<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
   <channel>
      <title>Malatya Haber - Malatya Son Dakika Haberleri</title>
      <link>https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/</link>
      <language>tr</language>
      <description>Malatya'nın televizyonu ERTV, ertv.com.tr ile Malatya haber ve güncel gelişmeleri, son dakika Malatya haberlerini anında okurları ile buluşturuyor.</description>
      <category>Newspaper - Sağlık</category>
      <lastBuildDate>Thu, 13 Aug 2026 01:59:49 +0300</lastBuildDate>
      <ttl>1</ttl>
      <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	  <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
      <atom:link href="https://www.ertv.com.tr/rss/haberler/saglik/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
      <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com"/><atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.superfeedr.com"/>
        <item>
            <title><![CDATA[Bangladeş’te Kızamık Kabusu Sürüyor!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/banglades-te-kizamik-kabusu-suruyor/40697/</link>
            <description><![CDATA[Bangladeş’te mart ayının ortalarında başlayan kızamık salgını nedeniyle bilanço ağırlaşmaya devam ediyor. Son 24 saat içerisinde 5 çocuğun daha kızamık belirtileri nedeniyle yaşamını yitirmesiyle salgın sürecindeki toplam can kaybı 885’e yükseldi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/banglades-te-kizamik-kabusu-suruyor/40697/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 18:02:28 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ülkede vaka sayılarındaki artış da sürerken sağlık yetkilileri, özellikle çocuklar arasında görülen hastalığın yayılmasını kontrol altına almak amacıyla yürütülen çalışmaların önemine dikkat çekiyor.</p><strong>Bangladeş&#39;te Kızamık Nedeniyle Ölümler Artıyor</strong><p>Bangladeş Sağlık Bakanlığına bağlı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün (DGHS) son verilerine göre, son bir günde kızamık şüphesi bulunan 5 çocuğun daha hayatını kaybettiği bildirildi. Böylece mart ayı ortasından bu yana şüpheli kızamık vakalarıyla bağlantılı ölümlerin sayısı 786&#39;ya çıktı. Laboratuvar incelemeleri sonucunda kızamık olduğu kesinleşen ölümler ise 99 olarak kayıtlara geçti. Şüpheli ve doğrulanmış vakalara ilişkin veriler birlikte değerlendirildiğinde, salgının neden olduğu toplam can kaybı 885 olarak açıklandı.</p><strong>Şüpheli Vaka Sayısı 139 Bini Aştı</strong><p>Bangladeş&#39;te hastalığın yayılımına ilişkin tablo, yeni vaka bildirimleriyle birlikte daha da dikkat çekici hale geldi. Son 24 saat içerisinde 941 yeni şüpheli kızamık vakası tespit edilirken, mart ayının ortasından bu yana ülke genelinde kayda geçen şüpheli vaka sayısı 139 bin 125&#39;e ulaştı. Sağlık makamlarının paylaştığı rakamlar, salgının özellikle çocuklar açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu ortaya koyuyor. Vaka ve ölüm sayılarındaki yükselişin ardından ülkede aşılama çalışmalarına ağırlık verildi.</p><strong>Bangladeş&#39;te Acil Aşılama Kampanyası Başlatılmıştı</strong><p>Bangladeş hükümeti, 7 Nisan&#39;da kızamık şüphesi bulunan çok sayıda çocuğun hayatını kaybetmesinin ardından ülke genelinde acil aşılama kampanyası başlatma kararı almıştı. Kampanyayla hastalığa karşı bağışıklığın artırılması ve yeni vakaların önüne geçilmesi hedefleniyor. Kızamık, özellikle çocuklarda bağışıklık sistemini ciddi biçimde zorlayabilen bulaşıcı hastalıklar arasında bulunuyor. Hastalığın ağır seyretmesi halinde zatürre ve ensefalopati gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiği belirtiliyor. Dünya genelinde ise kızamık, aşıyla önlenebilen hastalıklar arasında ölümle sonuçlanan başlıca sağlık sorunlarından biri olarak kabul ediliyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/banglades-te-kizamik-kabusu-su_1786546945_UeJ2ZR.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bangladeş’te Kızamık Kabusu Sürüyor! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/banglades-te-kizamik-kabusu-su_1786546945_UeJ2ZR.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[KKKA Şüphesiyle Tedavi Gören 57 Yaşındaki Kadın Yaşamını Yitirdi!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/kkka-suphesiyle-tedavi-goren-57-yasindaki-kadin-yasamini-yitirdi/40674/</link>
            <description><![CDATA[Yozgat'ta Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) şüphesiyle tedavi gören 57 yaşındaki Şenay Tokmak, doktorların tüm müdahalelerine rağmen hayatını kaybetti. Bir süre önce kene tutunduğu belirtilen Tokmak'ın sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/kkka-suphesiyle-tedavi-goren-57-yasindaki-kadin-yasamini-yitirdi/40674/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 14:03:20 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çorum&#39;un Alaca ilçesine bağlı Killik köyünde yaşayan ve beş çocuk annesi olduğu belirtilen Şenay Tokmak&#39;a yaklaşık bir hafta önce kene tutundu. Bir süre sonra rahatsızlanan Tokmak, yakınları tarafından ilk olarak Alaca Devlet Hastanesi&#39;ne götürüldü. Buradaki ilk değerlendirmelerin ardından sağlık durumunun ciddiyeti nedeniyle Tokmak, ileri tetkik ve tedavi amacıyla Yozgat Bozok Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi&#39;ne sevk edildi.</p><strong>Yoğun Bakımda Verilen Mücadele Sonuç Vermedi</strong><p>Hastanede KKKA şüphesi üzerine Anestezi Yoğun Bakım Servisi&#39;nde tedavi altına alınan Tokmak&#39;ın durumu, sağlık ekiplerinin tüm müdahalelerine rağmen ağırlaştı. Yapılan tedavilere rağmen 57 yaşındaki kadın yaşamını yitirdi. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi şüphesiyle yürütülen tedavi sürecinin ardından gelen acı haber, ailesi ve yakınlarını yasa boğdu.</p><strong>Cenazesi Memleketinde Defnedilecek</strong><p>Hastanedeki işlemlerin tamamlanmasının ardından Şenay Tokmak&#39;ın cenazesi ailesine teslim edildi. Edinilen bilgilere göre Tokmak, ikindi namazının ardından Çorum&#39;un Alaca ilçesine bağlı Killik köyünde toprağa verilecek.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kkka-suphesiyle-tedavi-goren-5_1786532597_pjtBWi.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ KKKA Şüphesiyle Tedavi Gören 57 Yaşındaki Kadın Yaşamını Yitirdi! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/kkka-suphesiyle-tedavi-goren-5_1786532597_pjtBWi.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Dövme Mürekkeplerinde Şaşırtan Bulgular!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/dovme-murekkeplerinde-sasirtan-bulgular/40649/</link>
            <description><![CDATA[Dövme ve kalıcı makyaj uygulamalarında kullanılan mürekkeplerle ilgili yayımlanan kapsamlı bir araştırma, sektördeki hijyen standartlarını yeniden tartışmaya açtı. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından değerlendirilen analizlerde, kapalı ambalajlarda satışa sunulan çok sayıda mürekkebin canlı bakteri içerdiği belirlendi. Elde edilen veriler, özellikle steril ibaresi taşıyan ürünlerin de mikrobiyolojik risklerden tamamen arınmış olmadığını ortaya koydu.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/dovme-murekkeplerinde-sasirtan-bulgular/40649/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 19:02:18 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Araştırmacılar, 2018 ile 2024 yılları arasında gerçekleştirilen dört farklı bilimsel çalışmanın sonuçlarını tek bir analizde bir araya getirdi. İnceleme kapsamında değerlendirilen 259 adet açılmamış dövme ve kalıcı makyaj mürekkebi üzerinde yapılan testlerde, ürünlerin yaklaşık yüzde 35&#39;inde canlı bakteri kolonileri bulundu. Bu sonuç, üretim aşamasında steril olarak paketlendiği belirtilen ürünlerin dahi mikrobiyolojik açıdan risk taşıyabileceğini gözler önüne serdi.</p><strong>Steril İbaresi Bakteri Riskini Ortadan Kaldırmadı</strong><p>Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri de ambalaj üzerindeki 'steril' ifadesinin tek başına güvence sağlamaması oldu. Test sonuçlarında steril etiketi bulunan mürekkeplerin önemli bir bölümünde de bakteri varlığı tespit edildi. Steril ibaresi taşımayan ürünlerle karşılaştırıldığında ise oranlar arasında kayda değer bir fark oluşmadığı görüldü. Ayrıca yerli ve ithal ürünler ile kalıcı makyaj ve klasik dövme mürekkepleri arasında yapılan değerlendirmelerde de benzer sonuçlara ulaşıldı. Araştırma, ürün grupları arasında belirgin bir hijyen üstünlüğü bulunmadığını ortaya koydu.</p><strong>Enfeksiyona Yol Açabilecek Bakteriler Belirlendi</strong><p>Laboratuvar incelemelerinde toplam 94 farklı bakteri türü tespit edildi. Uzmanlar, bu mikroorganizmaların önemli bir kısmının insanlarda enfeksiyon oluşturma potansiyeline sahip olduğunu belirtti. Saptanan bakteriler arasında yalnızca yüzeysel cilt sorunlarına değil, daha ciddi sağlık problemlerine neden olabilecek türlerin de yer aldığı ifade edildi. Bununla birlikte uzmanlar, bakteri tespit edilen her mürekkebin mutlaka enfeksiyona yol açacağı anlamına gelmediğini vurguluyor. Ancak üretim, paketleme ve dağıtım süreçlerinde uygulanan sterilizasyon prosedürlerinin daha sıkı denetlenmesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Araştırmanın, dövme ve kalıcı makyaj sektöründe kalite kontrol süreçlerinin yeniden değerlendirilmesine katkı sağlaması bekleniyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/dovme-murekkeplerinde-sasirtan_1786464135_n9SOV8.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Dövme Mürekkeplerinde Şaşırtan Bulgular! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/dovme-murekkeplerinde-sasirtan_1786464135_n9SOV8.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[5 İmmünoterapi İlacı İçin Yeni Rakam Açıklandı!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/5-immunoterapi-ilaci-icin-yeni-rakam-aciklandi/40623/</link>
            <description><![CDATA[Kanser tedavisinde kullanılan bazı immünoterapi ilaçlarının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından geri ödeme kapsamına alınmasının ardından yararlanan hasta sayısı belli oldu. Geçen yıl temmuz ayında listeye dahil edilen 5 immünoterapi ilacından bir yıl içerisinde 40 bin kanser hastası yararlandı.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/5-immunoterapi-ilaci-icin-yeni-rakam-aciklandi/40623/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 11:40:48 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada kanserle mücadele eden vatandaşların tedavi süreçlerine erişimini kolaylaştırmaya yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtti.</p><strong>5 İmmünoterapi İlacı Geri Ödeme Kapsamına Alınmıştı</strong><p>SGK, geçen yıl temmuz ayında 25 farklı kanser türünün tedavisinde kullanılan 5 immünoterapi ilacını geri ödeme kapsamına aldı. Düzenlemenin ardından söz konusu ilaçlara ilişkin tedavi imkanlarından yararlanan hasta sayısı bir yıllık süreçte 40 bine ulaştı. İmmünoterapi ilaçları, kanser tedavisinde bağışıklık sisteminin hastalıkla mücadele kapasitesinden yararlanılmasını amaçlayan tedavi seçenekleri arasında bulunuyor. Geri ödeme kapsamına alınan ilaçlar, farklı kanser türlerinin tedavisinde kullanılıyor.</p><strong>Bir Yılda 40 Bin Kanser Hastası Yararlanmış Oldu</strong><p>Bakan Vedat Işıkhan, yaptığı açıklamada geçen yıl gerçekleştirilen düzenlemenin ardından 40 bin kanser hastasının bu ilaçlardan faydalandığını duyurdu. Işıkhan, kanserle mücadele eden vatandaşların yanında olduklarını ve tedaviye erişimin kolaylaştırılması için çalışmaların devam edeceğini ifade etti. Açıklanan rakam, geri ödeme kapsamına alınan immünoterapi ilaçlarının son bir yılda çok sayıda hastanın tedavi sürecinde kullanıldığını ortaya koydu.</p><strong>Tedavi İmkanlarına Erişim İçin Çalışmalar Sürecek</strong><p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması ve vatandaşların ihtiyaç duyduğu tedavilere ulaşabilmesi amacıyla geri ödeme düzenlemelerini sürdürüyor. Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar da bu kapsamda değerlendirilen başlıklar arasında yer alıyor. Bakan Işıkhan, önümüzdeki dönemde de vatandaşların tedavi imkanlarına daha kolay ulaşabilmesi için çalışmaların devam edeceğini belirtti.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/5-immunoterapi-ilaci-icin-yeni_1786437643_lQBZGS.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 5 İmmünoterapi İlacı İçin Yeni Rakam Açıklandı! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/5-immunoterapi-ilaci-icin-yeni_1786437643_lQBZGS.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Meme Kanserinde Yeni Dönem! Malatya’da Hastalara Özel Cerrahi Yöntemler Uygulandı]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/meme-kanserinde-yeni-donem-malatya-da-hastalara-ozel-cerrahi-yontemler-uygulandi/40566/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde meme kanseri tedavisine yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda, hastaların klinik özelliklerine göre farklı cerrahi yöntemler uygulandı. Aynı gün ameliyata alınan 4 meme kanseri hastasının her biri için özel tedavi planı oluşturularak farklı cerrahi yaklaşımlar tercih edildi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/meme-kanserinde-yeni-donem-malatya-da-hastalara-ozel-cerrahi-yontemler-uygulandi/40566/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:12:10 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği&#39;nde gerçekleştirilen operasyonlarda, hastaların durumları ayrıntılı şekilde değerlendirildi. Tedavi sürecinde hastalığın evresi, tümörün özellikleri ve kişinin genel sağlık durumu dikkate alınarak en uygun cerrahi yöntem belirlendi. Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği hekimlerinden Prof. Dr. Burhan Hakan Kanat, meme kanseri tedavisinde her hastaya aynı yöntemin uygulanmadığını, kararların kişiye özel olarak alındığını ifade etti.</p><strong>Dört Hastaya Dört Ayrı Cerrahi Yaklaşım Uygulandı</strong><p>Meme kanseri ameliyatlarında temel amacın kanserli dokunun güvenli sınırlar içerisinde çıkarılması olduğunu belirten Prof. Dr. Kanat, bunun yanında hastaların yaşam kalitesinin korunmasının da tedavi sürecinde önemli bir unsur olduğunu aktardı. Aynı gün içerisinde ameliyat edilen dört hastanın tedavi süreçlerinin birbirinden farklı ilerlediğini belirten Kanat, bir hastanın kemoterapi sonrasında cerrahiye yönlendirildiğini, başka bir hastada ise doğrudan ameliyat yönteminin tercih edildiğini söyledi. Hastalardan birinde meme koruyucu cerrahi kapsamında implant desteğiyle meme yapısının korunması hedeflenirken, hastalığın yaygın olduğu başka bir vakada ise modifiye radikal mastektomi yöntemi uygulandı.</p><strong>Lenf Bezlerinde Koruyucu Yöntemler Tercih Ediliyor</strong><p>Meme kanseri cerrahisinde koltuk altındaki lenf bezlerinin değerlendirilmesinin de büyük önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Kanat, uygun hastalarda tüm lenf bezlerinin alınması yerine Sentinel Lenf Nodülü (Bekçi Lenf Nodülü) uygulamasından yararlanıldığını ifade etti. Ameliyat sırasında patoloji ekibinin yaptığı değerlendirmelerin, cerrahi kararların şekillenmesinde önemli rol oynadığı belirtildi. Bu yöntemlerle hem hastalığın kontrol altında tutulması hem de gereksiz cerrahi işlemlerin önüne geçilmesi amaçlanıyor.</p><strong>Tedaviler Multidisipliner Ekip Çalışmasıyla Yürütülüyor</strong><p>Meme kanseri tedavisinin farklı uzmanlık alanlarının ortak çalışmasını gerektirdiğini vurgulayan Kanat, hastaların genel cerrahi ve onkoloji konseylerinde değerlendirildiğini söyledi. Tedavi sürecinde genel cerrahi, tıbbi onkoloji, radyoloji, nükleer tıp, patoloji, plastik cerrahi ve anestezi ekiplerinin koordineli şekilde görev yaptığı ifade edildi. Aynı gün gerçekleştirilen farklı özelliklerdeki operasyonların, ekip çalışmasının önemini ortaya koyduğu kaydedildi.</p><strong>Erken Tanı Meme Kanserinde Hayati Önem Taşıyor</strong><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde meme kanseri ve diğer onkolojik hastalıkların tanı ve tedavi süreçleri ileri düzey sağlık hizmetleri kapsamında sürdürülüyor. Hastalar, uzman ekipler tarafından değerlendirilerek güncel tıbbi yaklaşımlar doğrultusunda tedavi programına alınıyor. Meme kanserinin kadınlarda en sık karşılaşılan kanser türlerinden biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kanat, erken teşhisin tedavi başarısını artırdığını belirtti. Özellikle 40 yaş üzerindeki kadınların, ailesinde meme kanseri öyküsü bulunanların ve genetik risk taşıyan kişilerin düzenli kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini ifade eden Kanat, vatandaşların Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) başta olmak üzere sağlık kuruluşlarındaki tarama hizmetlerinden yararlanmasının önemine dikkat çekti.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/eme-kanserinde-yeni-donem-mala_1786349526_0JA7KF.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Meme Kanserinde Yeni Dönem! Malatya’da Hastalara Özel Cerrahi Yöntemler Uygulandı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/eme-kanserinde-yeni-donem-mala_1786349526_0JA7KF.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Her Gün Sürdüğünüz Krem Cildin Hangi Katmanına Kadar İniyor?]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/her-gun-surdugunuz-krem-cildin-hangi-katmanina-kadar-iniyor/40490/</link>
            <description><![CDATA[Güzellik ve kişisel bakım dünyasında her gün milyonlarca insan tarafından kullanılan kozmetik içeriklerin biyolojik etkileri geniş çaplı araştırmalara konu olmaya devam ediyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/her-gun-surdugunuz-krem-cildin-hangi-katmanina-kadar-iniyor/40490/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 13:26:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Güzellik ve kişisel bakım dünyasında her gün milyonlarca insan tarafından kullanılan kozmetik içeriklerin biyolojik etkileri geniş çaplı araştırmalara konu olmaya devam ediyor. Tüketicilerin günlük rutinde sıklıkla tercih ettiği nemlendiriciler, leke karşıtı serumlar ve güneş koruyucular cildin yüzeyinden başlayarak farklı derinliklere temas ediyor. Dermatoloji uzmanları ve biyokimya araştırmacıları, bu formüllerin tam olarak hangi noktada kaldığını ve hücresel düzeyde nasıl bir etkileşim sağladığını detaylıca inceliyor. Insan derisinin karmaşık biyolojik yapısı, dışarıdan uygulanan her maddenin alt katmanlara geçişine geçit vermeyen güçlü bir savunma mekanizması sunuyor.</p><p data-path-to-node='2'>Kozmetik ürünlerin performansını belirleyen ana etken, formül içerisinde yer alan aktif moleküllerin kimyasal büyüklüğü ve taşıyıcı sistemlerin yapısı olarak öne çıkıyor. Cilt yüzeyinde kalan maddeler genellikle nem bariyerini güçlendirirken, mikro boyuttaki moleküller bariyerin sınırlarını zorlayarak belirli derinliklere ulaşabiliyor. Bu durum tüketiciler arasında ürünlerin kana karışıp karışmadığı veya derin dokulara zarar verip vermediği yönünde çeşitli endişelere yol açıyor. Yapılan son laboratuvar analizleri ve klinik testler ise bu endişelerin büyük ölçüde yersiz olduğunu net bir şekilde gösteriyor.</p><strong>Cildin Katmanlı Mimarisi Ve Koruyucu Bariyerleri</strong><p data-path-to-node='4'>İnsan derisi hücresel bazda 3 temel katmandan oluşan derece karmaşık ve koruyucu bir organ niteliği taşıyor. En dışta yer alan epidermis tabakası, vücudu dış etkenlerden, mikroorganizmalardan ve zararlı ultraviyole ışınlarından koruyan ilk savunma hattını oluşturuyor. Epidermisin en üst bölümü olan stratum korneum ise adeta bir tuğla duvar gibi birbirine kenetlenmiş ölü hücreler ve lipidlerden meydana geliyor. Bu doğal engel, dışarıdan sürülen kimyasalların doğrudan iç dokulara sızmasını önlemek adına 24 saat kesintisiz bir performans sergiliyor.</p><p data-path-to-node='5'>Epidermisin hemen altında bulunan dermis katmanı; kolajen, elastin lifleri ve damar ağları barındırarak cilde esneklik ve hacim kazandırıyor. En derindeki hipodermis ise yağ dokusu desteğiyle vücut ısısını dengede tutma ve fiziksel darbeleri absorbe etme görevini üstleniyor. Kozmetik formülasyonların neredeyse %98,5 kadarlık kısmı yalnızca en dıştaki epidermis tabakasında etki gösterecek şekilde tasarlanıyor. Güçlü koruyucu bariyer sayesinde kremlerin ve losyonların dermis ve hipodermis gibi alt katmanlara izinsiz bir şekilde geçmesi fizyolojik olarak engelleniyor.</p><strong>Nemlendirici İçeriklerin Epidermis Düzeyindeki İşlevleri</strong><p data-path-to-node='7'>Günlük cilt bakım rutinlerinin vazgeçilmez bir parçası olan nemlendiriciler, sanılanın aksine cilt altına doğrudan su enjekte etmiyor. Bu ürünler temel olarak epidermis yüzeyindeki su kaybını engelleme prensibiyle çalışıyor. Formüllerde yer alan hyalüronik asit gibi hümektan maddeler havadan ve cildin alt dokularından nem çekerek yüzeyde hapsediyor. Seramidler ve yağ asitleri ise lipid bariyerini destekleyerek mevcut nemin buharlaşıp kaybolmasını önlüyor.</p><p data-path-to-node='8'>Nemlendirici içeriklerin büyük çoğunluğu epidermal tabakanın dış yüzeyinde konumlanarak gün boyu cildin pürüzsüz ve nemli kalmasını destekliyor. Lipid bariyerinin güçlenmesi sayesinde cilt dışarıdan gelebilecek tahriş edici maddelere karşı %40 oranında daha dirençli hale geliyor. Ancak bu moleküllerin büyüklüğü dermis katmanına geçiş yapmalarına izin vermediği için etkileri sadece epidermal düzeyde kalıyor. Böylece nemlendiriciler cildin alt dokularına nüfuz etmeden tamamen güvenli bir yüzey koruması sağlıyor.</p><strong>Salisilik Asidin Gözenek Ve Yağ Tabakasına Nüfuzu</strong><p data-path-to-node='10'>Akne ve siyah nokta tedavisinde yaygın şekilde kullanılan salisilik asit, bir beta hidroksi asit türevi olarak biliniyor. Yağda çözünebilen kimyasal yapısı sayesinde salisilik asit, diğer su bazlı içeriklere kıyasla cildin sebum üreten kanallarına daha rahat nüfuz edebiliyor. Bu özel bileşen, gözeneklerin içinde biriken ölü hücre birikintilerini ve katılaşmış yağ kütlelerini kimyasal olarak parçalıyor.</p><p data-path-to-node='11'>Salisilik asidin hücresel düzeydeki bu temizleyici etkisi epidermisin alt derinliklerine ve folikül kanallarına kadar uzanabiliyor. Ancak bu durum maddenin dermise geçerek sistemik dolaşıma karıştığı anlamına gelmiyor. Etki alanı tamamen tıkanmış gözenek kanalları ve epidermisin üst katmanlarıyla sınırlı kalıyor. Yapılan klinik ölçümler %2 oranındaki salisilik asit uygulamalarının cilt sağlığını derinlemesine desteklerken alt dokularda herhangi bir birikime yol açmadığını kanıtlıyor.</p><strong>Güneş Kremlerinin Yüzeyde Oluşturduğu Koruma Kalkanı</strong><p data-path-to-node='13'>Güneş koruyucu ürünlerde sıklıkla tercih edilen çinko oksit ve titanyum dioksit gibi fiziksel filtreler, cilde uygulandığı andan itibaren yüzeyde yansıtıcı bir tabaka oluşturuyor. Bu mineral bazlı bileşenler ultraviyole ışınlarını bir ayna gibi geri yansıtarak cildin alt katmanlarına ulaşmasını engelliyor. Tüketiciler arasında bu nanoparçacıkların deriden emilip emilmediğine dair uzun yıllardır çeşitli tartışmalar yürütülüyor.</p><p data-path-to-node='14'>Bağımsız dermatoloji kurumları tarafından gerçekleştirilen 100 üzeri farklı bilimsel test, mineral filtrelerin epidermal bariyeri aşamadığını doğruluyor. Mikro ve nano boyuttaki mineraller cildin en dıştaki ölü tabakasında takılı kalarak alt dokulara ve kan dolaşımına kesinlikle sızmıyor. Benzer şekilde kimyasal güneş filtreleri de UV ışınlarını ısıya dönüştürerek epidermal düzeyde etkisiz hale getiriyor. Bu durum güneş koruyucuların derin cilt tabakalarına zarar vermeden maksimum düzeyde yüzey koruması sağladığını net olarak ortaya koyuyor.</p><strong>Dermatolojik Araştırmaların Etken Madde Emilim Sonuçları</strong><p data-path-to-node='16'>Son yıllarda gelişen kozmetik teknolojileri sayesinde peptid ve retinol gibi aktif maddelerin etki derinliği daha hassas biçimde ayarlanabiliyor. Lipozom ve kapsülleme teknolojileri, bu aktiflerin epidermisin alt katmanlarına güvenle ulaşmasını ve kolajen üretimini tetikleyen sinyaller göndermesini sağlıyor. Ancak bu sinyal iletimi biyokimya kuralları çerçevesinde gerçekleşiyor ve fiziksel olarak madde transferinden ziyade hücresel iletişimi kapsıyor.</p><p data-path-to-node='17'>Güzellik ürünlerinin derin dokulara sızması tıbbi ilaç kategorisine girmelerine neden olacağı için kozmetik yönetmelikleri bu geçişi katı kurallarla sınırlandırıyor. Cilt bakım ürünlerinin yaklaşık %99 kadarı epidermis sınırları içerisinde kalarak işlevini tamamlıyor. Tüketicilerin güvenilir markalar tarafından üretilen standartlara uygun ürünleri kullanması durumunda cilt altında istenmeyen kimyasal birikimi yaşanmıyor. Bilimsel veriler, doğru ürün kullanımının cilt sağlığını yüzeysel katmanlarda en üst düzeye çıkardığını gösteriyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/her-gun-surdugunuz-krem-cildin_1786175633_34WJd8.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Her Gün Sürdüğünüz Krem Cildin Hangi Katmanına Kadar İniyor? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/her-gun-surdugunuz-krem-cildin_1786175633_34WJd8.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Arka Adale Sakatlığı Ne Kadar Sürer? İyileşme Süreci Belli Oldu!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/arka-adale-sakatligi-ne-kadar-surer-iyilesme-sureci-belli-oldu/40386/</link>
