi Belirtiler İhmal Edilmemeli?</strong><p>Kalp ve damar hastalıklarında erken farkındalığın tedavi süreci açısından önemli olduğunu vurgulayan Kurtoğlu, kişilerin düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini söyledi. Göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, bayılma ve nedeni açıklanamayan halsizlik gibi şikayetlerin dikkate alınması gerektiğini belirten Kurtoğlu, özellikle risk faktörü bulunan kişilerin kontrollerini aksatmaması gerektiğine işaret etti. Hekimlikte gerçekleştirilen işlemlerin yalnızca teknik bir uygulama olarak değerlendirilmemesi gerektiğini dile getiren Kurtoğlu, her hastanın ve ailesinin tedavi sürecinde önemli bir sorumluluk taşıdığını ifade etti. Erken tanı ve düzenli takip sayesinde kalp hastalıklarına ilişkin sorunların daha erken değerlendirilmesinin mümkün olabileceğini belirten Kurtoğlu, vatandaşlara kalp sağlıklarını ihmal etmemeleri çağrısında bulundu.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kalp-hastalarina-malatya-dan-k_1790779059_HhWROZ.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kalp Hastalarına Malatya’dan Kritik Uyarı! Bu Belirtileri İhmal Etmeyin ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/kalp-hastalarina-malatya-dan-k_1790779059_HhWROZ.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya’da Uzmandan Kritik Uyarı! Basit Düşmeler Buna İşaret Edebilir]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/malatya-da-uzmandan-kritik-uyari-basit-dusmeler-buna-isaret-edebilir/42763/</link>
            <description><![CDATA[Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reşit Sevimli, basit düşme ve günlük hareketler sırasında meydana gelen kırıkların osteoporozun habercisi olabileceğini belirterek, kemik sağlığının korunmasında çocukluk döneminden itibaren beslenme ve fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekti.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/malatya-da-uzmandan-kritik-uyari-basit-dusmeler-buna-isaret-edebilir/42763/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 16:51:37 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reşit Sevimli, halk arasında 'kemik erimesi' olarak bilinen osteoporozla ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Turgut Özal Tıp Merkezi&#39;nde görev yapan Sevimli, kemik yoğunluğundaki azalma nedeniyle günlük yaşamda yaşanan basit düşme ve zorlanmaların dahi kırıkla sonuçlanabileceğini belirtti. Osteoporozun yalnızca ileri yaşlarda ortaya çıkan bir sorun olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Sevimli, kemiklerin gelişimi ve güçlenmesinde çocukluk dönemindeki beslenme ile yaşam alışkanlıklarının önemli rol oynadığını söyledi. Kemik sağlığının uzun yıllar korunabilmesi için erken yaşlardan itibaren doğru alışkanlıkların kazanılması gerektiğini vurguladı.</p><strong>Basit Düşmeler Sonrası Oluşan Kırıklara Dikkat</strong><p>Osteoporozda kemik dokusunun zayıflaması, kırılma riskini artırabiliyor. Özellikle kadınlarda menopoz sonrasında riskin daha belirgin hale gelebildiğini aktaran Sevimli, erkeklerde de yaş ilerledikçe osteoporoz görülme ihtimalinin arttığını kaydetti. Günlük yaşam sırasında meydana gelen ve normal şartlarda ciddi bir yaralanmaya yol açması beklenmeyen durumların kemik sağlığı açısından önemli bir işaret olabileceğine dikkat çeken Sevimli, bazı hastaların küçük düşmelerin ardından kırık şikayetiyle sağlık kuruluşlarına başvurduğunu anlattı. Hamur yoğurmak gibi sıradan bir aktivite sırasında bilek ağrısı yaşayan ya da basit bir düşme sonrasında kırık meydana gelen kişilerin durumlarının ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Sevimli, osteoporozla bağlantılı kırıklarda el bileği, omurga ve kalça bölgesinin öne çıktığını ifade etti. Bu bölgelerde yaşanan kırıkların altında kemik yoğunluğundaki azalmanın bulunabileceğini belirterek, özellikle olağan dışı şekilde kolay meydana gelen kırıklarda gerekli değerlendirmelerin yapılması gerektiğini söyledi.</p><strong>Kemik Sağlığının Temeli Çocuklukta Atılıyor</strong><p>Kemiklerin güçlü şekilde gelişebilmesi için çocukluk döneminden itibaren yeterli ve dengeli beslenmenin önemine işaret eden Prof. Dr. Sevimli, kemik sağlığının ileri yaşlarda korunmasının yalnızca o dönemde alınacak önlemlerle sınırlı olmadığını dile getirdi. Beslenmenin yanı sıra düzenli hareketin de kemik yapısının korunmasına katkı sağladığını belirten Sevimli, kişilerin yaşlarına ve mevcut sağlık durumlarına uygun fiziksel aktiviteleri yaşamlarının bir parçası haline getirmeleri gerektiğini söyledi. Sporun günlük hayattan çıkarılmaması gerektiğini vurgulayan Sevimli, kemik kalitesinin korunması için hareketli yaşamın önemine dikkat çekti.</p><strong>Risk Taşıyan Kişilerde Kemik Yoğunluğu Ölçümü Yapılıyor</strong><p>Osteoporoz şüphesinin değerlendirilmesinde kullanılan yöntemlerden birinin DEXA kemik yoğunluğu ölçümü olduğunu belirten Sevimli, özellikle risk grubunda bulunan kişilerin hekim değerlendirmesi doğrultusunda taranmasının önem taşıdığını ifade etti. Erken dönemde fark edilen kemik yoğunluğu kaybının uygun tedavi ve takip yöntemleriyle yönetilebileceğini belirten Sevimli, amaçlardan birinin ilerleyen süreçte oluşabilecek kırıkların önüne geçmek olduğunu söyledi. Bu nedenle kemik sağlığıyla ilgili belirtilerin göz ardı edilmemesi ve gerekli durumlarda sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini kaydetti.</p><strong>Prof. Dr. Sevimli&#39;den Malatya İçin Veda Mesajı</strong><p>Öte yandan Prof. Dr. Reşit Sevimli, Malatya&#39;daki görev sürecine ilişkin de açıklamalarda bulundu. Kentte yaklaşık 13 yıldır öğretim üyesi olarak görev yaptığını belirten Sevimli, Bursa&#39;da özel bir hastanede görev yapmak üzere geçiş sürecinde olduğunu açıkladı. Malatya&#39;da görev yaptığı süre boyunca hastaların tetkik ve tedavi süreçleriyle ilgilendiklerini ifade eden Sevimli, kentteki çalışma dönemine ilişkin teşekkürlerini dile getirerek hastalara şifa temennisinde bulundu. Sevimli, sağlık hizmeti sunmaya devam edeceğini belirterek, görev sürecinde birlikte çalıştığı ve tedavi süreçlerinde yer aldığı kişilerden helallik istedi.<br></p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/malatya-da-uzmandan-kritik-uya_1790257887_Ucanjs.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya’da Uzmandan Kritik Uyarı! Basit Düşmeler Buna İşaret Edebilir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/malatya-da-uzmandan-kritik-uya_1790257887_Ucanjs.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya’da Alzheimer İçin Dikkat Çeken Açıklama! Yeni Tedaviler Umut Veriyor]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/malatya-da-alzheimer-icin-dikkat-ceken-aciklama-yeni-tedaviler-umut-veriyor/42674/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Yusuf Ziya Deniz, Alzheimer hastalığının belirtileri ve risk faktörlerine ilişkin önemli bilgiler verdi. Deniz, günlük yaşamı etkileyen unutkanlığın ihmal edilmemesi gerektiğini belirtirken, sağlıklı beslenme, düzenli uyku ve fiziksel-zihinsel aktivitenin hastalık riskinin azaltılmasına katkı sağlayabileceğini ifade etti.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/malatya-da-alzheimer-icin-dikkat-ceken-aciklama-yeni-tedaviler-umut-veriyor/42674/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 18:51:30 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Kliniğinde görev yapan Dr. Öğr. Üyesi Yusuf Ziya Deniz, Alzheimer hastalığıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Özellikle ileri yaşlarda daha sık görülen hastalığın yalnızca hastaları değil, bakım verenleri ve sağlık hizmetlerini de etkileyen önemli bir sorun olduğunu belirtti. Alzheimer&#39;ın başta bellek olmak üzere çeşitli bilişsel işlevlerde zaman içerisinde ilerleyen kayba yol açtığını aktaran Deniz, hastalığın bunamanın en yaygın nedenleri arasında yer aldığını söyledi. Görülme sıklığının yaşla birlikte arttığını ifade eden Deniz, erken dönemde ortaya çıkan belirtilerin fark edilmesinin takip açısından önem taşıdığını vurguladı.</p><strong>Unutkanlığın Yanı Sıra Bu Belirtiler De Görülebiliyor</strong><p>Alzheimer denildiğinde ilk akla gelen belirtilerden biri unutkanlık olsa da hastalık farklı bilişsel sorunlarla da kendini gösterebiliyor. Deniz&#39;in aktardığı bilgilere göre kişinin adres veya bulunduğu yeri bulmakta zorlanması, daha önce kolaylıkla yaptığı hesaplamalarda güçlük çekmesi ve yeni bilgileri öğrenmekte zorlanması dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında bulunuyor. Özellikle unutkanlığın günlük yaşam aktivitelerini aksatmaya başlaması durumunda bunun sıradan yaşa bağlı unutkanlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Deniz, bu tür şikyetleri bulunan kişilerin nöroloji uzmanına başvurmasını önerdi.</p><strong>Alzheimer Riskinde Yaşam Tarzı Önemli</strong><p>Hastalığın ortaya çıkma riskini etkileyebilecek faktörler arasında yaşam biçiminin de bulunduğunu belirten Deniz, damar sağlığını olumsuz etkileyen hastalık ve durumların yanı sıra hareketsiz yaşamın da risk açısından önem taşıdığını ifade etti. Sağlıksız beslenme ve düzensiz uykunun da Alzheimer açısından olumsuz etkenler arasında değerlendirildiğini belirten Deniz, buna karşılık Akdeniz tipi beslenme, düzenli fiziksel aktivite, zihinsel egzersiz ve kaliteli uyku gibi alışkanlıkların riskin azaltılmasına katkı sağlayabileceğini söyledi.</p><strong>Yeni Nesil Alzheimer Tedavilerinde Umut Veren Gelişmeler</strong><p>Alzheimer hastalığını tamamen ortadan kaldıran kesin bir tedavinin henüz bulunmadığını belirten Deniz, mevcut ilaçların hastalığın belirtilerinin kontrol edilmesine ve sürecin yavaşlatılmasına yönelik kullanıldığını aktardı. Bununla birlikte son yıllarda anti-amiloid tedaviler üzerine yürütülen çalışmaların dikkat çekici bir noktaya geldiğini ifade eden Deniz, yeni nesil tedavilere ilişkin umut verici sonuçların ortaya çıktığını söyledi. Bu alandaki gelişmelerin günlük sağlık uygulamalarına yansımasıyla Alzheimer&#39;ın ilerleyişini yavaşlatmaya yönelik daha farklı seçeneklerin gündeme gelebileceğini kaydetti. Dr. Öğr. Üyesi Yusuf Ziya Deniz, özellikle unutkanlığın kişinin günlük hayatını etkileyecek seviyeye ulaşması halinde vakit kaybetmeden nöroloji değerlendirmesi yapılmasının önemli olduğunu belirterek, erken değerlendirme ve düzenli takibin önemine dikkat çekti.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/malatya-da-alzheimer-icin-dikk_1790092288_RTHWBd.JPG" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya’da Alzheimer İçin Dikkat Çeken Açıklama! Yeni Tedaviler Umut Veriyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/malatya-da-alzheimer-icin-dikk_1790092288_RTHWBd.JPG"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Antibiyotik Kullanırken Dikkat: Fazlası Neden Tehlikeli Olabiliyor?]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/antibiyotik-kullanirken-dikkat-fazlasi-neden-tehlikeli-olabiliyor/42540/</link>
            <description><![CDATA[Toplumda sıklıkla yapılan yanlış ilaç kullanımları, mikrobiyoloji dünyasında tehlikeli bir dönüşümün kapısını aralamaktadır.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/antibiyotik-kullanirken-dikkat-fazlasi-neden-tehlikeli-olabiliyor/42540/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 16:26:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Toplumda sıklıkla yapılan yanlış ilaç kullanımları, mikrobiyoloji dünyasında tehlikeli bir dönüşümün kapısını aralamaktadır. Özellikle soğuk algınlığı gibi viral enfeksiyonlarda doktor tavsiyesi olmadan başvurulan antibiyotikler, vücuttaki duyarlı bakterileri yok ederken dirençli mikroorganizmaların hayatta kalmasına zemin hazırlamaktadır. Bu durum zaman içinde bakterilerin ilacın etken maddesini tanıyarak ona karşı bağışıklık geliştirmesine yol açmaktadır.</p><p data-path-to-node='3'>Bakteriyel direnç aslında doğanın kendi akışı içerisinde yavaş bir şekilde gerçekleşen biyolojik bir süreçtir. Bununla birlikte gereksiz ve dozaj kurallarına uyulmadan yapılan ilaç tüketimi, dirençli bakterilerin çoğalma hızını %80 oranında artırmaktadır. İlaçtan etkilenmeyen bu zararlı mikroorganizmalar hızla yayılarak, basit bir tedaviyle geçebilecek enfeksiyonları dahi hayati bir risk faktörüne dönüştürmektedir.</p><strong>Superbakterilerin Çoğalması Tedavi Süreçlerini Çıkmaza Sokuyor</strong><p data-path-to-node='5'>Birden fazla antibiyotik türüne karşı bağışıklık kazanmış olan ve tıp literatüründe superbakteri olarak adlandırılan yapılar, hastane ortamlarında ve toplum içinde ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Standart tedavi yöntemlerine yanıt vermeyen bu bakteriler, ameliyat sonrası iyileşme süreçlerini doğrudan olumsuz etkilemekte ve yoğun bakım ünitelerindeki yatış sürelerini gözle görülür şekilde uzatmaktadır.</p><p data-path-to-node='6'>Bilim insanları tarafından yapılan araştırmalar, mevcut kullanım alışkanlıklarının devam etmesi halinde 2050 yılına kadar dirençli enfeksiyon kaynaklı kayıpların yıllık 10 milyon seviyesine ulaşabileceğini gösteriyor. Sağlık uzmanları, bu tür tablo ile karşılaşmamak adına ilaçların yalnızca hekim reçetesiyle alınması gerektiğini ve başlanan dozların iyileşme hissedilse dahi sonuna kadar tamamlanmasının şart olduğunu vurguluyor.</p><strong>Küresel Ölçekte İlaç Etkinliğinin Kaybolma Riski Bulunuyor</strong><p data-path-to-node='8'>Tıp dünyasının en büyük kazanımlarından biri olan antibiyotiklerin etkisini yitirmesi, modern tıbbın temel direklerinden birinin sarsılması anlamına geliyor. Kanser tedavilerinde uygulanan kemoterapiden organ nakillerine, sezaryen doğumdan rutin cerrahi müdahalelere kadar pek çok alan doğrudan enfeksiyon kontrolüne dayanıyor. Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar için bu durum çok daha kritik bir boyuta ulaşıyor.</p><p data-path-to-node='9'>Geliştirilen yeni nesil antibiyotik sayısının son 20 yılda belirgin şekilde azalması, mevcut ilaçların korunmasını daha da zorunlu kılıyor. İlaç moleküllerine karşı direnç geliştiren bakteriler, yeni tedavi seçeneklerinin de hızla tükenmesine neden oluyor. Bu durum, tıp camiasını enfeksiyonlarla mücadelede ilaç öncesi dönemin koşullarıyla karşı karşıya getirme riski taşıyor.</p><strong>Toplum Sağlığı İçin Bilinçli Kullanım Ve Sıkı Tedbirler Gerekiyor</strong><p data-path-to-node='11'>Antibiyotik direnci yalnızca ilacı kullanan bireyi değil, o bireyle temas halinde olan tüm çevreyi ve genel toplum sağlığını etkileyen yaygın bir olgudur. Dirençli bakteriler hava, su, gıda ve doğrudan fiziksel temas yoluyla kişiden kişiye kolayca bulaşabilmektedir. Bu nedenle bireysel farkındalığın artırılması, toplumsal korunma zincirinin en güçlü halkasını oluşturmaktadır.</p><p data-path-to-node='12'>Sağlık Bakanlığı verilerine göre yürütülen akılcı ilaç kullanımı kampanyaları sayesinde reçeteleme oranlarında %15,2 oranında bir gerileme kaydedilmiştir. Uzmanlar, viral hastalıklarda antibiyotiklerin hiçbir fayda sağlamadığının altını çizerken, hijyen kurallarına uyulmasının ve aşılanma süreçlerinin aksatılmamasının enfeksiyon yayılımını önlemede temel unsur olduğunu ifade etmektedir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/antibiyotik-kullanirken-dikkat_1789897582_v6rabx.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Antibiyotik Kullanırken Dikkat: Fazlası Neden Tehlikeli Olabiliyor? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/antibiyotik-kullanirken-dikkat_1789897582_v6rabx.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Nijerya’da Gözaltı Merkezinde 37 Can Kaybı! İşte Alınan Kararlar]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr//42498/</link>
            <description><![CDATA[Nijerya’nın Nijer eyaletinde yasa dışı madencilik şüphesiyle gözaltına alınan 37 kişi, güvenlik güçlerinin gözetimi sırasında hayatını kaybetti. Ölümlerin nedeni araştırılırken eyalette 3 günlük yas ilan edildi, madencilik faaliyetleri askıya alındı ve 24 saatlik sokağa çıkma yasağı getirildi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr//42498/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 10:12:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Nijerya&#39;nın Nijer eyaletinde yasa dışı madencilik faaliyetlerine yönelik operasyonun ardından 37 kişinin gözaltında yaşamını yitirmesi ülke gündemine oturdu. Güvenlik güçlerinin gözetiminde meydana gelen ölümlerle ilgili soruşturma başlatılırken, eyalet yönetimi bölgede bir dizi tedbir kararı aldı. Nijer Eyalet Valisi Mohammed Umaru Bago, yaptığı açıklamada yasa dışı madencilik yaptıkları şüphesi bulunan kişilerin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındığını belirtti. Bago, 37 kişinin Nijerya Güvenlik ve Sivil Savunma Ajansı&#39;nın (NSCDC) gözetimindeyken hayatını kaybettiğini açıkladı.</p><strong>Eyalette 3 Günlük Yas İlan Edildi</strong><p>37 kişinin ölümü üzerine Nijer eyaletinde 3 günlük yas kararı alındı. Yetkililer, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için soruşturmanın sürdüğünü bildirirken, güvenlik birimleri de ölümlerin nasıl gerçekleştiğine ilişkin incelemelerini devam ettiriyor. Ölümlerin ardından NSCDC Nijer Eyalet Komutanı Suberu Siyaka Aniviye ile birlikte ekibinin görevden uzaklaştırıldığı bildirildi. Aniviye, görevden alınmadan önce yaptığı açıklamada, 16 ve 17 Eylül tarihlerinde yasa dışı madencilik faaliyetlerine yönelik operasyonlarda gözaltına alınan bazı kişilerin hayatını kaybettiğini ifade etmişti.</p><strong>Ölüm Nedeni İçin Salgın İhtimali Araştırılıyor</strong><p>Aniviye&#39;nin açıklamasına göre ilk değerlendirmelerde ölümlerin olası bir salgın hastalıkla bağlantılı olabileceğinden şüphelenildi. Ancak kesin nedenin belirlenmesi amacıyla hayatını kaybeden kişilerin cenazeleri yerel bir hastaneye gönderildi. Yerel basında ise gözaltına alınan yaklaşık 65 kişinin havalandırması yetersiz bir hücrede tutulduğu yönünde iddialara yer verildi. Bu iddiaların olayın soruşturması kapsamında incelenip incelenmediğine ilişkin ayrıntılı bilgi paylaşılmadı.</p><strong>Minna&#39;da 24 Saatlik Sokağa Çıkma Yasağı</strong><p>Vali Bago, eyaletin başkenti Minna&#39;da kamu düzeninin korunması ve güvenliğin sağlanması amacıyla 24 saatlik sokağa çıkma yasağı uygulanacağını duyurdu. Kent sakinlerinden evlerinde kalmaları ve güvenlik güçlerinin talimatlarına uymaları istendi. Bunun yanı sıra Nijer eyaletindeki tüm madencilik faaliyetleri de ikinci bir duyuruya kadar durduruldu. Minna&#39;da yapılması planlanan siyasi mitingin de olayların ardından iptal edildiği açıklandı. Güvenlik yetkilileri soruşturmanın sürdüğünü belirtirken, hayatını kaybedenlerin yakınlarına da olayın aydınlatılmasına yardımcı olabilecek bilgileri yetkililerle paylaşmaları çağrısı yapıldı.</p><strong>Yasa Dışı Madencilik Güvenlik Sorunlarıyla Gündemde</strong><p>Nijerya&#39;da yasa dışı madencilik, özellikle ülkenin kuzey ve kuzeybatı kesimlerinde uzun süredir güvenlik sorunlarıyla birlikte gündeme geliyor. Bölgede faaliyet gösteren bazı silahlı grupların yasa dışı madencilikten gelir elde ettiği ve bu kaynakların fidye amaçlı adam kaçırma gibi suç faaliyetlerinde kullanılabildiği yönünde değerlendirmeler bulunuyor. Nijer eyaletinde yaşanan 37 kişinin gözaltında ölümü ise yasa dışı madencilik operasyonlarının yanı sıra gözaltı koşulları ve ölümlerin gerçek nedenine ilişkin soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Olayla ilgili resmi soruşturmanın sonuçları bekleniyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/_1789747891_v4f8zL.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Nijerya’da Gözaltı Merkezinde 37 Can Kaybı! İşte Alınan Kararlar ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/_1789747891_v4f8zL.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Belçika’da Batı Nil Virüsü Alarmı! Vaka Sayısı Yükseliyor]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/belcika-da-bati-nil-virusu-alarmi-vaka-sayisi-yukseliyor/42432/</link>
            <description><![CDATA[Belçika’da sivrisinekler aracılığıyla bulaşan Batı Nil virüsü vakalarında artış yaşandı. Flaman bölgesi ve Brüksel’de tespit edilen yeni vakalarla birlikte ülke genelinde virüs kaynaklı olduğu değerlendirilen vaka sayısı 10’a yükseldi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/belcika-da-bati-nil-virusu-alarmi-vaka-sayisi-yukseliyor/42432/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 16:54:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Belçika&#39;da Batı Nil virüsüyle ilgili yeni vakaların ortaya çıkması sağlık gündemini hareketlendirdi. Flaman bölgesi ile başkent Brüksel&#39;de yapılan değerlendirmelerde yeni vakaların belirlenmesiyle birlikte ülke genelindeki vaka sayısı 10&#39;a çıktı. Flaman Bakım Dairesinden yapılan açıklamada, bölgede kesinliği yüksek veya olası olarak değerlendirilen vaka sayısının 8&#39;e ulaştığı bildirildi. Geçtiğimiz haftanın sonunda açıklanan 5 olası vakaya, Anvers ve Flaman Brabant bölgelerinde tespit edilen 3 yeni vaka daha eklendi.</p><strong>Bir Hasta Nörolojik Belirtiler Nedeniyle Hastaneye Kaldırıldı</strong><p>Yeni vakalar arasında nörolojik belirtiler gösteren bir kişinin tedavi amacıyla hastaneye yatırıldığı belirtildi. Sağlık durumunun daha sonra iyiye gittiği ve hastanın iyileşme sürecinde olduğu aktarıldı. Brüksel&#39;deki sağlık kurumu Vivalis de başkentte iki kişinin virüsü yerel olarak kaptığının değerlendirildiğini duyurdu. Bu kişilerden Brüksel&#39;de yaşayan kişinin sağlık durumunun düzeldiği, diğer kişinin ise Belçika&#39;ya ziyaret amacıyla gelen ve daha sonra İtalya&#39;ya dönen bir turist olduğu belirtildi. İtalyan turistte ağır belirtiler görülmediği kaydedilirken, yeni gelişmelerle birlikte Belçika&#39;da ülke içinde bulaştığı değerlendirilen Batı Nil virüsü vakalarının toplamı 10&#39;a yükseldi.</p><strong>Vakalar İlk Kez Geçen Hafta Gündeme Gelmişti</strong><p>Belçika&#39;da yerel bulaşma ihtimali bulunan ilk Batı Nil virüsü vakaları geçtiğimiz hafta açıklanmıştı. Anvers ve Flaman Brabant vilayetlerinde belirlenen 5 olası vakanın 4&#39;ünde nörolojik belirtiler görülürken, hastalardan biri sağlık kuruluşunda tedavi altına alınmıştı. Sağlık yetkilileri, virüsün kuşlar ile sivrisinekler arasında dolaşımda olduğunu belirtti. Yetkililer, sivrisineklerin aktif olduğu dönemin devam etmesi nedeniyle ekim ayına kadar yeni vakaların ortaya çıkabileceğini ifade ederken, toplum genelindeki risk seviyesinin düşük olduğunu bildirdi.</p><strong>Batı Nil Virüsü Nasıl Bulaşıyor?</strong><p>Batı Nil virüsü çoğunlukla Culex cinsi sivrisineklerin ısırmasıyla insanlara geçiyor. Hastalığa karşı henüz kullanılabilecek bir aşı bulunmadığından sivrisinek temasını azaltmaya yönelik önlemler önem taşıyor. Virüsün kuluçka süresinin sivrisinek ısırığından sonra genellikle 2 ila 14 gün arasında değiştiği belirtiliyor. Bağışıklık sistemi zayıf kişilerde ise bu sürenin 21 güne kadar uzayabildiği ifade ediliyor. Virüsü taşıyan kişilerin yaklaşık yüzde 80&#39;inde herhangi bir belirti ortaya çıkmazken, hastaların yaklaşık yüzde 20&#39;sinde ateş, halsizlik, bulantı, kusma, baş ağrısı ve kas ağrısı gibi şikayetler görülebiliyor. Başlangıçta ağırlıklı olarak Afrika kıtasında görülen Batı Nil virüsü, zaman içerisinde Avrupa&#39;nın farklı bölgelerinde de tespit edilmeye başlandı. Fransa, İtalya, İspanya ve Portekiz başta olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerinde virüs kaynaklı vakalar bildirildi.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/belcika-da-bati-nil-virusu-ala_1789649639_e6rLKf.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Belçika’da Batı Nil Virüsü Alarmı! Vaka Sayısı Yükseliyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/belcika-da-bati-nil-virusu-ala_1789649639_e6rLKf.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kongo’da Ebola Salgını Kontrol Altına Alınamıyor]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/kongo-da-ebola-salgini-kontrol-altina-alinamiyor/42322/</link>
            <description><![CDATA[Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde Ebola salgınına karşı yürütülen geniş kapsamlı müdahalelere rağmen virüsün yayılımı devam ediyor. DSÖ, dört ayda 7 bin 200 vaka ve 3 bin 475 ölüm bildirildiğini açıklarken, bazı bölgelerde haftalık vaka sayılarının iki katına çıktığına dikkat çekti.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/kongo-da-ebola-salgini-kontrol-altina-alinamiyor/42322/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 14:42:09 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kongo Demokratik Cumhuriyeti&#39;nde ortaya çıkan Ebola salgını, sağlık ekiplerinin yoğun müdahalesine rağmen geniş bir coğrafyada etkisini sürdürüyor. Dünya Sağlık Örgütü Epidemiyoloji ve Müdahale Analizi Birimi Başkanı Olivier le Polain, salgının ülkenin farklı bölgelerinde aynı seyri göstermediğini belirterek mevcut tablonun yakından takip edildiğini söyledi. Polain, Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi&#39;ndeki basın toplantısında yaptığı değerlendirmede, salgının ilan edilmesinden bu yana yalnızca dört ay geçtiğini ve 12 Eylül itibarıyla 7 eyaletteki 62 sağlık bölgesinde 7 bin 200 vaka ile 3 bin 475 ölüm kaydedildiğini açıkladı. Sağlık ekiplerinin şimdiye kadar görülmemiş ölçekte çalışma yürütmesine karşın bulaşmanın sürdüğünü ifade etti.</p><strong>Ituri&#39;de Vaka Sayıları Yüksek Seyrediyor</strong><p>Salgının etkili olduğu bölgelerden Ituri eyaletinde bazı sağlık bölgelerinde bulaşmanın yavaşladığına yönelik ilk işaretler görülmeye başladı. Ancak bölgedeki tablo halen ciddi boyutunu koruyor. Polain, yalnızca geçen hafta Ituri&#39;de yaklaşık 300 yeni doğrulanmış vaka tespit edildiğini ve doğrulanmış ölümlerin 160 civarında olduğunu belirtti. Bu rakamın ülke genelinde aynı dönemde bildirilen vakaların yaklaşık yüzde 48&#39;ine karşılık geldiği kaydedildi.</p><strong>Kuzey Kivu&#39;da Haftalık Vaka Sayısı İkiye Katlandı</strong><p>Ebola salgınının yön değiştirdiği bölgeler arasında Kuzey Kivu da öne çıkıyor. Ituri&#39;nin toplam vakalar içerisindeki payı gerilerken Kuzey Kivu&#39;daki vaka sayılarında belirgin bir yükseliş yaşanıyor. Bölgede son iki haftalık süreçte haftalık vaka sayılarının 100 civarından 200&#39;ün üzerine çıktığı bildirildi. Böylece ülkedeki toplam vakaların yaklaşık yüzde 45&#39;i Kuzey Kivu&#39;dan kayda geçti. Beni ile Butembo-Katwa ve çevresindeki yerleşimler, vakaların yoğunlaştığı bölgeler arasında bulunuyor. Güney Kivu&#39;da ise daha farklı bir tablo görülüyor. Polain, bölgede mayıs ayının sonundan bu yana yeni doğrulanmış Ebola vakasına rastlanmadığını açıkladı.</p><strong>DSÖ&#39;den KDC&#39;ye Salgın Desteği</strong><p>DSÖ, salgınla mücadele kapsamında Kongo Demokratik Cumhuriyeti hükümetine farklı alanlarda destek sağlıyor. Hastalıkların takibi, sağlık tesislerindeki yatak kapasitesinin artırılması, hastaların klinik yönetimi, lojistik çalışmalar ve enfeksiyonların önlenmesine yönelik uygulamalar destek verilen başlıca alanlar arasında yer alıyor. DSÖ yetkilileri, salgının seyrine göre desteğin önümüzdeki dönemde de devam edeceğini belirtiyor. Özellikle vaka artışının görüldüğü bölgelerde sağlık sisteminin kapasitesinin korunması ve yeni bulaşların önlenmesi önem taşıyor.</p><strong>Ebola Daha Önce Binlerce Can Aldı</strong><p>Kanamalı ateşe neden olabilen Ebola virüsü ilk kez 1976 yılında Sudan&#39;ın Nzara kasabası ile Kongo Demokratik Cumhuriyeti&#39;ndeki Yambuku köyünde eş zamanlı salgınlarla tespit edildi. Hastalık, Kongo&#39;daki ilk salgının Ebola Nehri yakınlarında görülmesinin ardından bu isimle anılmaya başlandı. Virüsün Batı Afrika&#39;da 2013 yılında yeniden yayılması ise dünyanın en ağır Ebola salgınlarından birine dönüştü. Gine, Liberya ve Sierra Leone&#39;de 2014-2017 yılları arasında yaşanan salgında yaklaşık 30 bin kişi virüse yakalanırken 11 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Kongo Demokratik Cumhuriyeti&#39;nde ise doğudaki Ituri eyaletinde bildirilen şüpheli vakalar ve ölümlerin ardından 15 Mayıs&#39;ta yeni salgın ilan edilmişti. Sağlık yetkilileri, mayıs ayında ortaya çıkan Bundibugyo Ebola türüne karşı henüz onaylanmış bir tedavi ya da aşının bulunmadığını belirtiyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kongo-da-ebola-salgini-kontrol_1789472517_9tshqF.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kongo’da Ebola Salgını Kontrol Altına Alınamıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/kongo-da-ebola-salgini-kontrol_1789472517_9tshqF.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde Ebola Krizi Derinleşiyor!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/kongo-demokratik-cumhuriyeti-nde-ebola-krizi-derinlesiyor/41933/</link>