            <description><![CDATA[Spor dünyasında ve günlük fiziksel aktivitelerde en sık karşılaşılan kas yaralanmalarının başında uyluğun arka kısmındaki kas grubunun zorlanması gelmektedir.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/arka-adale-sakatligi-ne-kadar-surer-iyilesme-sureci-belli-oldu/40386/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 11:52:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Spor dünyasında ve günlük fiziksel aktivitelerde en sık karşılaşılan kas yaralanmalarının başında uyluğun arka kısmındaki kas grubunun zorlanması gelmektedir. Genellikle ani deparlar, sıçramalar veya yetersiz ısınma sonucunda ortaya çıkan bu durum, dokuların kapasitesinden fazla gerilmesiyle tetiklenmektedir. Sakatlık anında kişilerin büyük kısmında bıçak saplanması şeklinde tabir edilen keskin bir acı hissi oluşmaktadır.</p><p data-path-to-node='3'>Kas liflerinde meydana gelen hasarın boyutu, yaralanmanın genel tablosunu doğrudan belirlemektedir. Ani yön değişikliklerinin veya sert antrenman temposunun neden olduğu bu tür sorunlar, sadece profesyonel sporcuları değil her yaş grubundan bireyi olumsuz etkileyebilmektedir. Kasın ani bir kuvvet karşısında esnekliğini kaybetmesi, bölgedeki mikro veya makro düzeydeki yırtılmaların temel sebepleri arasında gösterilmektedir.</p><strong>Derecelerine Göre İyileşme Zamanı Ve Beklentiler</strong><p data-path-to-node='5'>Sakatlığın iyileşme zaman dilimi, tamamen hasarın 1, 2 veya 3 derece olarak adlandırılan seviyesine göre değişkenlik göstermektedir. Birinci derece hafif zorlanmalarda iyileşme süreci genellikle 7 ile 21 gün arasında tamamlanmaktadır. Bu seviyedeki vakalarda kas liflerinin çok küçük bir kısmı zarar gördüğü için kişinin günlük hayatına dönmesi oldukça hızlı gerçekleşmektedir.</p><p data-path-to-node='6'>İkinci derece yani orta düzeydeki lif yırtılmalarında ise iyileşme takvimi 4 ile 8 hafta aralığına uzamaktadır. Kasın tamamen koptuğu veya kemikten ayrıldığı üçüncü derece ağır vakalarda ise süreç 90 ile 180 gün arasında sürebilmektedir. Bazı üçüncü derece yaralanmalarda cerrahi operasyon ihtiyacı doğabilmekte ve tam spora dönüş süresi 1 yılı bulabilmektedir.</p><strong>Vücudun Verdiği Sinyaller Ve Tanı Yöntemleri</strong><p data-path-to-node='8'>Arka adale zorlanmalarında klinik tablo kişiden kişiye farklılık gösterse de belirgin fizyolojik reaksiyonlar ortaya çıkmaktadır. Yaralanmanın hemen ardından bacağın arka kısmında hassasiyet, belirgin bir morarma ve ödem oluşumu sıklıkla gözlemlenmektedir. İlerlemiş yırtıklarda hastalar adımlarını atarken ciddi sancı duyabilmekte, bacağı tam uzatma hareketini gerçekleştirmekte zorlanabilmektedir.</p><p data-path-to-node='9'>Ağrının şiddetinin yanı sıra ilgili bacakta gözle görülen güç kaybı da tanı sürecinde doktorlar için önemli bir veridir. Ağır vakalarda kas dokusunun bütünlüğü bozulduğu için elle muayenede ilgili bölgede boşluk veya çöküklük hissedilmesi mümkündür. Kesin tanı konulması aşamasında uzman hekimler tarafından yapılan ultrasonografi ve emar görüntülemeleri, dokudaki hasarın %100 oranında netleşmesini sağlamaktadır.</p><strong>Tıbbi Tedavi Adımları Ve Rehabilitasyon Süreci</strong><p data-path-to-node='11'>Yaralanmayı takip eden ilk 48 saatlik zaman diliminde uygulanacak doğru müdahaleler, tedavinin başarısını doğrudan etkilemektedir. İlk aşamada dokunun daha fazla zarar görmesini engellemek adına bacağa yük vermekten kaçınılmalı, gün içinde 3 ile 4 kez 20 dakikalık buz uygulamaları yapılmalıdır. Ödemin kontrol altına alınması için bölgenin elastik bandajla desteklenmesi ve bacağın kalp seviyesinin üzerinde tutulması önerilmektedir.</p><p data-path-to-node='12'>Akut dönemin atlatılmasının ardından başlayan fizik tedavi sürecinde kişiye özel rehabilitasyon programları devreye girmektedir. Kasın eski gücüne, esnekliğine ve dayanıklılığına kavuşması adına kademeli kuvvetlendirme egzersizleri planlanmaktadır. Ağrılar tamamen ortadan kalkmadan ve kas gücü diğer bacağa kıyasla en az %90 seviyesine ulaşmadan antrenmanlara başlamak sakatlığın nüksetmesine zemin hazırlamaktadır.</p><strong>Sakatlıktan Korunma Ve Kas Sağlığını Koruma Yolları</strong><p data-path-to-node='14'>Kas yaralanmalarının önüne geçebilmek adına antrenman öncesi ve sonrası rutinine büyük özen gösterilmesi gerekmektedir. Egzersiz öncesinde yapılan en az 15 dakikalık dinamik ısınma hareketleri, kas dokusunun esnekliğini artırarak olası yırtılma risklerini en aza indirmektedir. Antrenman sonrasında gerçekleştirilen statik esneme hareketleri ise kas boyunun uzamasına ve gerginliğin azalmasına katkı sağlamaktadır.</p><p data-path-to-node='15'>Bölgesel kas dengesizliklerinin giderilmesi amacıyla uyluk bölgesini hedef alan güçlendirme programlarının düzenli uygulanması hayati önem taşımaktadır. Yeterli sıvı tüketimi, dengeli beslenme ve vücudun kendini toparlamasına izin veren uyku düzeni kas sağlığının temel taşlarındandır. Yoğun temposu olan kişilerin aşırı yüklenmelerden kaçınarak dinlenme sürelerini doğru planlaması yaralanma riskini belirgin şekilde düşürmektedir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/arka-adale-sakatligi-ne-kadar-_1786000779_F83Rnj.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Arka Adale Sakatlığı Ne Kadar Sürer? İyileşme Süreci Belli Oldu! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/arka-adale-sakatligi-ne-kadar-_1786000779_F83Rnj.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ölümcül Chandipura Virüsü Yayılıyor!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/olumcul-chandipura-virusu-yayiliyor/40345/</link>
            <description><![CDATA[Hindistan'da çok sayıda çocuğun yaşamını yitirmesine neden olan Chandipura virüsü, ülkede sağlık otoritelerini alarma geçirdi. Art arda gelen ölümlerin ardından merkezi yönetim, salgının etkisini sınırlandırmak ve sağlık çalışmalarını koordine etmek amacıyla uzmanlardan oluşan ulusal müdahale ekibini görevlendirdi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/olumcul-chandipura-virusu-yayiliyor/40345/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 13:55:35 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Hindistan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, vakaların yoğun olarak görüldüğü Gujarat ve Rajasthan eyaletlerine özel ekiplerin yönlendirildiği bildirildi. Görevlendirilen uzmanların, yerel sağlık birimleriyle koordineli şekilde çalışarak hem hastaların takibini yapacağı hem de salgının yayılmasını önlemeye yönelik tedbirleri güçlendireceği ifade edildi. Yetkililer, hastalığın kontrol altına alınabilmesi için saha incelemeleri, vaka analizleri ve koruyucu sağlık uygulamalarının eş zamanlı yürütüldüğünü belirtti.</p><strong>DSÖ: Virüs Böcekler Yoluyla Bulaşıyor</strong><p>Dünya Sağlık Örgütü&#39;nün değerlendirmelerine göre Chandipura virüsü, özellikle muson mevsiminde artış gösteren tatarcık sinekleri, sivrisinekler ve keneler aracılığıyla insanlara bulaşabiliyor. Mevsimsel koşulların etkisiyle taşıyıcı canlıların çoğalması, enfeksiyon riskini de artırıyor. Uzmanlar, özellikle çocukların risk grubunda bulunduğunu ve bulaşın önlenebilmesi için çevresel mücadele ile kişisel korunma önlemlerinin önem taşıdığını vurguluyor.</p><strong>Beyin İltihabına Neden Olabiliyor</strong><p>Sağlık uzmanlarının paylaştığı bilgilere göre Chandipura virüsü, enfekte olan bazı kişilerde beyin iltihabına (ensefalit) yol açabiliyor. Hastalığın ağır seyretmesi halinde ise ölüm riski önemli ölçüde yükseliyor. Yetkililer, ateş, bilinç değişikliği ve nörolojik belirtiler görülen kişilerin vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekerken, salgının seyrinin yakından takip edildiğini ve yeni vakalara karşı hazırlıkların sürdüğünü belirtti.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/olumcul-chandipura-virusu-yayi_1785927331_fxaoIK.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ölümcül Chandipura Virüsü Yayılıyor! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/olumcul-chandipura-virusu-yayi_1785927331_fxaoIK.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kongo'da Ebola Endişesi Büyüyor! Sağlık Sistemi Alarm Veriyor]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/kongo-da-ebola-endisesi-buyuyor-saglik-sistemi-alarm-veriyor/40309/</link>
            <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde hızla büyüyen Ebola salgını nedeniyle uluslararası topluma kritik bir çağrıda bulundu. Kurum, mevcut sağlık altyapısının salgının yayılma hızına karşı yetersiz kaldığını belirterek, hem mali kaynakların hem de sahadaki operasyonel desteğin vakit kaybedilmeden artırılması gerektiğini açıkladı.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/kongo-da-ebola-endisesi-buyuyor-saglik-sistemi-alarm-veriyor/40309/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 18:26:46 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Cenevre&#39;de düzenlenen basın toplantısında konuşan DSÖ Araştırma ve Geliştirme Planı Başkanlığı Vekili Vasee Moorthy, ülkede yaşanan Ebola krizinin bugüne kadar karşılaşılan en ciddi salgınlardan biri haline geldiğini ifade etti. Yetkililer, mevcut sağlık ekipleri ve müdahale mekanizmalarının artan vaka sayısını karşılamakta zorlandığını vurgularken, uluslararası desteğin gecikmesinin salgının daha geniş alanlara yayılma riskini artıracağına dikkat çekti. DSÖ, özellikle tedavi merkezlerinin kapasitesinin artırılması, vaka takip ekiplerinin güçlendirilmesi, güvenli defin süreçlerinin yaygınlaştırılması ve toplum sağlığı çalışanlarının sayısının artırılması için ek finansmana ihtiyaç duyulduğunu bildirdi.</p><strong>Risk Altındaki Bölgeler Öncelikli Hale Geldi</strong><p>Uzmanlar, çalışmaların yalnızca salgının görüldüğü yerlerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirtiyor. Virüsün ulaşma ihtimali bulunan bölgelerde de erken önlem alınmasının kritik önem taşıdığı ifade edilirken, salgının kontrol altına alınabilmesi için saha çalışmalarının genişletilmesi gerektiği değerlendiriliyor. DSÖ yetkilileri ayrıca, Ebola hastalarında erken teşhis ve sağlık hizmetlerine hızlı erişimin yaşam şansını artıran en önemli unsurlar arasında bulunduğunu belirtti.</p><strong>Bundibugyo Varyantı Endişe Oluşturuyor</strong><p>Kongo Demokratik Cumhuriyeti&#39;nin doğusundaki Ituri eyaletinde 15 Mayıs&#39;ta ilan edilen salgın kapsamında şimdiye kadar yüzlerce şüpheli vaka tespit edilirken, çok sayıda can kaybı yaşandı. Sağlık otoriteleri, salgının nadir görülen Bundibugyo Ebola varyantından kaynaklandığını açıkladı. Uzmanlar, bu varyant için onaylanmış bir aşı ya da kesin etkisi kanıtlanmış bir tedavi seçeneğinin bulunmadığını belirtiyor. Bu nedenle salgının kontrolünde erken müdahale, izolasyon uygulamaları ve toplumun bilinçlendirilmesi en önemli mücadele yöntemleri arasında gösteriliyor.</p><strong>Ebola Geçmişte Büyük Kayıplara Yol Açtı</strong><p>İlk kez 1976 yılında Sudan ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti&#39;nde tespit edilen Ebola virüsü, adını salgının başladığı bölgedeki Ebola Nehri&#39;nden aldı. Kanamalı ateşe neden olan virüs, yıllar içinde Afrika&#39;nın farklı bölgelerinde büyük salgınlara yol açtı. Batı Afrika&#39;da 2014-2017 yılları arasında yaşanan Ebola krizi ise hastalığın en yıkıcı dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Gine, Liberya ve Sierra Leone&#39;de on binlerce kişiye bulaşan virüs, binlerce insanın yaşamını yitirmesine neden olurken küresel sağlık sistemleri açısından da önemli bir sınav oluşturdu. Bugün Kongo Demokratik Cumhuriyeti&#39;nde yaşanan son gelişmeler, Ebola tehdidinin halen devam ettiğini gösterirken, DSÖ uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi ve sağlık ekiplerine acil destek sağlanmasının salgının kontrol altına alınması açısından kritik önem taşıdığını değerlendiriyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kongo-da-ebola-endisesi-buyuyo_1785857202_rVN0Mo.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kongo'da Ebola Endişesi Büyüyor! Sağlık Sistemi Alarm Veriyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/kongo-da-ebola-endisesi-buyuyo_1785857202_rVN0Mo.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yaz Sıcaklarında Kalp Krizi Riski Artıyor! Uzmandan Uyarılar]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/yaz-sicaklarinda-kalp-krizi-riski-artiyor-uzmandan-uyarilar/40293/</link>
            <description><![CDATA[Yaz mevsiminde etkisini artıran yüksek hava sıcaklıkları yalnızca günlük yaşamı zorlaştırmakla kalmıyor, kalp ve damar sağlığını da ciddi şekilde tehdit ediyor. Uzmanlar, sıcak havaların neden olduğu sıvı ve mineral kaybının kalbin daha yoğun çalışmasına yol açtığını belirtirken, özellikle kronik kalp hastalığı bulunan kişilerin bu dönemde çok daha dikkatli olması gerektiğine vurgu yapıyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/yaz-sicaklarinda-kalp-krizi-riski-artiyor-uzmandan-uyarilar/40293/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 14:27:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal, hava sıcaklığındaki yükseliş ile kalp krizi vakaları arasında doğrudan bir ilişki bulunduğunu belirterek, sıcaklığın her 5 derece artmasının kalp krizi riskini yaklaşık yüzde 5 yükseltebildiğine dikkat çekti.</p><strong>Yaz Sıcakları Kalbin Yükünü Artırıyor</strong><p>Yüksek sıcaklıklarda vücut, normal ısısını koruyabilmek için yoğun çaba harcıyor. Bu süreçte damarların genişlemesi, tansiyonun düşmesi ve kalbin daha hızlı çalışması gibi fizyolojik değişiklikler yaşanıyor. Terleme nedeniyle oluşan sıvı ve elektrolit kaybı da tabloyu ağırlaştırırken, özellikle kalp ve damar hastalıkları bulunan kişiler için risk daha da büyüyor. Uzmanlara göre yaz aylarında görülen kalp krizi vakalarındaki artışın temel nedenlerinden biri de bu fizyolojik yükün kalbi zorlaması olarak öne çıkıyor.</p><strong>Yetersiz Su Tüketimi Kalbi Zorlayabiliyor</strong><p>Sıcak havalarda vücudun ihtiyaç duyduğu sıvının karşılanmaması, tansiyon düşüklüğü ve mineral dengesizliklerine neden olabiliyor. Bu durum kalbin daha fazla efor sarf etmesine yol açarken, alkol, fazla kahve ve şekerli içecekler de sıvı kaybını artırarak riski büyütebiliyor. Uzmanlar, yaz boyunca günlük ortalama 2,5 litre sıvı tüketilmesini, temel içecek olarak ise suyun tercih edilmesini öneriyor. Mineral desteği sağlayan içecekler de sıvı dengesinin korunmasına katkı sağlayabiliyor.</p><strong>Yanlış Kıyafet Seçimi Vücut Isısını Yükseltiyor</strong><p>Kalın kumaşlar ve koyu renkli kıyafetler güneş ışınlarını daha fazla emdiği için vücut sıcaklığının yükselmesine neden olabiliyor. Bu durum, sıcakla mücadele eden kalbin iş yükünü daha da artırıyor. Yaz aylarında açık renkli, pamuklu, hafif ve hava geçirgenliği yüksek kıyafetlerin tercih edilmesi hem vücut sıcaklığının dengelenmesine hem de kalbin daha rahat çalışmasına yardımcı oluyor.</p><strong>Yoğun Egzersiz İçin Doğru Saatler Tercih Edilmeli</strong><p>Günün en sıcak saatleri olan 11.00 ile 16.00 arasında yapılan yoğun fiziksel aktiviteler, kalp üzerinde ciddi baskı oluşturabiliyor. Deniz, plaj sporları veya uzun süreli egzersizler bu zaman diliminde vücut sıcaklığını daha da artırabiliyor. Uzmanlar, yürüyüş, koşu ve yüzme gibi aktivitelerin sabah erken saatlerde ya da güneşin etkisini kaybetmeye başladığı akşam saatlerinde yapılmasının daha güvenli olduğunu ifade ediyor.</p><strong>İlaç Kullanımında Doktor Kontrolü Önem Taşıyor</strong><p>Yaz aylarında tansiyonun doğal olarak düşme eğiliminde olması, özellikle hipertansiyon, kalp yetmezliği ve böbrek hastalığı nedeniyle ilaç kullanan kişiler açısından dikkat gerektiriyor. Kullanılan tansiyon ve idrar söktürücü ilaçların etkisi sıcak havalarda daha belirgin hale gelebiliyor. Bu nedenle uzmanlar, yaz dönemine girerken tedavinin doktor kontrolünde yeniden değerlendirilmesini öneriyor. Ancak ilaç dozlarının hekim onayı olmadan değiştirilmemesi veya tedavinin bırakılmaması gerektiği özellikle vurgulanıyor.</p><strong>Beslenme Alışkanlıkları Kalp Sağlığını Etkiliyor</strong><p>Ağır, yağlı ve yüksek kalorili yemekler sıcak havalarda hem sindirim sistemini hem de kalbi daha fazla yorabiliyor. Kızartmalar, aşırı tuzlu yiyecekler ve yağlı etlerin tüketimi, sıcak nedeniyle artan sıvı kaybıyla birleştiğinde kalp-damar sistemi üzerinde olumsuz etki oluşturabiliyor. Uzmanlar, yaz aylarında taze sebze ve meyveler, zeytinyağlı yemekler, hafif çorbalar, az yağlı süt ürünleri ve balık gibi kolay sindirilen besinlerin tercih edilmesini öneriyor. Izgara ve haşlama yöntemleriyle hazırlanan öğünler ise kalbin üzerindeki yükün azalmasına katkı sağlayabiliyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/yaz-sicaklarinda-kalp-krizi-ri_1785842815_za34CU.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yaz Sıcaklarında Kalp Krizi Riski Artıyor! Uzmandan Uyarılar ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/yaz-sicaklarinda-kalp-krizi-ri_1785842815_za34CU.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya'daki Merkez Avrupa'yı Geride Bıraktı! Başarı Oranı Dikkat Çekti]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/malatya-daki-merkez-avrupa-yi-geride-birakti-basari-orani-dikkat-cekti/39973/</link>
            <description><![CDATA[İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi bünyesinde faaliyet gösteren Çocuk Kemik İliği Nakli Merkezi, çocuk hastaların yaşam mücadelesinde önemli bir rol üstlenmeye devam ediyor. Yaklaşık dokuz yıldır hizmet veren merkezde gerçekleştirilen kemik iliği nakli sayısı 130'a ulaşırken, uzmanlar elde edilen sonuçların uluslararası başarı oranlarının da üzerine çıktığını belirtiyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/malatya-daki-merkez-avrupa-yi-geride-birakti-basari-orani-dikkat-cekti/39973/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 17:02:41 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Merkez yetkilileri ise gönüllü kök hücre bağışının daha fazla hayat kurtarması için toplumun desteğine ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.</p><strong>Malatya Bölgenin Çocuk Kemik İliği Nakli Üssü Haline Geldi</strong><p>2017 yılında hasta kabulüne başlayan Çocuk Kemik İliği Nakli Merkezi, yalnızca Malatya&#39;ya değil, Doğu ve Güneydoğu Anadolu&#39;daki çok sayıda çocuğa da tedavi imknı sunuyor. Kayseri&#39;nin doğusunda kurulan ilk çocuk kemik iliği nakil merkezi olma özelliğini taşıyan birim, geçen yıllar içinde yüzlerce aileye umut veren önemli sağlık merkezlerinden biri haline geldi. İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Bilim Dalı Başkanı ve merkezin sorumlu hekimi Prof. Dr. Arzu Özşahin Akyay, çocuklarda kemik iliği naklinin özellikle talasemi, lösemi, kemik iliği yetmezlikleri, doğuştan bağışıklık sistemi bozuklukları ve bazı kalıtsal metabolizma hastalıklarında etkili bir tedavi seçeneği olduğunu ifade etti.</p><strong>En Sık Talasemi Hastalarına Nakil Yapılıyor</strong><p>Türkiye&#39;nin Akdeniz kuşağında yer almasının talasemi vakalarını artırdığına dikkat çeken Akyay, merkezde en fazla ağır Akdeniz anemisi tanısı bulunan çocuklara kemik iliği nakli uygulandığını söyledi. Bunun yanında yüksek riskli lösemi hastaları, kemik iliği yetmezlikleri, bazı lenfoma türleri ile bağışıklık sistemi ve metabolik hastalıkları bulunan çocukların da nakil programına alındığını dile getirdi. Tedavi sürecinin ilk aşamasını uygun donör araştırmasının oluşturduğunu belirten Akyay, öncelikle aile bireylerinin tarandığını, uygun eşleşme sağlanamaması halinde TÜRKÖK üzerinden donör arandığını aktardı. Buradan da sonuç alınamayan durumlarda uluslararası doku bankalarının devreye girdiğini, gerekli görülmesi halinde yarı uyumlu aile bireylerinden de nakil yapılabildiğini kaydetti.</p><strong>Tedavi Süreci Yaklaşık Bir Buçuk Ay Devam Ediyor</strong><p>Kemik iliği nakli öncesinde hastaların ayrıntılı değerlendirmeden geçirildiğini belirten Prof. Dr. Akyay, hazırlık aşamasında yoğun kemoterapi uygulandığını ifade etti. Ardından donörden elde edilen kök hücrelerin hastaya nakledildiğini belirten Akyay, hücrelerin kemik iliğine yerleşme sürecinin birkaç hafta sürdüğünü söyledi. Herhangi bir komplikasyon gelişmemesi halinde çocukların ortalama 40 ila 45 gün içerisinde taburcu edildiğini aktaran Akyay, tedavinin hastaneden çıkışla sona ermediğini vurguladı. Enfeksiyon riskine karşı hijyen kurallarına uyulmasının, beslenmenin dikkatle planlanmasının ve hastaların yaklaşık iki yıl boyunca düzenli kontrollerinin sürdürülmesinin büyük önem taşıdığını dile getirdi.</p><strong>Başarı Oranları Avrupa Ortalamasının Üzerinde</strong><p>Merkezde uygulanan tedavilerin yüz güldüren sonuçlar verdiğini belirten Akyay, başarı oranlarının hastalığın türüne göre değişiklik gösterdiğini söyledi. Ağır talasemi hastalarında nakillerin yüzde 100 başarı ile sonuçlandığını ifade eden Akyay, lösemi hastalarında ise hastalığın tekrarlama ihtimaline bağlı olarak başarı oranının yüzde 70 ila 80 seviyelerinde bulunduğunu, aplastik anemi vakalarında ise yüzde 90&#39;ın üzerinde sonuç elde edildiğini kaydetti. Türkiye&#39;nin çocuk kemik iliği nakli alanında Avrupa&#39;da önemli bir noktaya ulaştığını belirten Akyay, Malatya&#39;daki merkezin de başarı oranlarıyla dikkat çektiğini ve uluslararası ortalamaların üzerinde sonuçlar elde ettiğini söyledi.</p><strong>130&#39;uncu Nakilde Kardeşinden Alınan Kök Hücre Kullanıldı</strong><p>Merkezde gerçekleştirilen 130&#39;uncu kemik iliği naklinin, ağır talasemi tanısı bulunan bir çocuk hastaya uygulandığını açıklayan Akyay, uygun kök hücre kaynağının hastanın 3 yaşındaki kardeşi olduğunu belirtti. Tedavisi devam eden çocuğun sağlık durumunun iyi olduğunu ifade eden Akyay, iyileşme sürecinin planlandığı şekilde ilerlediğini ve taburculuğun umut verici olduğunu söyledi.</p><p>Gönüllü Kök Hücre Bağışı İçin Çağrı Yapıldı</p><p>Prof. Dr. Arzu Özşahin Akyay, kök hücre bağışçılarının sayısının artırılmasının birçok çocuk için yaşamsal önem taşıdığına dikkat çekti. Ailelerde çocuk sayısının azalmasının tam uyumlu donör bulma ihtimalini düşürdüğünü belirten Akyay, anne ve babalarda tam uyum oranının oldukça düşük, kardeşlerde ise sınırlı seviyede olduğunu ifade etti. Kendisinin de gönüllü kök hücre bağışçısı olduğunu söyleyen Akyay, uygun eşleşme gerçekleştiğinde bağış kararından vazgeçilmemesi gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Arzu Özşahin Akyay, kök hücre bağışının bağışçı açısından kalıcı bir sağlık sorununa neden olmadığını vurguladı. Bağışlanan kök hücrelerin kısa süre içinde vücut tarafından yeniden üretildiğini ifade eden Akyay, daha fazla hastaya umut olabilmek için vatandaşlara gönüllü donör olmaları çağrısında bulundu.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/malatya-daki-merkez-avrupa-yi-_1785247357_QKFaCB.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya'daki Merkez Avrupa'yı Geride Bıraktı! Başarı Oranı Dikkat Çekti ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/malatya-daki-merkez-avrupa-yi-_1785247357_QKFaCB.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatyalı Darende Devlet Hastanesi’nde Yeni Başhekim Göreve Başladı!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/malatyali-darende-devlet-hastanesi-nde-yeni-bashekim-goreve-basladi/39964/</link>
            <description><![CDATA[Malatya'nın Darende ilçesinde hizmet veren Darende Hulusi Efendi Devlet Hastanesi, yönetim kadrosunda önemli bir değişikliğe gitti. Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Furkan Yılmaz, hastanenin yeni başhekimi olarak görevlendirildi. Yeni görevine 28 Temmuz 2026 tarihinde başlayan Yılmaz'ın sağlık yönetimindeki deneyimiyle hastanede çalışmalarını sürdüreceği belirtildi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/malatyali-darende-devlet-hastanesi-nde-yeni-bashekim-goreve-basladi/39964/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 15:38:05 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>1991 yılında Malatya&#39;da dünyaya gelen Dr. Ömer Furkan Yılmaz, ilk ve ortaöğretiminin ardından lise eğitimini de kentte tamamladı. Tıp eğitimini İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi&#39;nde alan Yılmaz, uzmanlık eğitimini ise İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı&#39;nda tamamlayarak psikiyatri uzmanı unvanını aldı. Mesleki kariyerini hem klinik hem de idari görevlerle sürdüren Yılmaz, sağlık alanındaki çalışmalarını farklı kurumlarda edindiği deneyimlerle geliştirdi.</p><strong>Sağlık Yönetiminde Önemli Görevler Üstlendi</strong><p>Dr. Ömer Furkan Yılmaz, 2022 ile 2024 yılları arasında Malatya İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde iş yeri hekimi olarak görev yaptı. Ardından 2024-2026 döneminde Battalgazi Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcılığı görevini üstlenerek hastane yönetiminde aktif rol aldı. İdari görevlerinin yanı sıra sosyal sorumluluk çalışmalarında da yer alan Yılmaz, aynı zamanda Malatya Yeşilay Şube Başkan Yardımcılığı görevini sürdürüyor.</p><strong>Görevine Resmen Başladı</strong><p>Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan görevlendirme kapsamında Darende Hulusi Efendi Devlet Hastanesi Başhekimliği görevine getirilen Dr. Ömer Furkan Yılmaz, 28 Temmuz 2026 itibarıyla görevine başladı. Yeni dönemde hastanedeki sağlık hizmetlerinin koordinasyonu ve idari süreçlerin yönetimi, Yılmaz&#39;ın sorumluluğunda yürütülecek.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/malatyali-darende-devlet-hasta_1785242284_8Ndw9Z.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatyalı Darende Devlet Hastanesi’nde Yeni Başhekim Göreve Başladı! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/malatyali-darende-devlet-hasta_1785242284_8Ndw9Z.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ebola Salgınında Bilanço Ağırlaşıyor!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/ebola-salgininda-bilanco-agirlasiyor/39919/</link>
            <description><![CDATA[Orta Afrika ülkesi Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Mayıs ayının ortalarında patlak veren Ebola salgınıyla mücadelede zor günler geçiriyor. Sağlık yetkililerinin paylaştığı son veriler, salgının kontrol altına alınmakta güçlük çekildiğini ve vefat sayısının bin dört yüz sınırını aştığını gösteriyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/ebola-salgininda-bilanco-agirlasiyor/39919/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 18:51:36 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ülke genelinde virüse yakalanan toplam kişi sayısı ise üç bin iki yüz seviyesine dayandı. İlk olarak ülkenin doğu kesimlerindeki Ituri bölgesinde şüpheli ölümlerle baş gösteren kriz, kısa sürede sınırlarını aşarak geniş bir coğrafi alana yayıldı.</p><strong>Beş Farklı Eyalet Karantina Altında</strong><p>Salgının yayılım hızı, sağlık altyapısı yetersiz olan bölgede endişeleri daha da artırıyor. Sağlık Bakanlığı kanadından aktarılan bilgiler doğrultusunda virüsün Ituri, Kuzey Kivu, Güney Kivu, Haut-Uele ve Tshopo olmak üzere beş kritik eyalete birden sıçradığı kaydedildi. İzolasyon ünitelerinde ve tam teşekküllü hastanelerde yedi yüz yetmişten fazla vatandaşın tedavisi titizlikle sürdürülüyor. Sağlık ekipleri, yeni vakaların önüne geçebilmek adına sahada amansız bir temaslı takibi yürütürken, şu ana kadar sağlığına kavuşanların sayısı ise beş yüz yetmiş bir olarak kayıtlara geçti.</p><strong>Tedavisi Ve Aşısı Bulunmayan Nadir Varyant Alarmı</strong><p>Mevcut krizi önceki salgınlardan daha tehlikeli kılan en temel unsur, virüsün türü olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, bölgede etkisini gösteren suşun 'Bundibugyo' adı verilen ve tıp dünyasında oldukça nadir rastlanan bir Ebola varyantı olduğunu dile getiriyor. Bu spesifik varyanta karşı geliştirilmiş, onay almış nihai bir aşı veya doğrudan tedavi edici bir ilaç formülü henüz bulunmuyor. Dünya Sağlık Örgütü de salgının hemen ardından durumun ciddiyetine dikkat çekerek uluslararası halk sağlığı acil durumu ilan etmiş ve küresel yardım çağrısında bulunmuştu.</p><strong>Tarihin En Ölümcül Kanamalı Ateş Virüsünün Geçmişi</strong><p>İnsan vücudunda ağır kanamalı ateşe sebebiyet vererek organ yetmezliğine yol açan bu tehlikeli virüs, insanlıkla ilk kez 1976 yılında tanışmıştı. İsmini, ilk görüldüğü yerleşim yerinin yakınlarından geçen nehirden alan Ebola, geçmiş yıllarda da kıta genelinde kitlesel kayıplara yol açtı. Özellikle 2013 yılı sonunda Batı Afrika coğrafyasında patlak veren devasa dalga; Gine, Liberya ve Sierra Leone gibi ülkeleri esir alarak otuz bin kişiye bulaşmış ve on bir binden fazla insanın yaşamını kaybetmesine neden olmuştu. Bütün bu tarihsel arka plan, Kongo&#39;da yaşanan son krizin küresel boyutta neden yakından takip edildiğini açıkça gözler önüne seriyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/ebola-salgininda-bilanco-agirl_1785167490_fREiC5.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ebola Salgınında Bilanço Ağırlaşıyor! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/ebola-salgininda-bilanco-agirl_1785167490_fREiC5.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Gıda Alerjisi Olan Miniklere Devlet Eli!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/gida-alerjisi-olan-miniklere-devlet-eli/39912/</link>
            <description><![CDATA[Bebeklik çağında ortaya çıkan özel sağlık durumları ve beslenme hassasiyetleri, ailelerin bütçesinde ciddi bir kalem oluşturmaya devam ediyor. Sosyal devlet anlayışı doğrultusunda hareket eden yetkililer, özellikle erken çocukluk döneminde hayati önem taşıyan özel gıda takviyelerine yönelik devasa bir finansal kaynak ayırdı.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/gida-alerjisi-olan-miniklere-devlet-eli/39912/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 18:27:21 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yapılan resmi bilgilendirmelere göre, gelişim sürecinde kritik bir evrede bulunan miniklerin beslenme ihtiyaçlarını karşılamak adına yürütülen çalışmalar hız kesmeden sürdürülüyor.</p><strong>Özel Beslenme Gereksinimine Kaynak Aktarıldı</strong><p>Gelişim çağındaki bebeklerde sıklıkla görülen inek sütü ve birden fazla gıdaya karşı gelişen alerjik reaksiyonlar, standart gıdaların tüketimini imkansız kılarken özel formüle edilmiş tıbbi mamaların kullanımını zorunlu hale getiriyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde yürütülen tedarik ve ödeme süreçleri kapsamında, sıfır ile iki yaş arasındaki alerjik bebeklerin beslenme giderleri için rekor bir bütçe kullanıldı. Geçtiğimiz yıla ait veriler incelendiğinde, bu özel durumdan muzdarip olan çocukların ailelerine yönelik gerçekleştirilen tıbbi mama desteğinin üç milyar yüz milyon lirayı aştığı görüldü.</p><strong>Güçlü Aile Yapısı İçin Destekler Sürecek</strong><p>Ebeveynlerin omuzundaki maddi yükü önemli ölçüde hafifleten bu uygulama, çocukların büyüme evresinde ihtiyaç duyduğu besin değerlerini kesintisiz alabilmesine olanak tanıyor. Kamuoyuna yapılan değerlendirmelerde, aile kurumunun sağlam temeller üzerine oturması ve yeni yetişen nesillerin eksiksiz bir şekilde sağlık hizmetlerine erişebilmesi temel gaye olarak öne çıkarıldı. Sosyal güvenlik şemsiyesi altında sağlanan bu tür katkıların, önümüzdeki dönemlerde de miniklerin geleceğini güvence altına almak adına kararlılıkla devam edeceği altı çizilerek belirtildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/gida-alerjisi-olan-miniklere-d_1785166035_CWr4Xq.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Gıda Alerjisi Olan Miniklere Devlet Eli! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/gida-alerjisi-olan-miniklere-d_1785166035_CWr4Xq.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Mutfaklardaki Gizli Şifa Deposu! Sağlığı Tepeden Tırnağa Yenileyen Süper Besin]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/mutfaklardaki-gizli-sifa-deposu-sagligi-tepeden-tirnaga-yenileyen-super-besin/39814/</link>
            <description><![CDATA[Son yıllarda sağlıklı yaşam trendlerinin vazgeçilmez bir parçası haline gelen Salvia hispanica bitkisinin tohumları, mikro ölçekteki boyutlarına rağmen olağanüstü bir besin profili sunuyor. Bitkisel dünyada ender rastlanan bir özelliğe sahip olan bu gıda, vücudun dışarıdan almak zorunda olduğu dokuz temel amino asidin tamamını barındırarak eksiksiz bir protein kaynağı oluşturuyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/mutfaklardaki-gizli-sifa-deposu-sagligi-tepeden-tirnaga-yenileyen-super-besin/39814/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 14:12:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>İçeriğindeki yoğun alfa-linolenik asit (ALA) sayesinde hücresel düzeyde yenilenmeyi desteklerken, glutensiz yapısıyla da hassasiyeti olan bireyler için güvenli bir alternatif üretiyor.</p><p>Günün her saatinde rahatlıkla tüketilebilen bu besin, özellikle sindirim dostu çözünür lifler, antioksidan bileşikler ve hayati mineraller açısından oldukça zengindir. İçerisindeki kafeik asit, kuersetin ve kamferol gibi güçlü antioksidanlar, dokularda biriken serbest radikallerle savaşarak erken yaşlanma belirtilerini geciktiriyor ve kronik hastalıklara karşı vücutta doğal bir savunma mekanizması kuruyor.</p><strong>Kalp ve Damar Sisteminden Beyin Fonksiyonlarına Uzanan Geniş Koruma</strong><p>Bu özel tohumun düzenli kullanımında ortaya çıkan en somut etkilerden biri, kan tablosu üzerindeki olumlu değişimlerdir. Yapısındaki faydalı yağ asitleri ve lifler, kandaki kötü kolesterol ile trigliserid seviyelerinin dengelenmesine doğrudan katkı sağlıyor. Damar esnekliğini artıran ve kan basıncını kontrol altında tutmaya yardım eden etken maddeler, uzun vadede kardiyovasküler rahatsızlıklara yakalanma riskini belirgin ölçüde azaltıyor.</p><p>Metabolizma üzerindeki düzenleyici rolü sadece kalp sağlığıyla sınırlı kalmıyor. Yavaş sindirilen kompleks karbonhidrat yapısı, öğün sonrasında kan şekerinde aniden yaşanan dalgalanmaların önüne geçerek insülin direnci gelişimini engellemeye yardımcı oluyor. Ayrıca sinir iletimi ve hücresel iletişim süreçlerini destekleyen mineral içeriği, bilişsel kabiliyetleri güçlendirip hafıza fonksiyonlarının zinde kalmasına zemin hazırlıyor. Bağışıklık hücrelerinin hareket kabiliyetini artıran bu eşsiz profil, genel vücut direncinin her daim yüksek kalmasını destekliyor.</p><strong>Doğru Hazırlama Yöntemleri ve Tüketim Kuralları</strong><p>Nötr bir tat profiline sahip olması, bu şifalı besinin mutfakta son derece geniş bir kullanım alanına sahip olmasını sağlıyor. Çiğ olarak salataların, çorbaların veya yoğurt kaselerinin üzerine serpilebileceği gibi, sıvılarla temas ettiğinde jel kıvamına geçme özelliğinden faydalanılarak enfes tatlılar ve smoothie tarifleri de hazırlanabiliyor. Tohumların tam anlamıyla jelleşebilmesi ve besin değerlerini en iyi şekilde dışarı salabilmesi için tüketimden önce sıvıda en az bir saat bekletilmesi öneriliyor. Pişirme işlemine maruz kalmadan doğrudan kullanılması ise hassas yağ asitlerinin ve antioksidanların korunması açısından kritik önem taşıyor.</p><p>Yüksek lif oranından maksimum verim alabilmek ve tokluk hissini gün geneline yayabilmek için günlük bir veya iki yemek kaşığı miktarını aşmamak gerekiyor. Tohumların jel oluştururken vücuttaki suyu kullanma eğilimi göz önüne alındığında, gün içerisinde tüketilen su miktarını artırmak en temel gereklilik olarak öne çıkıyor.</p><strong>Yanlış Kullanımda Karşılaşılabilecek Olası Riskler</strong><p>Her faydalı gıdada olduğu gibi, bu süper besinin tüketiminde de aşırıya kaçmak ya da yanlış yöntemler uygulamak bazı metabolik aksaklıklara zemin hazırlayabilir. Vücudun aniden yüksek miktarda lifle karşılaşması; karın bölgesinde şişkinlik, yoğun gaz veya sindirim sistemi krampları şeklinde tepkilere yol açabilir. Bunun da ötesinde, ıslatılmadan kuru şekilde doğrudan yutulması durumunda, tohumlar yemek borusundaki nemi emip aniden genleşerek yutma güçlüğü ve tıkanma riski oluşturabilir.</p><p>Kronik rahatsızlığı bulunan ve düzenli ilaç kullanan bireylerin ise ekstra temkinli davranması gerekiyor. Doğal yapısı gereği kanı inceltici, tansiyonu ve kan şekerini düşürücü etkiler gösterdiğinden; hipertansiyon, diyabet veya pıhtılaşma önleyici ilaç tedavisi gören kişilerin bu gıdayı beslenme programlarına eklemeden önce mutlaka uzman bir hekime danışması hayati önem taşıyor. Hamilelik döneminde olanların ve iltihaplı bağırsak hastalığı aktif seyreden bireylerin de porsiyon kontrolünü yetkili sağlık profesyonelleri rehberliğinde planlaması öneriliyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/mutfaklardaki-gizli-sifa-depos_1784911134_B1wGgF.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Mutfaklardaki Gizli Şifa Deposu! Sağlığı Tepeden Tırnağa Yenileyen Süper Besin ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/mutfaklardaki-gizli-sifa-depos_1784911134_B1wGgF.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Gece Bacak Krampı Neden Olur? En Sık Görülen Nedenler ve Korunma Yolları!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/gece-bacak-krampi-neden-olur-en-sik-gorulen-nedenler-ve-korunma-yollari/39813/</link>
            <description><![CDATA[Gece uykusunun en derin ve dinlendirici anlarında aniden bacakta beliren keskin sancı, milyonlarca insanın ortak sorunu olarak öne çıkıyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/gece-bacak-krampi-neden-olur-en-sik-gorulen-nedenler-ve-korunma-yollari/39813/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 13:52:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Gece uykusunun en derin ve dinlendirici anlarında aniden bacakta beliren keskin sancı, milyonlarca insanın ortak sorunu olarak öne çıkıyor. Bacak bölgesindeki kas gruplarının beklenmedik bir anda istemsizce büzülmesi ve uzun süre gevşememesiyle şekillenen bu durum, tıp dünyasında gece krampları adıyla tanımlanıyor. Yapılan araştırmalar, hareket kabiliyetimizin temelini oluşturan kas dokularının bu tür tepkileri verirken tamamen kontrol dışı bir mekanizmayla hareket ettiğini ortaya koyuyor. Normal şartlarda düzenli olarak kasılıp gevşeme döngüsüne sahip olan kas lifleri, kimi zaman bu biyolojik ritmi kaybederek kilitlenme noktasına geliyor.</p><p data-path-to-node='3'>Söz konusu kilitlenme hali, yalnızca anlık bir acı yaşatmakla kalmayıp bireylerin uyku kalitesini de ciddi oranda düşürüyor. Sinir sisteminin kaslara ilettiği uyarılardaki aksamalar, kas dokusundaki yorgunluk birikimi ve kan dolaşımında meydana gelen yavaşlamalar bu tablonun arkasındaki ana etkenler arasında sayılıyor. Ayrıca vücuttaki sıvı ve mineral dengesinde yaşanan dengesizlikler de kasların doğru biçimde esnemesini engelleyerek gece ağrılı spazmların yaşanmasını tetikliyor. Uyku ortasında yaşanan bu ani rahatsızlık, genel vücut sağlığının korunması açısından göz ardı edilmemesi gereken önemli bir işaret niteliği taşıyor.</p><strong>Sinir Hücrelerinin Aşırı Uyarılması Ve Hareketsiz Yaşam</strong><p data-path-to-node='5'>Araştırmacılar, gece bacaklarda meydana gelen sertleşmelerin temelinde kasları yöneten motor sinir hücrelerinin aşırı aktif hale gelmesinin yattığını vurguluyor. Gece uykusu esnasında vücut dinlenme moduna geçerken, ayak ve bacak kaslarının aldığı doğal duruş pozisyonu baldır kaslarının kısalmasına zemin hazırlıyor. Kasların bu şekilde sürekli kısa pozisyonda kalması, sinir uçlarının istemsiz uyarılmasına ve kas liflerinin aniden spazm geçirmesine yol açabiliyor. Dolayısıyla uykudaki anatomik duruş biçimi, kramp riskini doğrudan artıran faktörlerin başında geliyor.</p><p data-path-to-node='6'>Günün büyük bölümünü hareketsiz geçirmek de gece ortaya çıkan kas kasılmalarını tetikleyen bir diğer kritik unsur olarak öne çıkıyor. Gün boyunca masa başında çalışan ya da uzun süre oturarak zaman geçiren kişilerde bacak kas gücünün %15,8 oranında azaldığı ve dokuların esnekliğini kaybettiği gözlemleniyor. Zayıflayan ve esnekliğini yitiren kaslar, gece boyunca en ufak bir gerilmeye bile aşırı tepki vererek kilitlenebiliyor. Diğer taraftan, gündüz yapılan aşırı ağır egzersizler ve kasların aşırı zorlanması da benzer şekilde gece spazmlarını davet eden biyolojik bir yorgunluk üretiyor.</p><strong>Vücuttaki Sıvı Eksikliği Ve Mineral Dengesinin Bozulması</strong><p data-path-to-node='8'>Bacak kaslarının sağlıklı bir şekilde fonksiyon gösterebilmesi, organizmadaki su ve elektrolit seviyesinin ideal oranlarda kalmasına bağlı bulunuyor. Gün içerisinde yeterli miktarda su tüketilmeyen durumlarda, hücreler arası sıvı oranı %3,5 gibi oranlarda gerileyerek kas liflerinin sinirsel uyarılara karşı hassasiyetini artırıyor. Dehidrasyon olarak adlandırılan sıvı kaybı, kas dokularının gevşeme mekanizmasını doğrudan bozarak gece kramplarının sıklığını belirgin biçimde tırmandırıyor. Yoğun terleme yaşanan sıcak günlerde ya da ağır antrenman sonrasında bu risk iki katına çıkıyor.</p><p class='animating' data-path-to-node='9'>Sıvı kaybının yanı sıra magnezyum, potasyum ve kalsiyum gibi hayati minerallerin vücuttaki eksikliği de kas hücrelerinin elektriksel iletimini olumsuz etkiliyor. Mineral eksikliği yaşayan bireylerde sinir sinyalleri kaslara hatalı komutlar gönderiyor ve kasın aniden kasılı kalmasına yol açıyor. Yapılan klinik takipler, doğru beslenme alışkanlıkları ve düzenli sıvı alımı sağlayan hastaların %45,2 kadarında gece kramplarının belirgin şekilde azaldığını gösteriyor. Biyolojik dengenin korunması, bacak kaslarının uykudaki huzurunu doğrudan etkileyen temel yapı taşını oluşturuyor.</p><strong>Gece Kramplarına Karşı Alınabilecek Koruyucu Önlemler</strong><p class='animating' data-path-to-node='11'>Gece bacak kasılmalarının önüne geçebilmek adına günlük yaşam rutinlerinde bazı basit fakat etkili değişiklikler yapılması öneriliyor. Uyku öncesinde bacak ve baldır bölgesine uygulanacak hafif esnetme hareketleri, kas liflerinin boyunu uzatarak gece boyunca büzülme riskini minimuma indiriyor. Ayrıca yatış pozisyonunu düzenlemek, ayakların yatak içerisinde çok fazla aşağıya doğru bükülmesini önlemek de kasların kısalmasını engellemede büyük rol oynuyor. Gün içinde düzenli yürüyüşler yapmak ve kan dolaşımını canlı tutmak kas dokularını güçlendiriyor.</p><p data-path-to-node='12'>Aniden ortaya çıkan kramp anında ise panik yapmadan kası yavaşça esnetmek en etkili müdahale yöntemi olarak biliniyor. Kramp giren bacağı düz tutarak ayak parmaklarını yukarıya, yani kaval kemiğine doğru yavaşça çekmek, kasılmış baldır kasının gevşemesini doğrudan sağlıyor. Bölgeye hafifçe masaj yapmak veya ılık bir kompres uygulamak da kan akışını hızlandırarak kasın normale dönmesine yardımcı oluyor. Uzmanlar, haftada 3 kereden fazla tekrarlayan ve şiddetli ağrıyla seyreden kramplarda ise altında yatan farklı bir dolaşım ya da sinir sistemi rahatsızlığı olma ihtimaline karşı sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini hatırlatıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/gece-bacak-krampi-neden-olur-e_1784966258_fOsXj3.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Gece Bacak Krampı Neden Olur? En Sık Görülen Nedenler ve Korunma Yolları! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/gece-bacak-krampi-neden-olur-e_1784966258_fOsXj3.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya’da Küçük Yakup İçin Umut Dolu Yeni Sayfa]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/malatya-da-kucuk-yakup-icin-umut-dolu-yeni-sayfa/39812/</link>