            <description><![CDATA[Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde (KDC) mayıs ayında ilan edilen Ebola salgınıyla ilgili son veriler endişe verici tabloyu ortaya koydu. Ülkede salgından etkilenen bölgelerin sayısı artarken doğrulanmış vaka sayısı 6 bin 436’ya, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 3 bin 95’e yükseldi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/kongo-demokratik-cumhuriyeti-nde-ebola-krizi-derinlesiyor/41933/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 17:48:48 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sağlık Bakanlığının açıkladığı güncel verilere göre Ebola salgını, ülke genelindeki 6 eyaletin 60 bölgesinde etkisini sürdürüyor. Vakalardaki artışla birlikte salgının ölüm oranı da yüzde 48,1 olarak kayıtlara geçti.</p><strong>Ebola Salgınında Ölüm Oranı Yüzde 48,1&#39;e Ulaştı</strong><p>Salgın nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının 3 bin 95&#39;e çıkması, Ebola&#39;nın KDC&#39;deki etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Sağlık yetkililerinin verilerine göre doğrulanmış vaka sayısı da 6 bin 436&#39;ya ulaştı. Salgının merkezlerinden biri olan Ituri eyaletindeki gelişmeler yakından takip edilirken, Güney Kivu&#39;da ise sevindirici bir tablo ortaya çıktı. Bölgede 95 gündür yeni doğrulanmış Ebola vakası bildirilmedi.</p><strong>Salgının Merkezinde Ituri Var</strong><p>KDC&#39;nin doğusunda bulunan Ituri eyaleti, salgının en yoğun hissedildiği bölgelerin başında geliyor. Ülkede salgın ilan edilmeden önce bölgede 246 şüpheli vaka ve 65 ölüm tespit edilmişti. Bu gelişmelerin ardından KDC Sağlık Bakanlığı, 15 Mayıs&#39;ta resmi olarak Ebola salgını ilan etmişti. O tarihten bu yana hastalığın yayılımını önlemek amacıyla sağlık ekiplerinin çalışmaları devam ediyor.</p><strong>Ebola Virüsü İlk Kez 1976&#39;da Ortaya Çıktı</strong><p>Kanamalı ateşe yol açabilen Ebola virüsü, tıp dünyasının uzun süredir mücadele ettiği ölümcül hastalıklardan biri olarak biliniyor. Virüs ilk kez 1976 yılında Sudan&#39;ın Nzara ve KDC&#39;nin Yambuku kentlerinde eş zamanlı olarak görülen salgınlarla tespit edildi. Hastalığın adının ise KDC&#39;deki Ebola Nehri&#39;nden geldiği belirtiliyor. Virüs, özellikle Afrika kıtasında dönem dönem büyük salgınlara neden oldu.</p><strong>Batı Afrika&#39;daki Salgında 11 Binden Fazla Kişi Ölmüştü</strong><p>Ebola&#39;nın en geniş çaplı salgınlarından biri 2013 yılının sonlarında Batı Afrika&#39;da başladı. Gine, Liberya ve Sierra Leone&#39;de 2014-2017 döneminde etkili olan salgında yaklaşık 30 bin kişiye virüs bulaştı ve 11 binden fazla kişi hayatını kaybetti. KDC&#39;deki mevcut salgında ise sağlık ekiplerinin hastalığın yayılmasını önlemeye yönelik çalışmaları sürüyor. Yetkililer özellikle salgının yoğun görüldüğü bölgelerdeki gelişmeleri yakından izliyor.</p><strong>Yeni Ebola Varyantı İçin Tedavi Ve Aşı Belirsizliği</strong><p>KDC&#39;deki salgının mayıs ayında ortaya çıkan 'Bundibugyo' Ebola varyantıyla bağlantılı olduğu bildiriliyor. Sağlık yetkililerinin açıklamalarına göre bu varyanta karşı henüz onaylanmış bir tedavi ya da aşı bulunmuyor. Bu durum, yüksek ölüm oranının görüldüğü salgında sağlık ekiplerinin karşılaştığı en önemli sorunlardan biri olarak öne çıkıyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kongo-demokratik-cumhuriyeti-n_1788792523_xXSFaC.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde Ebola Krizi Derinleşiyor! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/kongo-demokratik-cumhuriyeti-n_1788792523_xXSFaC.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yıllardır Çekilen Ağrının Sırrı Çözülüyor: Beyindeki Gizli Fren Ortaya Çıktı!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/yillardir-cekilen-agrinin-sirri-cozuluyor-beyindeki-gizli-fren-ortaya-cikti/41921/</link>
            <description><![CDATA[Amerika Birleşik Devletleri genelindeki bilim insanları tarafından yürütülen geniş kapsamlı klinik çalışmalarda, beynin derinliklerinde ağrı iletimini doğrudan kontrol altına alan son derece kritik bir hücresel mekanizma tespit edildi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/yillardir-cekilen-agrinin-sirri-cozuluyor-beyindeki-gizli-fren-ortaya-cikti/41921/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 14:26:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Amerika Birleşik Devletleri genelindeki bilim insanları tarafından yürütülen geniş kapsamlı klinik çalışmalarda, beynin derinliklerinde ağrı iletimini doğrudan kontrol altına alan son derece kritik bir hücresel mekanizma tespit edildi. Yıllardır milyonlarca insanı etkisi altına alan ve hayat kalitesini ciddi şekilde düşüren kronik nöropatik ağrıların kökenine inen bu araştırma, tıp dünyasında adeta bir devrim niteliği taşıyor. Yapılan son incelemeler, sinir sistemindeki aşırı uyarılmaları engelleyen özel bir bölgesel kontrol sisteminin varlığını net bir şekilde ortaya koyarak bilim çevrelerinde büyük heyecan yarattı.</p><p data-path-to-node='2'>Araştırma heyetinin elde ettiği verilere göre, beynin belirli bölgelerinde bulunan hücresel yapılar ağrı sinyallerini baskılama noktasında adeta bir fren görevi üstleniyor. Bu kilit mekanizmanın çözülmesiyle birlikte, geçmişte uygulanan ancak hedeflenen başarıyı yakalayamayan ya da yoğun yan etkilere yol açan klasik yöntemlerin ötesine geçilmesi hedefleniyor. Tıp literatürüne giren bu önemli gelişme, özellikle yıllardır kesintisiz ağrı çeken hastalar için yan etkisi son derece düşük ve doğrudan soruna odaklanan yepyeni tedavi seçeneklerinin ilk somut adımı olarak görülüyor.</p><strong>Lokus Seruleus Bölgesindeki Hücresel Hassasiyet Ağrı İletimini Doğrudan Şekillendiriyor</strong><p data-path-to-node='4'>Laboratuvar ortamında gerçekleştirilen kapsamlı deneylerde, sinir dokusunda meydana gelen fiziksel hasarların beynin lokus seruleus olarak adlandırılan hassas bölgesini doğrudan etkilediği görüldü. Hasar gören sinir hatları, bu bölgedeki bazı özel hücre gruplarını aralıksız ve aşırı düzeyde uyararak ağrı algısının süreklilik kazanmasına zemin hazırlıyor. Yapılan deneysel modellemelerde, nöronların yüzeyinde bulunan mu-opioid reseptörlerinin işlevsiz kalması halinde deneklerin en hafif dokunma hareketlerine dahi aşırı şiddetli tepkiler verdiği ve hassasiyet düzeyinin hızla fırladığı kaydedildi.</p><p data-path-to-node='5'>Hücresel düzeydeki bu işlev kaybının ardından harekete geçen uzmanlar, devre dışı kalan reseptörleri özel biyolojik müdahalelerle yeniden aktif hale getirmeyi başardı. Reseptörlerin tekrar çalışmaya başlamasıyla birlikte kronik ağrı göstergelerinde son derece hızlı bir gerileme kaydedildi ve hücrelerin aşırı tepkiselliği tamamen ortadan kalktı. Bu durum, beyin sapına yakın konumlanan lokus seruleus bölgesinin vücuttaki ağrı trafiğini yöneten en stratejik ana merkezlerden biri olduğunu tartışmasız biçimde kanıtlamış oldu.</p><strong>Geleneksel İlaç Yaklaşımları Yerini Doğrudan Bölgeyi Hedefleyen Moleküller Bırakıyor</strong><p data-path-to-node='7'>Saha araştırmasına liderlik eden Doç. Dr. Jordan McCall, diyabet rahatsızlıkları, kronik enfeksiyonlar veya sinir sıkışmaları sebebiyle dünya genelinde milyonlarca kişinin nöropatik ağrı krizi geçirdiğini beyan etti. Mevcut ağrı kesici reçetelerinin hastaların en az %40&#39;ında istenen rahatlamayı sağlayamadığını vurgulayan yetkililer, kullanılan standart ağrı kesici içeriklerinin tüm dolaşım sistemine yayılarak vücudun genel dengesini bozduğunu dile getirdi. Morfin ve fentanil türevi geleneksel kimyasallar, dolaşıma girdikten sonra beyindeki tüm ağrı merkezlerini rastgele etkilediği için bağımlılık riskini katlayarak artırıyor.</p><p data-path-to-node='8'>Araştırma ekibinin tespit ettiği yeni bulgular sayesinde, beyin dokusunda adeta bir kapı bekçisi gibi konumlanan reseptörlerin işleyişi tam anlamıyla çözüme kavuşturuldu. Bilim insanları, sistemik ilaçların yol açtığı tolerans gelişimini ve ağır yan etkileri tamamen bertaraf etmek adına doğrudan lokus seruleus merkezini hedefleyen moleküler tasarımlara yöneldi. Böylece ilacın tüm vücuda dağılması engellenerek sadece ağrıyı üreten hücresel hat üzerinde tam kontrol sağlanması planlanıyor.</p><strong>Hastalara Özel Yenilikçi Terapi Yöntemleri Yan Etki Risklerini Minimuma İndiriyor</strong><p data-path-to-node='10'>Klasik ağrı yönetimi stratejileri genellikle tüm merkezi sinir sistemini uyuşturma esasına dayandığı için hastalarda ciddi bilişsel yavaşlama ve sindirim sorunlarına neden oluyordu. Beyinde bulunan spesifik &#39;fren&#39; sisteminin izole edilmesiyle birlikte, hastanın bilişsel fonksiyonlarına zarar vermeyen ve bağımlılık yapmayan moleküler tedavi modelleri hızla projelendirildi. Araştırmacılar, bu moleküler yapıların sadece sorunlu lokus seruleus alanındaki mu-opioid reseptörlerine bağlanacağını ve vücudun geri kalanındaki biyolojik süreçleri kesinlikle etkilemeyeceğini garanti ediyor.</p><p data-path-to-node='11'>Geliştirilen bu hassas mekanizma, uzun süreli ilaç kullanımına bağlı olarak gelişmeyen ve etkinliğini kaybetmeyen terapi protokollerinin geliştirilmesine zemin hazırlıyor. Klinik öncesi testlerde elde edilen başarı oranının %85 seviyelerine ulaşması, tıp çevrelerinde yeni ilaç tasarımlarının önünü tamamen açmış durumda. Araştırmacılar, sinir sisteminin genel metabolizmasını bozmadan doğrudan doğruya ilgili reseptörleri tetikleyecek moleküler taşıyıcılar üzerinde gece gündüz çalışmaya devam ediyor.</p><strong>Geleceğin Ağrı Tedavisinde Moleküler Tıp Devrimi Başlıyor</strong><p data-path-to-node='13'>Bilim dünyasında geniş yankı uyandıran bu keşif, sadece mevcut nöropatik ağrıları dindirmekle kalmayıp, sinir sisteminde oluşabilecek kalıcı hasarların önüne geçilmesi bakımından da tarihi bir eşik olarak kabul ediliyor. Uzmanlar, beynin kendi içindeki bu baskılama mekanizmasının tam kapasiteyle çalıştırılması halinde, ağır kronik hastaların günlük yaşam standartlarında en az %70 oranında bir iyileşme yakalanabileceğini öngörüyor. Çalışmanın ilerleyen safhalarında, geliştirilen moleküler taşıyıcıların insanlı klinik deneylerdeki güvenilirlik parametreleri tek tek incelenecek.</p><p data-path-to-node='14'>Tıbbi farmakoloji alanında yeni bir sayfa açan bu gelişme, kronik ağrı yönetimini bir kriz olmaktan çıkarıp tamamen kontrol edilebilir bir süreç haline getirmeyi hedefliyor. Lokus seruleus merkezli tedavilerin birkaç yıl içerisinde klinik uygulamalara entegre edilmesi ve küresel ölçekte standart bir tedavi protokolüne dönüştürülmesi planlanıyor. Elde edilen bu çığır açıcı sonuçlar, modern tıp tarihinin en zorlu alanlarından biri olan nöropatik ağrı mücadelesinde yeni bir dönemin kapılarını ardına kadar aralıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/yillardir-cekilen-agrinin-sirr_1788770398_0M1Pub.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yıllardır Çekilen Ağrının Sırrı Çözülüyor: Beyindeki Gizli Fren Ortaya Çıktı! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/yillardir-cekilen-agrinin-sirr_1788770398_0M1Pub.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Nijerya’da Lassa Ateşi Kabusu!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/nijerya-da-lassa-atesi-kabusu/41845/</link>
            <description><![CDATA[Nijerya’da kemirgenlerden insanlara bulaşabilen Lassa ateşi nedeniyle yaşanan can kayıpları endişe verici boyuta ulaştı. Ülkede yıl başından bu yana hastalık nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının 252’ye yükseldiği, doğrulanmış vaka sayısının ise 1035’e ulaştığı bildirildi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/nijerya-da-lassa-atesi-kabusu/41845/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 19:08:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Nijerya Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (NCDC), Lassa ateşinin ülke genelinde yayılımını sürdürdüğünü açıkladı. Yapılan değerlendirmelere göre hastalık, Nijerya&#39;daki 36 eyaletin 23&#39;ünde tespit edildi. Yetkililer, salgının görüldüğü bölgelerde takip ve müdahale çalışmalarının devam ettiğini belirtti.</p><strong>Lassa Ateşi 23 Eyalette Görüldü</strong><p>NCDC verilerine göre ocak ayından itibaren laboratuvar testleriyle doğrulanan Lassa ateşi vakalarının sayısı 1035 oldu. Hastalığa bağlı ölüm sayısı ise 252 olarak kayıtlara geçti. Vakalardaki artışın ardından sağlık ekiplerinin hastalığın görüldüğü bölgelerdeki gözetim faaliyetlerini yoğunlaştırdığı bildirildi. Yetkililer, Lassa ateşinin özellikle etkilenen eyaletlerde önemli bir halk sağlığı tehdidi olmayı sürdürdüğüne dikkat çekiyor. Hastalığın yayılmasını kontrol altında tutmak amacıyla vaka takibi, erken tespit ve müdahale çalışmalarının sürdürüleceği aktarıldı.</p><strong>Lassa Ateşi Nasıl Bulaşıyor?</strong><p>Lassa ateşi, başta kemirgenler olmak üzere hayvanlardan insanlara geçebilen viral bir hastalık olarak biliniyor. Özellikle enfekte farelerin idrarı ve dışkısıyla temas edilmesi, hastalığın insanlara bulaşmasında önemli rol oynuyor. Hastalık, enfekte kişilerle temas yoluyla insandan insana da bulaşabiliyor. Bazı vakalarda ağır seyreden Lassa ateşi, kanamalı ateş tablosuna neden olarak ölümcül sonuçlara yol açabiliyor. Bu nedenle sağlık yetkilileri, özellikle hastalığın görüldüğü bölgelerde kemirgenlerle temasın önlenmesi ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi konusunda halkı uyarıyor.</p><strong>Geçen Yıl 190 Kişi Hayatını Kaybetmişti</strong><p>Nijerya&#39;da Lassa ateşinin yol açtığı can kayıpları önceki yıllarda da ciddi boyutlara ulaşmıştı. 2025 yılında hastalık nedeniyle 190 kişi yaşamını yitirmişti. Bu yılın henüz tamamlanmamasına rağmen can kaybının 252&#39;ye çıkması, hastalığın ülkedeki etkisini bir kez daha gündeme getirdi. Nijerya hükümeti, Lassa ateşinin oluşturduğu tehdit nedeniyle 23 Ocak 2019&#39;da acil durum ilan etmişti. Hastalığa Nijerya&#39;da ilk kez 1969 yılında, ülkenin kuzeydoğusundaki Borno eyaletinde rastlanmıştı.</p><strong>Batı Afrika&#39;da Birçok Ülkede Görülüyor</strong><p>Lassa ateşi yalnızca Nijerya ile sınırlı değil. Mali, Togo, Gana, Liberya ve Sierra Leone gibi Batı Afrika ülkelerinde de hastalık vakalarına rastlanıyor. Nijerya&#39;daki sağlık otoriteleri, özellikle fare ve diğer kemirgenlerle temasın azaltılması gerektiğini vurgularken, hastalık şüphesi bulunan kişilerin sağlık kuruluşlarına başvurmasının önemine dikkat çekiyor. Ülkede vaka sayılarındaki gelişmeler sağlık ekipleri tarafından yakından izleniyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/nijerya-da-lassa-atesi-kabusu_1788538012_FIi19t.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Nijerya’da Lassa Ateşi Kabusu! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/nijerya-da-lassa-atesi-kabusu_1788538012_FIi19t.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Türkiye’de 31 Bin Aile Hekimi Görev Yapıyor!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/turkiye-de-31-bin-aile-hekimi-gorev-yapiyor/41737/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye genelinde 8 bin 401 Aile Sağlığı Merkezi ve 31 bin aile hekimiyle koruyucu sağlık hizmetlerinin sürdürüldüğünü açıkladı. Memişoğlu, son iki yılda milyonlarca kişiye ulaşılırken erken teşhis ve kanser taramalarında da önemli sonuçlar elde edildiğini belirtti.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/turkiye-de-31-bin-aile-hekimi-gorev-yapiyor/41737/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 13:52:41 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Halk Sağlığı Haftası kapsamında Türkiye&#39;de yürütülen koruyucu sağlık hizmetlerine ilişkin güncel verileri paylaştı. Ülke genelinde 8 bin 401 Aile Sağlığı Merkezi&#39;nde 31 bin aile hekimiyle vatandaşlara sağlık hizmeti sunulduğunu belirten Memişoğlu, erken teşhis ve hastalıkların önlenmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü ifade etti. Memişoğlu, 81 ilde halk sağlığına yönelik çalışmaların farklı başlıklarla devam ettiğini belirterek, vatandaşların hastalık ortaya çıkmadan önce sağlık hizmetlerine ulaşmasının önemine dikkat çekti. Bu kapsamda Aile Sağlığı Merkezlerinin yanı sıra Sağlıklı Hayat Merkezlerinin de aktif şekilde kullanıldığı bildirildi.</p><strong>Aile Sağlığı Merkezlerinde 31 Bin Hekim Hizmet Veriyor</strong><p>Türkiye&#39;de birinci basamak sağlık hizmetlerinin önemli bir bölümünü Aile Sağlığı Merkezleri oluşturuyor. Bakan Memişoğlu&#39;nun verdiği bilgilere göre, 8 bin 401 Aile Sağlığı Merkezi&#39;nde 31 bin aile hekimi vatandaşların sağlık ihtiyaçlarına yönelik hizmet sunuyor. Koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların yanı sıra, 357 Sağlıklı Hayat Merkezi&#39;nde de vatandaşlara farklı alanlarda destek veriliyor. Bu merkezlerde beslenme, fiziksel aktivite ve sağlıklı yaşam başta olmak üzere 17 ayrı alanda danışmanlık ve destek hizmetleri yürütülüyor.</p><strong>14,1 Milyon Kişide Hastalık Erken Aşamada Belirlendi</strong><p>Sağlık Bakanlığı&#39;nın erken teşhis ve tarama çalışmalarına ilişkin rakamlar da dikkat çekti. Memişoğlu, son iki yılda 26 milyon başvuru üzerinden vatandaşların sağlıklı yaşam süreçlerine destek verildiğini açıkladı. Kronik hastalıkların erken belirlenmesine yönelik taramalarda ise 158 milyon işlem gerçekleştirildi. Bu çalışmalar sonucunda 14,1 milyon vatandaşta hastalıkların erken aşamada tespit edildiği belirtildi. Erken teşhis sayesinde hastaların gerekli tedavi ve takip süreçlerine daha erken yönlendirilmesi amaçlanıyor. Kanserle mücadele kapsamında yapılan taramalarda da önemli bir rakama ulaşıldı. Ücretsiz gerçekleştirilen 16,1 milyon kanser taramasında 36 bin vatandaşta hastalık erken dönemde tespit edildi. Bu kişilerin tedavi ve takip süreçlerinin başlatıldığı bildirildi.</p><strong>Anne Ve Bebek Sağlığına Yönelik Destekler Sürüyor</strong><p>Koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında anne adaylarına ve annelere yönelik çalışmaların da devam ettiği belirtildi. Bakan Memişoğlu, sağlık hizmetlerinin gebelik döneminden itibaren sürdürüldüğünü aktarırken, Türkiye genelinde 62 bin ebenin bu süreçte görev yaptığını ifade etti. Anne adaylarının bilinçlendirilmesine yönelik olarak 1774 gebe okulunun faaliyet gösterdiği belirtilirken, Annelik Yolculuğu mobil uygulamasının da 260 bin aktif kullanıcıya ulaştığı açıklandı. Uygulamayla gebelik ve annelik döneminde ihtiyaç duyulan bilgilere erişimin kolaylaştırılması hedefleniyor.</p><strong>Sigara Bırakma Polikliniklerinin Sayısı 1678&#39;e Ulaştı</strong><p>Tütün bağımlılığıyla mücadele de sağlık politikalarının önemli başlıkları arasında yer aldı. Memişoğlu, vatandaşların sigarayı bırakmasına destek olmak amacıyla hizmet veren polikliniklerin sayısında önemli bir artış gerçekleştirildiğini belirtti. Verilen bilgilere göre Sigara Bırakma Polikliniklerinin sayısı yüzde 260 artırılarak 1678&#39;e çıkarıldı. Bakanlık, bağımlılıkla mücadele çalışmalarının yanı sıra hastalıkların erken tespit edilmesine ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılmasına yönelik uygulamaları da sürdürüyor. Memişoğlu, vatandaşlara sağlık kontrollerini ertelememeleri çağrısında bulunarak Aile Sağlığı Merkezleri ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinden yararlanmalarının önemini vurguladı.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/turkiye-de-31-bin-aile-hekimi-_1788432756_LQNnyT.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Türkiye’de 31 Bin Aile Hekimi Görev Yapıyor! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/turkiye-de-31-bin-aile-hekimi-_1788432756_LQNnyT.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Gazze’de İnsanlar Açlıkla Karşı Karşıya!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/gazze-de-insanlar-aclikla-karsi-karsiya/41647/</link>
            <description><![CDATA[Gazze’de ağırlaşan insani kriz, milyonlarca Filistinliyi gıda sıkıntısıyla karşı karşıya bırakıyor. WFP, Gazze nüfusunun yaklaşık üçte ikisinin halen acil durum seviyesinde açlık yaşadığını, ek yardım sağlanmaması halinde yıl sonuna kadar bu oranın yüzde 90’a çıkabileceğini bildirdi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/gazze-de-insanlar-aclikla-karsi-karsiya/41647/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 16:48:50 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Gazze Şeridi&#39;nde devam eden insani kriz, gıdaya erişim konusunda da ciddi bir tablo ortaya çıkarıyor. Dünya Gıda Programı (WFP), bölgede yaşayanların büyük bölümünün acil seviyede açlıkla mücadele ettiğini belirterek, yeterli yardım ulaştırılamaması halinde durumun daha da ağırlaşabileceği uyarısında bulundu. WFP Filistin Direktörü Shaun Hughes, Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisinin haftalık basın toplantısına çevrim içi katılarak Gazze ve Batı Şeria&#39;daki gıda güvenliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hughes, özellikle Gazze&#39;de temel gıdaya ulaşmanın giderek zorlaştığını ve bölgedeki insani ihtiyaçların kritik seviyede olduğunu ifade etti.</p><strong>Gazze&#39;de Açlık Alarmı Büyüyor</strong><p>Hughes&#39;un aktardığı verilere göre Gazze&#39;de nüfusun yaklaşık üçte ikisi acil durum seviyesinde açlıkla karşı karşıya bulunuyor. İhtiyaç duyulan yardımın yıl sonuna kadar yeterli düzeyde ulaştırılamaması durumunda ise nüfusun yüzde 90&#39;ının yüksek seviyede akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalabileceği belirtildi. Bölgede yaşanan çatışmaların yanı sıra insanların hareket alanlarının kısıtlanması, altyapının zarar görmesi ve temel hizmetlere erişimde yaşanan sorunlar gıda krizini daha da derinleştiriyor. Tarımsal üretimin sürdürülebilmesi ve insanların işlerine ya da evlerine güvenli şekilde ulaşabilmesi de birçok bölgede mümkün olmuyor.</p><strong>Gıda Depoları Ve Fırınlarda Etkilendi</strong><p>Gazze&#39;deki insani yardım çalışmalarının önemli unsurlarından olan gıda depoları da saldırılardan zarar gördü. WFP&#39;nin bazı depolarında hasar meydana gelirken, bölgedeki fırınlar da faaliyetlerini sürdürebilmek için gerekli yakıt ve yedek parçalara ulaşmakta güçlük çekiyor. Fırınların çalışmasında yaşanan aksaklık, günlük yaşamda temel gıdaya erişimi daha da zorlaştırıyor. WFP, Gazze&#39;ye gerekli malzemelerin yeterli miktarda girişine izin verilmesinin kritik önem taşıdığını vurguluyor.</p><strong>Batı Şeria&#39;da Da Gıda Güvensizliği Artıyor</strong><p>Gazze&#39;deki ağır tabloya karşılık Batı Şeria&#39;da da gıda güvenliği açısından ciddi bir gerileme yaşanıyor. Hughes, Ekim 2023&#39;ten bu yana artan şiddet olayları, askeri operasyonlar, hareket kısıtlamaları, yıkımlar ve yerinden edilmelerin Filistinlilerin geçim kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığını belirtti. Daha önce kendi imkanlarıyla geçimini sağlayabilen ailelerin de artık temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı ifade edildi. Batı Şeria&#39;da yaklaşık 1 milyon kişinin, başka bir ifadeyle nüfusun dörtte birinden fazlasının gıda güvensizliği yaşadığı belirtildi. İki yıl önce bu oranın yüzde 11 seviyesinde olduğu kaydedildi.</p><strong>Yardım İhtiyacı Her Geçen Gün Artıyor</strong><p>WFP&#39;nin karşı karşıya kaldığı zorlukların yalnızca Gazze ile sınırlı olmadığı da vurgulandı. Batı Şeria&#39;da yardım ulaştırılan kişi sayısının yarıya indirilmek zorunda kalmasına rağmen gıda ihtiyacının iki yıl öncesine göre yaklaşık iki katına çıktığı bildirildi. Filistin&#39;deki insani krizin dünya gündemindeki yerini kaybetmemesi gerektiğine dikkat çeken Hughes, bölgedeki ihtiyaçların azalmadığını, aksine yardım gereksiniminin giderek büyüdüğünü belirtti. Gazze&#39;de temel gıdaya erişimin sürdürülebilmesi için düzenli ve yeterli insani yardımın ulaştırılması kritik önem taşıyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/gazze-de-insanlar-aclikla-kars_1788270527_oAB9J6.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Gazze’de İnsanlar Açlıkla Karşı Karşıya! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/gazze-de-insanlar-aclikla-kars_1788270527_oAB9J6.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bir Kesik Oluştuğunda Vücutta Neler Oluyor? Yaraların İyileşme Sırrı!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/bir-kesik-olustugunda-vucutta-neler-oluyor-yaralarin-iyilesme-sirri/41641/</link>