            <description><![CDATA[Şırnak'ta yaşayan 9 yaşındaki Down sendromlu Yakup Davut Yetik, İstanbul'dan gelen nakil haberiyle diyaliz cihazına bağlı geçirdiği yıllara veda etti. İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nde gerçekleştirilen başarılı ameliyat, hem minik Yakup'a yepyeni bir yaşam sundu hem de bölgede tıp adına önemli bir ilk olarak kayıtlara geçti.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/malatya-da-kucuk-yakup-icin-umut-dolu-yeni-sayfa/39812/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 13:36:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Henüz 9 yaşında olan Yakup Davut Yetik için hayat, yaklaşık 5 yıldır diyaliz merkezleri ile ev arasında mekik dokuyarak geçiyordu. Doğuştan gelen Down sendromunun yanı sıra böbrek yetmezliği teşhisiyle mücadele eden minik Yakup&#39;un ve ailesinin en büyük arzusu, bir gün özgürce koşup oynayabileceği sağlıklı günlere kavuşmaktı. Şırnak&#39;tan Malatya&#39;ya uzanan tedavi maratonunda beklenen müjdeli haber, kilometrelerce öteden, İstanbul&#39;dan geldi. Yaşamını yitiren 17 yaşındaki bir gencin kederli ailesi, evlatlarının organlarını bağışlama kararı alarak çaresizlik içindeki başka bir aileye hayat ışığı oldu.</p><strong>Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi Çok Önemli Bir İlke İmza Attı</strong><p>Bağış kararının ardından Sağlık Bakanlığı&#39;nın koordinasyon zinciri hızla harekete geçti. İstanbul, Şırnak, Diyarbakır ve Malatya hattında zamanla yarışılan yoğun bir lojistik süreç işletildi. 25 Haziran tarihinde İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi&#39;nin deneyimli cerrahi ekibi tarafından gerçekleştirilen ameliyatla, kadavradan alınan böbrek küçük Yakup&#39;a nakledildi. Başarıyla tamamlanan bu operasyon, Turgut Özal Tıp Merkezi bünyesinde Down sendromlu bir çocuk hastaya yapılan ilk kadavra böbrek nakli olma özelliğini taşıyor. Yıllardır periton diyalizine bağlı yaşamak zorunda kalan küçük çocuk, operasyonun ardından makinelere veda ederek yeni bir hayata gözlerini açtı.</p><p>Ameliyat ve tedavi sürecini yöneten Böbrek Nakli Sorumlusu Prof. Dr. Turgut Pişkin, özel gereksinimli çocuklarda nakil sonrası takibin ekstra titizlik gerektirdiğini vurguluyor. Sağlık ekibi olarak operasyon öncesinde ilaç kullanım uyumu ve periyodik kontroller konusunda bazı çekinceler yaşadıklarını belirten Prof. Dr. Pişkin, Yakup&#39;un sergilediği disiplinle herkesi şaşırttığını ifade ediyor. Küçük hastanın tedavi kurallarına eksiksiz uyarak büyük bir olgunluk gösterdiğini aktaran uzman isim, sürecin gizli kahramanının Yakup&#39;un kendisi ve ona gözü gibi bakan ailesi olduğunu belirtiyor.</p><strong>Bir Ailenin Büyük Acısı Başka Bir Çocuğa Umut Oldu</strong><p>Acılı bir ailenin en zor anlarında aldığı organ bağışı kararı, organ naklinin toplum sağlığı açısından ne kadar kritik bir rol oynadığını bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlar, Türkiye&#39;de yürütülen organ nakli sisteminin son derece adil, şeffaf ve hızlı işleyen bir altyapıya sahip olduğuna dikkat çekiyor. Hayatını kaybeden gencin ailesine başsağlığı dileyen sağlık heyeti, toplumsal farkındalığın artması halinde binlerce diyaliz hastası çocuğun benzer şekilde sağlığına kavuşabileceğini hatırlatıyor. Organ bağışının yarın kimin kapısını çalacağının bilinemeyeceği, bu nedenle her bireyin bu konuda hassasiyet göstermesi gerektiği vurgulanıyor.</p><p>Aylarca ve hatta yıllarca organ bekleme listelerinde umut arayan aileler için bu tür başarılı nakil haberleri adeta tutunacak bir dal oluyor. Yakup&#39;un anne ve babası da bu zorlu yolculuğun mutlu sonla bitmesinin huzurunu yaşıyor. Evlatlarının artık yaşıtları gibi sokağa çıkıp oynayabileceği günleri iple çeken aile, yaşadıkları bu mucizeye vesile olan hayırsever aileye ve gece gündüz demeden çalışan tüm sağlık ekibine şükranlarını sunuyor. Şırnak&#39;a cebinde büyük bir umutla dönmeye hazırlanan aile, gittikleri her yerde organ bağışının önemini anlatmayı ve bu bilinci yaymayı kendilerine bir borç biliyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/malatya-da-kucuk-yakup-icin-um_1784975758_RYK2q3.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya’da Küçük Yakup İçin Umut Dolu Yeni Sayfa ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/malatya-da-kucuk-yakup-icin-um_1784975758_RYK2q3.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzmanlar Uyardı: Listeria Bakterisi Nasıl Bulaşır, Hangi Ürünlerden Uzak Durulmalı?]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/uzmanlar-uyardi-listeria-bakterisi-nasil-bulasir-hangi-urunlerden-uzak-durulmali/39751/</link>
            <description><![CDATA[Gıda hijyeni konuları küresel ölçekte yeniden tartışmaya açılırken, soğuk zincir halkalarında sessizce çoğalabilen patojen mikroorganizmalar insan sağlığını tehdit etmeye devam ediyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/uzmanlar-uyardi-listeria-bakterisi-nasil-bulasir-hangi-urunlerden-uzak-durulmali/39751/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:16:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Gıda hijyeni konuları küresel ölçekte yeniden tartışmaya açılırken, soğuk zincir halkalarında sessizce çoğalabilen patojen mikroorganizmalar insan sağlığını tehdit etmeye devam ediyor. Bu mikrobiyolojik unsurların başında gelen ve tıp literatüründe Listeria monocytogenes adıyla bilinen zararlı bakteri, özellikle modern gıda üretim tesislerinin ve ev tipi buzdolaplarının görünmez bir tehlikesi haline gelmiş durumdadır.</p><p data-path-to-node='8'>Son yıllarda artan endüstriyel gıda tüketimi ve hazır gıda sektörünün genişlemesi, söz konusu bakterinin yayılım alanlarını belirgin şekilde genişletmiştir. Bağışıklık mekanizması zayıf olan bireyler ile gebe kadınlarda ölümcül komplikasyonlara yol açabilen bu enfeksiyon kaynağı, dünya genelindeki sağlık otoritelerinin ve gıda denetim kurumlarının yakın takibinde bulunmaya devam etmektedir.</p><strong>Soğuk Ortamlarda Çoğalan Tehlikeli Bakterinin Yapısal Özellikleri</strong><p data-path-to-node='10'>Gram pozitif nitelikteki bu tehlikeli mikroorganizma, doğada toprakta, durgun su kaynaklarında, çürüyen bitkisel atıklarda ve çiftlik hayvanlarının sindirim kanallarında doğal olarak varlığını sürdürmektedir. Hücresel yapısı gereği son derece dayanıklı bir profile sahip olan bu patojen, diğer pek çok biyolojik ajanın aksine oksijensiz ortamlarda dahi yaşamsal faaliyetlerine devam edebilmektedir.</p><p data-path-to-node='11'>Geleneksel zararlı bakterilerin aksine bu türün en belirgin ayırt edici niteliği, soğuk hava depolarında ve sıradan ev buzdolaplarındaki 4 derece civarındaki sıcaklıklarda dahi üremeyi sürdürebilmesidir. Düşük sıcaklık koşullarına adaptasyon sağlayan bu biyolojik mekanizma, gıdaların soğutucularda saklanarak muhafaza edilmesi mantığını tamamen devre dışı bırakmakta ve hazır paketli gıdalarda ciddi bir risk faktörü oluşturmaktadır.</p><strong>Bulaş Riskini Artıran Riskli Gıda Grupları Ve Çevresel Etkenler</strong><p data-path-to-node='13'>Bu zararlı mikroorganizmanın en sık tespit edildiği ortamlar, işlenmiş ve tüketime hazır hale getirilmiş gıda maddeleridir. Isıl işlem görmemiş çiğ sütler ile bu sütlerden üretilen otlu peynir, yumuşak beyaz peynir ve küflü peynir çeşitleri bulaş zincirinin ilk halkasını oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra fabrika ortamında dilimlenmiş sosis, salam, füme et ürünleri ve paketlenmiş soğuk mezeler bakterinin hızlıca yayılmasına zemin hazırlamaktadır.</p><p data-path-to-node='14'>Deniz ürünleri kategorisinde özellikle soğuk tütsüleme tekniğiyle hazırlanan somon gibi balıklar ve tam pişirilmeden satışa sunulan kabuklu deniz canlıları risk barındırmaktadır. Tarımsal alanda ise hayvansal gübrelerle temas eden toprakta yetişen ve iyi yıkanmadan çiğ tüketilen göbek marul, ıspanak, lahana gibi yapraklı sebzeler ile hazır salata paketleri bulaş riskini en üst seviyeye çıkarmaktadır.</p><strong>İnsan Vücuduna Giriş Süreci Ve Gelişen Organik Tahribatlar</strong><p data-path-to-node='16'>Kontamine olmuş gıdaların ağız yoluyla alınması sonucunda midedeki asit bariyerini aşan mikroorganizmalar, doğrudan bağırsak epitellerine tutunarak çoğalmaya başlamaktadır. Sağlıklı yetişkin bireylere kıyasla vücudun doğal savunma mekanizmaları zayıf kalan kişilerde bu biyolojik saldırı ağır seyrederken, biyolojik etkenler kısa sürede kan dolaşımına geçiş yapmaktadır.</p><p data-path-to-node='17'>Kan dolaşımı vasıtasıyla hayati organlara taşınan patojen, merkezi sinir sistemine ulaşarak beyin zarı iltihaplanması olan menenjite veya beyin dokusu enfeksiyonlarına yol açabilmektedir. Anne adaylarında ise plasenta bariyerini aşma yeteneğine sahip olan bu canlı, fetüse zarar vererek düşük riskini, erken doğum vakalarını ve yenidoğanda gelişen ağır enfeksiyon tablolarını tetiklemektedir.</p><strong>Endüstriyel Üretim Hatlarında Çapraz Bulaşma Kanalları</strong><p data-path-to-node='19'>Gıda işleme tesislerinde kullanılan metal yüzeylerde, kesme tezgahlarında ve taşıyıcı bantlarda biyofilm adı verilen koruyucu tabakalar oluşturan bu patojen, standart temizlik işlemlerine karşı direnç kazanabilmektedir. Üretim bantlarının bir noktasında meydana gelen mikroorganizma varlığı, hat boyunca ilerleyen binlerce paketli ürüne kısa sürede bulaşabilmektedir.</p><p data-path-to-node='20'>Mutfak ortamlarında ise çiğ et kesilen tahtaların ve bıçakların yıkanmadan pişmiş gıdalarla temas ettirilmesi çapraz bulaşmanın ana sebebidir. Soğuk zincirin lojistik taşıma sırasında kırılması veya buzdolabı sıcaklığının 5 derecenin üzerine çıkması durumunda, gıdalardaki bakteri popülasyonu katlanarak artış göstermektedir.</p><strong>Kritik Klinik Belirtiler Ve Hastalığın Seyir Evreleri</strong><p data-path-to-node='22'>Enfeksiyonun kuluçka süresi bünyeye alınan bakteri miktarına ve kişinin genel sağlık durumuna bağlı olarak 3 gün ile 70 gün arasında değişkenlik gösterebilmektedir. İlk evrede mide bulantısı, kusma, sulu ishal, karın bölgesinde kramplar ve hafif yüksek ateş gibi klasik zehirlenme emareleri gözlemlenmektedir.</p><p data-path-to-node='23'>Hastalığın ağırlaştığı ve kana karıştığı evrelerde ise 39,5 dereceyi bulan yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, ense sertliği, denge kaybı, kas koordinasyon bozukluğu ve zihinsel bulanıklık gibi nörolojik bulgular ortaya çıkmaktadır. Gebelerde ise yüksek ateş ve kas ağrıları ile başlayan grip benzeri tablolar doğrudan uzman doktor kontrolü gerektirmektedir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/uzmanlar-uyardi-listeria-bakte_1784877325_hYjvIk.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzmanlar Uyardı: Listeria Bakterisi Nasıl Bulaşır, Hangi Ürünlerden Uzak Durulmalı? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/uzmanlar-uyardi-listeria-bakte_1784877325_hYjvIk.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yaz Tatilinde Çocukların Göz Sağlığı İçin Uyarı!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/yaz-tatilinde-cocuklarin-goz-sagligi-icin-uyari/39725/</link>
            <description><![CDATA[Yaz tatilinin başlamasıyla birlikte çocukların telefon, tablet ve bilgisayar kullanım süreleri belirgin şekilde artarken, sıcak hava koşulları ve açık alan aktiviteleri de göz sağlığını tehdit eden unsurları beraberinde getiriyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emel Çolakoğlu, yaz döneminde çocuklarda göz kuruluğu, alerji ve enfeksiyon riskinin yükseldiğine dikkat çekerek ailelerin alması gereken önlemler hakkında önemli bilgiler paylaştı.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/yaz-tatilinde-cocuklarin-goz-sagligi-icin-uyari/39725/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 17:55:12 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yaz tatilinde dijital cihazlarla geçirilen sürenin uzaması, çocuklarda göz yorgunluğu, kuruluk, yanma, batma ve odaklanma güçlüğü gibi şikyetlerin daha sık görülmesine neden olabiliyor. Dr. Emel Çolakoğlu, ekran kullanımının kontrollü şekilde planlanması gerektiğini belirterek, çocukların düzenli aralıklarla gözlerini dinlendirmelerinin önem taşıdığını ifade etti. Uzmanlar, uzun süre ekrana odaklanmanın gözlerin doğal dinlenme sürecini olumsuz etkileyebileceğini, bu nedenle mola alışkanlığının küçük yaşlardan itibaren kazandırılması gerektiğini vurguluyor.</p><strong>Havuz ve Deniz Göz Enfeksiyonu Riskini Artırabiliyor</strong><p>Yaz aylarında serinlemek için tercih edilen havuz ve denizler de göz sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken alanlar arasında yer alıyor. Havuz suyundaki klor ile hijyen eksiklikleri, deniz suyundaki tuz, kum ve mikroorganizmalar gözlerde tahriş, kızarıklık ve enfeksiyon oluşmasına neden olabiliyor. Uzmanlar, özellikle çocukların yüzme sırasında koruyucu yüzücü gözlüğü kullanmalarını, sudan çıktıktan sonra gözlerini temiz suyla yıkamalarını ve kirli ellerle gözlerine temas etmemelerini öneriyor.</p><strong>Kontakt Lens Kullanımında Dikkat Edilmesi Gerekiyor</strong><p>Dr. Çolakoğlu, kontakt lens kullanan çocukların deniz veya havuza lensle girmemesi gerektiğini belirtiyor. Lenslerin su içerisindeki bakteri ve mantarlar için uygun bir yüzey oluşturabileceğini ifade eden uzmanlar, bunun kornea enfeksiyonu riskini artırabileceğine dikkat çekiyor. Zorunlu durumlarda tek kullanımlık lenslerin tercih edilmesi ve yüzme sonrasında lenslerin çıkarılarak kullanılmaması gerektiği belirtiliyor.</p><strong>Her Koyu Camlı Gözlük Güneşten Korumuyor</strong><p>Yaz aylarında güneş ışınlarının etkisiyle gözler daha fazla ultraviyole (UV) ışınına maruz kalıyor. Uzun süre korunmasız şekilde güneşte kalmanın göz dokularına zarar verebileceğini belirten Dr. Emel Çolakoğlu, toplumda yaygın olan önemli bir yanlışa da dikkat çekti. Uzmanlara göre, güneş gözlüğünün yalnızca koyu renk camlı olması yeterli koruma sağladığı anlamına gelmiyor. Çocukların göz sağlığını korumak için UV400 veya yüzde 100 UV korumalı güneş gözlükleri tercih edilmeli. Ayrıca dış ortamda şapka kullanılması ve güneşe doğrudan bakılmaması da gözlerin korunmasına katkı sağlıyor.</p><strong>Yaz Alerjileri Göz Şikyetlerini Tetikliyor</strong><p>Polen, çimen, toz ve küf sporlarının yoğun olduğu yaz aylarında çocuklarda alerjik göz rahatsızlıkları daha sık görülebiliyor. Kaşıntı, sulanma, kızarıklık ve göz kapaklarında şişlik gibi belirtiler ortaya çıkarken, gözlerin ovuşturulması mevcut şikyetleri daha da artırabiliyor. Uzmanlar, alerjik belirtiler görüldüğünde çocukların gözlerini kaşımalarının engellenmesi ve gerekirse göz hastalıkları uzmanına başvurulması gerektiğini belirtiyor.</p><strong>Klimalı Ortamlar Göz Kuruluğuna Neden Olabiliyor</strong><p>Yüksek sıcaklık nedeniyle uzun süre klimalı ortamlarda bulunmak da çocukların göz sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Klimanın oluşturduğu kuru hava, gözyaşı tabakasının daha hızlı buharlaşmasına neden olarak kuruluk, batma, yanma ve yabancı cisim hissi gibi sorunlara yol açabiliyor. Dr. Emel Çolakoğlu, klima hava akımının doğrudan çocukların yüzüne gelmemesi gerektiğini vurgulayarak, gün boyunca yeterli sıvı tüketiminin de göz sağlığının korunmasına destek sağlayacağını ifade etti.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/yaz-tatilinde-cocuklarin-goz-s_1784818507_cpds0X.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yaz Tatilinde Çocukların Göz Sağlığı İçin Uyarı! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/yaz-tatilinde-cocuklarin-goz-s_1784818507_cpds0X.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[KKKA Şüphesiyle Tedavi Gören Kadın Hayatını Kaybetti!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/kkka-suphesiyle-tedavi-goren-kadin-hayatini-kaybetti/39713/</link>
            <description><![CDATA[Yaz aylarında artış gösteren kene vakaları, bir kez daha can kaybıyla sonuçlandı. Tokat'ın Almus ilçesinde kene tutunmasının ardından rahatsızlanan 72 yaşındaki kadın, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) şüphesiyle tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/kkka-suphesiyle-tedavi-goren-kadin-hayatini-kaybetti/39713/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 15:30:30 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Tokat&#39;ın Almus ilçesine bağlı Gökköy köyünde yaşayan Şehriban Öztürk, yaklaşık bir hafta önce vücuduna kene tutunmasının ardından sağlık sorunları yaşamaya başladı. Rahatsızlığının ilerlemesi üzerine yakınları tarafından Almus Devlet Hastanesi&#39;ne götürülen Öztürk, durumunun ağırlaşması nedeniyle ileri tetkik ve tedavi amacıyla Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi&#39;ne sevk edildi.</p><strong>Yoğun Bakımdaki Tedaviye Rağmen Kurtarılamadı</strong><p>Anestezi yoğun bakım servisinde KKKA şüphesiyle tedavi altına alınan 72 yaşındaki kadın, doktorların tüm müdahalelerine rağmen yaşamını yitirdi. Öztürk&#39;ün cenazesi, işlemlerin tamamlanmasının ardından yakınları tarafından teslim alınarak defnedilmek üzere memleketi Gökköy&#39;e götürüldü.</p><strong>Bu Yılki Can Kaybı Sayısı 11&#39;e Yükseldi</strong><p>Son olayla birlikte, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi&#39;nde bu yıl Kırım Kongo Kanamalı Ateşi şüphesiyle tedavi görürken hayatını kaybedenlerin sayısı 11&#39;e ulaştı. Hastaneye, Sivas&#39;ın yanı sıra çevre illerden de KKKA şüphesi taşıyan hastaların sevk edildiği öğrenildi. Uzmanlar, özellikle kırsal alanlarda bulunan vatandaşların kene temasına karşı dikkatli olmaları, vücuda tutunan kenelerin bilinçsiz yöntemlerle çıkarılmaması ve şüpheli durumlarda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini hatırlatıyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kkka-suphesiyle-tedavi-goren-k_1784809825_p4MTyl.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ KKKA Şüphesiyle Tedavi Gören Kadın Hayatını Kaybetti! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/kkka-suphesiyle-tedavi-goren-k_1784809825_p4MTyl.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kongo'da Ebola Tehlikesi Büyüyor!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/kongo-da-ebola-tehlikesi-buyuyor/39622/</link>
            <description><![CDATA[Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde mayıs ayında ilan edilen Ebola salgını etkisini sürdürmeye devam ediyor. Sağlık otoritelerinin paylaştığı son verilere göre, salgında doğrulanan vaka sayısı 2 bin 423'e yükselirken, yaşamını yitirenlerin sayısı 967 olarak kaydedildi. Salgının özellikle ülkenin doğusunda yer alan eyaletlerde yoğunlaştığı belirtilirken, sağlık ekipleri hastalığın yayılmasını önlemek için saha çalışmalarını sürdürüyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/kongo-da-ebola-tehlikesi-buyuyor/39622/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 17:51:29 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kongo Demokratik Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan güncel rapora göre, Ebola vakalarının büyük bölümü Ituri, Kuzey Kivu, Güney Kivu, Haut-Uele ve Tshopo eyaletlerinde tespit edildi. Doğrulanan vakalardan 734 kişinin izolasyon altında veya sağlık kuruluşlarında tedavisinin devam ettiği bildirildi. Raporda ayrıca salgındaki ölüm oranının yaklaşık yüzde 40 seviyesinde olduğu ifade edilirken, temaslı kişilerin takibinin de geniş kapsamlı şekilde sürdürüldüğü aktarıldı.</p><strong>Salgının Nedeni Bundibugyo Varyantı Olarak Açıklandı</strong><p>Ülkede Ebola salgını, Ituri eyaletinde görülen çok sayıda şüpheli vaka ve can kaybının ardından 15 Mayıs&#39;ta resmen ilan edilmişti. Dünya Sağlık Örgütü de kısa süre sonra gelişmeleri uluslararası halk sağlığı açısından acil durum olarak değerlendirmişti. Sağlık yetkilileri, mevcut salgının Bundibugyo adı verilen nadir bir Ebola varyantından kaynaklandığını belirtiyor. Uzmanlar, bu varyant için onaylanmış bir tedavi yöntemi veya aşının bulunmadığına dikkat çekiyor.</p><strong>Ebola Virüsü Geçmişte De Büyük Salgınlara Yol Açtı</strong><p>İlk kez 1976 yılında Afrika&#39;da tespit edilen Ebola virüsü, yüksek ölüm oranıyla bilinen bulaşıcı hastalıklar arasında yer alıyor. Hastalık, adını ilk salgının görüldüğü bölgeye yakın bulunan Ebola Nehri&#39;nden alıyor. Virüs, özellikle 2014-2017 yılları arasında Batı Afrika&#39;da yaşanan büyük salgın sırasında Gine, Liberya ve Sierra Leone&#39;de on binlerce kişiye bulaşmış, 11 binden fazla kişinin yaşamını yitirmesine neden olmuştu.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kongo-da-ebola-tehlikesi-buyuy_1784645484_il3KBP.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kongo'da Ebola Tehlikesi Büyüyor! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/kongo-da-ebola-tehlikesi-buyuy_1784645484_il3KBP.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sağlık Raporları Artık Dijital! e-Devlet Üzerinden Kolay Erişim Dönemi]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/saglik-raporlari-artik-dijital-e-devlet-uzerinden-kolay-erisim-donemi/39500/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, sağlık hizmetlerinde dijitalleşme çalışmalarına bir yenisini ekleyerek e-Rapor sistemini kullanıma sundu. Yeni uygulamayla birlikte daha önce yalnızca fiziki olarak düzenlenebilen bazı istirahat raporları artık elektronik ortamda hazırlanabilecek. Böylece rapor düzenleme ve erişim süreçlerinin daha hızlı ve kolay şekilde yürütülmesi hedefleniyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/saglik-raporlari-artik-dijital-e-devlet-uzerinden-kolay-erisim-donemi/39500/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 12:13:10 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yeni sistem kapsamında düzenlenen istirahat raporları, vatandaşların e-Devlet hesapları üzerinden görüntülenebilecek. Elektronik ortamda oluşturulan raporlar güvenli dijital kayıt sistemi içerisinde saklanırken, ihtiyaç duyulması halinde e-Rapor Doğrulama Servisi aracılığıyla doğrulanabilecek. Uygulama sayesinde birçok işlem için basılı rapor alma zorunluluğu da ortadan kalkacak ve resmi süreçlerin elektronik ortam üzerinden daha kısa sürede tamamlanması sağlanacak.</p><strong>Kimler e-Rapor Sisteminden Yararlanabilecek?</strong><p>Sağlık Bakanlığının hayata geçirdiği uygulamadan öğrenciler, 18 yaşını doldurmamış kişiler, memurlar, kamu görevlileri, esnaf ve serbest meslek sahipleri faydalanabilecek. Yetkilendirilen sağlık kuruluşlarında görev yapan hekimler tarafından hazırlanan istirahat raporları doğrudan elektronik sisteme işlenecek.</p><strong>SGK Kapsamındaki Raporlar Mevcut Sistemle Devam Edecek</strong><p>Bakanlık, e-Rapor uygulamasının Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yürütülen geçici iş göremezlik raporlarından farklı bir sistem olduğuna dikkat çekti. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında geçici iş göremezlik ödeneğinden yararlanabilen 4/A sigortalı çalışanlar ile isteğe bağlı 4/B sigortalılarının istirahat raporları, mevcut SGK altyapısı üzerinden düzenlenmeye devam edecek.</p><strong>Dijital Sağlık Hizmetlerinde Yeni Adım</strong><p>Hayata geçirilen e-Rapor uygulamasıyla sağlık raporlarının hazırlanması, doğrulanması ve görüntülenmesi süreçlerinin dijital ortama taşınması amaçlanıyor. Yeni sistemin hem vatandaşların belgeye erişimini kolaylaştırması hem de sağlık kuruluşlarında yürütülen idari işlemlerin daha hızlı tamamlanmasına katkı sağlaması bekleniyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/saglik-raporlari-artik-dijital_1784452386_tmKvl7.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sağlık Raporları Artık Dijital! e-Devlet Üzerinden Kolay Erişim Dönemi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/saglik-raporlari-artik-dijital_1784452386_tmKvl7.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya'da Başhekim Değişikliği! Dr. Ömer Kalı Yazıhan'a Atandı!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/malatya-da-bashekim-degisikligi-dr-omer-kali-yazihan-a-atandi/39412/</link>
            <description><![CDATA[Malatya'nın Darende ilçesinde yaklaşık 10 aydır Hulusi Efendi Devlet Hastanesi Başhekimi olarak görev yapan Dr. Ömer Kalı, Yazıhan Devlet Hastanesi Başhekimliği görevine atanmasının ardından Darende'deki mesaisine veda etti. Görev sürecinde hayata geçirilen sağlık hizmetlerini değerlendiren Kalı, ilçe halkına teşekkür ederek helallik istedi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/malatya-da-bashekim-degisikligi-dr-omer-kali-yazihan-a-atandi/39412/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 13:51:17 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Başhekimliği döneminde hastanenin sağlık altyapısını güçlendirmeye yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirten Dr. Ömer Kalı, birçok branşta uzman hekim kadrosunun genişletildiğini ifade etti. Bu kapsamda Kulak Burun Boğaz, Enfeksiyon Hastalıkları ve Psikiyatri alanlarında yeni uzman doktorların göreve başladığını aktaran Kalı, hastanenin sağlık hizmeti kapasitesinin önemli ölçüde artırıldığını söyledi. Darende&#39;de uzun süredir ihtiyaç duyulan kardiyoloji alanında da önemli bir gelişme yaşandığını belirten Kalı, ilçe hastanelerinde örneği bulunmayan kardiyoloji uzmanı kadrosunun oluşturulduğunu, kadrolu uzmanın göreve başlamasıyla vatandaşların bu hizmeti ilçede alabileceğini dile getirdi.</p><strong>Fizik Tedavi Ve Servis Kapasitesi Güçlendirildi</strong><p>Hastanede fizik tedavi hizmetlerine yönelik yoğunluğu azaltmak amacıyla ikinci fizik tedavi uzmanı kadrosunun açıldığını kaydeden Kalı, bu düzenlemeyle birlikte hastaların tedavi süreçlerinin daha hızlı ilerlemesinin hedeflendiğini söyledi. Öte yandan hastaneye kazandırılan 20 yataklı yeni servis için hazırlıkların tamamlanma aşamasına geldiğini belirten Kalı, yeni birimin hizmete alınmasıyla birlikte hasta kabul kapasitesinin artırılacağını ifade etti.</p><strong>Sevkler Azaldı, Ameliyat Sayıları Arttı</strong><p>Görev yaptığı süre boyunca yalnızca hekim kadrolarının güçlendirilmesiyle sınırlı kalmadıklarını aktaran Kalı, temizlik hizmetlerinden ameliyat planlamalarına kadar birçok alanda düzenlemeler gerçekleştirildiğini söyledi. Yapılan çalışmalar sayesinde ameliyat sayılarının yükseldiğini, il dışına yapılan hasta sevklerinin azaltıldığını belirten Kalı, sağlık hizmetlerinde hasta memnuniyetini ön planda tutan bir anlayışla çalıştıklarını ifade etti.</p><strong>Darende Halkına Teşekkür Ederek Veda Etti</strong><p>Darende&#39;de görev yapmanın kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını dile getiren Dr. Ömer Kalı, görev süresi boyunca ilçe halkından büyük destek gördüğünü belirterek teşekkür etti. Vatandaşlardan helallik isteyen Kalı, kendisinin de herkese hakkını helal ettiğini ifade etti. Yeni görevine Yazıhan Devlet Hastanesi Başhekimi olarak devam edeceğini açıklayan Kalı, Darende halkına sağlık, huzur ve mutluluk dileklerini ileterek ilçeden ayrıldı.</p><strong>Yazıhan Devlet Hastanesi&#39;nde Göreve Başlayacak</strong><p>Görev değişikliğiyle birlikte Dr. Ömer Kalı&#39;nın sağlık yöneticiliği kariyeri Malatya&#39;nın Yazıhan ilçesinde devam edecek. Darende&#39;de yürütülen sağlık hizmetlerine yaptığı katkılarla görevini tamamlayan Kalı, bundan sonraki süreçte Yazıhan Devlet Hastanesi&#39;nde çalışmalarını sürdürecek.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/malatya-da-bashekim-degisiklig_1784285475_KLE4JH.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya'da Başhekim Değişikliği! Dr. Ömer Kalı Yazıhan'a Atandı! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/malatya-da-bashekim-degisiklig_1784285475_KLE4JH.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bir Anda Başlayan Hıçkırığın Sebebi Ne? Cevabı Sizi Şaşırtabilir!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/bir-anda-baslayan-hickirigin-sebebi-ne-cevabi-sizi-sasirtabilir/39353/</link>
            <description><![CDATA[Günlük yaşamın en beklenmedik anlarında ortaya çıkan ve insanı oldukça rahatsız eden hıçkırık, aslında vücudun diyafram adı verilen kasında meydana gelen istemsiz hareketlerden kaynaklanır.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/bir-anda-baslayan-hickirigin-sebebi-ne-cevabi-sizi-sasirtabilir/39353/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 13:24:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Günlük yaşamın en beklenmedik anlarında ortaya çıkan ve insanı oldukça rahatsız eden hıçkırık, aslında vücudun diyafram adı verilen kasında meydana gelen istemsiz hareketlerden kaynaklanır. Göğüs boşluğu ile karın boşluğunu birbirinden ayıran bu hayati kas tabakası, solunum fonksiyonunun sağlıklı bir şekilde yürütülmesinde en kritik rollerden birini üstlenir. Normal şartlar altında nefes alma esnasında aşağıya doğru genişleyen ve akciğerlerin havayla dolmasına imkan tanıyan bu mekanizma, nefes verirken gevşeyerek eski konumuna geri döner.</p><p data-path-to-node='2'>Ancak belirli tetikleyiciler devreye girdiğinde diyafram kası aniden ve kontrol dışı bir şekilde kasılarak solunum düzenini kesintiye uğratır. Bu kontrolsüz kasılma neticesinde hava, normalden katbekat daha hızlı bir şekilde doğrudan akciğerlere doğru çekilir. İşte bu hızlı hava akımı esnasında boğaz bölgesinde yer alan ses telleri kendisini korumak amacıyla milisaniyeler içinde aniden kapanır ve hepimizin çok iyi bildiği o tipik ses dalgası oluşur.</p><strong>Hıçkırığın Başlamasına Yol Açan Gizemli Sinirsel Sinyaller</strong><p data-path-to-node='4'>Bilim dünyası ve tıp uzmanları, hıçkırık refleksinin tam olarak hangi mekanizmayla tetiklendiğini ve nihai olarak neden başladığını kesin verilerle açıklamakta halen zorlanıyor. Yapılan araştırmalara göre, diyaframın hareketlerini koordine eden ve kontrol altında tutan sinir uçlarında meydana gelen anlık elektriksel aksamalar bu durumun temel sorumlusu olarak kabul ediliyor. Bu sinir yollarında yaşanan milisaniyelik iletişim kopuklukları, kasın kendi kendine ritim dışı bir şekilde kasılmasına sebebiyet veriyor.</p><p data-path-to-node='5'>Gelişmiş teknolojiye rağmen hıçkırığın insan metabolizmasına sağladığı herhangi bir fayda veya bu refleksin vücuttaki işlevsel amacı tam olarak aydınlatılabilmiş değildir. Evrimsel süreçte neden korunduğu hala tartışılan bu durum, genellikle zararsız kabul edilse de insan vücudunun en büyük gizemlerinden biri olmaya devam ediyor. Uzmanlar sinir sisteminin bu ani tepkisini çözmek adına laboratuvar ortamlarında çeşitli klinik çalışmalar yürütmeyi sürdürüyor.</p><strong>Günlük Hayatta Diyafram Refleksini Tetikleyen Çevresel Faktörler</strong><p data-path-to-node='7'>Hıçkırığın aniden hayatımıza girmesine zemin hazırlayan ve günlük alışkanlıklarımızla doğrudan bağlantılı olan pek çok farklı tetikleyici unsur mevcuttur. Bu unsurların en başında, özellikle yoğun iş temposu arasında aceleyle ve çok hızlı bir şekilde yemek tüketme alışkanlığı gelir. Hızlı yemek yerken yutulan aşırı miktardaki hava, midenin aniden genişlemesine ve hemen üzerindeki diyafram kasına baskı uygulayarak refleksin başlamasına yol açar.</p><p data-path-to-node='8'>Aynı zamanda porsiyon kontrolünü elden kaçırarak gereğinden fazla gıda tüketmek ve gün içinde bol miktarda gazlı içecek içmek de benzer bir fiziksel baskı yaratır. Sadece fiziksel etkenler değil, aniden gelişen yoğun stres, heyecan, korku gibi duygusal dalgalanmalar da sinir sistemini doğrudan uyararak bu süreci tetikleyebilir. Vücudun dış etkenlere karşı gösterdiği bu fizyolojik tepki, yaşam kalitesini geçici olarak düşüren en yaygın durumlardan biridir.</p><strong>Uzun Süren Hıçkırık Vakalarının Altında Yatan Sağlık Riskleri</strong><p data-path-to-node='10'>Genellikle sadece birkaç dakika boyunca devam eden ve sonrasında hiçbir müdahaleye gerek kalmaksızın kendi kendine ortadan kalkan hıçkırıklar normal kabul edilir. Evde uygulanan basit yöntemlerle ya da sadece zamana bırakılarak çözülen bu kısa süreli durumlar, vücudun geçici bir adaptasyon sürecidir. Ancak hıçkırık nöbetlerinin süresi uzadığında ve saatler, hatta günler boyunca durmaksızın devam ettiğinde durum tamamen farklı bir boyut kazanır.</p><p data-path-to-node='11'>Geçmek bilmeyen uzun süreli hıçkırık vakaları, arka planda gelişmekte olan daha ciddi ve derin bir sistematik sağlık probleminin habercisi olabilmektedir. Bu gibi kronikleşen ve bireyi fiziken yıpratan durumlarda, vakit kaybetmeden profesyonel bir sağlık kuruluşuna başvurmak ve uzman hekim kontrolünden geçmek hayati önem taşır. Erken teşhis sayesinde, diyaframı uyaran sinirleri etkileyen diğer gizli rahatsızlıklar hızlıca belirlenerek tedavi edilebilir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/bir-anda-baslayan-hickirigin-s_1784184956_0m51Tl.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bir Anda Başlayan Hıçkırığın Sebebi Ne? Cevabı Sizi Şaşırtabilir! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/bir-anda-baslayan-hickirigin-s_1784184956_0m51Tl.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yaz Aylarında Kene Alarmı! Yanlış Müdahale Tehlikeyi Büyütebilir]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/yaz-aylarinda-kene-alarmi-yanlis-mudahale-tehlikeyi-buyutebilir/39214/</link>
            <description><![CDATA[Bahar ve yaz aylarında doğada vakit geçiren vatandaşlar için kene tehlikesi yeniden gündemde. Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanları, kene ısırması sonrasında yapılan bilinçsiz müdahalelerin Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) başta olmak üzere ciddi sağlık risklerine yol açabileceğini belirterek doğru müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/yaz-aylarinda-kene-alarmi-yanlis-mudahale-tehlikeyi-buyutebilir/39214/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 16:16:43 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Özellikle tarım arazileri, ormanlık alanlar, bağ ve bahçeler ile piknik bölgelerinde bulunanların daha dikkatli olması gerektiği vurgulanırken, korunma yöntemleri ve kene çıkarma sırasında yapılan yanlışlar konusunda önemli uyarılar yapıldı.</p><strong>Riskli Alanlarda Koruyucu Önlemler İhmal Edilmemeli</strong><p>Uzmanlar, doğaya çıkarken uzun kollu ve açık renkli kıyafetlerin tercih edilmesini öneriyor. Pantolon paçalarının çorap içine alınmasının da kenenin cilde ulaşmasını zorlaştırdığı belirtiliyor. Kenelerin sanıldığı gibi uçmadığı ya da zıplamadığı, otlar ve çalılar arasında hareket ederek insan vücuduna tutunduğu ifade edilirken, açık alandan dönüldüğünde hem kıyafetlerin hem de vücudun ayrıntılı şekilde kontrol edilmesi gerektiği hatırlatılıyor. Özellikle kulak arkası, koltuk altı, kasık bölgesi ve diz arkası gibi bölgelerin dikkatlice incelenmesi öneriliyor. Çocukların da aynı şekilde kontrol edilmesi gerektiği belirtiliyor.</p><strong>Kolonya, Alkol Ve Sigara Gibi Yöntemlerden Uzak Durun</strong><p>Uzmanlara göre kene fark edildiğinde panik yapmak yerine doğru yöntemle hareket edilmesi gerekiyor. Kolonya dökmek, alkol kullanmak, gaz yağı sürmek, sigara bastırmak veya keneyi ezmeye çalışmak, virüsün bulaşma riskini artırabilecek yanlış uygulamalar arasında yer alıyor. Kenenin çıplak elle tutulmaması gerektiğini belirten uzmanlar, eldiven, bez ya da poşet gibi koruyucu bir malzeme kullanılarak deriye en yakın noktadan dikkatlice çıkarılması gerektiğini ifade ediyor. Eğer kene güvenli şekilde çıkarılamıyorsa zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması tavsiye ediliyor.</p><strong>Kene Çıkarıldıktan Sonra 10 Günlük Takip Büyük Önem Taşıyor</strong><p>Uzmanlar, kene vücuttan uzaklaştırıldıktan sonra riskin tamamen ortadan kalkmadığını vurguluyor. Isırığın ardından 10 gün boyunca kişinin sağlık durumunu yakından izlemesi gerektiği belirtiliyor. Bu süreçte ateş, halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı, kusma, ishal veya iştahsızlık gibi belirtilerden herhangi birinin ortaya çıkması halinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği ifade ediliyor. Erken teşhis ve doğru müdahalenin, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi gibi ciddi hastalıklara karşı en önemli koruyucu adımlar arasında yer aldığına dikkat çekiliyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/yaz-aylarinda-kene-alarmi-yanl_1783948599_WHKEY5.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yaz Aylarında Kene Alarmı! Yanlış Müdahale Tehlikeyi Büyütebilir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/yaz-aylarinda-kene-alarmi-yanl_1783948599_WHKEY5.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Tıbbi Bitki Çaylarında Karekod Ve Ruhsat Dönemi!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/tibbi-bitki-caylarinda-karekod-ve-ruhsat-donemi/39100/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, tıbbi bitki çaylarının üretiminden satışına kadar tüm süreci yeniden düzenleyen önemli bir yönetmeliği yürürlüğe aldı. Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren düzenlemeyle birlikte, tıbbi amaçla kullanılan bitki çayları bilimsel değerlendirmeden geçirilerek ruhsatlandırılacak ve yalnızca eczaneler aracılığıyla vatandaşlara sunulacak.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/tibbi-bitki-caylarinda-karekod-ve-ruhsat-donemi/39100/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 09:08:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yeni uygulama, ürünlerin kalite, güvenlik ve etkinlik standartlarını yükseltmeyi hedeflerken, denetim süreçleri de doğrudan Sağlık Bakanlığı&#39;nın sorumluluğuna bırakıldı.</p><strong>Tıbbi Bitki Çayları Bilimsel İncelemeden Geçecek</strong><p>Yönetmelik kapsamında tıbbi bitki çaylarının ruhsatlandırma işlemleri, Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından yürütülecek. Ürünler, bilimsel ve teknolojik kriterler doğrultusunda değerlendirilecek, uygun bulunanlar için ruhsat düzenlenecek. Eksiksiz hazırlanan başvuruların en geç 90 gün içinde sonuçlandırılması öngörülürken, ruhsat alan her ürün karekod sistemiyle Ürün Takip Sistemi&#39;ne kaydedilecek. Böylece üretimden eczaneye ulaşıncaya kadar tüm süreç dijital olarak izlenebilecek.</p><strong>Kişiye Özel Hazırlanan Ürünlere Standart Getirildi</strong><p>Eczanelerde kişiye özel hazırlanabilecek tıbbi bitki çaylarının hangi bitkileri içereceği ve hangi amaçlarla kullanılabileceği de belirli kurallara bağlandı. Bu ürünlerin içerikleri, TİTCK tarafından yayımlanacak monograflar ve teknik rehberler doğrultusunda hazırlanacak. Hazırlanacak ürünlerde yalnızca Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış tıbbi bitki çayları ile farmakope standartlarına uygun hammaddelerin kullanılmasına izin verilecek. Böylece tedavi amacıyla sunulan bitkisel ürünlerde standart ve güvenilir içerik sağlanması amaçlanıyor.</p><strong>Ruhsat Başvurularında Uzmanlık Şartı Aranacak</strong><p>Yeni düzenleme, üretici ve ruhsat sahipleri için de yeni kriterler getiriyor. Gerçek kişilerin ruhsat başvurusu yapabilmesi için ilgili alanlarda lisans mezunu olması gerekecek. Şirketlerin ise bu süreçleri yürütecek yetkin uzman personel istihdam etmesi zorunlu hale getirildi. Ayrıca kalite, güvenlik ve etkililik raporlarının yalnızca tıp, eczacılık, kimya veya biyoloji alanlarında eğitim almış, Türkiye&#39;de mesleğini icra etme yetkisine sahip ve ilgili uzmanlığı ya da fitoterapi sertifikası bulunan kişiler tarafından hazırlanması şart koşuldu.</p><strong>Market Ürünleri İle Tıbbi Bitki Çayları Ayrıldı</strong><p>Yönetmelikle birlikte gıda amaçlı bitki ve meyve çayları ile tedavi amacı taşıyan tıbbi bitki çayları mevzuat açısından birbirinden tamamen ayrıldı. Gıda kapsamında değerlendirilen bitki ve meyve çaylarının market, aktar ve benzeri satış noktalarında satışına mevcut uygulama doğrultusunda devam edilecek. Buna karşılık, belirli doz, kullanım talimatı ve bilimsel standartlara sahip ruhsatlı tıbbi bitki çayları yalnızca eczanelerden temin edilebilecek.</p><p>Ambalajlarda ise bitkilerin Türkçe ve Latince bilimsel isimleri ile içerik oranları açık şekilde yer alacak. Kullanım talimatları da standart hale getirilerek tüketicilerin doğru bilgilendirilmesi sağlanacak.</p><strong>Yerli Bitkiler İçin Bilimsel Şartlar Belirlendi</strong><p>Türkiye florasında bulunan yerli ve endemik bitkilerin tıbbi bitki çayı üretiminde kullanılabilmesinin önü açılırken, bunun belirli bilimsel kriterlere bağlı olacağı belirtildi. Başvurularda bitkilerin taksonomik kayıtları, sürdürülebilir üretim planları, kültüre alma belgeleri ve nesli tehlike altındaki türler için uluslararası koruma kurallarına uygunluk belgelerinin sunulması zorunlu tutuldu. Böylece hem biyolojik çeşitliliğin korunması hem de doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı hedefleniyor.</p><strong>Üretim Ve Denetim Süreçleri Sıkı Kurallara Bağlandı</strong><p>Yönetmelik, üretim tesisleri için uluslararası İyi İmalat Uygulamaları (GMP) standartlarına uyum şartı da getiriyor. Yurt içi ve yurt dışındaki üretim tesislerinin bu standartları karşıladığını belgelemeleri gerekecek. Bunun yanında ruhsat sahipleri, ürünlerin depolanması, dağıtımı ve kullanım süresi dolan ürünlerin imhasına kadar tüm süreçlerde çevresel riskleri takip etmekle yükümlü olacak. Atıkların bertarafı ilgili mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilecek, ambalajlarda ise geri dönüşüm işaretleri ve malzeme bilgileri zorunlu olarak yer alacak. Yeni düzenlemeyle birlikte tıbbi bitki çaylarının ruhsatlandırma, üretim, denetim ve satış süreçlerinin daha şeffaf, izlenebilir ve uluslararası kalite standartlarına uygun hale getirilmesi amaçlanırken, yerli üreticilerin küresel pazarda rekabet gücünün artırılması da hedefler arasında yer alıyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/tibbi-bitki-caylarinda-karekod_1783696016_XrgBLq.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Tıbbi Bitki Çaylarında Karekod Ve Ruhsat Dönemi! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/tibbi-bitki-caylarinda-karekod_1783696016_XrgBLq.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Cilt Lekelerine Karşı Doğru Bakım Nasıl Yapılır?]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/cilt-lekelerine-karsi-dogru-bakim-nasil-yapilir/38788/</link>