            <description><![CDATA[Bedenimizin herhangi bir noktasında meydana gelen küçük bir kesik veya çizik zannedildiğinden çok daha karmaşık bir biyolojik mücadelenin fitilini ateşlemektedir.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/bir-kesik-olustugunda-vucutta-neler-oluyor-yaralarin-iyilesme-sirri/41641/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 15:50:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bedenimizin herhangi bir noktasında meydana gelen küçük bir kesik veya çizik zannedildiğinden çok daha karmaşık bir biyolojik mücadelenin fitilini ateşlemektedir. Doku bütünlüğü bozulduğu anda damar duvarları anında daralarak bölgeye akan kan miktarını minimum seviyeye indirmeyi hedefler. Tam bu esnada dolaşım sisteminde devriye gezen trombositler hasarlı alana hücum ederek birbirine yapışmaya başlar.</p><p data-path-to-node='3'>Trombositlerin oluşturduğu bu canlı barikat, fibrin proteinlerinin de katılımıyla sağlam bir pıhtı ağında birleşmektedir. Oluşan bu doğal tıkaç bir yandan hayati sıvı kaybını engellerken diğer yandan dış dünyadan gelebilecek tehlikelere karşı geçici bir kalkan işlevi görür. Yaralanmanın ilk saniyelerinden itibaren yürütülen bu savunma stratejisi, vücudun kendi kendini tamir etme kabiliyetinin en somut göstergesidir.</p><strong>Bağışıklık Hücrelerinin Bölgedeki Temizlik Ve İltihaplanma Mücadelesi</strong><p data-path-to-node='5'>Kanamak durdurulduktan hemen sonra savunma mekanizmasının en yetenekli askerleri olan akyuvarlar hızla olay yerine sevk edilir. Nötrofil ve makrofaj adı verilen bu özel hücreler, açık yaradan içeri sızmaya çalışan bakteri ve virüs gibi mikrobik unsurları bertaraf etmek için amansız bir mücadeleye girişir. Aynı zamanda zedelenmiş ve işlevini kaybetmiş ölü doku parçaları da bu hücreler tarafından yutularak ortamdan uzaklaştırılır.</p><p data-path-to-node='6'>Bu hücresel temizlik harekatı esnasında yara etrafında beliren hafif kızarıklık, ısınma ve şişkinlik gibi belirtiler aslında iyileşmenin başladığını gösterir. Vücudun %100 doğal bir tepkisi olan bu hafif iltihaplanma süreci, hasarlı bölgeye giden kan akışını artırarak ihtiyaç duyulan besin maddelerinin hızla taşınmasına imkan sağlar.</p><strong>Fibroblastların Doku İnşası Ve Yeni Damar Oluşumundaki Kritik Rolü</strong><p data-path-to-node='8'>Mikroplardan arındırılan ve hijyeni sağlanan dokuda hücre üretimi ve yapılandırma safhasına geçilmektedir. Bu aşamada devreye giren fibroblast isimli uzman hücreler, bölgede kolajen sentezleyerek adeta yeni bir mimari iskelet inşa eder. Aynı zaman diliminde anjiyojenez adı verilen süreçle yeni kılcal damarlar tomurcuklanır ve taze dokunun ihtiyaç duyduğu oksijen ile glikozu aralıksız taşımaya başlar.</p><p data-path-to-node='9'>Derinin en üst katmanında bulunan epitel hücreleri de boş durmayarak kenarlardan merkeze doğru hızla çoğalmaya başlar. Yaklaşık %80-80 oranında tamamlanan bu örtücü tabaka sayesinde yaranın açık kalan yüzeyi tamamen kapatılır. Dokudaki bu yoğun yapım faaliyetleri, organizmanın kaybettiği bütünlüğü yeniden kazanması adına sergilediği muazzam bir mühendislik örneğidir.</p><strong>Kaşıntı Hissinin Sebebi Ve İz Kalma Sürecinin Biyolojik Arka Planı</strong><p data-path-to-node='11'>Kapanma aşamasına gelen yaralarda sıklıkla karşılaşılan kaşıntı hissi, alt taraftaki sinir uçlarının yeniden yapılanmasından ve salgılanan histamin kimyasalından kaynaklanmaktadır. Bu süreçte yara üzerinde kuruyan kan ve hücre birikintileri sert bir koruyucu kabuk oluşturarak alt taraftaki hassas dokuyu dış etkenlerden korur. Yeni hücreler olgunlaştıkça bu kabuk kendiliğinden düşerek altındaki taze deriyi gün yüzüne çıkarır.</p><p data-path-to-node='12'>Özellikle derin kesiklerde vücut dokuyu bir an önce kapatabilmek adına aşırı miktarda düzensiz kolajen lifi üretebilir. Bu durum iyileşme sonrasında ciltte fark edilir bir yara izi kalmasına yol açmaktadır. Kapanma gerçekleştikten sonra dahi derinin altındaki bağ dokunun güçlenmesi ve eski esnekliğini kazanması 365 günü aşan uzun bir zamana yayılabilmektedir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/bir-kesik-olustugunda-vucutta-_1788252495_pn5IYE.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bir Kesik Oluştuğunda Vücutta Neler Oluyor? Yaraların İyileşme Sırrı! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/bir-kesik-olustugunda-vucutta-_1788252495_pn5IYE.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ebola Salgınında Endişelendiren Artış!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/ebola-salgininda-endiselendiren-artis/41600/</link>
            <description><![CDATA[Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde Ebola salgınına ilişkin son veriler, hastalığın ülkedeki etkisinin sürdüğünü ortaya koydu. Sağlık Bakanlığının açıkladığı rakamlara göre salgının ilan edildiği 15 Mayıs’tan bu yana doğrulanmış vaka sayısı 6 bin 41’e yükseldi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/ebola-salgininda-endiselendiren-artis/41600/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 18:02:26 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Salgınla mücadele devam ederken hastalık nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı da artış gösterdi. Şimdiye kadar 2 bin 911 kişinin yaşamını yitirdiği, 1366 hastanın ise tedavi sürecinin ardından iyileştiği bildirildi.</p><strong>Ebola Altı Eyalette Yayılmayı Sürdürüyor</strong><p>Bundibugyo virüsünün yol açtığı salgının ülkenin farklı bölgelerine yayıldığı belirtildi. Bas-Uele, Haut-Uele, Ituri, Kuzey-Kivu, Güney-Kivu ve Tshopo eyaletlerinde toplam 60 bölgede Ebola vakalarıyla mücadele ediliyor. Salgının en yoğun görüldüğü bölge ise Ituri olmaya devam ediyor. Müdahale ekiplerinin çalışmalarını özellikle Ituri, Kuzey-Kivu ve Haut-Uele eyaletlerinde yoğunlaştırdığı kaydedildi. Sağlık ekipleri, vakaların kontrol altına alınması ve hastalara müdahale edilmesi amacıyla çalışmalarını sürdürüyor.</p><strong>Kongo&#39;daki Salgın En Büyük Ebola Salgını Oldu</strong><p>KDC&#39;de mayıs ayında başlayan mevcut salgın, doğrulanmış vaka sayısı bakımından ülke tarihindeki en büyük Ebola salgını olarak kayıtlara geçti. Salgının başlangıç noktası olarak Ituri eyaletindeki gelişmeler gösterilirken, bölgede 246 şüpheli vaka ve 65 ölümün ardından 15 Mayıs&#39;ta resmi olarak salgın ilan edilmişti. Sağlık yetkilileri, salgına neden olan Bundibugyo Ebola varyantına karşı henüz onaylanmış bir tedavi ya da aşının bulunmadığını belirtiyor. Bu durum, hastalığın kontrol altına alınmasına yönelik çalışmaları daha da kritik hale getiriyor.</p><strong>Ebola Geçmişte Binlerce Can Aldı</strong><p>Ebola virüsü ilk kez 1976 yılında Sudan&#39;ın Nzara ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti&#39;ndeki Yambuku kentlerinde eş zamanlı salgınlarla ortaya çıktı. Hastalığa, KDC&#39;deki ilk salgının Ebola Nehri yakınlarında bulunan bir köyde görülmesi nedeniyle nehrin adı verildi. Virüs, 2013 yılının sonunda Batı Afrika&#39;da yeniden geniş çaplı bir salgına yol açtı. Gine, Liberya ve Sierra Leone&#39;de 2014-2017 yılları arasında yaşanan salgında yaklaşık 30 bin kişiye Ebola bulaşırken, 11 binden fazla kişi hayatını kaybetti.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/ebola-salgininda-endiselendire_1788188541_7Lp6GS.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ebola Salgınında Endişelendiren Artış! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/ebola-salgininda-endiselendire_1788188541_7Lp6GS.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Batı Nil Virüsü Yunanistan’da Yayılıyor! Vakaların Arttığı Bölge Açıklandı]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/bati-nil-virusu-yunanistan-da-yayiliyor-vakalarin-arttigi-bolge-aciklandi/41557/</link>
            <description><![CDATA[Yunanistan’da yaz aylarıyla birlikte Batı Nil virüsünün dolaşımında artış yaşandığı bildirildi. Uzmanlar, sivrisineklerin daha aktif olduğu sıcak dönemde virüs açısından riskin devam ettiğine dikkat çekerken, yüksek dolaşım sürecinin eylül ayının ortası veya sonuna kadar sürebileceği değerlendirmesinde bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/bati-nil-virusu-yunanistan-da-yayiliyor-vakalarin-arttigi-bolge-aciklandi/41557/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 18:41:27 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Atina Ulusal ve Kapodistrian Üniversitesi Hijyen ve Epidemiyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Gkikas Magiorkinis, virüsün bulaşma sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, enfekte kuşlarla sivrisinekler arasındaki döngünün hastalığın insanlara ulaşmasında temel rol oynadığını belirtti. Magiorkinis, Batı Nil virüsünün insandan insana bulaşmadığını da vurguladı. Bu yılki tabloya da değinen uzman, virüsün dolaşım seviyesinin geçen yıla kıyasla daha yüksek olduğunu ifade etti. Özellikle yaz döneminde vaka riskinin yükseldiğini belirten Magiorkinis, sıcak hava koşullarının sivrisinek kaynaklı bulaş açısından önem taşıdığını aktardı.</p><strong>Doğu Attika&#39;da Vakalar Dikkat Çekiyor</strong><p>Yunanistan&#39;da son yıllarda Batı Nil virüsü vakalarının görüldüğü bölgelerde de değişiklik yaşandığına işaret edildi. Magiorkinis, Doğu Attika&#39;nın vaka sayılarının daha fazla olduğu bölgelerden biri haline geldiğini belirterek bu durumun bölgenin kırsal yapısıyla ilişkili olabileceğini söyledi. Kırsal alanlarda enfekte kuşların bulunması, sivrisineklerin de virüsle temas etme ihtimalini artırıyor. Sivrisineklerin enfekte kuşlardan aldıkları virüsü insanlara taşıyabilmesi nedeniyle, özellikle bu tür bölgelerde hastalık açısından daha dikkatli olunması gerekiyor.</p><strong>Enfeksiyonların Büyük Bölümü Belirti Vermiyor</strong><p>Batı Nil virüsünün insanlarda oluşturduğu klinik tablonun her zaman ağır seyretmediği belirtildi. Magiorkinis&#39;in verdiği bilgiye göre enfeksiyon geçiren kişilerin önemli bir bölümü hastalığı herhangi bir belirti göstermeden ya da hafif semptomlarla atlatıyor. Bununla birlikte az sayıdaki vakada hastalığın ciddi bir tabloya dönüşebildiği ifade edildi. Yaklaşık 140 ila 150 enfeksiyondan birinde ağır klinik belirtiler ortaya çıkabildiği kaydedildi. Bu nedenle özellikle riskli bölgelerde sivrisineklerle temasın azaltılması önem taşıyor.</p><strong>Doğu Attika&#39;da İlaçlama Çalışmaları Artırılıyor</strong><p>Bölgedeki vaka yoğunluğuna karşı yerel yönetim tarafından da önlem alınmaya başlandı. Attika Bölge Yönetiminin, Batı Nil virüsüyle mücadele kapsamında Doğu Attika&#39;da yaklaşık 10 bin dönümlük alanda gece ilaçlamalarını artırma kararı aldığı bildirildi. Sivrisineklerin hareketliliğini azaltmaya yönelik çalışmaların, özellikle yüksek dolaşım döneminde hastalık riskinin kontrol altında tutulması açısından önem taşıdığı değerlendiriliyor. Yunanistan&#39;da virüsün dolaşımının yaz mevsimi boyunca devam etmesi nedeniyle, eylül sonuna kadar sürecin yakından takip edilmesi bekleniyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/bati-nil-virusu-yunanistan-da-_1788104482_UoRMGH.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Batı Nil Virüsü Yunanistan’da Yayılıyor! Vakaların Arttığı Bölge Açıklandı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/bati-nil-virusu-yunanistan-da-_1788104482_UoRMGH.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hollanda’da Batı Nil Virüsü Endişesi! İlk Ölüm Açıklandı]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/hollanda-da-bati-nil-virusu-endisesi-ilk-olum-aciklandi/41419/</link>
            <description><![CDATA[Hollanda’da sivrisinekler aracılığıyla bulaşan Batı Nil virüsü nedeniyle bir kişi yaşamını yitirdi. Utrecht eyaletinde yaşayan hastanın, virüs enfeksiyonu nedeniyle tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybettiği bildirildi. Ülkede virüsün büyük ihtimalle yerel yollarla bulaştığı değerlendirilen üç insan vakasının tespit edilmesi üzerine sağlık yetkilileri alarma geçti.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/hollanda-da-bati-nil-virusu-endisesi-ilk-olum-aciklandi/41419/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 18:54:59 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ulusal Halk Sağlığı ve Çevre Enstitüsü (RIVM), Batı Nil virüsüne maruz kaldığını düşünen veya hastalık belirtileri gösteren kişilerin vakit kaybetmeden kurumla iletişim kurmasını istedi. Yetkililer, enfeksiyonun çoğu kişide belirti vermeden geçirilebildiğine dikkat çekerken, özellikle ileri yaştaki kişilerde ağır hastalık riskinin arttığını belirtti.</p><strong>Batı Nil Virüsü Hangi Belirtilere Yol Açıyor?</strong><p>RIVM verilerine göre virüs bulaşan kişilerin yaklaşık yüzde 80&#39;inde herhangi bir belirti ortaya çıkmıyor. Enfeksiyonun belirti gösterdiği vakaların önemli bölümünde ise ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, karın ağrısı ve ishal gibi grip benzeri şikayetler görülüyor. Daha az sayıdaki vakada hastalık merkezi sinir sistemini etkileyerek ensefalit veya menenjit gibi ciddi nörolojik tablolara dönüşebiliyor. Ağır seyreden enfeksiyonlarda ölüm oranının yüzde 4 ila 14 arasında değişebildiği, 70 yaş ve üzerindeki kişilerde ise bu oranın yüzde 15 ila 29 seviyelerine çıkabildiği ifade ediliyor.</p><strong>Hollanda&#39;da Atlar İçin De Batı Nil Virüsü Takibi</strong><p>İnsan vakalarının yanı sıra Hollanda&#39;da atlarda da Batı Nil virüsü tespit edildi. Kraliyet Hollanda Veteriner Hekimleri Derneği, ağustos ayının başından bu yana Güney Hollanda ve Nijmegen çevresinde beş atın enfekte olduğunun belirlendiğini açıkladı. Bu hayvanlardan birinde nörolojik belirtilerin ağırlaşması üzerine ötanazi uygulandığı bildirildi. Gelişmeler, virüsün yalnızca insan sağlığı açısından değil, hayvanlar arasında da yakından takip edildiğini ortaya koydu.</p><strong>Batı Nil Virüsü Kuşlardan Sivrisineklere Taşınıyor</strong><p>Batı Nil virüsünün doğal döngüsünde kuşlar önemli bir rol oynuyor. Virüs, özellikle bazı kuş türlerinde enfeksiyona neden olabilirken, enfekte kuşlardan beslenen Culex cinsi sivrisinekler hastalığı başka kuşların yanı sıra atlara ve insanlara taşıyabiliyor. İnsanlar ve atlar virüse karşı duyarlı olsa da hastalığın bu iki canlı arasında doğrudan yayılması beklenmiyor. Kan nakli ve organ nakli gibi istisnai durumlar ise farklı bulaş yolları arasında değerlendiriliyor.</p><strong>Virüs Avrupa&#39;da Yayılmaya Devam Ediyor</strong><p>İlk dönemlerde ağırlıklı olarak Afrika kıtasında görülen Batı Nil virüsü zaman içinde Avrupa&#39;da da yaygınlık kazandı. Fransa, İtalya, İspanya ve Portekiz gibi ülkelerde vakalara rastlanırken, Almanya&#39;da 2019 yılından itibaren her yıl yeni enfeksiyonlar bildiriliyor. Hollanda&#39;da ise virüs ilk kez 2020 yılında tespit edildi. O tarihten bu yana sivrisinekler, bazı yabani kuşlar ve atların yanı sıra az sayıda insanda da enfeksiyon görüldü. Hollanda&#39;daki yetkililer, virüsün hareketliliğini belirlemek amacıyla sivrisinek tuzaklarıyla düzenli takip gerçekleştiriyor. Gıda ve Ürün Güvenliği Kurumu, Wageningen Biyoveteriner Araştırmaları, Hayvan Sağlığı Servisi ve RIVM&#39;nin ortak çalışmalarıyla ülkedeki Batı Nil virüsü yayılımı izleniyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/hollanda-da-bati-nil-virusu-en_1787846096_qZKQ9t.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hollanda’da Batı Nil Virüsü Endişesi! İlk Ölüm Açıklandı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/hollanda-da-bati-nil-virusu-en_1787846096_qZKQ9t.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[DSÖ Uyardı! KDC’de Ebola Bulaşı Halen Çok Aktif]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/dso-uyardi-kdc-de-ebola-bulasi-halen-cok-aktif/41413/</link>
            <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Uganda’da görülen Ebola salgınının sona erdiğini resmen doğruladı. Ancak Afrika’daki salgın tablosu tamamen ortadan kalkmış değil. Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde (KDC) Ebola vakaları görülmeye devam ederken, hastalığın yayılımının halen aktif olduğu bildirildi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/dso-uyardi-kdc-de-ebola-bulasi-halen-cok-aktif/41413/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 18:35:15 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>DSÖ Afrika Bölge Ofisi Acil Durum Direktörü Marie-Roseline Belizaire, yaptığı değerlendirmede Uganda&#39;daki sürecin yakından takip edildiğini, KDC&#39;de ise salgının kontrol altına alınması için çalışmaların sürdüğünü açıkladı.</p><strong>Uganda&#39;da 42 Günlük Süre Tamamlandı</strong><p>Uganda&#39;da Bundibugyo virüsünün neden olduğu Ebola salgını, son hastanın taburcu edilmesinin ardından 42 gün boyunca yeni vaka tespit edilmemesi üzerine sona ermişti. DSÖ ise salgının ilan edilen bitişinin ardından ülkedeki sağlık durumunu izlemeyi sürdürdü. Belizaire, bu takip sürecinin yeni bir bulaş zincirinin gözden kaçırılmadığından emin olunması açısından önem taşıdığını belirtti. Yapılan değerlendirmeler sonucunda Uganda&#39;daki salgının sona erdiği doğrulandı. Bu gelişme Uganda açısından olumlu bir tablo ortaya koyarken, KDC&#39;deki salgının devam etmesi nedeniyle bölgedeki Ebola riski tamamen ortadan kalkmış değil.</p><strong>KDC&#39;de 5 Binden Fazla Doğrulanmış Vaka</strong><p>Kongo Demokratik Cumhuriyeti&#39;nde ise Ebola salgını ciddi boyutlara ulaşmış durumda. DSÖ yetkilisinin verdiği bilgilere göre, pazartesi itibarıyla ülkede 5 bin 656 doğrulanmış vaka kayda geçti. Virüs nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı ise 2 bin 715 olarak açıklandı. Belizaire, vaka artış hızında önceki döneme göre yavaşlama yaşandığını ancak bunun salgının kontrol altına alındığı anlamına gelmediğini vurguladı. Özellikle bulaşın halen aktif olması, sağlık ekiplerinin çalışmalarını kesintisiz sürdürmesini zorunlu kılıyor. Temaslı kişilerin takibi ve test kapasitesinde ilerleme sağlanmasına rağmen virüsün yayılmaya devam ettiği belirtilirken, KDC&#39;deki salgının ülke tarihindeki en büyük ve en ölümcül Ebola salgını haline geldiği ifade edildi.</p><strong>DSÖ&#39;den 30 Milyon Dolarlık Finansman Çağrısı</strong><p>Salgınla mücadelede sağlık ekiplerinin sahadaki çalışmalarını sürdürebilmesi için önemli miktarda finansmana ihtiyaç duyuluyor. DSÖ, KDC&#39;deki müdahalenin devamı amacıyla 30 milyon dolarlık acil kaynağa ihtiyaç bulunduğunu açıkladı. Bu finansmanın özellikle salgından ağır şekilde etkilenen bölgelere tıbbi malzeme ve kişisel koruyucu ekipman ulaştırılması gibi kritik lojistik faaliyetlerde kullanılacağı belirtildi. Gerekli mali desteğin sağlanamaması durumunda mevcut müdahale çalışmalarının aksayabileceği uyarısı yapıldı. DSÖ daha önce de KDC ile kara sınırı bulunan komşu ülkelerde Ebola riskinin yüksek seviyede seyretmeye devam ettiğine dikkat çekmişti.</p><strong>Ebola Salgınları Afrika&#39;da Binlerce Can Aldı</strong><p>Kanamalı ateşe yol açabilen Ebola virüsü ilk kez 1976 yılında Sudan&#39;ın Nzara ve KDC&#39;nin Yambuku kentlerinde tespit edildi. Hastalık, KDC&#39;de Ebola Nehri yakınlarında ortaya çıktığı için bu nehrin adını aldı. Virüsün en ağır sonuçlarından biri ise 2013 yılının sonlarında Batı Afrika&#39;da başlayan salgında görüldü. Gine, Liberya ve Sierra Leone&#39;de 2014-2017 yılları arasında yaşanan salgında yaklaşık 30 bin kişiye Ebola bulaştı ve 11 binden fazla kişi hayatını kaybetti. KDC&#39;deki yeni salgın ise ülkenin doğusundaki Ituri eyaletinde bildirilen 246 şüpheli vaka ve 65 ölümün ardından 15 Mayıs&#39;ta ilan edildi. Yetkililerin açıklamalarına göre mayıs ayında başlayan salgında Bundibugyo Ebola varyantı etkili olurken, bu varyanta karşı onaylanmış bir tedavi veya aşı bulunmuyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/dso-uyardi-kdc-de-ebola-bulasi_1787844910_Tnub3t.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ DSÖ Uyardı! KDC’de Ebola Bulaşı Halen Çok Aktif ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/dso-uyardi-kdc-de-ebola-bulasi_1787844910_Tnub3t.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sivrisineklerle Gelen Tehlike! Uzmanlardan Batı Nil Virüsü Uyarısı]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/sivrisineklerle-gelen-tehlike-uzmanlardan-bati-nil-virusu-uyarisi/41355/</link>
            <description><![CDATA[Yaz sıcaklıklarının artmasıyla birlikte sivrisineklerin neden olduğu riskler de yeniden gündeme geldi. Uzmanlar, özellikle Batı Nil virüsü açısından sivrisinek ısırıklarına karşı kişisel önlemlerin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Akşam saatlerinde açık alanlarda geçirilen zamanın azaltılması, vücudu örten kıyafetlerin tercih edilmesi ve sivrisinek kovucu ürünlerden yararlanılması öneriliyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/sivrisineklerle-gelen-tehlike-uzmanlardan-bati-nil-virusu-uyarisi/41355/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 13:30:21 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Habibe Tülin Elmaslar Mert, yaz döneminde sivrisinek kaynaklı hastalıklara karşı alınabilecek basit tedbirlerin önemine işaret etti. Mert, Batı Nil virüsünün sivrisinekler aracılığıyla taşınabildiğini ve enfekte olan kişilerin önemli bir bölümünde herhangi bir belirti ortaya çıkmadığını belirtti. Virüsün doğal döngüsünde yabani ve göçmen kuşların önemli rol oynadığını aktaran Mert, enfekte kuşlardan beslenen sivrisineklerin daha sonra insanları ve atları ısırmasıyla virüsün bulaşabildiğini ifade etti. Hastalığın bulaşmasında rol oynayan Culex cinsi sivrisineklerin Trakya bölgesinde de görüldüğünü kaydetti.</p><strong>Sivrisinekler Özellikle Akşam Saatlerinde Aktifleşiyor</strong><p>Sivrisineklerden korunmak isteyenlerin günün belirli saatlerinde daha dikkatli olması gerekiyor. Uzman değerlendirmesine göre sivrisinek hareketliliği özellikle akşam serinliğinin başlaması ve havanın kararmaya yaklaştığı saatlerde artıyor. Bu nedenle mümkün olduğunca bu zaman dilimlerinde açık alanlarda bulunulmaması tavsiye ediliyor. Dışarı çıkılması gereken durumlarda ise uzun kollu, bacakları ve vücudu mümkün olduğunca örten kıyafetlerin kullanılması öneriliyor. Sivrisinek kovucu özelliğe sahip koruyucu losyonların da kişisel korunma yöntemleri arasında yer aldığı belirtiliyor.</p><strong>Batı Nil Virüsünde Hangi Belirtiler Görülüyor?</strong><p>Batı Nil virüsünün bulaştığı kişilerin büyük kısmında herhangi bir hastalık belirtisi görülmeyebiliyor. Ancak bazı kişilerde enfeksiyon baş ağrısı, halsizlik, üşüme ve titreme gibi grip benzeri şikayetlerle kendini gösterebiliyor. Uzmanlar, özellikle risk grubunda bulunan kişilerin sivrisinek temasına karşı daha hassas davranması gerektiğini vurguluyor. İleri yaştaki bireyler, kronik rahatsızlığı bulunanlar ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler için korunma tedbirlerinin daha fazla önem taşıdığı ifade ediliyor. Bu grupların özellikle sivrisineklerin yoğun olduğu saatlerde dış ortamda bulunurken daha dikkatli olması gerekiyor.</p><strong>Bahçelerdeki Su Birikintileri Sivrisinekler İçin Üreme Alanı Oluşturabilir</strong><p>Sivrisineklerle mücadelede yalnızca kişisel korunma yöntemleri değil, çevrede alınacak önlemler de önem taşıyor. Bahçe ve ev çevresinde biriken suların ortadan kaldırılması, sivrisineklerin üreyebileceği alanların azaltılmasına yardımcı olabiliyor. Özellikle uzun süre bekleyen küçük su birikintileri, sivrisineklerin üremesi açısından uygun ortam oluşturabileceğinden çevredeki kap, kova ve benzeri alanlarda su bırakılmaması tavsiye ediliyor. Tarım arazilerinde çalışanların da sivrisineklerin daha aktif olduğu saatlerden kaçınarak mümkün olduğunca gündüz saatlerinde çalışması öneriliyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/sivrisineklerle-gelen-tehlike-_1787740217_O5Rbst.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sivrisineklerle Gelen Tehlike! Uzmanlardan Batı Nil Virüsü Uyarısı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/sivrisineklerle-gelen-tehlike-_1787740217_O5Rbst.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Eskişehir’de Şaşırtan Kene Vakası! Çocuğun Kulağına Yapışmış Halde Bulundu]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/eskisehir-de-sasirtan-kene-vakasi-cocugun-kulagina-yapismis-halde-bulundu/41314/</link>
            <description><![CDATA[Eskişehir’de ailesinin kulak ağrısı şikayetiyle hastaneye götürdüğü 5 yaşındaki çocuğun yaşadığı rahatsızlığın nedeni yapılan muayene sırasında ortaya çıktı. Yaklaşık bir aydır kulak ağrısı bulunan çocuğun sağ kulağında, dış kulak yoluna tutunmuş bir kene olduğu belirlendi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/eskisehir-de-sasirtan-kene-vakasi-cocugun-kulagina-yapismis-halde-bulundu/41314/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 16:37:39 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Özel hastanede gerçekleştirilen kontrolde, kulak içerisinde yabancı bir cisim fark edilmesi üzerine yapılan incelemede cismin kene olduğu anlaşıldı. Çocuğun kulağındaki kene, Op. Dr. Faruk Özkırış tarafından gerçekleştirilen müdahaleyle bulunduğu bölgeden dikkatli şekilde çıkarıldı.</p><strong>Kulağa Yapışan Kene Kanamaya Neden Oldu</strong><p>Uzun süre dış kulak yolunda tutunduğu belirlenen kenenin zaman zaman kanamaya yol açtığı öğrenildi. Gerekli müdahalenin ardından tedavisi tamamlanan küçük çocuk, sağlık durumunun iyi olması üzerine hastaneden taburcu edildi. Yaşanan olay, özellikle yaz aylarında çocukların açık alanlarda geçirdiği zamanlarda karşılaşılabilecek kene riskini yeniden gündeme getirdi. Otluk, piknik alanları ve benzeri bölgelerde oynayan çocukların vücutlarının düzenli şekilde kontrol edilmesinin önemine dikkat çekildi.</p><strong>Uzmanından Ailelere Kulak Ağrısı Uyarısı</strong><p>Op. Dr. Faruk Özkırış, çocuğun yaklaşık bir aydır kulak ağrısı yaşadığını ve ailesi tarafından polikliniğe getirildiğini belirtti. Muayene sırasında sağ kulakta böcek benzeri bir yabancı cisim gördüklerini ifade eden Özkırış, yapılan müdahalede bunun kene olduğunun ortaya çıktığını söyledi. Özkırış, özellikle yaz döneminde piknik ve otluk alanlarda bulunan kenelerin çocukların vücuduna tutunabileceğini, bazı durumlarda ise dış kulak yoluna kadar ilerleyebildiğini belirterek aileleri dikkatli olmaya çağırdı. Uzman, çocuklarda nedeni belirlenemeyen veya uzun süre devam eden kulak ağrılarının ihmal edilmemesi ve sağlık kuruluşunda değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p><strong>Eskişehir&#39;de Kene Vakası Yaz Aylarında Dikkat Edilmesi Gereken Riski Hatırlattı</strong><p>Çocuğun kulağında tespit edilen kene, yaz aylarında açık alanlarda geçirilen zamanın ardından yapılması gereken kontrollerin önemini bir kez daha ortaya koydu. Özellikle küçük çocukların oyun sırasında kenelerle temas edebileceğine dikkat çeken uzmanlar, vücutta fark edilmeyen bölgelerin de kontrol edilmesini öneriyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/eskisehir-de-sasirtan-kene-vak_1787665055_u1P0A7.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Eskişehir’de Şaşırtan Kene Vakası! Çocuğun Kulağına Yapışmış Halde Bulundu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/eskisehir-de-sasirtan-kene-vak_1787665055_u1P0A7.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Evde Sağlık Hizmetlerinde Rekor: Bakan Memişoğlu Sayıyı Açıkladı!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/evde-saglik-hizmetlerinde-rekor-bakan-memisoglu-sayiyi-acikladi/41243/</link>