            <description><![CDATA[Cilt lekeleriyle mücadelede kullanılan ürünler kadar uygulanan bakım rutini de büyük önem taşıyor. Uzmanlara göre temizlik, nemlendirme ve güneşten korunma adımlarının düzenli şekilde uygulanması, leke görünümünün azaltılmasında belirleyici rol oynuyor. Bunun yanında doğru aktif içeriklerin tercih edilmesi ve cilt tipine uygun ürünlerin kullanılması da bakım sürecinin başarısını etkiliyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/cilt-lekelerine-karsi-dogru-bakim-nasil-yapilir/38788/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 19:50:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Dermatoloji uzmanları, cilt tonu eşitsizlikleriyle mücadelede ilk olarak cildin düzenli şekilde temizlenmesini öneriyor. Gün boyunca cilt yüzeyinde biriken kir, yağ ve çevresel etkenler oksidatif stresi artırarak pigment oluşumunu tetikleyebiliyor. Bu nedenle sabah ve akşam olmak üzere cilt tipine uygun temizleyicilerle bakım yapılması tavsiye ediliyor.</p><p>Nemlendirme ise cilt bariyerinin güçlü kalmasını sağlayan en önemli aşamalardan biri olarak görülüyor. Özellikle hyaluronik asit ve seramid içeren nemlendiriciler, cildin dış etkenlere karşı direncini desteklerken bakım ürünlerinin daha etkili çalışmasına da katkı sunabiliyor.</p><p>Leke karşıtı bakımın vazgeçilmez basamağı ise güneş koruması olarak gösteriliyor. Uzmanlar, yaz-kış ayrımı yapmadan her gün en az SPF 30 koruma sağlayan güneş kremi kullanılmasının yeni leke oluşumunu önlemeye yardımcı olduğunu belirtiyor. Güneş koruması olmadan uygulanan leke bakımının istenilen sonucu vermesinin zorlaştığı ifade ediliyor.</p><strong>Evde Uygulanan Doğal Maskeler Her Cilt İçin Uygun Olmayabilir</strong><p>Cilt lekelerini hafifletmek amacıyla evde hazırlanan doğal maskeler de sık tercih edilen yöntemler arasında yer alıyor. Bal ve yulaf ezmesi, zerdeçal ile yoğurt, limon suyu ve bal karışımı ya da kahve telvesi içeren tarifler zaman zaman uygulanıyor.</p><p>Ancak uzmanlar, doğal içeriklerin tamamen zararsız olduğu düşüncesinin doğru olmadığını vurguluyor. Özellikle hassas ciltlerde limon suyu gibi tahriş riski taşıyan bileşenlerin kızarıklık ve hassasiyet oluşturabileceği belirtiliyor. Bu nedenle geniş alanlara uygulanmadan önce küçük bir bölgede deneme yapılması ve mümkünse dermatoloji uzmanına danışılması öneriliyor.</p><strong>Leke Görünümünü Azaltmada Hangi İçerikler Öne Çıkıyor?</strong><p>Leke karşıtı kozmetik ürünlerde en sık kullanılan aktif maddeler arasında C vitamini, niasinamid, AHA, retinol, kojik asit ve alfa arbutin yer alıyor. Bu bileşenlerin her biri melanin oluşumu üzerinde farklı mekanizmalarla etki göstererek cilt tonunun daha dengeli görünmesine katkı sağlayabiliyor.</p><p>C vitamini, güçlü antioksidan etkisi sayesinde çevresel hasara karşı koruma sağlarken ciltte daha aydınlık bir görünüm oluşmasına yardımcı olabiliyor. Niasinamid ise cilt bariyerini desteklemesinin yanında renk eşitsizliklerinin azaltılmasına katkı sunuyor.</p><p>Kimyasal eksfoliasyon sağlayan glikolik asit ve laktik asit gibi AHA grubu içerikler, düzenli kullanımda cildin üst tabakasının yenilenmesini destekliyor. Retinol ise hücre yenilenmesini hızlandırarak hem ince çizgilerin hem de hiperpigmentasyon görünümünün azalmasına yardımcı olabiliyor. Kojik asit ve alfa arbutin de leke karşıtı bakım ürünlerinde sık tercih edilen aydınlatıcı bileşenler arasında bulunuyor.</p><strong>Cilt Lekeleri Ne Zaman Uzman Değerlendirmesi Gerektiriyor?</strong><p>Yüzeysel güneş lekeleri ve akne sonrası oluşan renk değişiklikleri düzenli bakım ile zaman içinde hafifleyebiliyor. Buna karşın hormonal kaynaklı melazma veya derin pigmentasyon sorunlarında daha uzun süreli tedavi gerekebiliyor.</p><p>Dermatoloji uzmanları, kısa sürede büyüyen, düzensiz sınırlara sahip olan, birden fazla renk içeren ya da kanama gösteren cilt lekelerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtiyor. Bu tür değişikliklerin ayrıntılı değerlendirilmesi için vakit kaybetmeden dermatoloji uzmanına başvurulması tavsiye ediliyor.</p><strong>Düzenli Bakım ve Güneş Koruması Sürecin En Önemli Parçası</strong><p>Cilt tonu eşitsizliklerinin azaltılmasında tek başına herhangi bir ürünün yeterli olmadığına dikkat çeken uzmanlar, etkili sonuç için doğru aktif içeriklerin düzenli kullanılması, cilt bariyerinin korunması ve güneş ışınlarına karşı sürekli koruma sağlanmasının büyük önem taşıdığını vurguluyor. Kişiye uygun bakım planının dermatoloji uzmanı tarafından belirlenmesi ise daha güvenli ve etkili bir süreç sunabiliyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/cilt-lekelerine-karsi-dogru-ba_1783094606_S57Jvt.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Cilt Lekelerine Karşı Doğru Bakım Nasıl Yapılır? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/cilt-lekelerine-karsi-dogru-ba_1783094606_S57Jvt.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Metabolizma Neden Yavaşlar? Uzmanlar Daha Fazla Enerji Yakmanın Etkili Yollarını Anlattı]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/metabolizma-neden-yavaslar-uzmanlar-daha-fazla-enerji-yakmanin-etkili-yollarini-anlatti/38782/</link>
            <description><![CDATA[Kilo kontrolü denildiğinde ilk akla gelen konuların başında metabolizma geliyor. Vücudun aldığı besinleri enerjiye dönüştürmesini sağlayan bu biyolojik sistem, günlük kalori harcamasını doğrudan etkiliyor. Uzmanlara göre metabolizma hızı yalnızca genetik faktörlere bağlı değil; beslenme düzeni, fiziksel aktivite, uyku kalitesi ve yaşam alışkanlıkları da bu süreç üzerinde belirleyici oluyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/metabolizma-neden-yavaslar-uzmanlar-daha-fazla-enerji-yakmanin-etkili-yollarini-anlatti/38782/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 16:50:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Metabolizma, vücudun yaşamını sürdürebilmesi için gerekli enerjiyi üretmesini sağlayan kimyasal reaksiyonların tamamını ifade ediyor. Solunumdan sindirime, hücre yenilenmesinden dolaşım sistemine kadar birçok yaşamsal faaliyet bu sistem sayesinde devam ediyor. Bu süreçte besinler parçalanarak enerjiye dönüştürülürken, bir yandan da yeni hücre ve dokuların oluşumu destekleniyor. Uzmanlar, metabolizmanın hem enerji üretimi hem de enerji kullanımı açısından hayati öneme sahip olduğunu belirtiyor.</p><strong>Metabolizma Hızı Kilo Kontrolünü Doğrudan Etkiliyor</strong><p>Metabolizma ne kadar hızlı çalışırsa vücut dinlenme halinde bile o kadar fazla enerji harcayabiliyor. Buna karşılık metabolizma hızının düşük olması, alınan kalorilerin daha kolay depolanmasına ve kilo artışına zemin hazırlayabiliyor. Metabolizma hızının belirlenmesinde yaş, boy, kilo, cinsiyet ve kas kütlesi gibi birçok değişken dikkate alınıyor. Bazal metabolizma hızı olarak adlandırılan değer, kişinin hiçbir fiziksel aktivite yapmasa bile yaşamını sürdürebilmesi için harcadığı minimum enerji miktarını ifade ediyor.</p><strong>Metabolizma Hızını Etkileyen Faktörler Neler?</strong><p>Uzmanlara göre metabolizma üzerinde genetik yapı önemli rol oynasa da yaşam tarzı bu süreci büyük ölçüde şekillendirebiliyor. İlerleyen yaşla birlikte kas kütlesinin azalması metabolizmanın yavaşlamasına neden olabiliyor. Erkeklerde kas oranının daha yüksek olması ise enerji tüketiminin kadınlara göre daha fazla olmasını sağlayabiliyor. Hormon dengesi de metabolizmayı etkileyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Özellikle tiroit hormonlarındaki değişiklikler enerji harcama hızında önemli farklılıklara yol açabiliyor. Bunun yanında kas kütlesinin artması, gün içinde daha fazla kalori yakılmasına katkı sağlıyor.</p><strong>Metabolizmayı Destekleyen Günlük Alışkanlıklar</strong><p>Dengeli beslenme ve düzenli hareket, metabolizmayı destekleyen en önemli uygulamalar arasında gösteriliyor. Özellikle protein açısından zengin besinlerin sindirimi sırasında vücudun daha fazla enerji harcadığı belirtiliyor. Uzmanlar ayrıca öğün atlamamayı, yeterli miktarda su tüketmeyi ve sebze ağırlıklı beslenmeyi öneriyor. Yeşil çayın içerdiği doğal bileşenlerin metabolizma üzerinde destekleyici etkileri olabileceği ifade edilirken, bu etkinin tek başına kilo vermeyi sağlamadığına dikkat çekiliyor. Kaliteli uyku ve stres yönetimi de enerji metabolizmasının sağlıklı çalışmasına katkı sunan faktörler arasında bulunuyor. Uzun süre devam eden stresin hormon dengesi üzerinde olumsuz etki oluşturabileceği belirtiliyor.</p><strong>Egzersiz Metabolizma Hızını Destekliyor</strong><p>Düzenli fiziksel aktivite, metabolizma üzerinde en güçlü etkiye sahip yaşam alışkanlıklarından biri olarak değerlendiriliyor. Yürüyüş, koşu ve bisiklet gibi kardiyo egzersizleri günlük enerji tüketimini artırırken, ağırlık ve direnç antrenmanları kas kütlesinin korunmasına yardımcı oluyor. Uzmanlar, yüksek yoğunluklu interval antrenmanlarının egzersiz sonrasında da enerji harcamasının bir süre daha yüksek kalmasına katkı sağlayabileceğini ifade ediyor. Bu durum, antrenman sonrasında devam eden kalori tüketimiyle ilişkilendiriliyor.</p><strong>Beslenmede Hangi Gıdalar Öne Çıkıyor?</strong><p>Protein kaynaklarının yanı sıra lif oranı yüksek besinler de sindirim sürecinde daha fazla enerji harcanmasına katkıda bulunabiliyor. Zencefil, tarçın, acı biber, zerdeçal, kekik ve biberiye gibi baharatların metabolizmayı destekleyebileceğine yönelik çalışmalar bulunsa da bunların tek başına belirleyici olmadığı vurgulanıyor. Omega-3 bakımından zengin besinler, yeterli su tüketimi ve dengeli öğün planlaması da sağlıklı metabolizma için önerilen uygulamalar arasında yer alıyor.</p><strong>Metabolizma İçin Bilinçsiz Ürün Kullanımına Dikkat</strong><p>Uzmanlar, metabolizmayı hızlandırdığı iddiasıyla satılan ilaç veya takviyelerin doktor önerisi olmadan kullanılmaması gerektiğini belirtiyor. Özellikle hormonal rahatsızlığı bulunan kişilerin ya da açıklanamayan kilo değişiklikleri yaşayan bireylerin öncelikle sağlık kuruluşlarına başvurarak değerlendirme yaptırmasının önem taşıdığı ifade ediliyor. Sağlıklı bir metabolizma için tek bir mucize yöntem bulunmadığını belirten uzmanlar; dengeli beslenme, düzenli egzersiz, kaliteli uyku, yeterli su tüketimi ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarının birlikte uygulanmasının uzun vadede daha etkili sonuçlar sağlayacağını vurguluyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/metabolizma-neden-yavaslar-uzm_1783095185_dNmEiy.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Metabolizma Neden Yavaşlar? Uzmanlar Daha Fazla Enerji Yakmanın Etkili Yollarını Anlattı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/metabolizma-neden-yavaslar-uzm_1783095185_dNmEiy.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yüz Lekeleri Neden Oluşuyor?]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/yuz-lekeleri-neden-olusuyor/38765/</link>
            <description><![CDATA[Ciltte oluşan renk farklılıkları, birçok kişinin karşılaştığı estetik sorunların başında geliyor. Güneş ışınlarına uzun süre maruz kalmak, akne sonrası izler, hormonal değişiklikler ve yaşlanma süreci, ciltte pigment dengesinin bozulmasına neden olabiliyor. Uzmanlara göre leke görünümünü azaltmada en önemli unsur ise lekenin nedenini doğru belirlemek ve buna uygun bir bakım rutini oluşturmak.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/yuz-lekeleri-neden-olusuyor/38765/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 11:16:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Cilt lekeleri, deriye rengini veren melanin pigmentinin belirli bölgelerde normalden fazla birikmesiyle meydana geliyor. Bu durum, cildin bazı alanlarında koyu renkli görünüm oluşmasına yol açıyor. Uzun süre güneşe korunmasız çıkılması, sivilce sonrası gelişen renk değişiklikleri, hamilelik veya menopoz gibi hormonal süreçler ile yaşın ilerlemesine bağlı oluşan pigment birikimi en sık karşılaşılan nedenler arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra ciltte meydana gelen tahriş, yaralanma veya kimyasal etkilere bağlı hasarlar da kalıcı leke oluşumunu tetikleyebiliyor.</p><strong>Her Cilt Lekesi Aynı Değil</strong><p>Uzmanlar, leke tedavisinde ilk adımın lekenin türünü doğru belirlemek olduğunu vurguluyor. Çünkü güneş lekesi, melazma, akne izleri ve yaşlılık lekeleri farklı mekanizmalarla gelişiyor ve her biri için farklı bakım yaklaşımı gerekebiliyor. Güneş lekeleri, özellikle yüz, el ve dekolte bölgesinde sık görülüyor. Ultraviyole ışınlarının uzun yıllar boyunca oluşturduğu hasar sonucunda gelişen bu lekelerde düzenli güneş koruması büyük önem taşıyor. Akne sonrasında oluşan koyu renkli izler ise iltihaplanma sürecinin ardından gelişen pigment artışından kaynaklanıyor. Bu tür lekelerde cilt yenilenmesini destekleyen aktif içeriklerden yararlanılabiliyor.</p><p>Hormonal değişimlere bağlı gelişen melazma, daha çok alın, yanak ve üst dudak çevresinde simetrik lekeler şeklinde ortaya çıkıyor. Özellikle gebelik döneminde görülebilen bu leke türü, diğer pigmentasyon sorunlarına göre daha dirençli seyredebildiği için dermatoloji uzmanı kontrolü önem taşıyor. Yaş ilerledikçe görülen yaşlılık lekeleri ise yıllar içinde biriken güneş hasarının sonucu olarak özellikle güneşe açık bölgelerde belirginleşiyor. Bunun yanında ciltte oluşan tahriş, böcek ısırıkları veya küçük yaralanmalar sonrasında gelişen post-inflamatuar hiperpigmentasyon da sık rastlanan pigment sorunları arasında bulunuyor.</p><strong>Cilt Lekelerinin Azalmasına Yardımcı Olan İçerikler</strong><p>Leke karşıtı cilt bakımında öne çıkan içeriklerin başında C vitamini, niasinamid, AHA, arbutin, hyaluronik asit ve seramidler geliyor. Bu bileşenler, düzenli kullanımda cilt tonunun daha dengeli görünmesine destek olabiliyor. Uzmanlar, sabah rutininde en az SPF 30 koruma sağlayan bir güneş kremi kullanılmasının, leke bakımının vazgeçilmez parçası olduğunu belirtiyor. Güneş koruması sağlanmadan uygulanan ürünlerin beklenen etkiyi göstermesinin zorlaştığı ifade ediliyor.</p><p>Haftada belirli aralıklarla kimyasal eksfoliasyon sağlayan ürünlerin kullanılması, cildin yenilenme sürecine katkı sunabiliyor. Aynı zamanda cilt bariyerini güçlendiren nemlendiriciler de bakım rutininin önemli parçaları arasında yer alıyor.</p><strong>Düzenli Bakım Sonuç Vermiyorsa Uzman Değerlendirmesi Gerekebilir</strong><p>Cilt lekelerinde evde uygulanan bakım rutinleri birçok kişide görünümün azalmasına katkı sağlayabiliyor. Ancak uzun süre devam eden, giderek koyulaşan ya da yaygınlaşan lekelerde altta yatan farklı sağlık nedenleri bulunabileceği için dermatoloji uzmanına başvurulması öneriliyor. Uzmanlar ayrıca sivilcelerin sıkılması, cildin tahriş edilmesi ve korumasız güneş maruziyetinin yeni leke oluşumunu artırabileceğine dikkat çekiyor. Düzenli bakım, doğru aktif içerikler ve etkili güneş korumasının birlikte uygulanması ise cilt tonu eşitsizliklerinin azaltılmasında en önemli adımlar arasında gösteriliyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/yuz-lekeleri-neden-olusuyor_1783094438_hK7ZSB.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yüz Lekeleri Neden Oluşuyor? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/yuz-lekeleri-neden-olusuyor_1783094438_hK7ZSB.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Her Gün Tüketenler Dikkat: Bağırsak Kanseri Riski Korkuya Neden Oldu!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/her-gun-tuketenler-dikkat-bagirsak-kanseri-riski-korkuya-neden-oldu/38743/</link>
            <description><![CDATA[Günümüzde modern yaşam tarzının getirdiği en büyük risklerden biri olan bağırsak kanseri, başlangıçta fark edilmesi oldukça zor olan sessiz bir ilerleyiş sergiliyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/her-gun-tuketenler-dikkat-bagirsak-kanseri-riski-korkuya-neden-oldu/38743/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 17:44:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Günümüzde modern yaşam tarzının getirdiği en büyük risklerden biri olan bağırsak kanseri, başlangıçta fark edilmesi oldukça zor olan sessiz bir ilerleyiş sergiliyor. Vücudun derinliklerinde gelişen ve tıp literatüründe polip olarak adlandırılan küçük oluşumlar, başlangıç aşamasında herhangi bir belirti vermeden yıllar içerisinde ciddi bir sağlık sorununa dönüşebiliyor. Uzmanlar, her polip oluşumunun kansere dönüşmeyeceğini belirtse de bu yapıların dikkatle takip edilmesi gerektiğini vurguluyor. Erken dönemde teşhis edilen vakalarda cerrahi ve tıbbi müdahalelerle yaşam süresi önemli ölçüde uzatılabilirken, geç kalınmış teşhisler hastalığı tedavi edilemez bir boyuta taşıyabiliyor.</p><p data-path-to-node='3'>Toplum sağlığı açısından büyük bir tehdit oluşturan bu kanser türü, gün geçtikçe genç yaş gruplarında da görülmeye başlandı. Özellikle yaşam tarzı seçimlerinin, genetik yatkınlıktan bağımsız olarak hastalığın gelişiminde belirleyici rol oynadığı artık bilimsel verilerle kanıtlanmış durumda. İnsanlar genellikle semptomlar ortaya çıkana kadar vücutlarının verdiği sinyalleri görmezden gelme eğiliminde oluyor ancak bağırsak sağlığı konusunda atılan küçük adımlar, ilerleyen dönemlerde karşılaşılabilecek büyük bir felaketin önüne geçilmesini sağlayabiliyor.</p><strong>Tatlı İçeceklerin Hücresel Düzeydeki Etkisi</strong><p data-path-to-node='5'>Beslenme alışkanlıkları ve bağırsak kanseri arasındaki bağlantıyı inceleyen yeni bilimsel araştırmalar, oldukça sarsıcı sonuçları ortaya koyuyor. GUT dergisinde paylaşılan kapsamlı bir çalışma, özellikle rafine şekerle tatlandırılmış içeceklerin tüketiminin bağırsak dokusu üzerindeki olumsuz etkilerini detaylandırıyor. Yapılan analizler, bu içeceklerin sadece kilo artışına neden olmadığını aynı zamanda hücresel düzeyde kanserleşme sürecini tetikleyen bir mekanizmayı uyandırdığını gösteriyor. Özellikle 50 yaş altındaki genç yetişkinlerin tüketim alışkanlıkları incelendiğinde, günde 2 veya daha fazla şekerli içecek tüketen bireylerde risk oranının tam 2 katına çıktığı gözlemleniyor.</p><p data-path-to-node='6'>Bu içecekler arasında yalnızca gazlı ürünler değil, aynı zamanda sağlıklı olduğu düşünülen meyve aromalı sular, yoğun şeker içeren enerji içecekleri ve sporcu içecekleri de bulunuyor. Vücut, sıvı formdaki yüksek şeker miktarıyla karşılaştığında, insülin seviyelerinde ani dalgalanmalar yaşıyor ve bu durum bağırsak mukozasında inflamasyona yol açarak tümör hücrelerinin büyümesi için uygun bir ortam hazırlıyor. Bir yudum olarak görülen bu tüketimin sistematik hale gelmesi, vücudun savunma mekanizmalarını zayıflatarak uzun vadeli bir yıkım sürecini başlatıyor.</p><strong>Sağlıklı Beslenme Modellerinin Koruyucu Gücü</strong><p data-path-to-node='8'>Bağırsak kanserinden korunmanın en etkili yolu, sofralara eklenen gıdaların içeriğini titizlikle seçmekten geçiyor. 2022 yılının Kasım ayında yayımlanan güncel bir rapor, beslenme düzeninde yapılacak radikal değişikliklerin ne denli etkili olabileceğini somut verilerle destekliyor. Özellikle erkekler üzerinde yapılan kapsamlı çalışmalar, sebze ağırlıklı bir beslenme modeline geçiş yapan bireylerin, bağırsak kanseri geliştirme olasılıklarını yaklaşık yüzde 20 oranında azalttığını kanıtlıyor. Bu yaklaşım, sadece lif alımını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda vücudun genel toksin yükünü de hafifleterek bağırsak florasını güçlendiriyor.</p><p data-path-to-node='9'>Sebze ve meyvelerin yanı sıra tahıllar, baklagiller ve yeterli miktarda su tüketimi, kolon sağlığının korunmasında temel taşlarını oluşturuyor. Modern dünyanın getirdiği hazır ve işlenmiş gıda tüketiminden uzaklaşarak doğal bileşenlere yönelmek, biyolojik saatin doğru çalışmasına yardımcı oluyor. Araştırmalar, bu koruyucu beslenme tarzının sadece risk azaltmakla kalmayıp, mevcut tedavi süreçlerinde hastaların iyileşme hızını da yüzde 15 civarında olumlu yönde etkileyebileceğini işaret ediyor.</p><strong>Önleyici Sağlık Stratejilerinin Önemi</strong><p data-path-to-node='11'>Tıbbi otoriteler, bağırsak kanseri riskini yönetmek için belirli yaş aralıklarında düzenli taramaların yapılmasını ısrarla öneriyor. Sadece beslenme düzenini değiştirmek yeterli olmayabilir; aynı zamanda polip oluşumlarının henüz kanserli hale dönüşmeden tespit edilmesi, hayati bir öneme sahip. Özellikle ailesinde bağırsak kanseri öyküsü bulunan kişiler için periyodik kolonoskopi kontrolleri, hayat kurtarıcı bir müdahale olarak öne çıkıyor. Günümüzde geliştirilen gelişmiş görüntüleme teknikleri, bu süreçleri daha konforlu hale getirirken, tespit edilen oluşumların anında müdahale ile temizlenmesine olanak tanıyor.</p><p data-path-to-node='12'>Sağlık, kişinin kendi iradesiyle şekillendirdiği bir süreçtir ve her gün tercih edilen bir içecek bile bu sürecin yönünü değiştirebilir. Bağırsak kanseri gibi sessiz ilerleyen hastalıklar karşısında en güçlü silah, bilinçli tüketim ve düzenli tıbbi gözetimdir. Vücudun verdiği küçük uyarıları ciddiye almak, yaşam kalitesini korumak için atılması gereken en temel adımdır. Bilim dünyasının sunduğu veriler ışığında, şekerli içeceklerin bağırsak sağlığı üzerindeki ölümcül etkilerini bilmek ve bu konuda radikal kararlar almak, kişinin gelecekteki sağlıklı yaşamı için en büyük yatırımdır.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/her-gun-tuketenler-dikkat-bagi_1783089744_KG7HR8.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Her Gün Tüketenler Dikkat: Bağırsak Kanseri Riski Korkuya Neden Oldu! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/her-gun-tuketenler-dikkat-bagi_1783089744_KG7HR8.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kongo’da Ebola Alarmı Büyüyor! Vaka Sayısı 1400’ü Aştı]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/kongo-da-ebola-alarmi-buyuyor-vaka-sayisi-1400-u-asti/38672/</link>
            <description><![CDATA[Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) mayıs ayında ilan edilen Ebola salgını, etkisini artırarak sürdürmeye devam ediyor. Sağlık otoritelerinin yayımladığı son verilere göre doğrulanan vaka sayısı 1.406'ya, yaşamını yitirenlerin sayısı ise 438'e ulaştı. Salgının özellikle ülkenin doğusundaki eyaletlerde yoğunlaştığı bildirildi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/kongo-da-ebola-alarmi-buyuyor-vaka-sayisi-1400-u-asti/38672/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 12:46:51 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>KDC Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan güncel raporda, Ebola nedeniyle şimdiye kadar 438 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. Salgını atlatan 192 kişinin taburcu edildiği, buna karşın 609 hastanın ise hastanelerde veya izolasyon merkezlerinde tedavisinin sürdüğü belirtildi. Yetkililer, hastalığın yayılımını kontrol altına almak amacıyla vaka takibi, temaslıların belirlenmesi ve izolasyon çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.</p><strong>Salgının En Yoğun Görüldüğü Bölge Ituri</strong><p>Ebola salgını en çok Ituri, Kuzey Kivu ve Güney Kivu eyaletlerinde etkisini gösteriyor. Özellikle Ituri, en fazla vakanın görüldüğü bölge olmayı sürdürürken, sağlık ekipleri yeni bulaş zincirlerini tespit etmek ve hastalığın yayılmasını engellemek için sahadaki çalışmalarını yoğunlaştırdı. Bölgede yürütülen temaslı taramaları ve erken müdahale uygulamalarıyla salgının kontrol altına alınması hedefleniyor.</p><strong>Bundibugyo Varyantına Karşı Onaylı Tedavi Bulunmuyor</strong><p>Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Ituri eyaletinde tespit edilen çok sayıda şüpheli vaka ve ölümün ardından 15 Mayıs&#39;ta Ebola salgını ilan etmişti. Bunu takip eden süreçte Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de 17 Mayıs&#39;ta uluslararası halk sağlığı acil durumu kararı aldı. Sağlık uzmanları, mevcut salgının nadir görülen Bundibugyo varyantından kaynaklandığını belirtiyor. Yetkililer, bu varyanta karşı onaylanmış bir tedavi yöntemi ya da koruyucu aşının henüz bulunmadığını ifade ediyor.</p><strong>Ebola Geçmişte de Büyük Kayıplara Yol Açmıştı</strong><p>İlk kez 1976 yılında Sudan ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti&#39;nde eş zamanlı olarak görülen Ebola virüsü, yüksek ölüm oranıyla dünyanın en tehlikeli bulaşıcı hastalıkları arasında yer alıyor. Hastalık adını, ilk salgının görüldüğü bölgeye yakın Ebola Nehri&#39;nden alıyor. Virüs, 2014-2017 yılları arasında Batı Afrika&#39;da yaşanan büyük salgında da ağır sonuçlar doğurmuştu. Gine, Liberya ve Sierra Leone&#39;de yaklaşık 30 bin kişiye bulaşan Ebola, 11 binden fazla kişinin yaşamını yitirmesine neden olmuştu. Bugün Kongo&#39;da devam eden salgın da küresel sağlık otoriteleri tarafından yakından takip ediliyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kongo-da-ebola-alarmi-buyuyor-_1782985606_74eGVd.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kongo’da Ebola Alarmı Büyüyor! Vaka Sayısı 1400’ü Aştı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/kongo-da-ebola-alarmi-buyuyor-_1782985606_74eGVd.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ebola Salgını Kongo’da Derin Krize Dönüşüyor!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/ebola-salgini-kongo-da-derin-krize-donusuyor/38596/</link>