            <description><![CDATA[Türkiye genelinde yürütülen evde sağlık hizmetleri kapsamı her geçen gün genişleyerek milyonlarca vatandaşa kapıda tedavi imkanı sunmaktadır.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/evde-saglik-hizmetlerinde-rekor-bakan-memisoglu-sayiyi-acikladi/41243/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 11:56:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Türkiye genelinde yürütülen evde sağlık hizmetleri kapsamı her geçen gün genişleyerek milyonlarca vatandaşa kapıda tedavi imkanı sunmaktadır. Sağlık Bakanlığı bünyesinde sürdürülen bu program kapsamında, hareket kabiliyeti kısıtlı olan kronik hastalar ve yaşlı bireyler bulundukları ortamlarda profesyonel tıbbi bakıma erişebilmektedir. Uygulama sayesinde hastanelerdeki yoğunluğun azalması sağlanırken hastaların kendi yaşam alanlarında konforlu bir şekilde tedavi süreçlerini tamamlamalarına da imkan tanınmaktadır.</p><p data-path-to-node='3'>Mobil ekipler tarafından yürütülen çalışmalarda muayene, enjeksiyon, pansuman, kan alma ve fizyoterapi gibi pek çok farklı sağlık hizmeti doğrudan yerinde verilmektedir. Hekimler, hemşireler ve yardımcı sağlık personelinden oluşan tam donanımlı ekipler, belirlenen periyotlarla evleri ziyaret ederek vatandaşların sağlık durumlarını anlık olarak takip etmektedir. Bu kapsamlı saha organizasyonu, sosyal devlet anlayışının en somut örneklerinden biri olarak öne çıkmaktadır.</p><strong>Bakan Memişoğlu Sahadaki Son Verileri Paylaştı</strong><p data-path-to-node='5'>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya kanalları üzerinden yaptığı resmi bilgilendirme ile evde sağlık birimlerinin bugüne kadar ulaştığı devasa bilançoyu kamuoyuna duyurmuştur. Yayınlanan veriler çerçevesinde, sistemin kurulduğu günden bu yana toplamda 1.352.775 hastanın sistemli bir şekilde bu imkandan faydalandığı netleşmiştir. Sunulan hizmetlerin her geçen dönem katlanarak artması, kamusal sağlık ağının vatandaşın ayağına kadar gittiğini göstermektedir.</p><p data-path-to-node='6'>Saha ekiplerinin sergilediği yüksek gayretin altını çizen Bakan Memişoğlu, 'Hep yanı başınızdayız' mesajıyla yürütülen faaliyetlerin kararlılıkla devam edeceğini ifade etmiştir. Vatandaşların ihtiyaç duyduğu anlarda sağlık personellerinin anında müdahale ettiğini belirten bakanlık yönetimi, hasta memnuniyetini en üst seviyeye çıkarmayı hedeflemektedir. Sürecin tüm detayları bakanlığın veri takip sistemleri üzerinden anlık olarak izlenmektedir.</p><strong>2026 Yılının İlk Yarısına Ait İstatistikler Açıklandı</strong><p data-path-to-node='8'>Yılın ilk 6 aylık dilimini kapsayan raporlar incelediğinde, evde sağlık hizmetlerinde görülmemiş bir hareketlilik yaşandığı tespit edilmiştir. 2026 senesinin ilk 6 ayında görevli sağlık personelleri tarafından tam 2.229.076 defa ev ziyareti yapılmıştır. Bu rakam, sağlık ordusunun her gün yüz binlerce kapıyı çalarak insanlara umut olduğunu ve yerinde müdahalenin ne derece yaygınlaştığını kanıtlar niteliktedir.</p><p data-path-to-node='9'>Günün her saatinde zorlu coğrafi koşullara ve hava şartlarına rağmen kesintisiz hizmet veren mobil ekipler, hastaların ayağına kadar giderek tıbbi gereksinimleri karşılamaktadır. Gerçekleştirilen bu ziyaretlerde sadece rutin kontroller yapılmamakta, aynı zamanda hastaların ihtiyaç duyduğu ilaç ve tıbbi malzeme temini süreçleri de planlanarak takip edilmektedir. Ziyaret sayılarının yılın ikinci yarısında daha da artması beklenmektedir.</p><strong>Özverili Sağlık Çalışanlarına Teşekkür Mesajı</strong><p data-path-to-node='11'>Bakanlık tarafından paylaşılan bilgilendirme mesajına ek olarak, sahada gece gündüz demeden görev yapan personelin görüntülerinden oluşan özel bir video da kamuoyu ile paylaşılmıştır. Bakan Memişoğlu, güler yüzleri ve büyük emekleriyle hastalara moral veren, şifa dağıtan tüm sağlık kadrosuna şükranlarını iletmiştir. Çalışanların özverili tutumu, hem hastalar hem de hasta yakınları tarafından büyük bir takdirle karşılanmaktadır.</p><p data-path-to-node='12'>Projenin geleceğine dair de olumlu sinyaller veren bakanlık yetkilileri, araç filosunun ve uzman personel sayısının artırılarak hizmet ağının daha da genişletileceğini vurgulamaktadır. Teknolojik altyapının güçlendirilmesiyle birlikte randevu ve takip sistemlerinin entegrasyonu hızlandırılmış, böylece sağlık ekiplerinin vakalara ulaşım süresi minimum seviyeye indirilmiştir. Bu gelişmeler doğrultusunda evde bakım ihtiyacı duyan her bir vatandaşa eksiksiz ulaşılması hedeflenmektedir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/evde-saglik-hizmetlerinde-reko_1787556744_eSPD8K.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Evde Sağlık Hizmetlerinde Rekor: Bakan Memişoğlu Sayıyı Açıkladı! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/evde-saglik-hizmetlerinde-reko_1787556744_eSPD8K.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Soğuk Hava Burnumuzu Neden Akıtıyor? Vücut Aslında Ne Yapıyor?]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/soguk-hava-burnumuzu-neden-akitiyor-vucut-aslinda-ne-yapiyor/41206/</link>
            <description><![CDATA[Soğuk hava dalgalarının etkisini artırdığı kış mevsiminde, herhangi bir hastalık belirtisi gösterilmediği halde yaşanan burun akıntısı durumunun biyolojik sebepleri ortaya çıktı.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/soguk-hava-burnumuzu-neden-akitiyor-vucut-aslinda-ne-yapiyor/41206/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 12:58:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Soğuk hava dalgalarının etkisini artırdığı kış mevsiminde, herhangi bir hastalık belirtisi gösterilmediği halde yaşanan burun akıntısı durumunun biyolojik sebepleri ortaya çıktı. Uzmanlar, dondurucu havalarda yürüyüş yaparken veya dışarıda zaman geçirirken aniden başlayan bu durumun tamamen insan anatomisinin bir savunma refleksinden kaynaklandığını belirtiyor. Solunan havanın akciğerlere ulaşmadan önce ideal koşullara getirilmesi amacıyla çalışan bu mekanizma, vücudun ısı dengesini koruma sürecinde kritik bir rol üstleniyor.</p><p data-path-to-node='3'>Burun yapısı sadece bir koku alma organı olarak işlev görmeyip, aynı zamanda gelişmiş bir iklimlendirme sistemi gibi çalışmaktadır. Dış ortamdan çekilen soğuk ve kuru hava, akciğer dokularına zarar vermemesi adına burun kanallarından geçerken hızlıca ısıtılmakta ve nemlendirilmektedir. Bu hayati sürecin kesintisiz devam edebilmesi için burun içi mukoza tabakası normal zamanlara kıyasla çok daha yoğun bir tempoda çalışarak fizyolojik bir denge kurmaya çabalamaktadır.</p><strong>Soğuk Ve Kuru Havanın Mukoza Tabakası Üzerindeki Etkileri</strong><p data-path-to-node='5'>Düşük sıcaklıktaki hava kütleleri yapısal olarak son derece düşük bir nem oranına sahiptir. Kuru havanın solunum yollarına doğrudan teması akciğer dokularında tahrişe yol açabileceğinden, burun içerisindeki salgı bezleri anında harekete geçmektedir. Solunan havayı %90 oranında nemli bir seviyeye getirmek amacıyla üretilen mukoza sıvısı, soğuk havanın şiddetine bağlı olarak miktarını katlayarak artırmaktadır.</p><p data-path-to-node='6'>Salgı miktarındaki bu aşırı artış, burun içi kanalların kapasitesini kısa sürede aşmaktadır. Akciğerlere iletilen havanın nemlendirilmesi aşamasında harcanan sıvının geri kalan kısmı burun deliklerinden dışarıya doğru süzülmektedir. Böylece herhangi bir virüs veya bakteri enfeksiyonu bulunmasa dahi tamamen çevresel faktörlere bağlı doğal bir akıntı meydana gelmektedir.</p><strong>Nefes Verme Esnasında Gerçekleşen Fiziksel Yoğunlaşma Süreci</strong><p data-path-to-node='8'>Burun akıntısını tetikleyen bir diğer önemli faktör ise nefes verme sırasında meydana gelen fiziksel damlacık oluşumudur. Vücut içinden gelen yaklaşık 37 derece sıcaklığa ve yüksek neme sahip hava, dışarı atılırken soğuk burun ucu ve kanallarıyla temas etmektedir. Bu temas esnasında havanın taşıdığı su buharı aniden soğuyarak sıvı fazına geçiş yapmaktadır.</p><p data-path-to-node='9'>Fiziksel bir süreç olan bu yoğunlaşma, burun duvarlarında minik su damlacıklarının birikmesine yol açmaktadır. Biriken su damlacıkları, halihazırda artmış olan mukoza salgısıyla birleşerek akıntının hacmini daha da büyütmektedir. İki farklı biyolojik ve fiziksel sürecin eş zamanlı işlemesi, soğuk havada akıntının kaçınılmaz hale gelmesine neden olmaktadır.</p><strong>Kış Aylarında Solunum Sağlığını Korumak İçin Alınabilecek Önlemler</strong><p data-path-to-node='11'>Soğuk havalarda karşılaşılan bu durum tıbbi açıdan bir hastalık olarak kabul edilmese de günlük yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilmektedir. Uzmanlar, dışarı çıkarken ağız ve burun bölgesini kapatacak atkı veya maske gibi aksesuarların kullanılmasını önermektedir. Bu yöntem, solunan havanın henüz burun kanallarına girmeden ısınmasını sağlayarak salgı bezlerinin üzerindeki yükü hafifletmektedir.</p><p data-path-to-node='12'>Ayrıca kapalı alanlardaki nem oranının düşmesi de burun içindeki hassasiyeti artırarak soğuk havaya çıkıldığında verilecek tepkiyi şiddetlendirebilmektedir. İç mekanlarda %40 ile %50 arasındaki ideal nem seviyesinin korunması ve bol sıvı tüketilmesi, solunum yollarının mukozal dengesini stabilize etmeye büyük katkı sunmaktadır. Fizyolojik bir tepki olan bu durum, doğru koruma adımlarıyla kontrol altında tutulabilmektedir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/soguk-hava-burnumuzu-neden-aki_1787470659_phVnvu.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Soğuk Hava Burnumuzu Neden Akıtıyor? Vücut Aslında Ne Yapıyor? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/soguk-hava-burnumuzu-neden-aki_1787470659_phVnvu.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ebola Salgını Kontrolden Çıkıyor Mu? BM’den Kritik Uyarı]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/ebola-salgini-kontrolden-cikiyor-mu-bm-den-kritik-uyari/41126/</link>
            <description><![CDATA[Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde (KDC) devam eden Ebola salgınına ilişkin endişe verici açıklamalar geldi. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) Kıdemli Ebola Koordinatörü Julien Harneis, salgının hızla büyüdüğünü ve mevcut müdahale kapasitesinin önüne geçtiğini söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/ebola-salgini-kontrolden-cikiyor-mu-bm-den-kritik-uyari/41126/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 18:00:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>BM Cenevre Ofisi&#39;nde düzenlenen haftalık basın toplantısında konuşan Harneis, salgının yalnızca vaka sayıları açısından değil, yayıldığı alan bakımından da ciddi bir boyuta ulaştığını belirtti. Harneis, KDC&#39;deki koşulların salgınla mücadeleyi güçleştirdiğine dikkat çekerek uluslararası desteğin artırılması çağrısında bulundu.</p><strong>Ebola Nedeniyle 2 Bin 500 Kişi Hayatını Kaybetti</strong><p>Harneis&#39;in verdiği bilgilere göre KDC&#39;deki Ebola salgınında şimdiye kadar 2 bin 500 kişi yaşamını yitirdi. Ölümlerin yaklaşık yarısının yalnızca son 20 günlük süreçte gerçekleşmesi, salgının ulaştığı boyutu gözler önüne serdi. Salgının yayıldığı alanın Fransa&#39;nın yüzölçümünü aşacak büyüklüğe ulaştığını belirten Harneis, müdahale ekiplerinin çalışmalarına rağmen hastalığın daha hızlı ilerlediğini ifade etti. Bu durumun salgının kontrol altına alınmasını giderek daha zor hale getirdiği vurgulandı.</p><strong>Çatışmalar Ebola Mücadelesini Dahada Zorlaştırıyor</strong><p>Ebola salgınının, yaklaşık 30 yıldır çatışmaların ve ağır insani sorunların yaşandığı bir bölgede ortaya çıkması müdahale çalışmalarını olumsuz etkiliyor. Özellikle Ituri eyaletindeki çatışmaların yaklaşık 1 milyon kişinin yerinden edilmesine yol açtığı belirtildi. Yerinden edilmelerin yanı sıra güvenlik sorunlarının hukuk ve kamu düzenini zayıflattığı, sağlık hizmetlerinin de bu süreçten ciddi şekilde zarar gördüğü ifade edildi. Sağlık sistemindeki parçalı yapı, salgına karşı koordineli müdahaleyi de güçleştiriyor.</p><strong>Ulaşım Ve Finansman Sorunları Yardımları Yavaşlatıyor</strong><p>KDC&#39;de salgının bulunduğu bölgelere ulaşımın da önemli bir sorun olduğu bildirildi. Harneis, Ebola açısından riskli bir bölgeye yalnızca 60 kilometrelik mesafeyi karayoluyla yaklaşık üç saatte kat edebildiğini aktararak bölgedeki ulaşım şartlarının müdahale ekipleri açısından oluşturduğu güçlüğe dikkat çekti. Ülkede tek bir sağlık sistemi yerine hükümet kurumları, dini kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri tarafından yürütülen farklı yapıların bulunduğu belirtildi. Buna işlevselliğini büyük ölçüde yitiren bankacılık sistemi ve yardım kaynaklarındaki kesintiler de eklenince insani yardım kuruluşlarının kapasitesinin yüzde 30&#39;dan fazla gerilediği kaydedildi.</p><strong>Ebola İçin 80 Milyon Dolarlık Kaynak Kullanıldı</strong><p>KDC hükümetiyle işbirliği içerisinde salgına yönelik operasyonel bir program yürütüldüğünü belirten Harneis, farklı kuruluşların aynı müdahale planı kapsamında bir araya getirilmesinin hedeflendiğini söyledi. Salgınla mücadele çalışmalarının başlatılması için şu ana kadar 80 milyon dolar kaynak aktarıldığı bildirildi. Ancak BM yetkilisi, mevcut finansman düzeyinin yeterli olmadığını ve gecikmelerin salgının kontrolünü daha güç hale getirdiğini ifade etti. Harneis, salgınla mücadelede atılacak her adımın zamanla daha maliyetli ve daha zor hale geldiğini belirterek uluslararası topluma destek çağrısını yineledi.</p><strong>Ebola Daha Öncede Büyük Salgınlara Yol Açtı</strong><p>Kanamalı ateşe neden olan Ebola virüsü ilk kez 1976 yılında Sudan&#39;ın Nzara bölgesi ile KDC&#39;deki Yambuku köyünde görülen salgınlarla dünya gündemine girdi. Virüs, KDC&#39;deki ilk vakaların Ebola Nehri yakınlarında ortaya çıkması nedeniyle bu isimle anılmaya başlandı. 2013 yılının sonlarında Batı Afrika&#39;da başlayan büyük salgın ise Gine, Liberya ve Sierra Leone başta olmak üzere bölge ülkelerini etkiledi. 2014-2017 dönemindeki salgında yaklaşık 30 bin kişiye virüs bulaşırken 11 binden fazla kişi hayatını kaybetti. KDC&#39;nin doğusundaki Ituri eyaletinde bildirilen şüpheli vakalar ve ölümlerin ardından 15 Mayıs&#39;ta ülkede yeniden Ebola salgını ilan edilmişti. Sağlık yetkilileri, mayıs ayında ortaya çıkan Bundibugyo varyantına karşı onaylanmış bir tedavi veya aşının bulunmadığını belirtiyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/ebola-salgini-kontrolden-cikiy_1787324397_bwvIct.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ebola Salgını Kontrolden Çıkıyor Mu? BM’den Kritik Uyarı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/ebola-salgini-kontrolden-cikiy_1787324397_bwvIct.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kongo’da Ebola Alarmı! DSÖ Riskin Boyutunu Açıkladı]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/kongo-da-ebola-alarmi-dso-riskin-boyutunu-acikladi/41124/</link>
            <description><![CDATA[Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde etkisini sürdüren Ebola salgınına ilişkin yeni risk değerlendirmesi yayımlandı. Dünya Sağlık Örgütü’nün hazırladığı raporda, ülke genelindeki risk seviyesi çok yüksek olarak değerlendirilirken, KDC ile kara sınırı bulunan komşu ülkeler için de yüksek risk uyarısı yapıldı.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/kongo-da-ebola-alarmi-dso-riskin-boyutunu-acikladi/41124/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 17:19:53 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>DSÖ&#39;nün 20 Ağustos tarihli son değerlendirmesine göre, Bundibugyo virüsünün neden olduğu salgın ülke içinde yayılmayı sürdürüyor. Salgının merkezinde yer alan Ituri eyaletindeki bulaşmanın devam etmesi ve yeni bölgelere ulaşılması, hastalığın kontrol altına alınmasını güçleştiren unsurlar arasında gösteriliyor.</p><strong>Kongo&#39;da Ebola Riski Çok Yüksek Seviyede</strong><p>DSÖ&#39;nün değerlendirmesinde Kongo Demokratik Cumhuriyeti için belirlenen 'çok yüksek' risk seviyesinin temelinde salgının devam eden seyri ve coğrafi olarak genişlemesi bulunuyor. Örgütün güncel verilerine göre salgın, altı eyalete ve çok sayıda sağlık bölgesine yayılmış durumda. Ituri ise halen salgının en yoğun görüldüğü merkez olmayı sürdürüyor. Salgının ölüm oranının yaklaşık yüzde 47 seviyesinde bulunması da DSÖ&#39;nün dikkat çektiği önemli göstergelerden biri oldu. Sağlık çalışanları arasında artan vaka sayıları ve bazı bulaş zincirlerinin henüz tespit edilememiş olması, müdahale çalışmalarının karşı karşıya olduğu güçlükleri artırıyor.</p><strong>Komşu Ülkeler İçinde Risk Yüksek</strong><p>KDC&#39;nin sınır komşuları açısından da salgının oluşturduğu risk dikkat çekiyor. Özellikle kara sınırlarının bulunması, yoğun nüfus hareketliliği ve sınır ötesi ticari bağlantılar nedeniyle bu ülkelerde hastalığın taşınma ihtimalinin daha yüksek olduğu değerlendiriliyor. Uganda, Fransa ve Almanya&#39;da KDC bağlantılı ithal vakaların görülmesi, virüsün ülke sınırlarının dışına çıkabildiğini ortaya koydu. Bununla birlikte DSÖ, Kongo Demokratik Cumhuriyeti dışında sürekli bir bulaş zinciri oluşmadığını belirtiyor. Bölgesel ve küresel düzeyde risk ise şimdilik düşük kabul ediliyor.</p><strong>Salgının Kontrolünü Zorlaştıran Faktörler</strong><p>DSÖ raporunda salgına müdahaleyi güçleştiren çok sayıda faktöre dikkat çekildi. Bazı bölgelerdeki güvenlik sorunları, sağlık hizmetlerinin sınırlı kapasitesi ve finansman eksiklikleri, vakaların zamanında tespit edilmesi ve takip edilmesinin önünde engel oluşturuyor. Bunun yanında Bundibugyo virüsüne karşı lisanslı bir aşının bulunmaması da salgınla mücadelede önemli bir sorun olarak öne çıkıyor. Etkin gözetim, temaslı takibi, hızlı tanı ve sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi ise hastalığın daha geniş alanlara yayılmasını önlemek açısından kritik görülüyor. DSÖ&#39;nün güncel değerlendirmesine göre 13 Ağustos itibarıyla KDC&#39;de altı eyalete yayılan salgında 4 bin 566 doğrulanmış vaka ve 2 bin 128 ölüm bildirilmiş durumda. Kurum, vaka sayılarındaki artışın bir bölümünün genişleyen gözetim ve test kapasitesiyle bağlantılı olduğunu, ancak artışın önemli kısmının salgının gerçekten genişlemesinden kaynaklandığını belirtiyor.</p><strong>Ebola Salgınının Geçmişide Yeniden Gündemde</strong><p>Ebola virüsü ilk kez 1976 yılında Sudan&#39;ın Nzara kentinde ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti&#39;ndeki Yambuku köyünde görülen salgınlarla tespit edildi. Virüs, KDC&#39;deki Ebola Nehri&#39;nden adını aldı. Hastalığın en ağır sonuçlarından biri ise 2013 sonunda Batı Afrika&#39;da başlayan büyük salgında ortaya çıktı. Gine, Liberya ve Sierra Leone başta olmak üzere bölgeyi etkileyen 2014-2017 dönemindeki salgında 30 binden fazla kişiye virüs bulaşırken 11 binden fazla kişi hayatını kaybetti. KDC&#39;deki mevcut salgın ise Bundibugyo virüsünden kaynaklanıyor. DSÖ&#39;nün değerlendirmesi, hastalığın ülkede halen ciddi bir halk sağlığı tehdidi oluşturduğunu, ancak hazırlık, erken tespit ve hızlı müdahale mekanizmalarının daha geniş uluslararası yayılımın önlenmesinde önemli rol oynadığını ortaya koyuyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kongo-da-ebola-alarmi-dso-risk_1787321987_fdSElq.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kongo’da Ebola Alarmı! DSÖ Riskin Boyutunu Açıkladı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/kongo-da-ebola-alarmi-dso-risk_1787321987_fdSElq.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya’da Hafta Sonu Sıcaklıkları 40 Dereceye Yaklaşacak!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/malatya-da-hafta-sonu-sicakliklari-40-dereceye-yaklasacak/41062/</link>
            <description><![CDATA[Malatya’da yaz sıcaklıklarının yeniden etkisini artırması bekleniyor. Meteoroloji tahminlerine göre hafta sonu kent merkezinde sıcaklıkların 38 dereceye, Darende’de ise 39 dereceye kadar yükselmesi öngörülüyor. Mevsim normallerinin üzerine çıkması beklenen hava sıcaklıkları nedeniyle sağlık uzmanları, özellikle risk grubunda bulunan vatandaşların daha dikkatli olması gerektiğini belirtiyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/malatya-da-hafta-sonu-sicakliklari-40-dereceye-yaklasacak/41062/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 17:04:34 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Aşırı sıcakların yalnızca günlük yaşamı zorlaştırmadığını belirten uzmanlar, uzun süre yüksek sıcaklığa maruz kalmanın vücudun sıvı ve elektrolit dengesini bozabileceğine dikkat çekiyor. Özellikle yaşlılar, çocuklar, kalp ve kronik hastalığı bulunanlar ile güneş altında çalışanların sıcak havalarda daha fazla risk altında olduğu ifade ediliyor.</p><strong>Yüksek Sıcaklık Kalp Krizi Riskini Artırabiliyor</strong><p>Turgut Özal Tıp Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Pekdemir, aşırı sıcakların özellikle kalp ve damar hastalığı bulunan kişiler açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Koroner arter hastalığı, hipertansiyon, kalp yetmezliği, kalp kapak rahatsızlıkları ve ritim bozukluğu bulunanların yanı sıra ciddi akciğer basıncı yüksekliği yaşayan kişilerin sıcak havadan daha fazla etkilenebileceği kaydedildi. Sıcaklığın yükselmesiyle birlikte terleme yoluyla önemli miktarda su ve elektrolit kaybı yaşanabildiğini belirten Pekdemir, bunun dolaşım sistemini olumsuz etkileyebileceğini ifade etti. Vücuttaki sıvı azalmasının kanın yoğunlaşmasına, tansiyonun düşmesine ve kalp ritminde bozulmalara yol açabileceği, mevcut kalp yetmezliğini ağırlaştırarak kalp krizi ve ani ölüm riskini artırabileceği bildirildi. Pekdemir&#39;in aktardığı bilimsel verilere göre hava sıcaklığındaki her 1 derecelik artışın kalp krizi ve ani ölüm riskinde yaklaşık yüzde 2 ila 3 oranında yükselişle ilişkilendirilebildiği belirtildi.</p><strong>Kalp Hastaları İçin Günün Kritik Saatleri</strong><p>Uzmanlar, sıcaklığın en yüksek seviyelere ulaştığı saatlerde özellikle kalp hastalarının dışarı çıkmamasını öneriyor. Prof. Dr. Hasan Pekdemir, 11.00 ile 17.00 saatleri arasında mümkün olduğunca doğrudan güneş ışığına maruz kalınmaması gerektiğini vurgularken, ertelenebilecek işlerin sabah erken ya da akşam saatlerine bırakılmasını tavsiye etti. Sıvı kaybının fark edilmesinin her zaman kolay olmayabileceğine dikkat çeken Pekdemir, susama hissinin ortaya çıkmasını beklemeden yeterli sıvı alınmasının önemine işaret etti. Bununla birlikte özellikle kalp yetmezliği bulunan kişilerin sıvı tüketiminde doktorlarının önerdiği sınırları dikkate alması gerektiği belirtildi.</p><strong>Kalp Yetmezliği Bulunanlar Sıvı Tüketimine Dikkat Etmeli</strong><p>Kalp yetmezliği hastalarında fazla sıvı tüketiminin de sağlık açısından sorun oluşturabileceği belirtiliyor. Bu nedenle söz konusu hastaların günlük aldıkları ve vücuttan çıkardıkları sıvı miktarını takip etmeleri önem taşıyor. Özellikle idrar söktürücü ilaç kullanan hastalarda, sıcak havanın neden olduğu sıvı ve elektrolit kaybının daha belirgin hale gelebileceği ifade edildi. Böyle bir durumda ilaç tedavisinin doktor tarafından yeniden değerlendirilmesi gerekebileceği belirtilirken, hastaların kendi kararlarıyla ilaç dozunu değiştirmemesi gerektiği vurgulandı. Yakın zamanda kalp krizi geçiren veya damarına stent yerleştirilen kişilerin de sıcak havalarda daha dikkatli olması gerektiği bildirildi. Aşırı sıvı kaybının kanın koyulaşmasına ve stent içerisinde pıhtı oluşumu riskinin artmasına neden olabileceği, bunun da yeni bir kalp krizini tetikleyebileceği uyarısı yapıldı.</p><strong>Malatya&#39;da Sıcak Çarpması Vakalarına Dikkat</strong><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde görev yapan Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Sezer de sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte acil servislerde sıcak çarpması vakalarının daha sık görülmeye başladığını belirtti. Yüksek sıcaklığın özellikle vücudun ısı dengesini korumakta zorlandığı durumlarda ciddi sağlık sorunlarına dönüşebileceği ifade edildi. Yaşlılar ve çocukların yanı sıra kronik rahatsızlığı bulunanlar ile yoğun biçimde sıvı kaybeden kişilerin risk grubunda olduğu belirtildi. Güneş altında çalışanlar ve havalandırması yetersiz, sıcak kapalı alanlarda uzun süre kalan kişilerin de sıcak çarpması açısından dikkatli olması gerektiği kaydedildi.</p><strong>Konteynerlerde Ve Tarım Alanlarında Sıcaklık Riski</strong><p>Malatya&#39;da yaz döneminde kullanılan konteynerler de yüksek sıcaklık açısından ayrı bir risk oluşturuyor. Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Sezer, özellikle sıcaklığın en yüksek olduğu saatlerde konteynerlerde bulunmanın vücut ısısının hızla yükselmesine neden olabileceğine dikkat çekti. Tarım alanlarında çalışan işçilerin de öğle saatlerinde güneş altında uzun süre çalışmasının sıcak çarpması ihtimalini artırdığı belirtildi. Ağır seyreden sıcak çarpması vakalarının yoğun bakım ihtiyacına yol açabildiği, bu tür vakalarda ölüm oranlarının yüzde 50 ila 60 seviyelerine kadar çıkabildiği ifade edildi. Sıcak çarpmasından şüphelenilen kişinin vakit kaybetmeden daha serin bir ortama götürülmesi gerektiğini belirten uzmanlar, vücut sıcaklığının düşürülmesine yönelik soğutma uygulamalarına hızlı şekilde başlanmasının önem taşıdığını bildirdi.</p><strong>Göğüs Ağrısı Ve Çarpıntı Varsa Beklemeyin</strong><p>Uzmanlar, sıcak havada geçirilen zamanın ardından ortaya çıkan bazı belirtilerin basit bir yorgunluk olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Özellikle dinlenmeye ve sıvı almaya rağmen devam eden göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntının ciddi bir sağlık sorununun habercisi olabileceği belirtildi. Aşırı sıcak sonrasında tansiyon düşüklüğü, belirgin halsizlik, bitkinlik ya da bilinç kaybı yaşanması halinde ise acil yardım çağrılması gerektiği bildirildi. Bu tür belirtiler görülen kişilerin 112 Acil Çağrı Merkezi&#39;ne ulaşması veya en yakın sağlık kuruluşuna başvurması gerektiği ifade edildi.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/malatya-da-hafta-sonu-sicaklik_1787234670_pBYJ4H.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya’da Hafta Sonu Sıcaklıkları 40 Dereceye Yaklaşacak! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/malatya-da-hafta-sonu-sicaklik_1787234670_pBYJ4H.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sivas’ta KKKA Şüphesi Can Aldı!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/sivas-ta-kkka-suphesi-can-aldi/41022/</link>
            <description><![CDATA[Sivas’ta kene teması sonrası rahatsızlanan 32 yaşındaki Aziz Kaya, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) şüphesiyle gördüğü tedavi sırasında yaşamını yitirdi. Yıldızeli ilçesinde meydana gelen olayın ardından kentte bu yıl kene kaynaklı hayatını kaybedenlerin sayısının 13’e yükseldiği bildirildi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/sivas-ta-kkka-suphesi-can-aldi/41022/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 15:42:52 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yıldızeli&#39;ne bağlı Belcik köyünde çiftçilik yapan ve iki çocuk babası olduğu öğrenilen Kaya&#39;ya kene tutundu. Bir süre sonra sağlık sorunları yaşamaya başlayan Kaya, yakınları tarafından Yıldızeli Devlet Hastanesi&#39;ne götürüldü.</p><strong>Kene Teması Sonrası Hastaneye Kaldırıldı</strong><p>Sağlık durumunun ağırlaşması üzerine ilk müdahalesi Yıldızeli Devlet Hastanesi&#39;nde yapılan Kaya, daha ileri tedavi için Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi&#39;ne sevk edildi. KKKA şüphesi bulunan 32 yaşındaki hasta, hastanenin Anestezi Yoğun Bakım Servisi&#39;nde tedavi altına alındı. Doktorların tüm müdahalelerine rağmen Kaya&#39;nın sağlık durumunda düzelme sağlanamadı ve genç çiftçi hayatını kaybetti.</p><strong>Cenazesi Belcik Köyünde Defnedilecek</strong><p>Aziz Kaya&#39;nın cenazesi, hastanedeki işlemlerin ardından yakınlarına teslim edildi. İki çocuk babası Kaya&#39;nın cenazesinin, memleketi olan Yıldızeli ilçesine bağlı Belcik köyünde toprağa verileceği öğrenildi. Kaya&#39;nın ölümü, özellikle yaz aylarında kene vakalarının arttığı Sivas&#39;ta KKKA hastalığına karşı alınması gereken önlemleri yeniden gündeme getirdi.</p><strong>Sivas&#39;ta Kene Nedeniyle Ölümler 13&#39;e Yükseldi</strong><p>Sivas&#39;ta yıl içerisinde kene teması sonrası sağlık kuruluşlarına başvuran vakalar yakından takip edilirken, son ölümle birlikte kene kaynaklı yaşamını yitirenlerin sayısının 13&#39;e çıktığı belirtildi. Özellikle kırsal bölgelerde tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşların kene temasına karşı daha dikkatli olması gerektiği bir kez daha ortaya çıktı. Kene tutunması sonrasında gelişen rahatsızlıkların ihmal edilmemesi ve sağlık kuruluşlarına başvurulmasının önem taşıdığı belirtildi.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/sivas-ta-kkka-suphesi-can-aldi_1787143366_WA7PSo.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sivas’ta KKKA Şüphesi Can Aldı! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/sivas-ta-kkka-suphesi-can-aldi_1787143366_WA7PSo.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yunanistan’da Batı Nil Virüsü Yayılıyor! Yeni Bölgeden İlk Vaka Geldi]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/yunanistan-da-bati-nil-virusu-yayiliyor-yeni-bolgeden-ilk-vaka-geldi/40999/</link>