            <description><![CDATA[Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC), Ebola salgınının hem sağlık hem de ekonomik etkileriyle giderek ağırlaşan bir tabloyla karşı karşıya. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) KDC Daimi Temsilcisi Damien Mama, salgının ülkede mevcut yoksulluk seviyesini daha da derinleştireceği uyarısında bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/ebola-salgini-kongo-da-derin-krize-donusuyor/38596/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 19:06:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi&#39;nde düzenlenen haftalık basın toplantısında konuşan Damien Mama, Ebola&#39;nın etkilerinin yalnızca sağlık sistemiyle sınırlı kalmadığını vurguladı. Ülkede nüfusun büyük bölümünün zaten yoksulluk sınırının altında yaşadığını hatırlatan Mama, salgının bu kırılgan yapıyı daha da zayıflattığını ifade etti. UNDP verilerine göre, Ebola salgınının etkisiyle yaklaşık 1 milyon kişinin daha yoksulluk riskiyle karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor.</p><strong>Vaka Sayıları Artıyor, Ekonomik Risk Büyüyor</strong><p>Mama&#39;nın paylaştığı güncel verilere göre KDC ve Uganda&#39;da Ebola nedeniyle doğrulanan vaka sayısı 1400&#39;ü aşarken, can kaybı 350&#39;nin üzerine çıktı. Yetkililer, özellikle ticaretin yoğun olduğu Ituri eyaletinde vakaların büyük bir bölümünün toplandığını aktarıyor. Salgının hızla yayılması, yalnızca sağlık altyapısını değil aynı zamanda bölgesel ticaret akışını da olumsuz etkiliyor. Bu durum, ekonomik faaliyetlerde ciddi yavaşlamaya yol açıyor.</p><strong>Milyarlarca Dolarlık Ekonomik Kayıp Endişesi</strong><p>UNDP&#39;nin analizlerine göre salgının kontrol altına alınamaması halinde Afrika genelinde 3,6 milyar dolara varan ekonomik kayıp yaşanabileceği öngörülüyor. Bunun yanı sıra 300 binden fazla işin risk altında olduğu belirtiliyor. Salgın tamamen durdurulsa bile KDC&#39;nin 1 milyar doları aşan gelir kaybı ve 55 bin istihdam kaybı yaşayabileceği ifade ediliyor. Bu durumun kıtanın Gayri Safi Yurt İçi Hasılası üzerinde de ciddi bir baskı oluşturabileceği değerlendiriliyor.</p><strong>Salgın Sosyal Yaşamı da Etkiliyor</strong><p>Damien Mama, kriz ortamının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti. İşsizlik artışı ve piyasalardaki durgunluğun aileleri daha kırılgan hale getirdiğini belirten Mama, bazı hanelerin hayatta kalabilmek için izolasyon önlemlerini bile ihlal etmek zorunda kaldığını söyledi. Bu durumun, salgınla mücadelede sadece tıbbi müdahalelerin yeterli olmadığını ortaya koyduğu ifade ediliyor.</p><p>Doğuda Yayılım Devam Ediyor</p><p>KDC&#39;nin doğusunda mayıs ayında başlayan Bundibugyo türü Ebola salgını, bölgede etkisini sürdürmeye devam ediyor. Güncel verilere göre bölgede toplam vaka sayısı 1274&#39;e, can kaybı ise 360&#39;a ulaştı. Yetkililer, salgının kontrol altına alınması için çalışmaların sürdüğünü bildiriyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/ebola-salgini-kongo-da-derin-k_1782832467_ZkTD5j.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ebola Salgını Kongo’da Derin Krize Dönüşüyor! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/ebola-salgini-kongo-da-derin-k_1782832467_ZkTD5j.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ebola Alarmı Büyüyor! Yaklaşık 300 Pozitif Vaka Kayıp]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/ebola-alarmi-buyuyor-yaklasik-300-pozitif-vaka-kayip/38579/</link>
            <description><![CDATA[Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde hızla yayılan Ebola salgını, güvenlik sorunları ve sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan aksaklıklar nedeniyle giderek daha kritik bir boyuta ulaşıyor. Yetkililer, test sonucu pozitif çıkan yüzlerce kişiye ulaşılamamasının salgının seyrini öngörmeyi zorlaştırdığına dikkat çekerken, uluslararası kuruluşlar önümüzdeki aylara ilişkin endişe verici tahminlerde bulunuyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/ebola-alarmi-buyuyor-yaklasik-300-pozitif-vaka-kayip/38579/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 15:55:47 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri&#39;nin verilerine göre, ülkede en az 297 Ebola hastasının nerede bulunduğu belirlenemedi. Çatışmalar nedeniyle birçok bölgenin sağlık ekipleri için erişilemez hale gelmesi, temaslı takibi ve vaka kontrol çalışmalarını ciddi şekilde aksatıyor. Özellikle bir milyondan fazla kişinin yaşadığı geçici kamplarda virüsün yayılma riskinin artması, salgının daha geniş alanlara ulaşabileceği yönündeki kaygıları güçlendiriyor.</p><strong>DSÖ&#39;den Eylül Ayı İçin Endişe Verici Tahmin</strong><p>Dünya Sağlık Örgütü tarafından hazırlanan değerlendirmelerde, mevcut yayılma hızının devam etmesi halinde eylül ayının ortalarına kadar vaka sayısının 8 bini, hayatını kaybedenlerin ise 1400&#39;ü aşabileceği öngörülüyor. Bugüne kadar Demokratik Kongo Cumhuriyeti&#39;nde bini aşkın doğrulanmış vaka ile yaklaşık 300 ölüm kaydedildi. Salgının komşu Uganda&#39;ya ulaşmasının ardından şimdi de Güney Sudan için yüksek risk uyarısı yapılıyor. Uzmanlar, virüsün bu ülkeye yayılma ihtimalini yüzde 70 olarak değerlendiriyor.</p><strong>Uluslararası Yayılım Riski Gündemde</strong><p>Salgının yalnızca bölgesel sınırlar içinde kalmaması da küresel sağlık otoritelerini harekete geçirdi. Demokratik Kongo Cumhuriyeti&#39;nde görev yaptıktan sonra ülkesine dönen Fransız bir doktorun Ebola testinin pozitif çıkması, virüsün uluslararası taşınma riskini yeniden gündeme taşıdı. Bu gelişmeler üzerine yetkililer, salgından etkilenen bölgelerde bulunan kişilere yönelik 21 günlük seyahat kısıtlaması uygulanacağını duyurdu.</p><strong>Tedavi Merkezleri Kapasite Sınırına Ulaştı</strong><p>Ebola tedavi merkezlerinde doluluk oranının yüzde 95&#39;e yükseldiği belirtilirken, uzmanlar salgının henüz en yoğun dönemine ulaşmadığını ifade ediyor. Sağlık altyapısının artan vaka yükü karşısında zorlanması, yeni önlemlerin hızla devreye alınmasını zorunlu hale getiriyor. Salgınla mücadeleyi güçlendirmek amacıyla yaklaşık 20 bin yerel sağlık çalışanının görevlendirilmesi planlanıyor. Ancak ihtiyaç duyulan 1,4 milyar dolarlık uluslararası finansmanın yalnızca sınırlı bir bölümünün sağlanabilmiş olması, mücadeleyi olumsuz etkiliyor.</p><strong>Yeni İlaç Çalışmaları Umut Olabilir</strong><p>Sağlık otoriteleri, salgına neden olan Ebola virüsüne karşı geliştirilen yeni tedavi yöntemleri üzerinde de çalışmalarını sürdürüyor. Önümüzdeki günlerde ülkede geliştirilen ilaçların ilk klinik denemelerinin başlaması planlanırken, virüse maruz kalan kişilerin hastalığa yakalanmasını önlemeye yönelik antiviral tedavilerin de kısa süre içerisinde uygulamaya alınması hedefleniyor. Uzmanlar, bu çalışmaların salgının kontrol altına alınmasında önemli bir dönüm noktası olabileceğini değerlendiriyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/ebola-alarmi-buyuyor-yaklasik-_1782824146_TDNlGC.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ebola Alarmı Büyüyor! Yaklaşık 300 Pozitif Vaka Kayıp ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/ebola-alarmi-buyuyor-yaklasik-_1782824146_TDNlGC.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Fransa’da Ebola Endişesi! Kongo’dan Dönen Doktorda Virüs Tespit Edildi]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/fransa-da-ebola-endisesi-kongo-dan-donen-doktorda-virus-tespit-edildi/38268/</link>
            <description><![CDATA[Fransa’da sağlık yetkilileri, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nden dönüş yapan bir doktorda Ebola virüsünün tespit edildiğini duyurdu. Açıklama, ülkede bu dönemde kaydedilen ilk Ebola vakası olması nedeniyle dikkatle takip ediliyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/fransa-da-ebola-endisesi-kongo-dan-donen-doktorda-virus-tespit-edildi/38268/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 13:47:58 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Fransa Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan bilgilendirmede, Kongo Demokratik Cumhuriyeti&#39;nden gelen bir sağlık çalışanında Ebola virüsüne rastlandığı ifade edildi. Yetkililer, hastanın kontrol altına alındığını ve gerekli sağlık prosedürlerinin başlatıldığını bildirdi.</p><p>Açıklamada, ülke içinde uzun bir aranın ardından ilk kez Ebola vakasının görülmesinin sürecin hassasiyetini artırdığı vurgulandı. Başbakan Sébastien Lecornu&#39;nun da gelişmeleri yakından izlediği aktarıldı.</p><strong>DSÖ Daha Önce Uluslararası Acil Durum İlan Etmişti</strong><p>Ebola salgını, Kongo Demokratik Cumhuriyeti&#39;nin Ituri bölgesinde 246 şüpheli vaka ve 65 ölümün ardından Mayıs ayında yeniden gündeme gelmişti. Bu gelişmeler üzerine ülkede salgın ilan edilmişti.</p><p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ise 17 Mayıs&#39;ta hastalığın yeniden yayılması nedeniyle uluslararası düzeyde halk sağlığı acil durumu ilan ederek küresel takip mekanizmasını devreye sokmuştu.</p><strong>Nadir Varyant ve Sınırlı Tedavi İmknı</strong><p>Sağlık uzmanlarının paylaştığı bilgilere göre mevcut salgın, Ebola&#39;nın nadir görülen 'Bundibugyo' varyantından kaynaklanıyor. Bu türün, onaylanmış bir aşısı veya kesin bir tedavi protokolü bulunmaması endişeleri artırıyor.</p><p>Yetkililer, hastalığın yayılımını kontrol altında tutmak için temas takibi ve izolasyon çalışmalarının titizlikle sürdürüldüğünü belirtiyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/fransa-da-ebola-endisesi-kongo_1782298073_o3dFk1.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Fransa’da Ebola Endişesi! Kongo’dan Dönen Doktorda Virüs Tespit Edildi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/fransa-da-ebola-endisesi-kongo_1782298073_o3dFk1.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Obezitede Genetik Rolü Ne Kadar Güçlü? İşte Merak Edilen Gerçek!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/obezitede-genetik-rolu-ne-kadar-guclu-iste-merak-edilen-gercek/38170/</link>
            <description><![CDATA[Dünya genelinde modern çağın en büyük sağlık sorunlarından biri haline gelen obezite, bireylerin yaşam kalitesini ciddi şekilde tehdit etmeye devam ediyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/obezitede-genetik-rolu-ne-kadar-guclu-iste-merak-edilen-gercek/38170/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 15:22:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Dünya genelinde modern çağın en büyük sağlık sorunlarından biri haline gelen obezite, bireylerin yaşam kalitesini ciddi şekilde tehdit etmeye devam ediyor. Son yıllarda yapılan klinik çalışmalar, kilo alma eğiliminin arkasındaki biyolojik mekanizmaları çözmeye odaklanırken, bireylerin fiziksel yapılarının kökenlerini de mercek altına alıyor. İnsan vücudunun temel yapı taşlarını oluşturan kalıtımsal özellikler, anne ve babadan aktarılan DNA şifreleriyle şekillenerek kilo kontrolü üzerinde doğrudan ya da dolaylı bir zemin hazırlıyor. Boy uzunluğundan kemik yapısına kadar pek çok fiziksel unsur ebeveynlerin izlerini taşırken, kilo almaya olan yatkınlık da bu mirasın bir parçası olarak kabul ediliyor.</p><p data-path-to-node='2'>Yapılan genetik haritalama çalışmaları, insan vücudunun kütlesini ve enerji dengesini yöneten 100&#39;den fazla spesifik genin varlığını ortaya koyuyor. Ancak uzmanlar, bu genlerin varlığının mutlak bir obezite tanısı anlamına gelmediğini, sürecin çok katmanlı bir yapıya sahip olduğunu sıkça vurguluyor. Kilo dengesinin korunmasında ya da kaybedilmesinde sadece kalıtımsal kodlar değil, bireyin içinde bulunduğu sosyo-ekonomik çevre, günlük alışkanlıklar ve psikolojik dinamikler de kritik roller üstleniyor. Dolayısıyla tek bir faktöre odaklanmak yerine, biyolojik altyapı ile çevresel etkenlerin karşılıklı etkileşimini doğru analiz etmek gerekiyor.</p><strong>Kalıtımsal Yapının Kilo Alımındaki Rolü</strong><p data-path-to-node='4'>Tıp dünyasında gerçekleştirilen geniş çaplı araştırmalar, kalıtımsal faktörlerin obezitenin gelişiminde tek başına mutlak bir belirleyici olmadığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Genetik kodlar, bireyin metabolizma hızını, iştah mekanizmasını ve yağ depolama kapasitesini etkileyerek aslında sadece bir yatkınlık alanı oluşturuyor. Yani aile geçmişinde kilo problemi olan bir birey, dünyaya bu eğilimle geliyor ancak bu durum gelecekte kesin olarak obezite hastası olacağı anlamına gelmiyor.</p><p data-path-to-node='5'>Sürecin hastalığa dönüşmesindeki asıl tetikleyici gücü, modern hayatın beraberinde getirdiği hareketsiz yaşam modeli ve beslenme alanındaki köklü değişimler oluşturuyor. Genetik olarak kilo almaya eğilimli olan bir metabolizma, yüksek kalorili gıdalarla ve fiziksel aktiviteden uzak bir rutinle birleştiğinde obezite kaçınılmaz bir klinik tabloya dönüşüyor. Bu doğrultuda gen havuzunu değiştirmek mevcut teknolojiyle imkansız olsa da, bu havuzun olumsuz etkilerini baskılamak tamamen bireyin elinde bulunuyor.</p><strong>Beslenme Alışkanlıklarının Değiştirilmesiyle Gelen Koruma</strong><p data-path-to-node='7'>Kalıtımsal olarak risk grubunda yer alan bireyler için doğru beslenme stratejileri hayati bir savunma mekanizması işlevi görüyor. Günlük beslenme programında işlenmiş gıdalardan, aşırı şekerli ve yağlı besinlerden uzak durulması, genetik yatkınlığın aktif hale gelmesini büyük oranda engelliyor. Lifli gıdalar, taze sebzeler ve kaliteli protein kaynaklarıyla desteklenen bir beslenme modeli, metabolizmanın dengede kalmasına yardımcı oluyor.</p><p data-path-to-node='8'>Uluslararası sağlık örgütlerinin verilerine göre, doğru planlanmış bir beslenme disiplini sayesinde genetik risk seviyesi %65,4 oranında sönümlenebiliyor. Hücresel düzeyde yaşanan bu koruma etkisi, vücudun enerji yakım süreçlerini optimize ederek yağ hücrelerinin kontrolsüz büyümesinin önüne geçiyor. Sonuç olarak, mutfakta yapılan köklü ve bilinçli değişiklikler, genlerin yazdığı olumsuz senaryoları tersine çevirebilecek en güçlü silahların başında geliyor.</p><strong>Fiziksel Aktivitenin Metabolik Süreçlere Pozitif Etkisi</strong><p data-path-to-node='10'>Hareketsiz bir günlük yaşantı, genetik olarak uyuyan kilo alma hücrelerini uyandıran en tehlikeli unsurlardan biri olarak tanımlanıyor. Düzenli olarak yapılan egzersizler ve gün içine yayılan fiziksel aktiviteler, kas dokusunun enerji ihtiyacını artırarak vücudun kalori harcama dengesini yeniden düzenliyor. Bu durum, yavaş çalışan bir metabolizmaya sahip olan bireylerde bile enerji tüketimini maksimum seviyeye çıkarıyor.</p><p data-path-to-node='11'>Haftalık olarak planlanan yürüyüşler, yüzme veya kardiyo egzersizleri, genlerin yarattığı olumsuz yağ depolama sinyallerini baskılayarak kasların glikozu daha verimli kullanmasını sağlıyor. Düzenli hareket eden bireylerde insülin direnci gibi kronik süreçlerin oluşma riski %40,2 oranında azalırken, hücresel sağlık da üst seviyede korunuyor. Aktif bir yaşam tarzı benimsemek, kalıtımın getirdiği dezavantajlı sınırları aşmanın en doğal yöntemi olarak kabul ediliyor.</p><strong>Kronik Sağlık Sorunlarının Önlenmesinde Bilinçli Yaşam</strong><p data-path-to-node='13'>Obeziteyle mücadelede başarıya ulaşmak, sadece kısa vadeli diyet programlarıyla değil, bütünsel bir yaşam tarzı değişikliğiyle mümkün olabiliyor. Genetik faktörlerin varlığını bir bahane olarak görmek yerine, bu durumu erken dönemde alınması gereken bir tedbir sinyali olarak kabul etmek gerekiyor. Bireylerin kendi biyolojik risklerinin farkında olması, sağlık okuryazarlığını artırarak daha bilinçli adımlar atılmasını beraberinde getiriyor.</p><p data-path-to-node='14'>Sağlık bakanlığı yetkililerinin yürüttüğü farkındalık projeleri de obezitenin önlenmesinde toplumsal bilincin ne denli önemli olduğunu gösteriyor. Erken yaşlardan itibaren edinilen hareketli yaşam kültürü ve dengeli beslenme prensipleri, genetik mirası zayıflatarak gelecek nesillerin daha sağlıklı olmasının önünü açıyor. Biyolojik kodlar ne yönde olursa olsun, doğru çevresel yönetim ve irade ile sağlıklı bir bedene ulaşmak her birey için ulaşılabilir bir hedef niteliği taşıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/obezitede-genetik-rolu-ne-kada_1782117797_gAcE3W.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Obezitede Genetik Rolü Ne Kadar Güçlü? İşte Merak Edilen Gerçek! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/obezitede-genetik-rolu-ne-kada_1782117797_gAcE3W.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bilim İnsanları Alzheimer’ın İzlerini Gözlerde Arıyor!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/bilim-insanlari-alzheimer-in-izlerini-gozlerde-ariyor/38083/</link>
            <description><![CDATA[Alzheimer hastalığının erken teşhisine yönelik çalışmalar hız kazanırken, göz sağlığı ile beyin fonksiyonları arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalar dikkat çekici sonuçlar ortaya koymaya devam ediyor. Son bilimsel bulgular, gözün arka bölümünde yer alan retina dokusunun, ilerleyen yıllarda ortaya çıkabilecek nörolojik hastalıklar hakkında önemli ipuçları taşıyabileceğini gösterdi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/bilim-insanlari-alzheimer-in-izlerini-gozlerde-ariyor/38083/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 18:58:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Araştırmacılar, henüz herhangi bir belirti göstermeyen bireylerde dahi bazı retinal değişimlerin Alzheimer gelişme riskiyle bağlantılı olabileceğini değerlendiriyor.</p><strong>Retina Beynin Sağlığı Hakkında Bilgi Veriyor</strong><p>Uzmanlara göre retina yalnızca görme işlevinin bir parçası değil, aynı zamanda sinir sistemiyle doğrudan bağlantılı önemli bir yapı olarak öne çıkıyor. Bu nedenle retina üzerinde meydana gelen değişimlerin, beyinde başlayan ancak henüz klinik olarak fark edilmeyen süreçleri yansıtabileceği düşünülüyor.</p><p>Özellikle sinir hücreleri ve damar yapısında görülen küçük farklılıkların, ileride ortaya çıkabilecek bilişsel bozuklukların erken işaretleri arasında yer alabileceği belirtiliyor.</p><strong>Yapay Zeka Destekli Analiz Dikkat Çekti</strong><p>Florida Üniversitesi&#39;nde yürütülen araştırmada geniş kapsamlı bir veri havuzu kullanıldı. Çalışma kapsamında on binlerce kişiye ait retina görüntüsü gelişmiş yapay zeka sistemleri yardımıyla analiz edildi.</p><p>Araştırmacılar, değerlendirme sürecinde yaş, cinsiyet, sigara kullanımı, uyku alışkanlıkları, depresyon geçmişi ve tansiyon gibi Alzheimer riskini etkileyebilecek birçok faktörü birlikte ele aldı. Derin öğrenme algoritmaları sayesinde gözle fark edilmesi oldukça güç olan yapısal değişiklikler tespit edildi.</p><strong>Damar ve Sinir Yapısındaki Değişimler Öne Çıktı</strong><p>Elde edilen veriler, ilerleyen yıllarda Alzheimer tanısı alma ihtimali bulunan bireylerin retina yapısında belirli ortak özellikler taşıdığını ortaya koydu.</p><p>Araştırmada özellikle kılcal damarların daralması, damar ağının seyrekleşmesi, damar duvarlarında yaşlanma belirtileri ve görme siniri çevresindeki incelmelerin dikkat çekici şekilde öne çıktığı görüldü. Bu değişimlerin, beyin sağlığındaki bozulmalarla bağlantılı olabileceği değerlendiriliyor.</p><strong>Erken Teşhis İçin Yeni Bir Kapı Aralanabilir</strong><p>Uzmanlar, Alzheimer teşhisinin çoğu zaman hastalığın ilerlediği dönemlerde konulduğunu ve bu durumun tedavi seçeneklerini sınırlandırdığını belirtiyor. Bu nedenle erken dönemde risk tespiti sağlayabilecek biyolojik göstergeler büyük önem taşıyor.</p><p>Retina görüntülerinin değerlendirilmesi sayesinde risk altındaki bireylerin daha erken belirlenebileceği, gerekli nörolojik incelemelerin zamanında yapılabileceği ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle hastalığın etkilerinin geciktirilebileceği ifade ediliyor.</p><strong>Göz Taramaları Gelecekte Daha Fazla Anlam Taşıyabilir</strong><p>Bugün birçok sağlık kuruluşunda diyabet, glokom ve katarakt gibi hastalıkların takibi için rutin olarak çekilen retina görüntülerinin, gelecekte yalnızca göz sağlığını değil beyin sağlığını da değerlendirmede kullanılabileceği öngörülüyor.</p><p>Araştırmacılar, retinanın insan vücudundaki farklı sistemlere ilişkin önemli bilgiler taşıyan biyolojik bir pencere görevi gördüğünü belirtiyor. Bu nedenle göz muayenelerinin ilerleyen yıllarda nörolojik hastalıkların erken tanısında daha etkin bir araç haline gelmesi bekleniyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/bilim-insanlari-alzheimer-in-i_1781965074_K07sU8.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bilim İnsanları Alzheimer’ın İzlerini Gözlerde Arıyor! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/bilim-insanlari-alzheimer-in-i_1781965074_K07sU8.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[İsrail’de Ebola Şüphesi! Afrika’dan Dönen Kişi Karantinaya Alındı]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/israil-de-ebola-suphesi-afrika-dan-donen-kisi-karantinaya-alindi/38073/</link>