            <description><![CDATA[Yunanistan’da Batı Nil virüsüne ilişkin vakalar farklı bölgelere yayılmaya devam ediyor. Orta Yunanistan bölgesinde ilk vaka Thiva kentinde tespit edilirken, ülkede yıl başından ağustos ayının ilk günlerine kadar belirlenen vaka sayısının 65’e ulaştığı bildirildi. Virüs nedeniyle 65 yaş üzerindeki 6 kişinin yaşamını yitirdiği açıklandı.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/yunanistan-da-bati-nil-virusu-yayiliyor-yeni-bolgeden-ilk-vaka-geldi/40999/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 11:15:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yunanistan&#39;da sivrisinekler aracılığıyla bulaşan Batı Nil virüsü nedeniyle yeni bir vaka daha kayıtlara geçti. Thiva Hastanesi&#39;ne şiddetli baş ağrısı şikayetiyle başvuran 65 yaş altındaki bir kişide yapılan tetkikler sonucunda virüs tespit edildi. Hastanın herhangi bir kronik hastalığının bulunmadığı ve sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Vakanın ortaya çıkmasıyla birlikte sağlık ekipleri bölgede virüsün yayılma ihtimaline karşı önlemleri artırdı.</p><strong>Thiva Çevresinde Sivrisinek İlaçlaması Başlatıldı</strong><p>Vakanın doğrulanmasının ardından Orta Yunanistan Bölge Yönetimi ekipleri, Thiva ve çevresinde sivrisinek popülasyonuna karşı acil ve bölgesel ilaçlama çalışması başlattı. Bölgede daha önce yürütülen sivrisineklerle mücadele programının da devam ettiği belirtildi. Yetkililer, virüsün sivrisinekler aracılığıyla yayılma riskine karşı çalışmalarını günlük olarak sürdürüyor.</p><strong>Yunanistan&#39;da 65 Batı Nil Virüsü Vakası Tespit Edildi</strong><p>Yunanistan Ulusal Kamu Sağlığı Kurumu&#39;nun (EODY) verileri, ülkedeki vaka sayısının geçen yıla göre yükseldiğine işaret ediyor. Yılbaşından 5 Ağustos&#39;a kadar 65 Batı Nil virüsü vakası tespit edilirken, hastalık nedeniyle 65 yaş üzerindeki 6 kişi hayatını kaybetti. Virüsün özellikle ileri yaştaki kişiler açısından daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiği belirtilirken, Yunanistan&#39;da vaka takibi ve sivrisinekle mücadele çalışmaları sürdürülüyor.</p><strong>Geçen Yıla Göre Vaka Sayısında Dikkat Çeken Artış</strong><p>Yunanistan&#39;da Batı Nil virüsünün seyri önceki yıllarla karşılaştırıldığında da dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor. Geçen yıl ağustos ayına kadar ülkede 35 vaka kaydedilmişti. 2025 yılının tamamında ise toplam vaka sayısı 96&#39;ya çıkarken virüs nedeniyle 10 kişi yaşamını yitirmişti. Bu yıl ağustos ayının ilk haftası itibarıyla 65 vakanın belirlenmesi, yaz döneminde sivrisinek kaynaklı hastalıklara yönelik mücadelenin önemini yeniden gündeme getirdi.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/yunanistan-da-bati-nil-virusu-_1787127299_CXbezP.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yunanistan’da Batı Nil Virüsü Yayılıyor! Yeni Bölgeden İlk Vaka Geldi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/yunanistan-da-bati-nil-virusu-_1787127299_CXbezP.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[108 Uzman Malatya’da Buluşuyor! Çocuk Acilleri İçin Uluslararası Kongre]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/108-uzman-malatya-da-bulusuyor-cocuk-acilleri-icin-uluslararasi-kongre/40992/</link>
            <description><![CDATA[Malatya, deprem sonrası sağlık alanında önemli bir uluslararası bilimsel buluşmaya hazırlanıyor. Çocuk acil tıbbına ilişkin güncel uygulamaların ve kritik vakaların farklı yönleriyle ele alınacağı 1. Uluslararası Pediatrik Aciller Kongresi, 28-30 Ağustos 2026 tarihleri arasında düzenlenecek. Kongrede 108 konuşmacı, 36 bilimsel oturum ve 150’den fazla sözlü sunum gerçekleştirilecek.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/108-uzman-malatya-da-bulusuyor-cocuk-acilleri-icin-uluslararasi-kongre/40992/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 10:31:47 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi öncülüğünde, Acil Tıp Uzmanları Derneği (ATUDER), Yeşilyurt Belediyesi ve Battalgazi Belediyesi iş birliğiyle gerçekleştirilecek kongre, Malatya Turgut Özal Üniversitesi Battalgazi Kampüsü&#39;nde yapılacak. Üç gün sürecek organizasyon, çocuk acil tıbbı alanında çalışan akademisyenleri, bilim insanlarını ve sağlık profesyonellerini aynı çatı altında buluşturacak. Türkiye&#39;nin farklı kentlerinden ve yurt dışından gelecek katılımcılar, pediatrik acillerde karşılaşılan güncel sorunlar ve tedavi yaklaşımları üzerine bilgi ve deneyim paylaşımında bulunacak.</p><strong>Kongrede 108 Uzman Bilimsel Sunum Yapacak</strong><p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Selim Özkan, organizasyonun üniversitenin akademik gelişimi açısından da önem taşıdığını belirtti. Genç bir üniversite olmalarına rağmen bilimsel çalışmalar ve akademik organizasyonlarda hızlı bir ivme yakaladıklarını ifade eden Özkan, kongrenin geniş bir katılımla gerçekleştirilmesini beklediklerini söyledi. Özkan, üniversitenin Acil Tıp Anabilim Dalı öncülüğünde düzenlenecek kongrede yurt içinden ve yurt dışından çok sayıda sağlık profesyonelini Malatya&#39;da ağırlayacaklarını belirterek, bilimsel çalışmalara katkı sunan tüm akademisyen ve sağlık çalışanlarını organizasyona davet etti. Malatya Turgut Özal Üniversitesi Acil Tıp Kliniği Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Bilgehan Demir ise kongrenin kent açısından farklı bir anlam taşıdığını ifade etti. Demir, deprem sonrasında Malatya&#39;da sağlık alanında gerçekleştirilecek ilk uluslararası kongre olacağını belirttiği organizasyona yaklaşık 11 yabancı ve 46 farklı şehirden katılımcının gelmesinin beklendiğini aktardı. Program kapsamında toplam 108 konuşmacının yer alacağını kaydeden Demir, üç gün boyunca 36 bilimsel oturum düzenleneceğini ve 150&#39;nin üzerinde sözlü bildiri sunulacağını ifade etti.</p><strong>Çocuk Acil Vakaları Güncel Tedavi Yöntemleriyle Ele Alınacak</strong><p>Kongrenin kapsamı yalnızca teorik sunumlarla sınırlı kalmayacak. Pediatrik acil tıbbında kritik hasta yönetimi, resüsitasyon, travma, yoğun bakım uygulamaları ve ECMO gibi hayati başlıklar farklı disiplinlerin bakış açılarıyla değerlendirilecek. Bilimsel programda çocuk acillerindeki güncel yaklaşımların yanı sıra gelecekte sağlık hizmetlerinin seyrini değiştirmesi beklenen teknolojilere de yer verilecek. Konferans ve panellerin yanı sıra katılımcıların aktif şekilde dahil olacağı interaktif oturumlar gerçekleştirilecek. Program kapsamında düzenlenecek uygulamalı REBOA ve ECMO kursları ise sağlık profesyonellerine teorik bilgileri pratiğe aktarma fırsatı sunacak. Böylece katılımcıların farklı uzmanlık alanlarından meslektaşlarıyla doğrudan deneyim paylaşması hedefleniyor.</p><strong>Malatya İçin Yeni Akademik İş Birliklerinin Kapısı Açılacak</strong><p>Türkçe ve İngilizce gerçekleştirilecek kongrenin, pediatrik acil tıp alanındaki bilimsel iletişimi güçlendirmesi ve farklı ülkelerden uzmanlar arasında yeni bağlantılar kurulmasına zemin hazırlaması amaçlanıyor. Organizasyonun aynı zamanda ulusal ve uluslararası düzeyde yeni akademik çalışmaların önünü açması bekleniyor. Sağlık alanındaki bilimsel programın yanı sıra kongrenin Malatya&#39;nın deprem sonrası akademik görünürlüğüne katkı sağlaması da hedefleniyor. Kente gelecek yerli ve yabancı katılımcıların Malatya&#39;nın tarihi, kültürel ve doğal değerlerini tanımasına imkan sağlayacak organizasyon, şehrin bilimsel etkinlikler açısından yeniden öne çıkmasına da katkı sunacak.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/108-uzman-malatya-da-bulusuyor_1787124706_k8Jy2A.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 108 Uzman Malatya’da Buluşuyor! Çocuk Acilleri İçin Uluslararası Kongre ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/108-uzman-malatya-da-bulusuyor_1787124706_k8Jy2A.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya’da Ses Kısıklığı Uyarısı! 3 Haftayı Geçiyorsa İhmal Etmeyin]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/malatya-da-ses-kisikligi-uyarisi-3-haftayi-geciyorsa-ihmal-etmeyin/40873/</link>
            <description><![CDATA[Malatya’da ses kısıklığı şikâyeti yaşayan vatandaşlara önemli uyarı geldi. Turgut Özal Tıp Merkezi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Aslan, ses değişikliklerinin çoğunlukla enfeksiyonlardan kaynaklandığını ancak uzun süren ve giderek artan ses kısıklığının daha ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabileceğini belirtti.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/malatya-da-ses-kisikligi-uyarisi-3-haftayi-geciyorsa-ihmal-etmeyin/40873/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 16:19:41 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Günlük yaşamda oldukça sık karşılaşılan ses kısıklığının birçok farklı nedeni bulunuyor. Sesin normalden daha boğuk çıkması, istenilen tonda üretilememesi ya da kişinin konuşurken sesini yeterince güçlü kullanamaması şeklinde görülebilen bu durum, özellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarının ardından ortaya çıkabiliyor. Ancak şikyetin ne kadar sürdüğü, altta yatan nedenin değerlendirilmesi açısından büyük önem taşıyor.</p><strong>Ses Kısıklığının En Yaygın Nedeni Enfeksiyonlar</strong><p>Doç. Dr. Mehmet Aslan&#39;ın değerlendirmesine göre ses kısıklığı vakalarının önemli bir bölümünde neden enfeksiyonlar. Özellikle grip, soğuk algınlığı ve diğer üst solunum yolu enfeksiyonlarının ardından gırtlak bölgesinde meydana gelen iltihaplanma, ses tellerinin çalışma düzenini bozarak kısıklığa yol açabiliyor. Halk arasında larenjit olarak bilinen bu tablo, çoğu zaman geçici bir seyir izliyor. Virüslere bağlı gelişen ses kısıklığının genellikle yaklaşık bir hafta içerisinde hafiflediğini belirten Aslan, bu süreçte bol sıvı tüketilmesi ve sesin dinlendirilmesinin iyileşmeye katkı sağladığını ifade etti.</p><strong>Ameliyat Sonrası Ortaya Çıkan Ses Değişikliklerine Dikkat</strong><p>Ses kısıklığının her zaman enfeksiyon kaynaklı olmadığına da dikkat çeken Aslan, bazı cerrahi operasyonların ardından ses tellerinin hareketini sağlayan sinirlerde etkilenme görülebileceğini söyledi. Özellikle tiroit ameliyatlarından sonra ses teli felciyle karşılaşılabildiğini belirten Aslan, benzer sorunların kalp, akciğer ve göğüs kafesine yönelik bazı operasyonların sonrasında da gelişebildiğini aktardı. Ses tellerinden birinin etkilenmesi durumunda ön plana çıkan şikyetin genellikle ses kısıklığı olduğunu ifade eden Aslan, iki taraflı sorunlarda ise tabloya nefes alma güçlüğünün eşlik edebileceğini belirtti. Bazı hastalarda ses teli hareketlerinin aylar içerisinde yeniden kazanılabildiğini kaydetti.</p><strong>Uzun Süren Ses Kısıklığı Gırtlak Kanserinin İşareti Olabilir</strong><p>Özellikle ileri yaşta bulunan ve sigara kullanma öyküsü olan kişilerde uzun süre devam eden ses kısıklığının ihmal edilmemesi gerekiyor. Doç. Dr. Aslan, gırtlak bölgesindeki bazı tümörlerin erken dönemde kendisini yalnızca ses kalitesindeki değişiklikle gösterebildiğine dikkat çekti. Ses tellerinde gelişen tümörlerin henüz erken aşamada bile sesin normal şekilde oluşmasını engelleyebildiğini belirten Aslan, haftalar boyunca devam eden şikyetin basit nedenlere bağlanarak ertelenmesinin tanıyı geciktirebileceği uyarısında bulundu.</p><strong>Üç Haftalık Süre Önemli Bir Uyarı İşareti</strong><p>Her ses kısıklığının kanser veya başka ciddi bir hastalık anlamına gelmediğini vurgulayan Aslan, burada en önemli ölçütlerden birinin şikyetin süresi olduğunu söyledi. Üç haftadan uzun süren, geçmeyen veya zaman içerisinde şiddetlenen ses kısıklığında KBB uzmanına başvurulması gerektiğini belirtti. Özellikle ileri yaştakilerin, sigara kullananların ve çalışma ortamında zararlı gaz ya da maddelere maruz kalan kişilerin ses değişikliklerini daha dikkatli takip etmesi gerekiyor. Buna karşılık genç ve herhangi bir risk faktörü bulunmayan kişilerde kısa süreli ses kısıklığının çoğunlukla larenjit veya farenjit gibi enfeksiyonlarla ilişkili olabildiği ifade edildi.</p><strong>Tütün Ürünleri Ses Tellerinde Kalıcı Hasar Oluşturabiliyor</strong><p>Gırtlak kanseri açısından en önemli risk unsurlarından biri olarak tütün ve tütün ürünlerine işaret eden Aslan, sigara dumanında bulunan zararlı maddelerin yalnızca akciğerleri değil, ses telleri başta olmak üzere üst solunum yollarındaki dokuları da olumsuz etkilediğini belirtti. Uzun yıllar devam eden tütün maruziyetinin hücresel hasarı artırdığını aktaran Aslan, yaş ilerledikçe vücudun kendini yenileme ve hasarı onarma kapasitesinin de azalabildiğini söyledi. Elektronik sigara gibi ürünlerin de güvenli bir alternatif olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Aslan, tütün ürünlerinden uzak durulmasının ses sağlığının korunmasında önemli bir adım olduğunu ifade etti.</p><strong>Sesini Yoğun Kullanan Meslek Grupları Daha Dikkatli Olmalı</strong><p>Öğretmenler, imamlar ve gün içerisinde uzun süre konuşmak zorunda kalan diğer meslek gruplarında ses sağlığına yönelik risklerin daha fazla olabildiğine dikkat çekildi. Sesin sürekli yüksek perdeden kullanılması, bağırarak konuşulması ve yeterli dinlenme aralarının verilmemesi, zaman içerisinde ses tellerinin zorlanmasına neden olabiliyor. Turgut Özal Tıp Merkezi&#39;nde ses terapisi hizmetinin de sunulduğunu belirten Aslan, doğru ses tekniğinin kullanılmasının önemine değindi. Konuşurken kişinin doğal ses tonunu koruması, gerektiğinde sesini dinlendirmesi ve yeterli sıvı tüketerek boğaz bölgesinin nemli kalmasını sağlaması önerildi.</p><strong>Çocuklarda Yüksek Sesle Bağırmakda Sorun Oluşturabilir</strong><p>Ses tellerinin korunması yalnızca yetişkinler için değil, çocuklar açısından da önem taşıyor. Özellikle oyun sırasında uzun süre bağıran ve yüksek ses kullanan çocuklarda ses tellerinin zarar görebileceğini belirten Aslan, doğru ses kullanım alışkanlığının küçük yaşlardan itibaren kazandırılması gerektiğini söyledi. Sürekli yüksek perdeden konuşma ve bağırma alışkanlığının zaman içerisinde ses tellerini zorlayabileceğini ifade eden Aslan, ebeveynlerin çocukların ses kullanımına yönelik davranışlarını da gözlemlemesinin önemli olduğunu kaydetti.</p><strong>Ses Sağlığını Korumanın İki Temel Yolu</strong><p>Doç. Dr. Mehmet Aslan, yaşam boyu sağlıklı bir sese sahip olmak isteyenler için tütün ürünlerinden uzak durulması ve sesin doğru teknikle kullanılması gerektiğini vurguladı. Özellikle bağırmaktan, sesi gereğinden fazla zorlamaktan ve uzun süre yüksek tonda konuşmaktan kaçınılmasının ses tellerinin korunmasına yardımcı olabileceğini belirtti. Üç haftayı aşan, düzelmeyen veya giderek kötüleşen ses kısıklığının ise basit bir rahatsızlık olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Bu tür durumlarda Kulak Burun Boğaz uzmanına yapılacak başvuru, ses kısıklığına neden olan problemin erken dönemde belirlenmesi açısından önem taşıyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/malatya-da-ses-kisikligi-uyari_1786886377_mp142F.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya’da Ses Kısıklığı Uyarısı! 3 Haftayı Geçiyorsa İhmal Etmeyin ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/malatya-da-ses-kisikligi-uyari_1786886377_mp142F.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[KKKA Şüphesiyle Yoğun Bakıma Alınan Vatandaş Hayatını Kaybetti!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/kkka-suphesiyle-yogun-bakima-alinan-vatandas-hayatini-kaybetti/40796/</link>
            <description><![CDATA[Karabük'te kene tutunmasının ardından fenalaşarak hastaneye kaldırılan 61 yaşındaki bir vatandaş, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) şüphesiyle tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Olay, yaz aylarında artış gösteren kene vakalarını yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/kkka-suphesiyle-yogun-bakima-alinan-vatandas-hayatini-kaybetti/40796/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 19:09:52 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Edinilen bilgilere göre, Karabük&#39;ün Eflani ilçesine bağlı Osmanlar köyünde yaşayan 61 yaşındaki Nuri Bostancı&#39;ya 6 Ağustos&#39;ta kene tutundu. İlk günlerde herhangi bir ciddi belirti göstermeyen Bostancı&#39;nın sağlık durumu kısa süre içinde kötüleşti. Rahatsızlanmasının ardından Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nin acil servisine başvuran Bostancı, yapılan ilk değerlendirmelerin ardından KKKA şüphesiyle tedavi altına alındı.</p><strong>Yoğun Bakımdaki Tedaviden Acı Haber Geldi</strong><p>Durumunun ağırlaşması üzerine yoğun bakım ünitesinde takip edilen Nuri Bostancı, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı. Hastanede yaşamını yitiren Bostancı&#39;nın ölümü, yakınlarını ve köy halkını yasa boğdu.</p><strong>Son Yolculuğuna Memleketinde Uğurlandı</strong><p>Hastanedeki işlemlerin tamamlanmasının ardından ailesine teslim edilen Bostancı&#39;nın cenazesi, Eflani Merkez Çarşı Camisi&#39;ne getirildi. İkindi namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından Osmanlar köyü Akbaş Mahallesi Mezarlığı&#39;nda toprağa verildi. KKKA vakalarının özellikle yaz aylarında kene temasının yoğun olduğu bölgelerde görülebildiğine dikkat çekilirken, uzmanlar vatandaşların doğa gezileri ve kırsal alan ziyaretleri sonrasında vücutlarını mutlaka kontrol etmeleri gerektiğini hatırlatıyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kkka-suphesiyle-yogun-bakima-a_1786723788_CP1ei7.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ KKKA Şüphesiyle Yoğun Bakıma Alınan Vatandaş Hayatını Kaybetti! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/kkka-suphesiyle-yogun-bakima-a_1786723788_CP1ei7.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kongo’da Ebola Salgını İçin Kritik Eşik!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/kongo-da-ebola-salgini-icin-kritik-esik/40739/</link>
            <description><![CDATA[Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde etkisini sürdüren Ebola salgını, sağlık otoritelerinin endişelerini artırıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, salgının mevcut seyri değişmediği takdirde şimdiye kadar kaydedilen en ölümcül Ebola salgınlarından birini geride bırakabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/kongo-da-ebola-salgini-icin-kritik-esik/40739/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 17:40:50 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ghebreyesus, düzenlediği basın toplantısında özellikle 2014-2016 yılları arasındaki Ebola salgınına dikkat çekti. Söz konusu dönemde 11 binden fazla insan hayatını kaybederken, Kongo&#39;daki 2026 salgınının aynı hızla ilerlemesi halinde bu seviyenin aşılabileceği belirtildi. Bu yıl 15 Mayıs&#39;ta resmen salgın ilan edilmesinin ardından en az 4 bin 300 vaka tespit edildi. Hastalık nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısının ise 2 bini geçtiği bildirildi.</p><strong>Ebola Virüsü Şubat Ayında Yayılmaya Başlamış</strong><p>Salgının resmi olarak mayıs ayında duyurulmasına rağmen virüsün bölgede çok daha önce dolaşıma girdiği değerlendiriliyor. Sağlık yetkilileri, ilk vakaların ortaya çıkışının şubat ayına kadar uzandığını ve hastalığın ilk aşamalarda sıtma ya da tifo gibi rahatsızlıklarla karıştırıldığını aktardı. Salgının merkezine yakın Bunia kentinde açıklamalarda bulunan DSÖ Afrika Direktörü Dr. Mohamed Janabi, sağlık ekiplerinin virüsün yayılımının gerisinde kaldığına işaret etti. Janabi, salgının kontrol altına alınabilmesi için vakaların daha hızlı tespit edilmesi ve hastalara ulaşılması gerektiğini vurguladı. DSÖ, salgının yayılımını önümüzdeki üç ay içinde tersine çevirmeyi hedeflediğini açıklasa da bunun hastalığın tamamen ortadan kaldırılması anlamına gelmediğini belirtti. Kurumun önceliği, bulaş zincirini kırarak salgının kontrol altına alınması olarak ifade edildi.</p><strong>Nadir Ebola Türü Salgına Yol Açtı</strong><p>Kongo&#39;daki mevcut salgının kaynağında, daha önce yalnızca 2007 ve 2012 yıllarında tespit edilen Bundibugyo türü Ebola virüsü bulunuyor. Virüsün bu varyantına karşı henüz onaylanmış bir aşı veya yaygın biçimde kabul gören bir ilaç tedavisi bulunmuyor. Salgının görüldüğü Demokratik Kongo Cumhuriyeti&#39;nin doğusundaki bölgesel istikrarsızlık ise sağlık ekiplerinin çalışmalarını önemli ölçüde güçleştiriyor. Janabi, sağlık çalışanlarının hastalık vakalarının yalnızca yaklaşık yüzde 30&#39;una ulaşabildiğini açıkladı. Bu durum, hastalığın tespit edilmesi ve bulaşın önlenmesi konusunda ciddi bir engel oluşturuyor.</p><strong>Ebola Belirtileri Nasıl Ortaya Çıkıyor?</strong><p>Ebola, nadir görülmesine karşın ağır seyredebilmesiyle bilinen bulaşıcı bir hastalık olarak öne çıkıyor. Virüsle temasın ardından belirtiler genellikle 2 ila 21 gün içerisinde ortaya çıkabiliyor. Hastalığın ilk döneminde ateş, baş ağrısı ve yoğun halsizlik gibi grip veya sıtmayı andıran şikayetler görülebiliyor. İlerleyen süreçte kusma ve ishal gibi ağır belirtiler ortaya çıkabilirken, hastalık bazı vakalarda organ yetmezliğine kadar ilerleyebiliyor. Ebola virüsünün temel bulaş yollarından biri, enfekte kişilerin kanı veya kusmuk gibi vücut sıvılarıyla doğrudan temas olarak biliniyor. Bu nedenle salgın bölgelerinde sağlık çalışanlarının korunması ve hastaların hızlı şekilde izole edilmesi büyük önem taşıyor.</p><strong>Bundibugyo Türüne Karşı Aşı Çalışması Başladı</strong><p>Salgının kontrol altına alınması için tedavi ve aşı araştırmaları da hız kazandı. İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu, Bundibugyo türüne karşı geliştirilen deneysel bir aşının insanlar üzerinde ilk kez test edilmesine onay verdi. Oxford Üniversitesi&#39;ndeki araştırmacılar tarafından geliştirilen aşının teknolojik altyapısında, Oxford-AstraZeneca tarafından geliştirilen Covid-19 aşısında kullanılan yöntemlerden yararlanılıyor. Bunun yanı sıra farklı ekipler tarafından da Bundibugyo türüne yönelik üç ayrı aşı çalışması yürütülüyor. Ancak bu adayların henüz klinik araştırma aşamasına ulaşmadığı bildiriliyor. DSÖ ise mevcut tedavi seçeneklerinin etkisini belirlemek amacıyla Demokratik Kongo Cumhuriyeti&#39;nde ayrı bir klinik araştırmaya destek veriyor. Çalışmada kullanılan iki antiviral ilacın hastaların hayatta kalma oranlarını artırıp artırmadığı araştırılıyor. Kongo&#39;daki salgının seyri, vaka tespitindeki güçlükler ve sağlık ekiplerinin bölgeye erişim sorunları nedeniyle yakından izlenirken, DSÖ&#39;nün üç aylık dönemde bulaş zincirini kontrol altına alma hedefi kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kongo-da-ebola-salgini-icin-kr_1786632046_ygw4B3.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kongo’da Ebola Salgını İçin Kritik Eşik! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/kongo-da-ebola-salgini-icin-kr_1786632046_ygw4B3.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bangladeş’te Kızamık Kabusu Sürüyor!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/banglades-te-kizamik-kabusu-suruyor/40697/</link>
            <description><![CDATA[Bangladeş’te mart ayının ortalarında başlayan kızamık salgını nedeniyle bilanço ağırlaşmaya devam ediyor. Son 24 saat içerisinde 5 çocuğun daha kızamık belirtileri nedeniyle yaşamını yitirmesiyle salgın sürecindeki toplam can kaybı 885’e yükseldi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/banglades-te-kizamik-kabusu-suruyor/40697/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 18:02:28 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ülkede vaka sayılarındaki artış da sürerken sağlık yetkilileri, özellikle çocuklar arasında görülen hastalığın yayılmasını kontrol altına almak amacıyla yürütülen çalışmaların önemine dikkat çekiyor.</p><strong>Bangladeş&#39;te Kızamık Nedeniyle Ölümler Artıyor</strong><p>Bangladeş Sağlık Bakanlığına bağlı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün (DGHS) son verilerine göre, son bir günde kızamık şüphesi bulunan 5 çocuğun daha hayatını kaybettiği bildirildi. Böylece mart ayı ortasından bu yana şüpheli kızamık vakalarıyla bağlantılı ölümlerin sayısı 786&#39;ya çıktı. Laboratuvar incelemeleri sonucunda kızamık olduğu kesinleşen ölümler ise 99 olarak kayıtlara geçti. Şüpheli ve doğrulanmış vakalara ilişkin veriler birlikte değerlendirildiğinde, salgının neden olduğu toplam can kaybı 885 olarak açıklandı.</p><strong>Şüpheli Vaka Sayısı 139 Bini Aştı</strong><p>Bangladeş&#39;te hastalığın yayılımına ilişkin tablo, yeni vaka bildirimleriyle birlikte daha da dikkat çekici hale geldi. Son 24 saat içerisinde 941 yeni şüpheli kızamık vakası tespit edilirken, mart ayının ortasından bu yana ülke genelinde kayda geçen şüpheli vaka sayısı 139 bin 125&#39;e ulaştı. Sağlık makamlarının paylaştığı rakamlar, salgının özellikle çocuklar açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu ortaya koyuyor. Vaka ve ölüm sayılarındaki yükselişin ardından ülkede aşılama çalışmalarına ağırlık verildi.</p><strong>Bangladeş&#39;te Acil Aşılama Kampanyası Başlatılmıştı</strong><p>Bangladeş hükümeti, 7 Nisan&#39;da kızamık şüphesi bulunan çok sayıda çocuğun hayatını kaybetmesinin ardından ülke genelinde acil aşılama kampanyası başlatma kararı almıştı. Kampanyayla hastalığa karşı bağışıklığın artırılması ve yeni vakaların önüne geçilmesi hedefleniyor. Kızamık, özellikle çocuklarda bağışıklık sistemini ciddi biçimde zorlayabilen bulaşıcı hastalıklar arasında bulunuyor. Hastalığın ağır seyretmesi halinde zatürre ve ensefalopati gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiği belirtiliyor. Dünya genelinde ise kızamık, aşıyla önlenebilen hastalıklar arasında ölümle sonuçlanan başlıca sağlık sorunlarından biri olarak kabul ediliyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/banglades-te-kizamik-kabusu-su_1786546945_UeJ2ZR.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bangladeş’te Kızamık Kabusu Sürüyor! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/banglades-te-kizamik-kabusu-su_1786546945_UeJ2ZR.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[KKKA Şüphesiyle Tedavi Gören 57 Yaşındaki Kadın Yaşamını Yitirdi!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/kkka-suphesiyle-tedavi-goren-57-yasindaki-kadin-yasamini-yitirdi/40674/</link>
            <description><![CDATA[Yozgat'ta Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) şüphesiyle tedavi gören 57 yaşındaki Şenay Tokmak, doktorların tüm müdahalelerine rağmen hayatını kaybetti. Bir süre önce kene tutunduğu belirtilen Tokmak'ın sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/kkka-suphesiyle-tedavi-goren-57-yasindaki-kadin-yasamini-yitirdi/40674/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 14:03:20 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çorum&#39;un Alaca ilçesine bağlı Killik köyünde yaşayan ve beş çocuk annesi olduğu belirtilen Şenay Tokmak&#39;a yaklaşık bir hafta önce kene tutundu. Bir süre sonra rahatsızlanan Tokmak, yakınları tarafından ilk olarak Alaca Devlet Hastanesi&#39;ne götürüldü. Buradaki ilk değerlendirmelerin ardından sağlık durumunun ciddiyeti nedeniyle Tokmak, ileri tetkik ve tedavi amacıyla Yozgat Bozok Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi&#39;ne sevk edildi.</p><strong>Yoğun Bakımda Verilen Mücadele Sonuç Vermedi</strong><p>Hastanede KKKA şüphesi üzerine Anestezi Yoğun Bakım Servisi&#39;nde tedavi altına alınan Tokmak&#39;ın durumu, sağlık ekiplerinin tüm müdahalelerine rağmen ağırlaştı. Yapılan tedavilere rağmen 57 yaşındaki kadın yaşamını yitirdi. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi şüphesiyle yürütülen tedavi sürecinin ardından gelen acı haber, ailesi ve yakınlarını yasa boğdu.</p><strong>Cenazesi Memleketinde Defnedilecek</strong><p>Hastanedeki işlemlerin tamamlanmasının ardından Şenay Tokmak&#39;ın cenazesi ailesine teslim edildi. Edinilen bilgilere göre Tokmak, ikindi namazının ardından Çorum&#39;un Alaca ilçesine bağlı Killik köyünde toprağa verilecek.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kkka-suphesiyle-tedavi-goren-5_1786532597_pjtBWi.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ KKKA Şüphesiyle Tedavi Gören 57 Yaşındaki Kadın Yaşamını Yitirdi! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/kkka-suphesiyle-tedavi-goren-5_1786532597_pjtBWi.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Dövme Mürekkeplerinde Şaşırtan Bulgular!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/dovme-murekkeplerinde-sasirtan-bulgular/40649/</link>
            <description><![CDATA[Dövme ve kalıcı makyaj uygulamalarında kullanılan mürekkeplerle ilgili yayımlanan kapsamlı bir araştırma, sektördeki hijyen standartlarını yeniden tartışmaya açtı. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından değerlendirilen analizlerde, kapalı ambalajlarda satışa sunulan çok sayıda mürekkebin canlı bakteri içerdiği belirlendi. Elde edilen veriler, özellikle steril ibaresi taşıyan ürünlerin de mikrobiyolojik risklerden tamamen arınmış olmadığını ortaya koydu.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/dovme-murekkeplerinde-sasirtan-bulgular/40649/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 19:02:18 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Araştırmacılar, 2018 ile 2024 yılları arasında gerçekleştirilen dört farklı bilimsel çalışmanın sonuçlarını tek bir analizde bir araya getirdi. İnceleme kapsamında değerlendirilen 259 adet açılmamış dövme ve kalıcı makyaj mürekkebi üzerinde yapılan testlerde, ürünlerin yaklaşık yüzde 35&#39;inde canlı bakteri kolonileri bulundu. Bu sonuç, üretim aşamasında steril olarak paketlendiği belirtilen ürünlerin dahi mikrobiyolojik açıdan risk taşıyabileceğini gözler önüne serdi.</p><strong>Steril İbaresi Bakteri Riskini Ortadan Kaldırmadı</strong><p>Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri de ambalaj üzerindeki 'steril' ifadesinin tek başına güvence sağlamaması oldu. Test sonuçlarında steril etiketi bulunan mürekkeplerin önemli bir bölümünde de bakteri varlığı tespit edildi. Steril ibaresi taşımayan ürünlerle karşılaştırıldığında ise oranlar arasında kayda değer bir fark oluşmadığı görüldü. Ayrıca yerli ve ithal ürünler ile kalıcı makyaj ve klasik dövme mürekkepleri arasında yapılan değerlendirmelerde de benzer sonuçlara ulaşıldı. Araştırma, ürün grupları arasında belirgin bir hijyen üstünlüğü bulunmadığını ortaya koydu.</p><strong>Enfeksiyona Yol Açabilecek Bakteriler Belirlendi</strong><p>Laboratuvar incelemelerinde toplam 94 farklı bakteri türü tespit edildi. Uzmanlar, bu mikroorganizmaların önemli bir kısmının insanlarda enfeksiyon oluşturma potansiyeline sahip olduğunu belirtti. Saptanan bakteriler arasında yalnızca yüzeysel cilt sorunlarına değil, daha ciddi sağlık problemlerine neden olabilecek türlerin de yer aldığı ifade edildi. Bununla birlikte uzmanlar, bakteri tespit edilen her mürekkebin mutlaka enfeksiyona yol açacağı anlamına gelmediğini vurguluyor. Ancak üretim, paketleme ve dağıtım süreçlerinde uygulanan sterilizasyon prosedürlerinin daha sıkı denetlenmesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Araştırmanın, dövme ve kalıcı makyaj sektöründe kalite kontrol süreçlerinin yeniden değerlendirilmesine katkı sağlaması bekleniyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/dovme-murekkeplerinde-sasirtan_1786464135_n9SOV8.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Dövme Mürekkeplerinde Şaşırtan Bulgular! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/dovme-murekkeplerinde-sasirtan_1786464135_n9SOV8.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[5 İmmünoterapi İlacı İçin Yeni Rakam Açıklandı!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/5-immunoterapi-ilaci-icin-yeni-rakam-aciklandi/40623/</link>
            <description><![CDATA[Kanser tedavisinde kullanılan bazı immünoterapi ilaçlarının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından geri ödeme kapsamına alınmasının ardından yararlanan hasta sayısı belli oldu. Geçen yıl temmuz ayında listeye dahil edilen 5 immünoterapi ilacından bir yıl içerisinde 40 bin kanser hastası yararlandı.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/5-immunoterapi-ilaci-icin-yeni-rakam-aciklandi/40623/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 11:40:48 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada kanserle mücadele eden vatandaşların tedavi süreçlerine erişimini kolaylaştırmaya yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtti.</p><strong>5 İmmünoterapi İlacı Geri Ödeme Kapsamına Alınmıştı</strong><p>SGK, geçen yıl temmuz ayında 25 farklı kanser türünün tedavisinde kullanılan 5 immünoterapi ilacını geri ödeme kapsamına aldı. Düzenlemenin ardından söz konusu ilaçlara ilişkin tedavi imkanlarından yararlanan hasta sayısı bir yıllık süreçte 40 bine ulaştı. İmmünoterapi ilaçları, kanser tedavisinde bağışıklık sisteminin hastalıkla mücadele kapasitesinden yararlanılmasını amaçlayan tedavi seçenekleri arasında bulunuyor. Geri ödeme kapsamına alınan ilaçlar, farklı kanser türlerinin tedavisinde kullanılıyor.</p><strong>Bir Yılda 40 Bin Kanser Hastası Yararlanmış Oldu</strong><p>Bakan Vedat Işıkhan, yaptığı açıklamada geçen yıl gerçekleştirilen düzenlemenin ardından 40 bin kanser hastasının bu ilaçlardan faydalandığını duyurdu. Işıkhan, kanserle mücadele eden vatandaşların yanında olduklarını ve tedaviye erişimin kolaylaştırılması için çalışmaların devam edeceğini ifade etti. Açıklanan rakam, geri ödeme kapsamına alınan immünoterapi ilaçlarının son bir yılda çok sayıda hastanın tedavi sürecinde kullanıldığını ortaya koydu.</p><strong>Tedavi İmkanlarına Erişim İçin Çalışmalar Sürecek</strong><p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması ve vatandaşların ihtiyaç duyduğu tedavilere ulaşabilmesi amacıyla geri ödeme düzenlemelerini sürdürüyor. Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar da bu kapsamda değerlendirilen başlıklar arasında yer alıyor. Bakan Işıkhan, önümüzdeki dönemde de vatandaşların tedavi imkanlarına daha kolay ulaşabilmesi için çalışmaların devam edeceğini belirtti.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/5-immunoterapi-ilaci-icin-yeni_1786437643_lQBZGS.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 5 İmmünoterapi İlacı İçin Yeni Rakam Açıklandı! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/5-immunoterapi-ilaci-icin-yeni_1786437643_lQBZGS.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Meme Kanserinde Yeni Dönem! Malatya’da Hastalara Özel Cerrahi Yöntemler Uygulandı]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/meme-kanserinde-yeni-donem-malatya-da-hastalara-ozel-cerrahi-yontemler-uygulandi/40566/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde meme kanseri tedavisine yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda, hastaların klinik özelliklerine göre farklı cerrahi yöntemler uygulandı. Aynı gün ameliyata alınan 4 meme kanseri hastasının her biri için özel tedavi planı oluşturularak farklı cerrahi yaklaşımlar tercih edildi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/meme-kanserinde-yeni-donem-malatya-da-hastalara-ozel-cerrahi-yontemler-uygulandi/40566/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:12:10 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği&#39;nde gerçekleştirilen operasyonlarda, hastaların durumları ayrıntılı şekilde değerlendirildi. Tedavi sürecinde hastalığın evresi, tümörün özellikleri ve kişinin genel sağlık durumu dikkate alınarak en uygun cerrahi yöntem belirlendi. Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği hekimlerinden Prof. Dr. Burhan Hakan Kanat, meme kanseri tedavisinde her hastaya aynı yöntemin uygulanmadığını, kararların kişiye özel olarak alındığını ifade etti.</p><strong>Dört Hastaya Dört Ayrı Cerrahi Yaklaşım Uygulandı</strong><p>Meme kanseri ameliyatlarında temel amacın kanserli dokunun güvenli sınırlar içerisinde çıkarılması olduğunu belirten Prof. Dr. Kanat, bunun yanında hastaların yaşam kalitesinin korunmasının da tedavi sürecinde önemli bir unsur olduğunu aktardı. Aynı gün içerisinde ameliyat edilen dört hastanın tedavi süreçlerinin birbirinden farklı ilerlediğini belirten Kanat, bir hastanın kemoterapi sonrasında cerrahiye yönlendirildiğini, başka bir hastada ise doğrudan ameliyat yönteminin tercih edildiğini söyledi. Hastalardan birinde meme koruyucu cerrahi kapsamında implant desteğiyle meme yapısının korunması hedeflenirken, hastalığın yaygın olduğu başka bir vakada ise modifiye radikal mastektomi yöntemi uygulandı.</p><strong>Lenf Bezlerinde Koruyucu Yöntemler Tercih Ediliyor</strong><p>Meme kanseri cerrahisinde koltuk altındaki lenf bezlerinin değerlendirilmesinin de büyük önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Kanat, uygun hastalarda tüm lenf bezlerinin alınması yerine Sentinel Lenf Nodülü (Bekçi Lenf Nodülü) uygulamasından yararlanıldığını ifade etti. Ameliyat sırasında patoloji ekibinin yaptığı değerlendirmelerin, cerrahi kararların şekillenmesinde önemli rol oynadığı belirtildi. Bu yöntemlerle hem hastalığın kontrol altında tutulması hem de gereksiz cerrahi işlemlerin önüne geçilmesi amaçlanıyor.</p><strong>Tedaviler Multidisipliner Ekip Çalışmasıyla Yürütülüyor</strong><p>Meme kanseri tedavisinin farklı uzmanlık alanlarının ortak çalışmasını gerektirdiğini vurgulayan Kanat, hastaların genel cerrahi ve onkoloji konseylerinde değerlendirildiğini söyledi. Tedavi sürecinde genel cerrahi, tıbbi onkoloji, radyoloji, nükleer tıp, patoloji, plastik cerrahi ve anestezi ekiplerinin koordineli şekilde görev yaptığı ifade edildi. Aynı gün gerçekleştirilen farklı özelliklerdeki operasyonların, ekip çalışmasının önemini ortaya koyduğu kaydedildi.</p><strong>Erken Tanı Meme Kanserinde Hayati Önem Taşıyor</strong><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde meme kanseri ve diğer onkolojik hastalıkların tanı ve tedavi süreçleri ileri düzey sağlık hizmetleri kapsamında sürdürülüyor. Hastalar, uzman ekipler tarafından değerlendirilerek güncel tıbbi yaklaşımlar doğrultusunda tedavi programına alınıyor. Meme kanserinin kadınlarda en sık karşılaşılan kanser türlerinden biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kanat, erken teşhisin tedavi başarısını artırdığını belirtti. Özellikle 40 yaş üzerindeki kadınların, ailesinde meme kanseri öyküsü bulunanların ve genetik risk taşıyan kişilerin düzenli kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini ifade eden Kanat, vatandaşların Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) başta olmak üzere sağlık kuruluşlarındaki tarama hizmetlerinden yararlanmasının önemine dikkat çekti.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/eme-kanserinde-yeni-donem-mala_1786349526_0JA7KF.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Meme Kanserinde Yeni Dönem! Malatya’da Hastalara Özel Cerrahi Yöntemler Uygulandı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/eme-kanserinde-yeni-donem-mala_1786349526_0JA7KF.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Her Gün Sürdüğünüz Krem Cildin Hangi Katmanına Kadar İniyor?]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/her-gun-surdugunuz-krem-cildin-hangi-katmanina-kadar-iniyor/40490/</link>
            <description><![CDATA[Güzellik ve kişisel bakım dünyasında her gün milyonlarca insan tarafından kullanılan kozmetik içeriklerin biyolojik etkileri geniş çaplı araştırmalara konu olmaya devam ediyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/her-gun-surdugunuz-krem-cildin-hangi-katmanina-kadar-iniyor/40490/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 13:26:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Güzellik ve kişisel bakım dünyasında her gün milyonlarca insan tarafından kullanılan kozmetik içeriklerin biyolojik etkileri geniş çaplı araştırmalara konu olmaya devam ediyor. Tüketicilerin günlük rutinde sıklıkla tercih ettiği nemlendiriciler, leke karşıtı serumlar ve güneş koruyucular cildin yüzeyinden başlayarak farklı derinliklere temas ediyor. Dermatoloji uzmanları ve biyokimya araştırmacıları, bu formüllerin tam olarak hangi noktada kaldığını ve hücresel düzeyde nasıl bir etkileşim sağladığını detaylıca inceliyor. Insan derisinin karmaşık biyolojik yapısı, dışarıdan uygulanan her maddenin alt katmanlara geçişine geçit vermeyen güçlü bir savunma mekanizması sunuyor.</p><p data-path-to-node='2'>Kozmetik ürünlerin performansını belirleyen ana etken, formül içerisinde yer alan aktif moleküllerin kimyasal büyüklüğü ve taşıyıcı sistemlerin yapısı olarak öne çıkıyor. Cilt yüzeyinde kalan maddeler genellikle nem bariyerini güçlendirirken, mikro boyuttaki moleküller bariyerin sınırlarını zorlayarak belirli derinliklere ulaşabiliyor. Bu durum tüketiciler arasında ürünlerin kana karışıp karışmadığı veya derin dokulara zarar verip vermediği yönünde çeşitli endişelere yol açıyor. Yapılan son laboratuvar analizleri ve klinik testler ise bu endişelerin büyük ölçüde yersiz olduğunu net bir şekilde gösteriyor.</p><strong>Cildin Katmanlı Mimarisi Ve Koruyucu Bariyerleri</strong><p data-path-to-node='4'>İnsan derisi hücresel bazda 3 temel katmandan oluşan derece karmaşık ve koruyucu bir organ niteliği taşıyor. En dışta yer alan epidermis tabakası, vücudu dış etkenlerden, mikroorganizmalardan ve zararlı ultraviyole ışınlarından koruyan ilk savunma hattını oluşturuyor. Epidermisin en üst bölümü olan stratum korneum ise adeta bir tuğla duvar gibi birbirine kenetlenmiş ölü hücreler ve lipidlerden meydana geliyor. Bu doğal engel, dışarıdan sürülen kimyasalların doğrudan iç dokulara sızmasını önlemek adına 24 saat kesintisiz bir performans sergiliyor.</p><p data-path-to-node='5'>Epidermisin hemen altında bulunan dermis katmanı; kolajen, elastin lifleri ve damar ağları barındırarak cilde esneklik ve hacim kazandırıyor. En derindeki hipodermis ise yağ dokusu desteğiyle vücut ısısını dengede tutma ve fiziksel darbeleri absorbe etme görevini üstleniyor. Kozmetik formülasyonların neredeyse %98,5 kadarlık kısmı yalnızca en dıştaki epidermis tabakasında etki gösterecek şekilde tasarlanıyor. Güçlü koruyucu bariyer sayesinde kremlerin ve losyonların dermis ve hipodermis gibi alt katmanlara izinsiz bir şekilde geçmesi fizyolojik olarak engelleniyor.</p><strong>Nemlendirici İçeriklerin Epidermis Düzeyindeki İşlevleri</strong><p data-path-to-node='7'>Günlük cilt bakım rutinlerinin vazgeçilmez bir parçası olan nemlendiriciler, sanılanın aksine cilt altına doğrudan su enjekte etmiyor. Bu ürünler temel olarak epidermis yüzeyindeki su kaybını engelleme prensibiyle çalışıyor. Formüllerde yer alan hyalüronik asit gibi hümektan maddeler havadan ve cildin alt dokularından nem çekerek yüzeyde hapsediyor. Seramidler ve yağ asitleri ise lipid bariyerini destekleyerek mevcut nemin buharlaşıp kaybolmasını önlüyor.</p><p data-path-to-node='8'>Nemlendirici içeriklerin büyük çoğunluğu epidermal tabakanın dış yüzeyinde konumlanarak gün boyu cildin pürüzsüz ve nemli kalmasını destekliyor. Lipid bariyerinin güçlenmesi sayesinde cilt dışarıdan gelebilecek tahriş edici maddelere karşı %40 oranında daha dirençli hale geliyor. Ancak bu moleküllerin büyüklüğü dermis katmanına geçiş yapmalarına izin vermediği için etkileri sadece epidermal düzeyde kalıyor. Böylece nemlendiriciler cildin alt dokularına nüfuz etmeden tamamen güvenli bir yüzey koruması sağlıyor.</p><strong>Salisilik Asidin Gözenek Ve Yağ Tabakasına Nüfuzu</strong><p data-path-to-node='10'>Akne ve siyah nokta tedavisinde yaygın şekilde kullanılan salisilik asit, bir beta hidroksi asit türevi olarak biliniyor. Yağda çözünebilen kimyasal yapısı sayesinde salisilik asit, diğer su bazlı içeriklere kıyasla cildin sebum üreten kanallarına daha rahat nüfuz edebiliyor. Bu özel bileşen, gözeneklerin içinde biriken ölü hücre birikintilerini ve katılaşmış yağ kütlelerini kimyasal olarak parçalıyor.</p><p data-path-to-node='11'>Salisilik asidin hücresel düzeydeki bu temizleyici etkisi epidermisin alt derinliklerine ve folikül kanallarına kadar uzanabiliyor. Ancak bu durum maddenin dermise geçerek sistemik dolaşıma karıştığı anlamına gelmiyor. Etki alanı tamamen tıkanmış gözenek kanalları ve epidermisin üst katmanlarıyla sınırlı kalıyor. Yapılan klinik ölçümler %2 oranındaki salisilik asit uygulamalarının cilt sağlığını derinlemesine desteklerken alt dokularda herhangi bir birikime yol açmadığını kanıtlıyor.</p><strong>Güneş Kremlerinin Yüzeyde Oluşturduğu Koruma Kalkanı</strong><p data-path-to-node='13'>Güneş koruyucu ürünlerde sıklıkla tercih edilen çinko oksit ve titanyum dioksit gibi fiziksel filtreler, cilde uygulandığı andan itibaren yüzeyde yansıtıcı bir tabaka oluşturuyor. Bu mineral bazlı bileşenler ultraviyole ışınlarını bir ayna gibi geri yansıtarak cildin alt katmanlarına ulaşmasını engelliyor. Tüketiciler arasında bu nanoparçacıkların deriden emilip emilmediğine dair uzun yıllardır çeşitli tartışmalar yürütülüyor.</p><p data-path-to-node='14'>Bağımsız dermatoloji kurumları tarafından gerçekleştirilen 100 üzeri farklı bilimsel test, mineral filtrelerin epidermal bariyeri aşamadığını doğruluyor. Mikro ve nano boyuttaki mineraller cildin en dıştaki ölü tabakasında takılı kalarak alt dokulara ve kan dolaşımına kesinlikle sızmıyor. Benzer şekilde kimyasal güneş filtreleri de UV ışınlarını ısıya dönüştürerek epidermal düzeyde etkisiz hale getiriyor. Bu durum güneş koruyucuların derin cilt tabakalarına zarar vermeden maksimum düzeyde yüzey koruması sağladığını net olarak ortaya koyuyor.</p><strong>Dermatolojik Araştırmaların Etken Madde Emilim Sonuçları</strong><p data-path-to-node='16'>Son yıllarda gelişen kozmetik teknolojileri sayesinde peptid ve retinol gibi aktif maddelerin etki derinliği daha hassas biçimde ayarlanabiliyor. Lipozom ve kapsülleme teknolojileri, bu aktiflerin epidermisin alt katmanlarına güvenle ulaşmasını ve kolajen üretimini tetikleyen sinyaller göndermesini sağlıyor. Ancak bu sinyal iletimi biyokimya kuralları çerçevesinde gerçekleşiyor ve fiziksel olarak madde transferinden ziyade hücresel iletişimi kapsıyor.</p><p data-path-to-node='17'>Güzellik ürünlerinin derin dokulara sızması tıbbi ilaç kategorisine girmelerine neden olacağı için kozmetik yönetmelikleri bu geçişi katı kurallarla sınırlandırıyor. Cilt bakım ürünlerinin yaklaşık %99 kadarı epidermis sınırları içerisinde kalarak işlevini tamamlıyor. Tüketicilerin güvenilir markalar tarafından üretilen standartlara uygun ürünleri kullanması durumunda cilt altında istenmeyen kimyasal birikimi yaşanmıyor. Bilimsel veriler, doğru ürün kullanımının cilt sağlığını yüzeysel katmanlarda en üst düzeye çıkardığını gösteriyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/her-gun-surdugunuz-krem-cildin_1786175633_34WJd8.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Her Gün Sürdüğünüz Krem Cildin Hangi Katmanına Kadar İniyor? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/her-gun-surdugunuz-krem-cildin_1786175633_34WJd8.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Arka Adale Sakatlığı Ne Kadar Sürer? İyileşme Süreci Belli Oldu!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/arka-adale-sakatligi-ne-kadar-surer-iyilesme-sureci-belli-oldu/40386/</link>
            <description><![CDATA[Spor dünyasında ve günlük fiziksel aktivitelerde en sık karşılaşılan kas yaralanmalarının başında uyluğun arka kısmındaki kas grubunun zorlanması gelmektedir.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/arka-adale-sakatligi-ne-kadar-surer-iyilesme-sureci-belli-oldu/40386/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 11:52:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Spor dünyasında ve günlük fiziksel aktivitelerde en sık karşılaşılan kas yaralanmalarının başında uyluğun arka kısmındaki kas grubunun zorlanması gelmektedir. Genellikle ani deparlar, sıçramalar veya yetersiz ısınma sonucunda ortaya çıkan bu durum, dokuların kapasitesinden fazla gerilmesiyle tetiklenmektedir. Sakatlık anında kişilerin büyük kısmında bıçak saplanması şeklinde tabir edilen keskin bir acı hissi oluşmaktadır.</p><p data-path-to-node='3'>Kas liflerinde meydana gelen hasarın boyutu, yaralanmanın genel tablosunu doğrudan belirlemektedir. Ani yön değişikliklerinin veya sert antrenman temposunun neden olduğu bu tür sorunlar, sadece profesyonel sporcuları değil her yaş grubundan bireyi olumsuz etkileyebilmektedir. Kasın ani bir kuvvet karşısında esnekliğini kaybetmesi, bölgedeki mikro veya makro düzeydeki yırtılmaların temel sebepleri arasında gösterilmektedir.</p><strong>Derecelerine Göre İyileşme Zamanı Ve Beklentiler</strong><p data-path-to-node='5'>Sakatlığın iyileşme zaman dilimi, tamamen hasarın 1, 2 veya 3 derece olarak adlandırılan seviyesine göre değişkenlik göstermektedir. Birinci derece hafif zorlanmalarda iyileşme süreci genellikle 7 ile 21 gün arasında tamamlanmaktadır. Bu seviyedeki vakalarda kas liflerinin çok küçük bir kısmı zarar gördüğü için kişinin günlük hayatına dönmesi oldukça hızlı gerçekleşmektedir.</p><p data-path-to-node='6'>İkinci derece yani orta düzeydeki lif yırtılmalarında ise iyileşme takvimi 4 ile 8 hafta aralığına uzamaktadır. Kasın tamamen koptuğu veya kemikten ayrıldığı üçüncü derece ağır vakalarda ise süreç 90 ile 180 gün arasında sürebilmektedir. Bazı üçüncü derece yaralanmalarda cerrahi operasyon ihtiyacı doğabilmekte ve tam spora dönüş süresi 1 yılı bulabilmektedir.</p><strong>Vücudun Verdiği Sinyaller Ve Tanı Yöntemleri</strong><p data-path-to-node='8'>Arka adale zorlanmalarında klinik tablo kişiden kişiye farklılık gösterse de belirgin fizyolojik reaksiyonlar ortaya çıkmaktadır. Yaralanmanın hemen ardından bacağın arka kısmında hassasiyet, belirgin bir morarma ve ödem oluşumu sıklıkla gözlemlenmektedir. İlerlemiş yırtıklarda hastalar adımlarını atarken ciddi sancı duyabilmekte, bacağı tam uzatma hareketini gerçekleştirmekte zorlanabilmektedir.</p><p data-path-to-node='9'>Ağrının şiddetinin yanı sıra ilgili bacakta gözle görülen güç kaybı da tanı sürecinde doktorlar için önemli bir veridir. Ağır vakalarda kas dokusunun bütünlüğü bozulduğu için elle muayenede ilgili bölgede boşluk veya çöküklük hissedilmesi mümkündür. Kesin tanı konulması aşamasında uzman hekimler tarafından yapılan ultrasonografi ve emar görüntülemeleri, dokudaki hasarın %100 oranında netleşmesini sağlamaktadır.</p><strong>Tıbbi Tedavi Adımları Ve Rehabilitasyon Süreci</strong><p data-path-to-node='11'>Yaralanmayı takip eden ilk 48 saatlik zaman diliminde uygulanacak doğru müdahaleler, tedavinin başarısını doğrudan etkilemektedir. İlk aşamada dokunun daha fazla zarar görmesini engellemek adına bacağa yük vermekten kaçınılmalı, gün içinde 3 ile 4 kez 20 dakikalık buz uygulamaları yapılmalıdır. Ödemin kontrol altına alınması için bölgenin elastik bandajla desteklenmesi ve bacağın kalp seviyesinin üzerinde tutulması önerilmektedir.</p><p data-path-to-node='12'>Akut dönemin atlatılmasının ardından başlayan fizik tedavi sürecinde kişiye özel rehabilitasyon programları devreye girmektedir. Kasın eski gücüne, esnekliğine ve dayanıklılığına kavuşması adına kademeli kuvvetlendirme egzersizleri planlanmaktadır. Ağrılar tamamen ortadan kalkmadan ve kas gücü diğer bacağa kıyasla en az %90 seviyesine ulaşmadan antrenmanlara başlamak sakatlığın nüksetmesine zemin hazırlamaktadır.</p><strong>Sakatlıktan Korunma Ve Kas Sağlığını Koruma Yolları</strong><p data-path-to-node='14'>Kas yaralanmalarının önüne geçebilmek adına antrenman öncesi ve sonrası rutinine büyük özen gösterilmesi gerekmektedir. Egzersiz öncesinde yapılan en az 15 dakikalık dinamik ısınma hareketleri, kas dokusunun esnekliğini artırarak olası yırtılma risklerini en aza indirmektedir. Antrenman sonrasında gerçekleştirilen statik esneme hareketleri ise kas boyunun uzamasına ve gerginliğin azalmasına katkı sağlamaktadır.</p><p data-path-to-node='15'>Bölgesel kas dengesizliklerinin giderilmesi amacıyla uyluk bölgesini hedef alan güçlendirme programlarının düzenli uygulanması hayati önem taşımaktadır. Yeterli sıvı tüketimi, dengeli beslenme ve vücudun kendini toparlamasına izin veren uyku düzeni kas sağlığının temel taşlarındandır. Yoğun temposu olan kişilerin aşırı yüklenmelerden kaçınarak dinlenme sürelerini doğru planlaması yaralanma riskini belirgin şekilde düşürmektedir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/arka-adale-sakatligi-ne-kadar-_1786000779_F83Rnj.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Arka Adale Sakatlığı Ne Kadar Sürer? İyileşme Süreci Belli Oldu! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/arka-adale-sakatligi-ne-kadar-_1786000779_F83Rnj.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ölümcül Chandipura Virüsü Yayılıyor!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/olumcul-chandipura-virusu-yayiliyor/40345/</link>
            <description><![CDATA[Hindistan'da çok sayıda çocuğun yaşamını yitirmesine neden olan Chandipura virüsü, ülkede sağlık otoritelerini alarma geçirdi. Art arda gelen ölümlerin ardından merkezi yönetim, salgının etkisini sınırlandırmak ve sağlık çalışmalarını koordine etmek amacıyla uzmanlardan oluşan ulusal müdahale ekibini görevlendirdi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/olumcul-chandipura-virusu-yayiliyor/40345/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 13:55:35 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Hindistan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, vakaların yoğun olarak görüldüğü Gujarat ve Rajasthan eyaletlerine özel ekiplerin yönlendirildiği bildirildi. Görevlendirilen uzmanların, yerel sağlık birimleriyle koordineli şekilde çalışarak hem hastaların takibini yapacağı hem de salgının yayılmasını önlemeye yönelik tedbirleri güçlendireceği ifade edildi. Yetkililer, hastalığın kontrol altına alınabilmesi için saha incelemeleri, vaka analizleri ve koruyucu sağlık uygulamalarının eş zamanlı yürütüldüğünü belirtti.</p><strong>DSÖ: Virüs Böcekler Yoluyla Bulaşıyor</strong><p>Dünya Sağlık Örgütü&#39;nün değerlendirmelerine göre Chandipura virüsü, özellikle muson mevsiminde artış gösteren tatarcık sinekleri, sivrisinekler ve keneler aracılığıyla insanlara bulaşabiliyor. Mevsimsel koşulların etkisiyle taşıyıcı canlıların çoğalması, enfeksiyon riskini de artırıyor. Uzmanlar, özellikle çocukların risk grubunda bulunduğunu ve bulaşın önlenebilmesi için çevresel mücadele ile kişisel korunma önlemlerinin önem taşıdığını vurguluyor.</p><strong>Beyin İltihabına Neden Olabiliyor</strong><p>Sağlık uzmanlarının paylaştığı bilgilere göre Chandipura virüsü, enfekte olan bazı kişilerde beyin iltihabına (ensefalit) yol açabiliyor. Hastalığın ağır seyretmesi halinde ise ölüm riski önemli ölçüde yükseliyor. Yetkililer, ateş, bilinç değişikliği ve nörolojik belirtiler görülen kişilerin vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekerken, salgının seyrinin yakından takip edildiğini ve yeni vakalara karşı hazırlıkların sürdüğünü belirtti.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/olumcul-chandipura-virusu-yayi_1785927331_fxaoIK.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ölümcül Chandipura Virüsü Yayılıyor! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/olumcul-chandipura-virusu-yayi_1785927331_fxaoIK.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kongo'da Ebola Endişesi Büyüyor! Sağlık Sistemi Alarm Veriyor]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/kongo-da-ebola-endisesi-buyuyor-saglik-sistemi-alarm-veriyor/40309/</link>
            <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde hızla büyüyen Ebola salgını nedeniyle uluslararası topluma kritik bir çağrıda bulundu. Kurum, mevcut sağlık altyapısının salgının yayılma hızına karşı yetersiz kaldığını belirterek, hem mali kaynakların hem de sahadaki operasyonel desteğin vakit kaybedilmeden artırılması gerektiğini açıkladı.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/kongo-da-ebola-endisesi-buyuyor-saglik-sistemi-alarm-veriyor/40309/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 18:26:46 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Cenevre&#39;de düzenlenen basın toplantısında konuşan DSÖ Araştırma ve Geliştirme Planı Başkanlığı Vekili Vasee Moorthy, ülkede yaşanan Ebola krizinin bugüne kadar karşılaşılan en ciddi salgınlardan biri haline geldiğini ifade etti. Yetkililer, mevcut sağlık ekipleri ve müdahale mekanizmalarının artan vaka sayısını karşılamakta zorlandığını vurgularken, uluslararası desteğin gecikmesinin salgının daha geniş alanlara yayılma riskini artıracağına dikkat çekti. DSÖ, özellikle tedavi merkezlerinin kapasitesinin artırılması, vaka takip ekiplerinin güçlendirilmesi, güvenli defin süreçlerinin yaygınlaştırılması ve toplum sağlığı çalışanlarının sayısının artırılması için ek finansmana ihtiyaç duyulduğunu bildirdi.</p><strong>Risk Altındaki Bölgeler Öncelikli Hale Geldi</strong><p>Uzmanlar, çalışmaların yalnızca salgının görüldüğü yerlerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirtiyor. Virüsün ulaşma ihtimali bulunan bölgelerde de erken önlem alınmasının kritik önem taşıdığı ifade edilirken, salgının kontrol altına alınabilmesi için saha çalışmalarının genişletilmesi gerektiği değerlendiriliyor. DSÖ yetkilileri ayrıca, Ebola hastalarında erken teşhis ve sağlık hizmetlerine hızlı erişimin yaşam şansını artıran en önemli unsurlar arasında bulunduğunu belirtti.</p><strong>Bundibugyo Varyantı Endişe Oluşturuyor</strong><p>Kongo Demokratik Cumhuriyeti&#39;nin doğusundaki Ituri eyaletinde 15 Mayıs&#39;ta ilan edilen salgın kapsamında şimdiye kadar yüzlerce şüpheli vaka tespit edilirken, çok sayıda can kaybı yaşandı. Sağlık otoriteleri, salgının nadir görülen Bundibugyo Ebola varyantından kaynaklandığını açıkladı. Uzmanlar, bu varyant için onaylanmış bir aşı ya da kesin etkisi kanıtlanmış bir tedavi seçeneğinin bulunmadığını belirtiyor. Bu nedenle salgının kontrolünde erken müdahale, izolasyon uygulamaları ve toplumun bilinçlendirilmesi en önemli mücadele yöntemleri arasında gösteriliyor.</p><strong>Ebola Geçmişte Büyük Kayıplara Yol Açtı</strong><p>İlk kez 1976 yılında Sudan ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti&#39;nde tespit edilen Ebola virüsü, adını salgının başladığı bölgedeki Ebola Nehri&#39;nden aldı. Kanamalı ateşe neden olan virüs, yıllar içinde Afrika&#39;nın farklı bölgelerinde büyük salgınlara yol açtı. Batı Afrika&#39;da 2014-2017 yılları arasında yaşanan Ebola krizi ise hastalığın en yıkıcı dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Gine, Liberya ve Sierra Leone&#39;de on binlerce kişiye bulaşan virüs, binlerce insanın yaşamını yitirmesine neden olurken küresel sağlık sistemleri açısından da önemli bir sınav oluşturdu. Bugün Kongo Demokratik Cumhuriyeti&#39;nde yaşanan son gelişmeler, Ebola tehdidinin halen devam ettiğini gösterirken, DSÖ uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi ve sağlık ekiplerine acil destek sağlanmasının salgının kontrol altına alınması açısından kritik önem taşıdığını değerlendiriyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kongo-da-ebola-endisesi-buyuyo_1785857202_rVN0Mo.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kongo'da Ebola Endişesi Büyüyor! Sağlık Sistemi Alarm Veriyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/kongo-da-ebola-endisesi-buyuyo_1785857202_rVN0Mo.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yaz Sıcaklarında Kalp Krizi Riski Artıyor! Uzmandan Uyarılar]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/yaz-sicaklarinda-kalp-krizi-riski-artiyor-uzmandan-uyarilar/40293/</link>
            <description><![CDATA[Yaz mevsiminde etkisini artıran yüksek hava sıcaklıkları yalnızca günlük yaşamı zorlaştırmakla kalmıyor, kalp ve damar sağlığını da ciddi şekilde tehdit ediyor. Uzmanlar, sıcak havaların neden olduğu sıvı ve mineral kaybının kalbin daha yoğun çalışmasına yol açtığını belirtirken, özellikle kronik kalp hastalığı bulunan kişilerin bu dönemde çok daha dikkatli olması gerektiğine vurgu yapıyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/yaz-sicaklarinda-kalp-krizi-riski-artiyor-uzmandan-uyarilar/40293/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 14:27:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal, hava sıcaklığındaki yükseliş ile kalp krizi vakaları arasında doğrudan bir ilişki bulunduğunu belirterek, sıcaklığın her 5 derece artmasının kalp krizi riskini yaklaşık yüzde 5 yükseltebildiğine dikkat çekti.</p><strong>Yaz Sıcakları Kalbin Yükünü Artırıyor</strong><p>Yüksek sıcaklıklarda vücut, normal ısısını koruyabilmek için yoğun çaba harcıyor. Bu süreçte damarların genişlemesi, tansiyonun düşmesi ve kalbin daha hızlı çalışması gibi fizyolojik değişiklikler yaşanıyor. Terleme nedeniyle oluşan sıvı ve elektrolit kaybı da tabloyu ağırlaştırırken, özellikle kalp ve damar hastalıkları bulunan kişiler için risk daha da büyüyor. Uzmanlara göre yaz aylarında görülen kalp krizi vakalarındaki artışın temel nedenlerinden biri de bu fizyolojik yükün kalbi zorlaması olarak öne çıkıyor.</p><strong>Yetersiz Su Tüketimi Kalbi Zorlayabiliyor</strong><p>Sıcak havalarda vücudun ihtiyaç duyduğu sıvının karşılanmaması, tansiyon düşüklüğü ve mineral dengesizliklerine neden olabiliyor. Bu durum kalbin daha fazla efor sarf etmesine yol açarken, alkol, fazla kahve ve şekerli içecekler de sıvı kaybını artırarak riski büyütebiliyor. Uzmanlar, yaz boyunca günlük ortalama 2,5 litre sıvı tüketilmesini, temel içecek olarak ise suyun tercih edilmesini öneriyor. Mineral desteği sağlayan içecekler de sıvı dengesinin korunmasına katkı sağlayabiliyor.</p><strong>Yanlış Kıyafet Seçimi Vücut Isısını Yükseltiyor</strong><p>Kalın kumaşlar ve koyu renkli kıyafetler güneş ışınlarını daha fazla emdiği için vücut sıcaklığının yükselmesine neden olabiliyor. Bu durum, sıcakla mücadele eden kalbin iş yükünü daha da artırıyor. Yaz aylarında açık renkli, pamuklu, hafif ve hava geçirgenliği yüksek kıyafetlerin tercih edilmesi hem vücut sıcaklığının dengelenmesine hem de kalbin daha rahat çalışmasına yardımcı oluyor.</p><strong>Yoğun Egzersiz İçin Doğru Saatler Tercih Edilmeli</strong><p>Günün en sıcak saatleri olan 11.00 ile 16.00 arasında yapılan yoğun fiziksel aktiviteler, kalp üzerinde ciddi baskı oluşturabiliyor. Deniz, plaj sporları veya uzun süreli egzersizler bu zaman diliminde vücut sıcaklığını daha da artırabiliyor. Uzmanlar, yürüyüş, koşu ve yüzme gibi aktivitelerin sabah erken saatlerde ya da güneşin etkisini kaybetmeye başladığı akşam saatlerinde yapılmasının daha güvenli olduğunu ifade ediyor.</p><strong>İlaç Kullanımında Doktor Kontrolü Önem Taşıyor</strong><p>Yaz aylarında tansiyonun doğal olarak düşme eğiliminde olması, özellikle hipertansiyon, kalp yetmezliği ve böbrek hastalığı nedeniyle ilaç kullanan kişiler açısından dikkat gerektiriyor. Kullanılan tansiyon ve idrar söktürücü ilaçların etkisi sıcak havalarda daha belirgin hale gelebiliyor. Bu nedenle uzmanlar, yaz dönemine girerken tedavinin doktor kontrolünde yeniden değerlendirilmesini öneriyor. Ancak ilaç dozlarının hekim onayı olmadan değiştirilmemesi veya tedavinin bırakılmaması gerektiği özellikle vurgulanıyor.</p><strong>Beslenme Alışkanlıkları Kalp Sağlığını Etkiliyor</strong><p>Ağır, yağlı ve yüksek kalorili yemekler sıcak havalarda hem sindirim sistemini hem de kalbi daha fazla yorabiliyor. Kızartmalar, aşırı tuzlu yiyecekler ve yağlı etlerin tüketimi, sıcak nedeniyle artan sıvı kaybıyla birleştiğinde kalp-damar sistemi üzerinde olumsuz etki oluşturabiliyor. Uzmanlar, yaz aylarında taze sebze ve meyveler, zeytinyağlı yemekler, hafif çorbalar, az yağlı süt ürünleri ve balık gibi kolay sindirilen besinlerin tercih edilmesini öneriyor. Izgara ve haşlama yöntemleriyle hazırlanan öğünler ise kalbin üzerindeki yükün azalmasına katkı sağlayabiliyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/yaz-sicaklarinda-kalp-krizi-ri_1785842815_za34CU.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yaz Sıcaklarında Kalp Krizi Riski Artıyor! Uzmandan Uyarılar ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/yaz-sicaklarinda-kalp-krizi-ri_1785842815_za34CU.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya'daki Merkez Avrupa'yı Geride Bıraktı! Başarı Oranı Dikkat Çekti]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/malatya-daki-merkez-avrupa-yi-geride-birakti-basari-orani-dikkat-cekti/39973/</link>
            <description><![CDATA[İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi bünyesinde faaliyet gösteren Çocuk Kemik İliği Nakli Merkezi, çocuk hastaların yaşam mücadelesinde önemli bir rol üstlenmeye devam ediyor. Yaklaşık dokuz yıldır hizmet veren merkezde gerçekleştirilen kemik iliği nakli sayısı 130'a ulaşırken, uzmanlar elde edilen sonuçların uluslararası başarı oranlarının da üzerine çıktığını belirtiyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/malatya-daki-merkez-avrupa-yi-geride-birakti-basari-orani-dikkat-cekti/39973/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 17:02:41 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Merkez yetkilileri ise gönüllü kök hücre bağışının daha fazla hayat kurtarması için toplumun desteğine ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.</p><strong>Malatya Bölgenin Çocuk Kemik İliği Nakli Üssü Haline Geldi</strong><p>2017 yılında hasta kabulüne başlayan Çocuk Kemik İliği Nakli Merkezi, yalnızca Malatya&#39;ya değil, Doğu ve Güneydoğu Anadolu&#39;daki çok sayıda çocuğa da tedavi imknı sunuyor. Kayseri&#39;nin doğusunda kurulan ilk çocuk kemik iliği nakil merkezi olma özelliğini taşıyan birim, geçen yıllar içinde yüzlerce aileye umut veren önemli sağlık merkezlerinden biri haline geldi. İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Bilim Dalı Başkanı ve merkezin sorumlu hekimi Prof. Dr. Arzu Özşahin Akyay, çocuklarda kemik iliği naklinin özellikle talasemi, lösemi, kemik iliği yetmezlikleri, doğuştan bağışıklık sistemi bozuklukları ve bazı kalıtsal metabolizma hastalıklarında etkili bir tedavi seçeneği olduğunu ifade etti.</p><strong>En Sık Talasemi Hastalarına Nakil Yapılıyor</strong><p>Türkiye&#39;nin Akdeniz kuşağında yer almasının talasemi vakalarını artırdığına dikkat çeken Akyay, merkezde en fazla ağır Akdeniz anemisi tanısı bulunan çocuklara kemik iliği nakli uygulandığını söyledi. Bunun yanında yüksek riskli lösemi hastaları, kemik iliği yetmezlikleri, bazı lenfoma türleri ile bağışıklık sistemi ve metabolik hastalıkları bulunan çocukların da nakil programına alındığını dile getirdi. Tedavi sürecinin ilk aşamasını uygun donör araştırmasının oluşturduğunu belirten Akyay, öncelikle aile bireylerinin tarandığını, uygun eşleşme sağlanamaması halinde TÜRKÖK üzerinden donör arandığını aktardı. Buradan da sonuç alınamayan durumlarda uluslararası doku bankalarının devreye girdiğini, gerekli görülmesi halinde yarı uyumlu aile bireylerinden de nakil yapılabildiğini kaydetti.</p><strong>Tedavi Süreci Yaklaşık Bir Buçuk Ay Devam Ediyor</strong><p>Kemik iliği nakli öncesinde hastaların ayrıntılı değerlendirmeden geçirildiğini belirten Prof. Dr. Akyay, hazırlık aşamasında yoğun kemoterapi uygulandığını ifade etti. Ardından donörden elde edilen kök hücrelerin hastaya nakledildiğini belirten Akyay, hücrelerin kemik iliğine yerleşme sürecinin birkaç hafta sürdüğünü söyledi. Herhangi bir komplikasyon gelişmemesi halinde çocukların ortalama 40 ila 45 gün içerisinde taburcu edildiğini aktaran Akyay, tedavinin hastaneden çıkışla sona ermediğini vurguladı. Enfeksiyon riskine karşı hijyen kurallarına uyulmasının, beslenmenin dikkatle planlanmasının ve hastaların yaklaşık iki yıl boyunca düzenli kontrollerinin sürdürülmesinin büyük önem taşıdığını dile getirdi.</p><strong>Başarı Oranları Avrupa Ortalamasının Üzerinde</strong><p>Merkezde uygulanan tedavilerin yüz güldüren sonuçlar verdiğini belirten Akyay, başarı oranlarının hastalığın türüne göre değişiklik gösterdiğini söyledi. Ağır talasemi hastalarında nakillerin yüzde 100 başarı ile sonuçlandığını ifade eden Akyay, lösemi hastalarında ise hastalığın tekrarlama ihtimaline bağlı olarak başarı oranının yüzde 70 ila 80 seviyelerinde bulunduğunu, aplastik anemi vakalarında ise yüzde 90&#39;ın üzerinde sonuç elde edildiğini kaydetti. Türkiye&#39;nin çocuk kemik iliği nakli alanında Avrupa&#39;da önemli bir noktaya ulaştığını belirten Akyay, Malatya&#39;daki merkezin de başarı oranlarıyla dikkat çektiğini ve uluslararası ortalamaların üzerinde sonuçlar elde ettiğini söyledi.</p><strong>130&#39;uncu Nakilde Kardeşinden Alınan Kök Hücre Kullanıldı</strong><p>Merkezde gerçekleştirilen 130&#39;uncu kemik iliği naklinin, ağır talasemi tanısı bulunan bir çocuk hastaya uygulandığını açıklayan Akyay, uygun kök hücre kaynağının hastanın 3 yaşındaki kardeşi olduğunu belirtti. Tedavisi devam eden çocuğun sağlık durumunun iyi olduğunu ifade eden Akyay, iyileşme sürecinin planlandığı şekilde ilerlediğini ve taburculuğun umut verici olduğunu söyledi.</p><p>Gönüllü Kök Hücre Bağışı İçin Çağrı Yapıldı</p><p>Prof. Dr. Arzu Özşahin Akyay, kök hücre bağışçılarının sayısının artırılmasının birçok çocuk için yaşamsal önem taşıdığına dikkat çekti. Ailelerde çocuk sayısının azalmasının tam uyumlu donör bulma ihtimalini düşürdüğünü belirten Akyay, anne ve babalarda tam uyum oranının oldukça düşük, kardeşlerde ise sınırlı seviyede olduğunu ifade etti. Kendisinin de gönüllü kök hücre bağışçısı olduğunu söyleyen Akyay, uygun eşleşme gerçekleştiğinde bağış kararından vazgeçilmemesi gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Arzu Özşahin Akyay, kök hücre bağışının bağışçı açısından kalıcı bir sağlık sorununa neden olmadığını vurguladı. Bağışlanan kök hücrelerin kısa süre içinde vücut tarafından yeniden üretildiğini ifade eden Akyay, daha fazla hastaya umut olabilmek için vatandaşlara gönüllü donör olmaları çağrısında bulundu.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/malatya-daki-merkez-avrupa-yi-_1785247357_QKFaCB.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya'daki Merkez Avrupa'yı Geride Bıraktı! Başarı Oranı Dikkat Çekti ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/malatya-daki-merkez-avrupa-yi-_1785247357_QKFaCB.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatyalı Darende Devlet Hastanesi’nde Yeni Başhekim Göreve Başladı!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/malatyali-darende-devlet-hastanesi-nde-yeni-bashekim-goreve-basladi/39964/</link>
            <description><![CDATA[Malatya'nın Darende ilçesinde hizmet veren Darende Hulusi Efendi Devlet Hastanesi, yönetim kadrosunda önemli bir değişikliğe gitti. Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Furkan Yılmaz, hastanenin yeni başhekimi olarak görevlendirildi. Yeni görevine 28 Temmuz 2026 tarihinde başlayan Yılmaz'ın sağlık yönetimindeki deneyimiyle hastanede çalışmalarını sürdüreceği belirtildi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/malatyali-darende-devlet-hastanesi-nde-yeni-bashekim-goreve-basladi/39964/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 15:38:05 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>1991 yılında Malatya&#39;da dünyaya gelen Dr. Ömer Furkan Yılmaz, ilk ve ortaöğretiminin ardından lise eğitimini de kentte tamamladı. Tıp eğitimini İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi&#39;nde alan Yılmaz, uzmanlık eğitimini ise İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı&#39;nda tamamlayarak psikiyatri uzmanı unvanını aldı. Mesleki kariyerini hem klinik hem de idari görevlerle sürdüren Yılmaz, sağlık alanındaki çalışmalarını farklı kurumlarda edindiği deneyimlerle geliştirdi.</p><strong>Sağlık Yönetiminde Önemli Görevler Üstlendi</strong><p>Dr. Ömer Furkan Yılmaz, 2022 ile 2024 yılları arasında Malatya İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde iş yeri hekimi olarak görev yaptı. Ardından 2024-2026 döneminde Battalgazi Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcılığı görevini üstlenerek hastane yönetiminde aktif rol aldı. İdari görevlerinin yanı sıra sosyal sorumluluk çalışmalarında da yer alan Yılmaz, aynı zamanda Malatya Yeşilay Şube Başkan Yardımcılığı görevini sürdürüyor.</p><strong>Görevine Resmen Başladı</strong><p>Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan görevlendirme kapsamında Darende Hulusi Efendi Devlet Hastanesi Başhekimliği görevine getirilen Dr. Ömer Furkan Yılmaz, 28 Temmuz 2026 itibarıyla görevine başladı. Yeni dönemde hastanedeki sağlık hizmetlerinin koordinasyonu ve idari süreçlerin yönetimi, Yılmaz&#39;ın sorumluluğunda yürütülecek.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/malatyali-darende-devlet-hasta_1785242284_8Ndw9Z.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatyalı Darende Devlet Hastanesi’nde Yeni Başhekim Göreve Başladı! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/malatyali-darende-devlet-hasta_1785242284_8Ndw9Z.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ebola Salgınında Bilanço Ağırlaşıyor!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/ebola-salgininda-bilanco-agirlasiyor/39919/</link>
            <description><![CDATA[Orta Afrika ülkesi Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Mayıs ayının ortalarında patlak veren Ebola salgınıyla mücadelede zor günler geçiriyor. Sağlık yetkililerinin paylaştığı son veriler, salgının kontrol altına alınmakta güçlük çekildiğini ve vefat sayısının bin dört yüz sınırını aştığını gösteriyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/ebola-salgininda-bilanco-agirlasiyor/39919/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 18:51:36 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ülke genelinde virüse yakalanan toplam kişi sayısı ise üç bin iki yüz seviyesine dayandı. İlk olarak ülkenin doğu kesimlerindeki Ituri bölgesinde şüpheli ölümlerle baş gösteren kriz, kısa sürede sınırlarını aşarak geniş bir coğrafi alana yayıldı.</p><strong>Beş Farklı Eyalet Karantina Altında</strong><p>Salgının yayılım hızı, sağlık altyapısı yetersiz olan bölgede endişeleri daha da artırıyor. Sağlık Bakanlığı kanadından aktarılan bilgiler doğrultusunda virüsün Ituri, Kuzey Kivu, Güney Kivu, Haut-Uele ve Tshopo olmak üzere beş kritik eyalete birden sıçradığı kaydedildi. İzolasyon ünitelerinde ve tam teşekküllü hastanelerde yedi yüz yetmişten fazla vatandaşın tedavisi titizlikle sürdürülüyor. Sağlık ekipleri, yeni vakaların önüne geçebilmek adına sahada amansız bir temaslı takibi yürütürken, şu ana kadar sağlığına kavuşanların sayısı ise beş yüz yetmiş bir olarak kayıtlara geçti.</p><strong>Tedavisi Ve Aşısı Bulunmayan Nadir Varyant Alarmı</strong><p>Mevcut krizi önceki salgınlardan daha tehlikeli kılan en temel unsur, virüsün türü olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, bölgede etkisini gösteren suşun 'Bundibugyo' adı verilen ve tıp dünyasında oldukça nadir rastlanan bir Ebola varyantı olduğunu dile getiriyor. Bu spesifik varyanta karşı geliştirilmiş, onay almış nihai bir aşı veya doğrudan tedavi edici bir ilaç formülü henüz bulunmuyor. Dünya Sağlık Örgütü de salgının hemen ardından durumun ciddiyetine dikkat çekerek uluslararası halk sağlığı acil durumu ilan etmiş ve küresel yardım çağrısında bulunmuştu.</p><strong>Tarihin En Ölümcül Kanamalı Ateş Virüsünün Geçmişi</strong><p>İnsan vücudunda ağır kanamalı ateşe sebebiyet vererek organ yetmezliğine yol açan bu tehlikeli virüs, insanlıkla ilk kez 1976 yılında tanışmıştı. İsmini, ilk görüldüğü yerleşim yerinin yakınlarından geçen nehirden alan Ebola, geçmiş yıllarda da kıta genelinde kitlesel kayıplara yol açtı. Özellikle 2013 yılı sonunda Batı Afrika coğrafyasında patlak veren devasa dalga; Gine, Liberya ve Sierra Leone gibi ülkeleri esir alarak otuz bin kişiye bulaşmış ve on bir binden fazla insanın yaşamını kaybetmesine neden olmuştu. Bütün bu tarihsel arka plan, Kongo&#39;da yaşanan son krizin küresel boyutta neden yakından takip edildiğini açıkça gözler önüne seriyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/ebola-salgininda-bilanco-agirl_1785167490_fREiC5.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ebola Salgınında Bilanço Ağırlaşıyor! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/ebola-salgininda-bilanco-agirl_1785167490_fREiC5.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Gıda Alerjisi Olan Miniklere Devlet Eli!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/gida-alerjisi-olan-miniklere-devlet-eli/39912/</link>
            <description><![CDATA[Bebeklik çağında ortaya çıkan özel sağlık durumları ve beslenme hassasiyetleri, ailelerin bütçesinde ciddi bir kalem oluşturmaya devam ediyor. Sosyal devlet anlayışı doğrultusunda hareket eden yetkililer, özellikle erken çocukluk döneminde hayati önem taşıyan özel gıda takviyelerine yönelik devasa bir finansal kaynak ayırdı.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/gida-alerjisi-olan-miniklere-devlet-eli/39912/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 18:27:21 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yapılan resmi bilgilendirmelere göre, gelişim sürecinde kritik bir evrede bulunan miniklerin beslenme ihtiyaçlarını karşılamak adına yürütülen çalışmalar hız kesmeden sürdürülüyor.</p><strong>Özel Beslenme Gereksinimine Kaynak Aktarıldı</strong><p>Gelişim çağındaki bebeklerde sıklıkla görülen inek sütü ve birden fazla gıdaya karşı gelişen alerjik reaksiyonlar, standart gıdaların tüketimini imkansız kılarken özel formüle edilmiş tıbbi mamaların kullanımını zorunlu hale getiriyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde yürütülen tedarik ve ödeme süreçleri kapsamında, sıfır ile iki yaş arasındaki alerjik bebeklerin beslenme giderleri için rekor bir bütçe kullanıldı. Geçtiğimiz yıla ait veriler incelendiğinde, bu özel durumdan muzdarip olan çocukların ailelerine yönelik gerçekleştirilen tıbbi mama desteğinin üç milyar yüz milyon lirayı aştığı görüldü.</p><strong>Güçlü Aile Yapısı İçin Destekler Sürecek</strong><p>Ebeveynlerin omuzundaki maddi yükü önemli ölçüde hafifleten bu uygulama, çocukların büyüme evresinde ihtiyaç duyduğu besin değerlerini kesintisiz alabilmesine olanak tanıyor. Kamuoyuna yapılan değerlendirmelerde, aile kurumunun sağlam temeller üzerine oturması ve yeni yetişen nesillerin eksiksiz bir şekilde sağlık hizmetlerine erişebilmesi temel gaye olarak öne çıkarıldı. Sosyal güvenlik şemsiyesi altında sağlanan bu tür katkıların, önümüzdeki dönemlerde de miniklerin geleceğini güvence altına almak adına kararlılıkla devam edeceği altı çizilerek belirtildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/gida-alerjisi-olan-miniklere-d_1785166035_CWr4Xq.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Gıda Alerjisi Olan Miniklere Devlet Eli! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/gida-alerjisi-olan-miniklere-d_1785166035_CWr4Xq.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Mutfaklardaki Gizli Şifa Deposu! Sağlığı Tepeden Tırnağa Yenileyen Süper Besin]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/mutfaklardaki-gizli-sifa-deposu-sagligi-tepeden-tirnaga-yenileyen-super-besin/39814/</link>
            <description><![CDATA[Son yıllarda sağlıklı yaşam trendlerinin vazgeçilmez bir parçası haline gelen Salvia hispanica bitkisinin tohumları, mikro ölçekteki boyutlarına rağmen olağanüstü bir besin profili sunuyor. Bitkisel dünyada ender rastlanan bir özelliğe sahip olan bu gıda, vücudun dışarıdan almak zorunda olduğu dokuz temel amino asidin tamamını barındırarak eksiksiz bir protein kaynağı oluşturuyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/mutfaklardaki-gizli-sifa-deposu-sagligi-tepeden-tirnaga-yenileyen-super-besin/39814/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 14:12:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>İçeriğindeki yoğun alfa-linolenik asit (ALA) sayesinde hücresel düzeyde yenilenmeyi desteklerken, glutensiz yapısıyla da hassasiyeti olan bireyler için güvenli bir alternatif üretiyor.</p><p>Günün her saatinde rahatlıkla tüketilebilen bu besin, özellikle sindirim dostu çözünür lifler, antioksidan bileşikler ve hayati mineraller açısından oldukça zengindir. İçerisindeki kafeik asit, kuersetin ve kamferol gibi güçlü antioksidanlar, dokularda biriken serbest radikallerle savaşarak erken yaşlanma belirtilerini geciktiriyor ve kronik hastalıklara karşı vücutta doğal bir savunma mekanizması kuruyor.</p><strong>Kalp ve Damar Sisteminden Beyin Fonksiyonlarına Uzanan Geniş Koruma</strong><p>Bu özel tohumun düzenli kullanımında ortaya çıkan en somut etkilerden biri, kan tablosu üzerindeki olumlu değişimlerdir. Yapısındaki faydalı yağ asitleri ve lifler, kandaki kötü kolesterol ile trigliserid seviyelerinin dengelenmesine doğrudan katkı sağlıyor. Damar esnekliğini artıran ve kan basıncını kontrol altında tutmaya yardım eden etken maddeler, uzun vadede kardiyovasküler rahatsızlıklara yakalanma riskini belirgin ölçüde azaltıyor.</p><p>Metabolizma üzerindeki düzenleyici rolü sadece kalp sağlığıyla sınırlı kalmıyor. Yavaş sindirilen kompleks karbonhidrat yapısı, öğün sonrasında kan şekerinde aniden yaşanan dalgalanmaların önüne geçerek insülin direnci gelişimini engellemeye yardımcı oluyor. Ayrıca sinir iletimi ve hücresel iletişim süreçlerini destekleyen mineral içeriği, bilişsel kabiliyetleri güçlendirip hafıza fonksiyonlarının zinde kalmasına zemin hazırlıyor. Bağışıklık hücrelerinin hareket kabiliyetini artıran bu eşsiz profil, genel vücut direncinin her daim yüksek kalmasını destekliyor.</p><strong>Doğru Hazırlama Yöntemleri ve Tüketim Kuralları</strong><p>Nötr bir tat profiline sahip olması, bu şifalı besinin mutfakta son derece geniş bir kullanım alanına sahip olmasını sağlıyor. Çiğ olarak salataların, çorbaların veya yoğurt kaselerinin üzerine serpilebileceği gibi, sıvılarla temas ettiğinde jel kıvamına geçme özelliğinden faydalanılarak enfes tatlılar ve smoothie tarifleri de hazırlanabiliyor. Tohumların tam anlamıyla jelleşebilmesi ve besin değerlerini en iyi şekilde dışarı salabilmesi için tüketimden önce sıvıda en az bir saat bekletilmesi öneriliyor. Pişirme işlemine maruz kalmadan doğrudan kullanılması ise hassas yağ asitlerinin ve antioksidanların korunması açısından kritik önem taşıyor.</p><p>Yüksek lif oranından maksimum verim alabilmek ve tokluk hissini gün geneline yayabilmek için günlük bir veya iki yemek kaşığı miktarını aşmamak gerekiyor. Tohumların jel oluştururken vücuttaki suyu kullanma eğilimi göz önüne alındığında, gün içerisinde tüketilen su miktarını artırmak en temel gereklilik olarak öne çıkıyor.</p><strong>Yanlış Kullanımda Karşılaşılabilecek Olası Riskler</strong><p>Her faydalı gıdada olduğu gibi, bu süper besinin tüketiminde de aşırıya kaçmak ya da yanlış yöntemler uygulamak bazı metabolik aksaklıklara zemin hazırlayabilir. Vücudun aniden yüksek miktarda lifle karşılaşması; karın bölgesinde şişkinlik, yoğun gaz veya sindirim sistemi krampları şeklinde tepkilere yol açabilir. Bunun da ötesinde, ıslatılmadan kuru şekilde doğrudan yutulması durumunda, tohumlar yemek borusundaki nemi emip aniden genleşerek yutma güçlüğü ve tıkanma riski oluşturabilir.</p><p>Kronik rahatsızlığı bulunan ve düzenli ilaç kullanan bireylerin ise ekstra temkinli davranması gerekiyor. Doğal yapısı gereği kanı inceltici, tansiyonu ve kan şekerini düşürücü etkiler gösterdiğinden; hipertansiyon, diyabet veya pıhtılaşma önleyici ilaç tedavisi gören kişilerin bu gıdayı beslenme programlarına eklemeden önce mutlaka uzman bir hekime danışması hayati önem taşıyor. Hamilelik döneminde olanların ve iltihaplı bağırsak hastalığı aktif seyreden bireylerin de porsiyon kontrolünü yetkili sağlık profesyonelleri rehberliğinde planlaması öneriliyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/mutfaklardaki-gizli-sifa-depos_1784911134_B1wGgF.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Mutfaklardaki Gizli Şifa Deposu! Sağlığı Tepeden Tırnağa Yenileyen Süper Besin ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/mutfaklardaki-gizli-sifa-depos_1784911134_B1wGgF.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Gece Bacak Krampı Neden Olur? En Sık Görülen Nedenler ve Korunma Yolları!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/gece-bacak-krampi-neden-olur-en-sik-gorulen-nedenler-ve-korunma-yollari/39813/</link>
            <description><![CDATA[Gece uykusunun en derin ve dinlendirici anlarında aniden bacakta beliren keskin sancı, milyonlarca insanın ortak sorunu olarak öne çıkıyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/gece-bacak-krampi-neden-olur-en-sik-gorulen-nedenler-ve-korunma-yollari/39813/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 13:52:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Gece uykusunun en derin ve dinlendirici anlarında aniden bacakta beliren keskin sancı, milyonlarca insanın ortak sorunu olarak öne çıkıyor. Bacak bölgesindeki kas gruplarının beklenmedik bir anda istemsizce büzülmesi ve uzun süre gevşememesiyle şekillenen bu durum, tıp dünyasında gece krampları adıyla tanımlanıyor. Yapılan araştırmalar, hareket kabiliyetimizin temelini oluşturan kas dokularının bu tür tepkileri verirken tamamen kontrol dışı bir mekanizmayla hareket ettiğini ortaya koyuyor. Normal şartlarda düzenli olarak kasılıp gevşeme döngüsüne sahip olan kas lifleri, kimi zaman bu biyolojik ritmi kaybederek kilitlenme noktasına geliyor.</p><p data-path-to-node='3'>Söz konusu kilitlenme hali, yalnızca anlık bir acı yaşatmakla kalmayıp bireylerin uyku kalitesini de ciddi oranda düşürüyor. Sinir sisteminin kaslara ilettiği uyarılardaki aksamalar, kas dokusundaki yorgunluk birikimi ve kan dolaşımında meydana gelen yavaşlamalar bu tablonun arkasındaki ana etkenler arasında sayılıyor. Ayrıca vücuttaki sıvı ve mineral dengesinde yaşanan dengesizlikler de kasların doğru biçimde esnemesini engelleyerek gece ağrılı spazmların yaşanmasını tetikliyor. Uyku ortasında yaşanan bu ani rahatsızlık, genel vücut sağlığının korunması açısından göz ardı edilmemesi gereken önemli bir işaret niteliği taşıyor.</p><strong>Sinir Hücrelerinin Aşırı Uyarılması Ve Hareketsiz Yaşam</strong><p data-path-to-node='5'>Araştırmacılar, gece bacaklarda meydana gelen sertleşmelerin temelinde kasları yöneten motor sinir hücrelerinin aşırı aktif hale gelmesinin yattığını vurguluyor. Gece uykusu esnasında vücut dinlenme moduna geçerken, ayak ve bacak kaslarının aldığı doğal duruş pozisyonu baldır kaslarının kısalmasına zemin hazırlıyor. Kasların bu şekilde sürekli kısa pozisyonda kalması, sinir uçlarının istemsiz uyarılmasına ve kas liflerinin aniden spazm geçirmesine yol açabiliyor. Dolayısıyla uykudaki anatomik duruş biçimi, kramp riskini doğrudan artıran faktörlerin başında geliyor.</p><p data-path-to-node='6'>Günün büyük bölümünü hareketsiz geçirmek de gece ortaya çıkan kas kasılmalarını tetikleyen bir diğer kritik unsur olarak öne çıkıyor. Gün boyunca masa başında çalışan ya da uzun süre oturarak zaman geçiren kişilerde bacak kas gücünün %15,8 oranında azaldığı ve dokuların esnekliğini kaybettiği gözlemleniyor. Zayıflayan ve esnekliğini yitiren kaslar, gece boyunca en ufak bir gerilmeye bile aşırı tepki vererek kilitlenebiliyor. Diğer taraftan, gündüz yapılan aşırı ağır egzersizler ve kasların aşırı zorlanması da benzer şekilde gece spazmlarını davet eden biyolojik bir yorgunluk üretiyor.</p><strong>Vücuttaki Sıvı Eksikliği Ve Mineral Dengesinin Bozulması</strong><p data-path-to-node='8'>Bacak kaslarının sağlıklı bir şekilde fonksiyon gösterebilmesi, organizmadaki su ve elektrolit seviyesinin ideal oranlarda kalmasına bağlı bulunuyor. Gün içerisinde yeterli miktarda su tüketilmeyen durumlarda, hücreler arası sıvı oranı %3,5 gibi oranlarda gerileyerek kas liflerinin sinirsel uyarılara karşı hassasiyetini artırıyor. Dehidrasyon olarak adlandırılan sıvı kaybı, kas dokularının gevşeme mekanizmasını doğrudan bozarak gece kramplarının sıklığını belirgin biçimde tırmandırıyor. Yoğun terleme yaşanan sıcak günlerde ya da ağır antrenman sonrasında bu risk iki katına çıkıyor.</p><p class='animating' data-path-to-node='9'>Sıvı kaybının yanı sıra magnezyum, potasyum ve kalsiyum gibi hayati minerallerin vücuttaki eksikliği de kas hücrelerinin elektriksel iletimini olumsuz etkiliyor. Mineral eksikliği yaşayan bireylerde sinir sinyalleri kaslara hatalı komutlar gönderiyor ve kasın aniden kasılı kalmasına yol açıyor. Yapılan klinik takipler, doğru beslenme alışkanlıkları ve düzenli sıvı alımı sağlayan hastaların %45,2 kadarında gece kramplarının belirgin şekilde azaldığını gösteriyor. Biyolojik dengenin korunması, bacak kaslarının uykudaki huzurunu doğrudan etkileyen temel yapı taşını oluşturuyor.</p><strong>Gece Kramplarına Karşı Alınabilecek Koruyucu Önlemler</strong><p class='animating' data-path-to-node='11'>Gece bacak kasılmalarının önüne geçebilmek adına günlük yaşam rutinlerinde bazı basit fakat etkili değişiklikler yapılması öneriliyor. Uyku öncesinde bacak ve baldır bölgesine uygulanacak hafif esnetme hareketleri, kas liflerinin boyunu uzatarak gece boyunca büzülme riskini minimuma indiriyor. Ayrıca yatış pozisyonunu düzenlemek, ayakların yatak içerisinde çok fazla aşağıya doğru bükülmesini önlemek de kasların kısalmasını engellemede büyük rol oynuyor. Gün içinde düzenli yürüyüşler yapmak ve kan dolaşımını canlı tutmak kas dokularını güçlendiriyor.</p><p data-path-to-node='12'>Aniden ortaya çıkan kramp anında ise panik yapmadan kası yavaşça esnetmek en etkili müdahale yöntemi olarak biliniyor. Kramp giren bacağı düz tutarak ayak parmaklarını yukarıya, yani kaval kemiğine doğru yavaşça çekmek, kasılmış baldır kasının gevşemesini doğrudan sağlıyor. Bölgeye hafifçe masaj yapmak veya ılık bir kompres uygulamak da kan akışını hızlandırarak kasın normale dönmesine yardımcı oluyor. Uzmanlar, haftada 3 kereden fazla tekrarlayan ve şiddetli ağrıyla seyreden kramplarda ise altında yatan farklı bir dolaşım ya da sinir sistemi rahatsızlığı olma ihtimaline karşı sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini hatırlatıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/gece-bacak-krampi-neden-olur-e_1784966258_fOsXj3.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Gece Bacak Krampı Neden Olur? En Sık Görülen Nedenler ve Korunma Yolları! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/gece-bacak-krampi-neden-olur-e_1784966258_fOsXj3.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya’da Küçük Yakup İçin Umut Dolu Yeni Sayfa]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/malatya-da-kucuk-yakup-icin-umut-dolu-yeni-sayfa/39812/</link>
            <description><![CDATA[Şırnak'ta yaşayan 9 yaşındaki Down sendromlu Yakup Davut Yetik, İstanbul'dan gelen nakil haberiyle diyaliz cihazına bağlı geçirdiği yıllara veda etti. İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nde gerçekleştirilen başarılı ameliyat, hem minik Yakup'a yepyeni bir yaşam sundu hem de bölgede tıp adına önemli bir ilk olarak kayıtlara geçti.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/malatya-da-kucuk-yakup-icin-umut-dolu-yeni-sayfa/39812/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 13:36:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Henüz 9 yaşında olan Yakup Davut Yetik için hayat, yaklaşık 5 yıldır diyaliz merkezleri ile ev arasında mekik dokuyarak geçiyordu. Doğuştan gelen Down sendromunun yanı sıra böbrek yetmezliği teşhisiyle mücadele eden minik Yakup&#39;un ve ailesinin en büyük arzusu, bir gün özgürce koşup oynayabileceği sağlıklı günlere kavuşmaktı. Şırnak&#39;tan Malatya&#39;ya uzanan tedavi maratonunda beklenen müjdeli haber, kilometrelerce öteden, İstanbul&#39;dan geldi. Yaşamını yitiren 17 yaşındaki bir gencin kederli ailesi, evlatlarının organlarını bağışlama kararı alarak çaresizlik içindeki başka bir aileye hayat ışığı oldu.</p><strong>Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi Çok Önemli Bir İlke İmza Attı</strong><p>Bağış kararının ardından Sağlık Bakanlığı&#39;nın koordinasyon zinciri hızla harekete geçti. İstanbul, Şırnak, Diyarbakır ve Malatya hattında zamanla yarışılan yoğun bir lojistik süreç işletildi. 25 Haziran tarihinde İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi&#39;nin deneyimli cerrahi ekibi tarafından gerçekleştirilen ameliyatla, kadavradan alınan böbrek küçük Yakup&#39;a nakledildi. Başarıyla tamamlanan bu operasyon, Turgut Özal Tıp Merkezi bünyesinde Down sendromlu bir çocuk hastaya yapılan ilk kadavra böbrek nakli olma özelliğini taşıyor. Yıllardır periton diyalizine bağlı yaşamak zorunda kalan küçük çocuk, operasyonun ardından makinelere veda ederek yeni bir hayata gözlerini açtı.</p><p>Ameliyat ve tedavi sürecini yöneten Böbrek Nakli Sorumlusu Prof. Dr. Turgut Pişkin, özel gereksinimli çocuklarda nakil sonrası takibin ekstra titizlik gerektirdiğini vurguluyor. Sağlık ekibi olarak operasyon öncesinde ilaç kullanım uyumu ve periyodik kontroller konusunda bazı çekinceler yaşadıklarını belirten Prof. Dr. Pişkin, Yakup&#39;un sergilediği disiplinle herkesi şaşırttığını ifade ediyor. Küçük hastanın tedavi kurallarına eksiksiz uyarak büyük bir olgunluk gösterdiğini aktaran uzman isim, sürecin gizli kahramanının Yakup&#39;un kendisi ve ona gözü gibi bakan ailesi olduğunu belirtiyor.</p><strong>Bir Ailenin Büyük Acısı Başka Bir Çocuğa Umut Oldu</strong><p>Acılı bir ailenin en zor anlarında aldığı organ bağışı kararı, organ naklinin toplum sağlığı açısından ne kadar kritik bir rol oynadığını bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlar, Türkiye&#39;de yürütülen organ nakli sisteminin son derece adil, şeffaf ve hızlı işleyen bir altyapıya sahip olduğuna dikkat çekiyor. Hayatını kaybeden gencin ailesine başsağlığı dileyen sağlık heyeti, toplumsal farkındalığın artması halinde binlerce diyaliz hastası çocuğun benzer şekilde sağlığına kavuşabileceğini hatırlatıyor. Organ bağışının yarın kimin kapısını çalacağının bilinemeyeceği, bu nedenle her bireyin bu konuda hassasiyet göstermesi gerektiği vurgulanıyor.</p><p>Aylarca ve hatta yıllarca organ bekleme listelerinde umut arayan aileler için bu tür başarılı nakil haberleri adeta tutunacak bir dal oluyor. Yakup&#39;un anne ve babası da bu zorlu yolculuğun mutlu sonla bitmesinin huzurunu yaşıyor. Evlatlarının artık yaşıtları gibi sokağa çıkıp oynayabileceği günleri iple çeken aile, yaşadıkları bu mucizeye vesile olan hayırsever aileye ve gece gündüz demeden çalışan tüm sağlık ekibine şükranlarını sunuyor. Şırnak&#39;a cebinde büyük bir umutla dönmeye hazırlanan aile, gittikleri her yerde organ bağışının önemini anlatmayı ve bu bilinci yaymayı kendilerine bir borç biliyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/malatya-da-kucuk-yakup-icin-um_1784975758_RYK2q3.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya’da Küçük Yakup İçin Umut Dolu Yeni Sayfa ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/malatya-da-kucuk-yakup-icin-um_1784975758_RYK2q3.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzmanlar Uyardı: Listeria Bakterisi Nasıl Bulaşır, Hangi Ürünlerden Uzak Durulmalı?]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/uzmanlar-uyardi-listeria-bakterisi-nasil-bulasir-hangi-urunlerden-uzak-durulmali/39751/</link>
            <description><![CDATA[Gıda hijyeni konuları küresel ölçekte yeniden tartışmaya açılırken, soğuk zincir halkalarında sessizce çoğalabilen patojen mikroorganizmalar insan sağlığını tehdit etmeye devam ediyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/uzmanlar-uyardi-listeria-bakterisi-nasil-bulasir-hangi-urunlerden-uzak-durulmali/39751/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:16:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Gıda hijyeni konuları küresel ölçekte yeniden tartışmaya açılırken, soğuk zincir halkalarında sessizce çoğalabilen patojen mikroorganizmalar insan sağlığını tehdit etmeye devam ediyor. Bu mikrobiyolojik unsurların başında gelen ve tıp literatüründe Listeria monocytogenes adıyla bilinen zararlı bakteri, özellikle modern gıda üretim tesislerinin ve ev tipi buzdolaplarının görünmez bir tehlikesi haline gelmiş durumdadır.</p><p data-path-to-node='8'>Son yıllarda artan endüstriyel gıda tüketimi ve hazır gıda sektörünün genişlemesi, söz konusu bakterinin yayılım alanlarını belirgin şekilde genişletmiştir. Bağışıklık mekanizması zayıf olan bireyler ile gebe kadınlarda ölümcül komplikasyonlara yol açabilen bu enfeksiyon kaynağı, dünya genelindeki sağlık otoritelerinin ve gıda denetim kurumlarının yakın takibinde bulunmaya devam etmektedir.</p><strong>Soğuk Ortamlarda Çoğalan Tehlikeli Bakterinin Yapısal Özellikleri</strong><p data-path-to-node='10'>Gram pozitif nitelikteki bu tehlikeli mikroorganizma, doğada toprakta, durgun su kaynaklarında, çürüyen bitkisel atıklarda ve çiftlik hayvanlarının sindirim kanallarında doğal olarak varlığını sürdürmektedir. Hücresel yapısı gereği son derece dayanıklı bir profile sahip olan bu patojen, diğer pek çok biyolojik ajanın aksine oksijensiz ortamlarda dahi yaşamsal faaliyetlerine devam edebilmektedir.</p><p data-path-to-node='11'>Geleneksel zararlı bakterilerin aksine bu türün en belirgin ayırt edici niteliği, soğuk hava depolarında ve sıradan ev buzdolaplarındaki 4 derece civarındaki sıcaklıklarda dahi üremeyi sürdürebilmesidir. Düşük sıcaklık koşullarına adaptasyon sağlayan bu biyolojik mekanizma, gıdaların soğutucularda saklanarak muhafaza edilmesi mantığını tamamen devre dışı bırakmakta ve hazır paketli gıdalarda ciddi bir risk faktörü oluşturmaktadır.</p><strong>Bulaş Riskini Artıran Riskli Gıda Grupları Ve Çevresel Etkenler</strong><p data-path-to-node='13'>Bu zararlı mikroorganizmanın en sık tespit edildiği ortamlar, işlenmiş ve tüketime hazır hale getirilmiş gıda maddeleridir. Isıl işlem görmemiş çiğ sütler ile bu sütlerden üretilen otlu peynir, yumuşak beyaz peynir ve küflü peynir çeşitleri bulaş zincirinin ilk halkasını oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra fabrika ortamında dilimlenmiş sosis, salam, füme et ürünleri ve paketlenmiş soğuk mezeler bakterinin hızlıca yayılmasına zemin hazırlamaktadır.</p><p data-path-to-node='14'>Deniz ürünleri kategorisinde özellikle soğuk tütsüleme tekniğiyle hazırlanan somon gibi balıklar ve tam pişirilmeden satışa sunulan kabuklu deniz canlıları risk barındırmaktadır. Tarımsal alanda ise hayvansal gübrelerle temas eden toprakta yetişen ve iyi yıkanmadan çiğ tüketilen göbek marul, ıspanak, lahana gibi yapraklı sebzeler ile hazır salata paketleri bulaş riskini en üst seviyeye çıkarmaktadır.</p><strong>İnsan Vücuduna Giriş Süreci Ve Gelişen Organik Tahribatlar</strong><p data-path-to-node='16'>Kontamine olmuş gıdaların ağız yoluyla alınması sonucunda midedeki asit bariyerini aşan mikroorganizmalar, doğrudan bağırsak epitellerine tutunarak çoğalmaya başlamaktadır. Sağlıklı yetişkin bireylere kıyasla vücudun doğal savunma mekanizmaları zayıf kalan kişilerde bu biyolojik saldırı ağır seyrederken, biyolojik etkenler kısa sürede kan dolaşımına geçiş yapmaktadır.</p><p data-path-to-node='17'>Kan dolaşımı vasıtasıyla hayati organlara taşınan patojen, merkezi sinir sistemine ulaşarak beyin zarı iltihaplanması olan menenjite veya beyin dokusu enfeksiyonlarına yol açabilmektedir. Anne adaylarında ise plasenta bariyerini aşma yeteneğine sahip olan bu canlı, fetüse zarar vererek düşük riskini, erken doğum vakalarını ve yenidoğanda gelişen ağır enfeksiyon tablolarını tetiklemektedir.</p><strong>Endüstriyel Üretim Hatlarında Çapraz Bulaşma Kanalları</strong><p data-path-to-node='19'>Gıda işleme tesislerinde kullanılan metal yüzeylerde, kesme tezgahlarında ve taşıyıcı bantlarda biyofilm adı verilen koruyucu tabakalar oluşturan bu patojen, standart temizlik işlemlerine karşı direnç kazanabilmektedir. Üretim bantlarının bir noktasında meydana gelen mikroorganizma varlığı, hat boyunca ilerleyen binlerce paketli ürüne kısa sürede bulaşabilmektedir.</p><p data-path-to-node='20'>Mutfak ortamlarında ise çiğ et kesilen tahtaların ve bıçakların yıkanmadan pişmiş gıdalarla temas ettirilmesi çapraz bulaşmanın ana sebebidir. Soğuk zincirin lojistik taşıma sırasında kırılması veya buzdolabı sıcaklığının 5 derecenin üzerine çıkması durumunda, gıdalardaki bakteri popülasyonu katlanarak artış göstermektedir.</p><strong>Kritik Klinik Belirtiler Ve Hastalığın Seyir Evreleri</strong><p data-path-to-node='22'>Enfeksiyonun kuluçka süresi bünyeye alınan bakteri miktarına ve kişinin genel sağlık durumuna bağlı olarak 3 gün ile 70 gün arasında değişkenlik gösterebilmektedir. İlk evrede mide bulantısı, kusma, sulu ishal, karın bölgesinde kramplar ve hafif yüksek ateş gibi klasik zehirlenme emareleri gözlemlenmektedir.</p><p data-path-to-node='23'>Hastalığın ağırlaştığı ve kana karıştığı evrelerde ise 39,5 dereceyi bulan yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, ense sertliği, denge kaybı, kas koordinasyon bozukluğu ve zihinsel bulanıklık gibi nörolojik bulgular ortaya çıkmaktadır. Gebelerde ise yüksek ateş ve kas ağrıları ile başlayan grip benzeri tablolar doğrudan uzman doktor kontrolü gerektirmektedir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/uzmanlar-uyardi-listeria-bakte_1784877325_hYjvIk.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzmanlar Uyardı: Listeria Bakterisi Nasıl Bulaşır, Hangi Ürünlerden Uzak Durulmalı? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/uzmanlar-uyardi-listeria-bakte_1784877325_hYjvIk.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yaz Tatilinde Çocukların Göz Sağlığı İçin Uyarı!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/yaz-tatilinde-cocuklarin-goz-sagligi-icin-uyari/39725/</link>
            <description><![CDATA[Yaz tatilinin başlamasıyla birlikte çocukların telefon, tablet ve bilgisayar kullanım süreleri belirgin şekilde artarken, sıcak hava koşulları ve açık alan aktiviteleri de göz sağlığını tehdit eden unsurları beraberinde getiriyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emel Çolakoğlu, yaz döneminde çocuklarda göz kuruluğu, alerji ve enfeksiyon riskinin yükseldiğine dikkat çekerek ailelerin alması gereken önlemler hakkında önemli bilgiler paylaştı.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/yaz-tatilinde-cocuklarin-goz-sagligi-icin-uyari/39725/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 17:55:12 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yaz tatilinde dijital cihazlarla geçirilen sürenin uzaması, çocuklarda göz yorgunluğu, kuruluk, yanma, batma ve odaklanma güçlüğü gibi şikyetlerin daha sık görülmesine neden olabiliyor. Dr. Emel Çolakoğlu, ekran kullanımının kontrollü şekilde planlanması gerektiğini belirterek, çocukların düzenli aralıklarla gözlerini dinlendirmelerinin önem taşıdığını ifade etti. Uzmanlar, uzun süre ekrana odaklanmanın gözlerin doğal dinlenme sürecini olumsuz etkileyebileceğini, bu nedenle mola alışkanlığının küçük yaşlardan itibaren kazandırılması gerektiğini vurguluyor.</p><strong>Havuz ve Deniz Göz Enfeksiyonu Riskini Artırabiliyor</strong><p>Yaz aylarında serinlemek için tercih edilen havuz ve denizler de göz sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken alanlar arasında yer alıyor. Havuz suyundaki klor ile hijyen eksiklikleri, deniz suyundaki tuz, kum ve mikroorganizmalar gözlerde tahriş, kızarıklık ve enfeksiyon oluşmasına neden olabiliyor. Uzmanlar, özellikle çocukların yüzme sırasında koruyucu yüzücü gözlüğü kullanmalarını, sudan çıktıktan sonra gözlerini temiz suyla yıkamalarını ve kirli ellerle gözlerine temas etmemelerini öneriyor.</p><strong>Kontakt Lens Kullanımında Dikkat Edilmesi Gerekiyor</strong><p>Dr. Çolakoğlu, kontakt lens kullanan çocukların deniz veya havuza lensle girmemesi gerektiğini belirtiyor. Lenslerin su içerisindeki bakteri ve mantarlar için uygun bir yüzey oluşturabileceğini ifade eden uzmanlar, bunun kornea enfeksiyonu riskini artırabileceğine dikkat çekiyor. Zorunlu durumlarda tek kullanımlık lenslerin tercih edilmesi ve yüzme sonrasında lenslerin çıkarılarak kullanılmaması gerektiği belirtiliyor.</p><strong>Her Koyu Camlı Gözlük Güneşten Korumuyor</strong><p>Yaz aylarında güneş ışınlarının etkisiyle gözler daha fazla ultraviyole (UV) ışınına maruz kalıyor. Uzun süre korunmasız şekilde güneşte kalmanın göz dokularına zarar verebileceğini belirten Dr. Emel Çolakoğlu, toplumda yaygın olan önemli bir yanlışa da dikkat çekti. Uzmanlara göre, güneş gözlüğünün yalnızca koyu renk camlı olması yeterli koruma sağladığı anlamına gelmiyor. Çocukların göz sağlığını korumak için UV400 veya yüzde 100 UV korumalı güneş gözlükleri tercih edilmeli. Ayrıca dış ortamda şapka kullanılması ve güneşe doğrudan bakılmaması da gözlerin korunmasına katkı sağlıyor.</p><strong>Yaz Alerjileri Göz Şikyetlerini Tetikliyor</strong><p>Polen, çimen, toz ve küf sporlarının yoğun olduğu yaz aylarında çocuklarda alerjik göz rahatsızlıkları daha sık görülebiliyor. Kaşıntı, sulanma, kızarıklık ve göz kapaklarında şişlik gibi belirtiler ortaya çıkarken, gözlerin ovuşturulması mevcut şikyetleri daha da artırabiliyor. Uzmanlar, alerjik belirtiler görüldüğünde çocukların gözlerini kaşımalarının engellenmesi ve gerekirse göz hastalıkları uzmanına başvurulması gerektiğini belirtiyor.</p><strong>Klimalı Ortamlar Göz Kuruluğuna Neden Olabiliyor</strong><p>Yüksek sıcaklık nedeniyle uzun süre klimalı ortamlarda bulunmak da çocukların göz sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Klimanın oluşturduğu kuru hava, gözyaşı tabakasının daha hızlı buharlaşmasına neden olarak kuruluk, batma, yanma ve yabancı cisim hissi gibi sorunlara yol açabiliyor. Dr. Emel Çolakoğlu, klima hava akımının doğrudan çocukların yüzüne gelmemesi gerektiğini vurgulayarak, gün boyunca yeterli sıvı tüketiminin de göz sağlığının korunmasına destek sağlayacağını ifade etti.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/yaz-tatilinde-cocuklarin-goz-s_1784818507_cpds0X.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yaz Tatilinde Çocukların Göz Sağlığı İçin Uyarı! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/yaz-tatilinde-cocuklarin-goz-s_1784818507_cpds0X.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[KKKA Şüphesiyle Tedavi Gören Kadın Hayatını Kaybetti!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/kkka-suphesiyle-tedavi-goren-kadin-hayatini-kaybetti/39713/</link>
            <description><![CDATA[Yaz aylarında artış gösteren kene vakaları, bir kez daha can kaybıyla sonuçlandı. Tokat'ın Almus ilçesinde kene tutunmasının ardından rahatsızlanan 72 yaşındaki kadın, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) şüphesiyle tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/kkka-suphesiyle-tedavi-goren-kadin-hayatini-kaybetti/39713/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 15:30:30 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Tokat&#39;ın Almus ilçesine bağlı Gökköy köyünde yaşayan Şehriban Öztürk, yaklaşık bir hafta önce vücuduna kene tutunmasının ardından sağlık sorunları yaşamaya başladı. Rahatsızlığının ilerlemesi üzerine yakınları tarafından Almus Devlet Hastanesi&#39;ne götürülen Öztürk, durumunun ağırlaşması nedeniyle ileri tetkik ve tedavi amacıyla Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi&#39;ne sevk edildi.</p><strong>Yoğun Bakımdaki Tedaviye Rağmen Kurtarılamadı</strong><p>Anestezi yoğun bakım servisinde KKKA şüphesiyle tedavi altına alınan 72 yaşındaki kadın, doktorların tüm müdahalelerine rağmen yaşamını yitirdi. Öztürk&#39;ün cenazesi, işlemlerin tamamlanmasının ardından yakınları tarafından teslim alınarak defnedilmek üzere memleketi Gökköy&#39;e götürüldü.</p><strong>Bu Yılki Can Kaybı Sayısı 11&#39;e Yükseldi</strong><p>Son olayla birlikte, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi&#39;nde bu yıl Kırım Kongo Kanamalı Ateşi şüphesiyle tedavi görürken hayatını kaybedenlerin sayısı 11&#39;e ulaştı. Hastaneye, Sivas&#39;ın yanı sıra çevre illerden de KKKA şüphesi taşıyan hastaların sevk edildiği öğrenildi. Uzmanlar, özellikle kırsal alanlarda bulunan vatandaşların kene temasına karşı dikkatli olmaları, vücuda tutunan kenelerin bilinçsiz yöntemlerle çıkarılmaması ve şüpheli durumlarda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini hatırlatıyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kkka-suphesiyle-tedavi-goren-k_1784809825_p4MTyl.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ KKKA Şüphesiyle Tedavi Gören Kadın Hayatını Kaybetti! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/kkka-suphesiyle-tedavi-goren-k_1784809825_p4MTyl.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
    </channel>
</rss>