            <description><![CDATA[İsrail’de sağlık yetkilileri, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nden ülkeye dönen bir kişide Ebola virüsü şüphesi tespit edilmesi üzerine karantina uygulamasına gidildiğini açıkladı. Şüpheli vaka, ülkede son dönemde dikkatle takip edilen salgın riskleri arasında değerlendiriliyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/israil-de-ebola-suphesi-afrika-dan-donen-kisi-karantinaya-alindi/38073/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 17:40:35 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Hayfa kentinde bulunan Rambam Hastanesi&#39;nde gözetim altına alınan kişinin, ateş ve baş ağrısı şikyetleriyle sağlık kuruluşuna başvurduğu belirtildi.</p><strong>İlk Ebola Şüphesi Karantina Altında</strong><p>İsrail Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, söz konusu kişinin Ebola şüphesiyle karantinaya alınan ilk vaka olduğu ifade edildi. Afrika seyahatinden dört gün sonra belirtilerin ortaya çıkması üzerine hastaneye başvuran kişinin izolasyon sürecine alındığı bildirildi.</p><p>Yetkililer, hastadan alınan örneklerin laboratuvar analizine gönderildiğini ve kesin sonuçların 48 saat içinde açıklanmasının beklendiğini duyurdu.</p><strong>Temaslı Kişiler İçin Filyasyon Çalışması Başlatıldı</strong><p>Sağlık ekipleri, şüpheli vaka ile temas etmiş olabilecek kişilerin belirlenmesi için kapsamlı bir filyasyon çalışması yürütmeye başladı. Sürecin, olası bir bulaş riskini kontrol altına almak amacıyla hızla ilerletildiği aktarıldı.</p><p>Ayrıca hastanede görev yapan acil müdahale ekiplerinin de güvenlik protokolleri kapsamında dezenfekte edildiği bildirildi.</p><strong>Acil Servis Ekiplerinde Dezenfeksiyon Görüntüleri Paylaşıldı</strong><p>İsrail devlet televizyonu KAN tarafından yayımlanan görüntülerde, şüpheli vakaya müdahale eden sağlık çalışanlarının özel prosedürler çerçevesinde arındırma sürecinden geçirildiği görüldü. Yetkililer, tüm sağlık personelinin koruyucu ekipman ve prosedürlere uygun şekilde hareket ettiğini vurguladı.</p><strong>Afrika&#39;da Devam Eden Ebola Salgını Endişe Yaratıyor</strong><p>Öte yandan Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, Kongo Demokratik Cumhuriyeti&#39;nin doğusunda mayıs ayında ilan edilen Ebola salgınında can kaybının 200&#39;ü aştığını açıklamıştı. Bölgedeki vaka artışı uluslararası sağlık otoritelerini de alarma geçirdi.</p><strong>DSÖ&#39;den Küresel Acil Durum Uyarısı</strong><p>Dünya Sağlık Örgütü, 17 Mayıs&#39;ta yeniden ortaya çıkan Ebola vakaları nedeniyle uluslararası halk sağlığı acil durumu ilan etmişti. Uzmanlar, salgına neden olan 'Bundibugyo' türü Ebola virüsünün nadir görüldüğünü ve şu an için onaylanmış bir aşı ya da tedavi bulunmadığını belirtiyor.</p><p>Sağlık otoriteleri, gelişmelerin hem bölgesel hem de küresel ölçekte yakından takip edildiğini ifade ediyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/israil-de-ebola-suphesi-afrika_1781966430_eOBo4n.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ İsrail’de Ebola Şüphesi! Afrika’dan Dönen Kişi Karantinaya Alındı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/israil-de-ebola-suphesi-afrika_1781966430_eOBo4n.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Aşı Nasıl Çalışır? Bağışıklık Sistemindeki Etkisi Merak Ediliyor!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/asi-nasil-calisir-bagisiklik-sistemindeki-etkisi-merak-ediliyor/38059/</link>
            <description><![CDATA[Tıp dünyasının en büyük devrimlerinden biri olarak kabul edilen aşılar, insanlığı kitlesel salgınlardan koruyan en stratejik kalkan olmaya devam ediyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/asi-nasil-calisir-bagisiklik-sistemindeki-etkisi-merak-ediliyor/38059/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 13:54:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Tıp dünyasının en büyük devrimlerinden biri olarak kabul edilen aşılar, insanlığı kitlesel salgınlardan koruyan en stratejik kalkan olmaya devam ediyor. Görünmez düşmanlar olan bakteri ve virüslere karşı vücudun kendi savunma mekanizmasını harekete geçiren bu biyolojik formüller, modern sağlık sisteminin en güvenli temel taşını oluşturuyor. Bilim insanları, ölümcül enfeksiyon hastalıklarının yayılmasını önlemede aşılamanın dünya genelinde her yıl en az 3000000 insanın hayatını kurtardığını önemle vurguluyor.</p><p data-path-to-node='3'>Hastalık yapıcı patojenler insan vücuduna ulaştığında, sağlıklı dokuları istila ederek büyük bir hızla çoğalma eğilimi gösteriyor. Bu istila süreci belirli bir kritik eşiği aştığında ise klinik hastalık tablosu, yüksek ateş ve ciddi organ hasarları kaçınılmaz hale geliyor. İşte tam bu noktada aşılar, bireyler henüz canlı ve tehlikeli mikroorganizmalarla hiç karşılaşmadan önce devreye gerek bağışıklığa güvenli bir tanıma ve öğrenme fırsatı sunuyor.</p><strong>Bağışıklık Sisteminin Mikroskobik Askerleri Ve Savunma Hattı</strong><p data-path-to-node='5'>İnsan vücudu, dış dünyadan gelen her türlü yabancı tehdide karşı 24 saat boyunca kesintisiz mesai yapan muazzam bir savunma ağına sahiptir. Beyaz kan hücreleri tarafından organize edilen bu karmaşık mekanizma, bağışıklık sistemi olarak adlandırılan devasa bir hücreler ordusunu büyük bir titizlikle yönetmektedir. Sistem, vücuda giren her yabancı unsuru anında tespit ederek onları etkisiz hale getirecek özel stratejiler geliştirir.</p><p data-path-to-node='6'>Bu hayati savunma hattının en seçkin üyeleri arasında yer alan antikorlar, istilacıların yüzeyindeki biyolojik kimlik kartlarını okuyarak çalışır. Patojenlerin üzerinde bulunan ve onları diğer hücrelerden ayıran bu protein tabanlı kimlik yapılarına ise tıp dilinde antijen adı verilmektedir. Bağışıklık sistemi, antijenleri bir kez düşman veya yabancı olarak kodladığında tüm savunma birimlerini tek bir hedef doğrultusunda seferber eder.</p><strong>Antijen Ve Antikor Arasındaki Kusursuz Hücresel Uyum</strong><p data-path-to-node='8'>Hücresel düzeyde gerçekleşen bu büyük savunma savaşı, aslında milimetrenin milyonda biri ölçeğinde gerçekleşen bir moleküler eşleşmeye dayanmaktadır. Antikorlar, yapısal olarak Y harfine benzeyen ve laboratuvar ortamında da incelenebilen son derece özel koruyucu protein molekülleri olarak görev yapmaktadır. Bu Y şeklindeki proteinlerin uç kısımlarında yer alan ve paratop olarak bilinen özel bölgeler, düşmanı tam on ikiden yakalamakla görevlidir.</p><p data-path-to-node='9'>Zararlı mikroorganizmaların dış yüzeyinde ise epitop adı verilen ve adeta bir kilit yuvasını andıran moleküler bölgeler yer alır. Antikorun paratop bölgesi ile patojenin epitop bölgesi karşı karşıya geldiğinde, aralarında %100,0 oranında tam bir anahtar kilit uyumu gerçekleşir. Zayıf elektriksel kuvvetlerin de yardımıyla birbirine sıkıca kenetlenen bu iki yapı, düşmanın sağlıklı hücrelere tutunma ve hareket kabiliyetini tamamen sıfırlar.</p><strong>Aşı Teknolojisinin Vücuda Güvenli Antrenman Yaptırma Gücü</strong><p data-path-to-node='11'>Geleneksel ve modern tıp yöntemleriyle üretilen aşılar, temelde hastalık yapıcı virüs veya bakterilerin laboratuvarda tamamen etkisiz hale getirilmiş versiyonlarını barındırır. Vücuda enjekte edilen bu zayıflatılmış bileşenler, kişiyi hasta edecek, yatağa düşürecek ya da organlara zarar verecek hiçbir aktif güce sahip değildir. Ancak bu pasif yapı, bağışıklık sisteminin alarm durumuna geçmesi ve antikor fabrikalarının tetiklenmesi için fazlasıyla yeterli bir uyarı sinyali üretir.</p><p data-path-to-node='12'>Aşı uygulaması vücuda enjekte edildikten sonraki ilk 48 saatlik zaman dilimi içinde, savunma hücreleri bu sahte düşmanları derhal incelemeye başlar. Zararsız antijenleri moleküler düzeyde analiz eden sistem, gerçek bir tehditle karşı karşıya olduğunu düşünerek hızla özelleşmiş antikor üretimine girişir. Böylece insan vücudu, gerçek bir ölümcül enfeksiyon riskine maruz kalmadan kusursuz bir biyolojik antrenman sürecini başarıyla tamamlamış olur.</p><strong>Gelecekteki Tehditlere Karşı Oluşturulan Kalıcı Hücresel Hafıza</strong><p data-path-to-node='14'>Aşının insanlığa sağladığı en büyük tıbbi mucize, sahte savaş sona erdikten sonra geride bıraktığı kalıcı hücresel bellek kartlarında saklıdır. Savunma sistemi, aşı sayesinde güvenli bir şekilde tanıdığı patojenin moleküler haritasını hafıza hücrelerine bir daha silinmemek üzere kaydeder. Aradan 10 yıl gibi uzun bir süre geçse bile aynı mikrop vücuda sızmaya çalıştığında, sistem eski düşmanını nanosaniyeler içinde tanır.</p><p data-path-to-node='15'>Normal şartlarda vücudun hiç tanımadığı bir hastalığa karşı güçlü antikor üretmesi 7 günden fazla sürebilirken, aşılı bir vücut bu kritik süreyi 12 kat daha hızlı tamamlar. Bellek hücreleri, daha önceden formülünü ezberledikleri antikorları milyarlarca adet üreterek patojeni kana ve dokulara yayılmadan anında yok eder. Bu sayede aşılanan bireyler, sadece kendilerini korumakla kalmayıp toplumsal bağışıklık oranını %95,5 seviyesinin üzerine çıkararak salgın zincirini kırır.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Aşı Nasıl Çalışır? Bağışıklık Sistemindeki Etkisi Merak Ediliyor! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Endoskopiye Alternatif mi? Kapsül Endoskopi Nasıl Çalışıyor?]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/endoskopiye-alternatif-mi-kapsul-endoskopi-nasil-calisiyor/38056/</link>
            <description><![CDATA[Modern tıbbın sunduğu en önemli yeniliklerden biri olan kapsül endoskopi yöntemi sindirim sistemi hastalıklarının teşhisinde çığır açmaya devam ediyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/endoskopiye-alternatif-mi-kapsul-endoskopi-nasil-calisiyor/38056/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 12:22:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Modern tıbbın sunduğu en önemli yeniliklerden biri olan kapsül endoskopi yöntemi sindirim sistemi hastalıklarının teşhisinde çığır açmaya devam ediyor. Özellikle geleneksel endoskopik uygulamaların ulaşamadığı derin bölgeleri incelemek için geliştirilen bu teknoloji, hastaların konforlu bir şekilde muayene edilmesine olanak tanıyor. Sağlık sektöründe büyük bir ilgi gören bu tanı yöntemi, mini bir cihaz yardımıyla sindirim kanalının haritasını çıkararak hekimlerin işini kolaylaştırıyor.</p><p data-path-to-node='2'>Gastrointestinal sistemin iç yüzeyini detaylıca tarayan bu yöntem, tıp dünyasında 'hap kamera' olarak da adlandırılan özel bir mühendislik harikasına dayanıyor. Hastaların cerrahi bir müdahale ya da anestezi almadan, sadece bir kapsül yutarak muayene olabilmesi bu yöntemin popülaritesini artırıyor. Sindirim sisteminin doğal hareketleriyle ilerleyen cihaz, geleneksel yöntemlerin yetersiz kaldığı noktalarda hayati teşhislerin konulmasını sağlıyor.</p><strong>Kapsül Endoskopi Teknolojisinin Tanımı Ve Temel Amacı</strong><p data-path-to-node='4'>Kapsül endoskopi, sindirim sisteminin iç yapısını mikro boyuttaki bir kamera yardımıyla baştan sona görüntüleyen ileri düzey bir teşhis mekanizmasıdır. Bu cihazın içinde yüksek çözünürlüklü bir kamera, güçlü LED ışık kaynakları, gelişmiş bir batarya ve kablosuz veri ileticisi yer alıyor. Hasta, standart bir ilaç hapı büyüklüğündeki bu teknolojik kapsülü az bir miktar su ile yutarak süreci kendi adına başlatmış oluyor.</p><p data-path-to-node='5'>Yutma işleminin tamamlanmasının ardından mikro cihaz, yemek borusundan başlayarak mide, ince bağırsak ve kalın bağırsak hatlarında doğal bir yolculuğa çıkıyor. Cihaz, sindirim kanalındaki yolculuğu boyunca saniyede birden fazla yüksek kaliteli fotoğraf çekerek verileri hastanın beline bağlanan özel bir alıcı üniteye gönderiyor. Bu sayede sindirim sisteminin en gizli kalmış noktaları bile net bir şekilde kayıt altına alınarak hekimlerin incelemesine sunuluyor.</p><strong>Mikro Kameraların Kullanım Alanları Ve Tıbbi Gerekçeleri</strong><p data-path-to-node='7'>Bu yenilikçi uygulamanın en yaygın kullanıldığı alanların başında, geleneksel endoskopi ve kolonoskopi cihazlarının ulaşmakta yetersiz kaldığı 6 metrelik ince bağırsak bölgesi geliyor. Sebebi bir türlü açıklanamayan ve standart tahlillerle tespit edilemeyen mide ile bağırsak kanamalarının kaynağını bulmada bu yöntem hayati bir önem taşıyor. Kronikleşen demir eksikliği anemisi, nedeni belirlenemeyen kronik karın ağrıları ve açıklanamayan kilo kayıpları da bu incelemenin temel gerekçeleri arasında yer alıyor.</p><p data-path-to-node='8'>Aynı zamanda kronik bir bağırsak rahatsızlığı olan Crohn hastalığının erken teşhisinde ve takibinde bu yöntem sıklıkla tercih ediliyor. İnce bağırsak duvarlarında oluşabilecek polip, gizli ülserler, çölyak hastalığı belirtileri ve tümör yapıları bu yöntemle %99,4 gibi yüksek bir başarı oranıyla görüntülenebiliyor. Klasik yöntemlerle tetkik edilemeyen bölgelerin bu şekilde taranması, hastaların erken dönemde doğru tedaviye ulaşmasını doğrudan sağlıyor.</p><strong>Sindirim Sistemindeki İlerleme Mekanizması Ve Veri Aktarımı</strong><p data-path-to-node='10'>Yutulan akıllı kapsül, sindirim sisteminin peristaltik adı verilen doğal kasılma hareketleri sayesinde tamamen kendiliğinden ve zahmetsizce ilerleme kaydediyor. Bu süreçte cihazın hastaya hiçbir şekilde acı ya da rahatsızlık hissi vermemesi, yöntemin en büyük konfor unsurlarından biri olarak kabul ediliyor. Cihaz yol alırken çevreye yaydığı radyo frekansı sinyalleri vasıtasıyla, vücut dışındaki kayıt cihazına kesintisiz olarak veri transferi gerçekleştirmeyi sürdürüyor.</p><p data-path-to-node='11'>Yaklaşık 8 ila 12 saat süren bu tarama işlemi boyunca hastalar günlük yaşam rutinlerine, ağır fiziksel aktivitelerden kaçınmak kaydıyla, normal bir şekilde devam edebiliyor. Süreç bittiğinde elde edilen binlerce dijital fotoğraf, uzman doktorlar tarafından bilgisayar ortamına aktarılarak özel bir yazılımla sinema filmi gibi detaylıca analiz ediliyor. Gelişmiş yazılımlar sayesinde bağırsak içindeki şüpheli alanlar ve kanama odakları sistem tarafından otomatik olarak işaretlenebiliyor.</p><strong>Tıbbi Teknolojinin Tarihsel Gelişimi Ve Gelecekteki Rolü</strong><p data-path-to-node='13'>Bu benzersiz teknolojinin temelleri, tıp mühendisleri Gabi Iddan ve Paul Swain tarafından yürütülen ortak çalışmalar neticesinde atılmıştır. İlk başarılı klinik denemeleri 1997 yılında gerçekleştirilen bu cihaz, tıp dünyasında büyük bir heyecan dalgası yaratmayı başarmıştır. Gerekli tüm testleri başarıyla tamamlayan teknoloji, 2001 yılında resmi olarak Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç Dairesi yani FDA onayı alarak küresel ölçekte tıp literatürüne girmiştir.</p><p data-path-to-node='14'>İlk üretilen modellerle kıyaslandığında günümüzdeki kapsüller, çok daha uzun pil ömrüne, daha geniş görüş açısına ve yapay zeka tabanlı görüntü analiz yeteneklerine sahiptir. Teknolojinin her geçen gün daha da küçülmesi ve ucuzlaması, bu teşhis yönteminin dünya genelindeki sağlık merkezlerinde çok daha yaygın bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor. Gelecekte bu kapsüllerin sadece görüntü almakla kalmayıp, hedeflenen bölgeye ilaç bırakma yeteneğine de sahip olması hedefleniyor.</p><strong>Uygulamanın Sağladığı Avantajlar Ve Mevcut Sınırları</strong><p data-path-to-node='16'>Kapsül endoskopinin en belirgin avantajı, hastanede yatış gerektirmemesi ve hastaya anestezi verilmesine ihtiyaç duymadan tamamen ağrısız bir süreç sunmasıdır. Geleneksel yöntemlerin aksine vücuda cerrahi hiçbir hortum veya boru sokulmadığı için enfeksiyon ve doku zedelenmesi gibi riskler sıfıra yakın bir düzeyde kalıyor. İnce bağırsağın tüm kıvrımlarını kesintisiz olarak fotoğraflayabilen tek yöntem olması, onu muadillerine karşı benzersiz bir konuma yükseltiyor.</p><p data-path-to-node='17'>Madalyonun diğer yüzünde ise bu yöntemin sadece bir görüntüleme aracı olması ve tedavi edici bir özelliğinin bulunmaması gibi bazı sınırları yer alıyor. Klasik endoskopide şüpheli görülen bir dokudan parça alınabilirken veya kanamaya anında müdahale edilebilirken, akıllı kapsülde bu tarz biyopsi ya da tedavi işlemleri yapılamıyor. Herhangi bir patoloji saptandığında hastanın kesin tedavi veya parça alımı için yine geleneksel cerrahi ya da endoskopik işlemlere tabi tutulması gerekiyor.</p><strong>Güvenlik Standartları Ve Olası Yan Etki Durumları</strong><p data-path-to-node='19'>Genel hatlarıyla son derece güvenli ve komplikasyonsuz bir işlem olarak kabul edilen bu tanı yönteminde, yan etki oranları %1,5 gibi oldukça düşük seviyelerde seyrediyor. Görevini başarıyla tamamlayan mikro kamera, genellikle 24 ile 48 saat arasındaki bir zaman diliminde, dışkı yoluyla vücuttan doğal bir şekilde uzaklaştırılıyor. Hastaların büyük bir kısmı kapsülün vücuttan atıldığını hissetmiyor bile, çünkü cihaz tamamen pürüzsüz ve kaygan bir dış yüzey yapısına sahip bulunuyor.</p><p data-path-to-node='20'>Çok nadir durumlarda, özellikle bağırsaklarında ileri derecede darlık veya tümöre bağlı tıkanıklık olan hastalarda kapsülün içeride sıkışıp kalması durumu gözlenebiliyor. Böyle bir durum şüphesi oluştuğunda, röntgen gibi basit bir görüntüleme yöntemiyle kapsülün vücuttaki tam yeri belirlenerek süreç yakından izlenmeye başlanıyor. Tıkanıklık durumunun geçmemesi halinde, kapsülün bulunduğu bölgeden çıkarılması için uzman hekimler tarafından duruma uygun tıbbi müdahaleler planlanıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/endoskopiye-alternatif-mi-kaps_1781941390_VNDIUL.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Endoskopiye Alternatif mi? Kapsül Endoskopi Nasıl Çalışıyor? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/endoskopiye-alternatif-mi-kaps_1781941390_VNDIUL.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Polen Alerjisi 12 Ay Devam Edebilir mi? Merak Edilen Sorunun Yanıtı!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/polen-alerjisi-12-ay-devam-edebilir-mi-merak-edilen-sorunun-yaniti/38051/</link>
            <description><![CDATA[Bahar aylarının gelişiyle birlikte doğanın uyanışı pek çok insan için görsel bir şölen sunarken, alerjik bünyeler için zorlu bir dönemin başlangıcı anlamına geliyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/polen-alerjisi-12-ay-devam-edebilir-mi-merak-edilen-sorunun-yaniti/38051/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 11:30:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bahar aylarının gelişiyle birlikte doğanın uyanışı pek çok insan için görsel bir şölen sunarken, alerjik bünyeler için zorlu bir dönemin başlangıcı anlamına geliyor. Ancak son yapılan bilimsel araştırmalar ve meteorolojik veriler, polen alerjisinin sadece ilkbahar aylarına sıkışmış geçici bir sağlık sorunu olmadığını gözler önüne seriyor. Yılın hemen her döneminde havada farklı bitki türlerine ait polenlerin bulunması, alerji hastalarının 365 gün boyunca risk altında kalmasına yol açıyor.</p><p data-path-to-node='5'>Özellikle büyük şehirlerde değişen iklim koşulları ve yeşil alanların yapısı, polen takvimini tamamen altüst etmiş durumda bulunuyor. Uzmanlar tarafından gerçekleştirilen atmosferik ölçümler, bitki örtüsünün çeşitliliğine bağlı olarak havadaki polen yükünün ocak ayından aralık ayına kadar kesintisiz bir döngü halinde devam ettiğini kanıtlıyor. Bu durum mevsimsel sanılan pek çok rahatsızlığın aslında kronik birer solunum yolu problemine dönüşmesine zemin hazırlıyor.</p><strong>Atmosferdeki Gizli Tehlike Ocak Ayında Başlıyor</strong><p data-path-to-node='7'>Halk arasında sadece çiçeklerin açtığı dönemlerde polen oluştuğu yönünde yanlış bir inanış hakim olsa da ağaçların polen yayma dönemi kış mevsiminin ortasında start alıyor. Servigiller, fındık, ardıç ve kızılağaç gibi soğuğa dayanıklı bitki türleri, ocak ve şubat aylarından itibaren atmosfere yoğun miktarda polen bırakmaya başlıyor. Kış aylarında yaşanan ani sıcaklık dalgalanmaları bu ağaçların daha erken uyanmasına ve alerjik reaksiyonların kış ortasında bile tetiklenmesine neden oluyor.</p><p data-path-to-node='8'>İlkbaharın ilk aylarında ise meşe, çınar, huş, zeytin ve dişbudak gibi geniş yapraklı ağaçların polenleri devreye girerek gökyüzünü adeta kaplıyor. Kent estetiği amacıyla dikilen park ağaçlarının rüzgarla tozlaşan türlerden seçilmesi, şehir merkezlerinde yaşayan vatandaşların bu mikroskobik taneciklere çok daha yüksek oranda maruz kalmasını beraberinde getiriyor. Bu durum kıştan çıkan bünyelerin dinlenmesine fırsat kalmadan yeni bir alerji dalgasıyla karşı karşıya kalmasına sebebiyet veriyor.</p><strong>Yaz Ve Sonbahar Aylarında Yabani Ot Tehdidi</strong><p data-path-to-node='10'>Ağaç polenlerinin etkisini kaybetmeye başladığı mayıs ve haziran aylarında, bu kez çayır ve buğdaygil polenleri atmosferde hakimiyeti ele geçiriyor. Tarımsal faaliyetlerin yoğun olduğu kırsal bölgelerin yanı sıra şehir içindeki boş araziler, kaldırım kenarları ve bakımsız parklar bu dönemde en büyük polen kaynağı haline geliyor. Yaz sıcaklarıyla birlikte kuruyan çimenler, hafif bir rüzgarla bile kilometrelerce uzağa taşınabilen agresif polen yapısını ortaya çıkarıyor.</p><p data-path-to-node='11'>Ağustos ayından itibaren ise solunum yollarını en çok zorlayan yabani ot polenlerinin mevsimi resmen başlamış oluyor. Yakı otu, pelen, yapışkan otu ve sinir otu gibi arsızca büyüyen yabani bitkiler, sonbaharın son günlerine kadar havadaki polen yoğunluğunu maksimum seviyede tutuyor. Böylece ilkbaharda başlayan hapşırık ve burun akıntısı şikayetleri, sonbahar yağmurları başlayana kadar kesintisiz bir biçimde bireylerin yaşam kalitesini düşürmeyi sürdürüyor.</p><strong>Meteorolojik Faktörler Alerji Şiddetini Doğrudan Belirliyor</strong><p data-path-to-node='13'>Havadaki polenlerin miktarı ve havada kalma süresi sadece bitki çeşidine değil, anlık yaşanan hava durumuna da göbekten bağlı görünüyor. Yüksek sıcaklık ve düşük nem oranları polenlerin keselerinden daha hızlı salınmasını sağlarken, rüzgarlı havalar bu taneciklerin çok geniş alanlara yayılmasına aracılık ediyor. Rüzgarın hızı saatte 15 kilometreye ulaştığında, normalde havada asılı kalamayacak kadar ağır olan polenler bile binlerce metre yükseğe taşınarak şehirlerarası yolculuk yapabiliyor.</p><p data-path-to-node='14'>Buna karşın şiddetli ve sürekli yağmurlar havayı temizleyici bir etki göstererek polenleri yere indirse de kısa süreli yaz yağmurları tam tersi bir etki yaratabiliyor. Ani bastıran gök gürültülü sağanak yağışlar havadaki polen taneciklerinin patlayarak daha küçük ve solunabilir parçalara ayrılmasına neden oluyor. Alerji uzmanları bu fenomene bağlı olarak yağmur sonrasında astım krizlerinde %25,4 oranında bir artış yaşandığını belirtiyor ve hastaları dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.</p><strong>Toplum Sağlığını Tehdit Eden Alerjik Rinit Görülme Sıklığı</strong><p data-path-to-node='16'>Polenlerin tetiklediği alerjik rinit ve astım gibi hastalıklar, günümüzde modern toplumların en yaygın kronik sağlık sorunları arasında ilk sıralarda yer alıyor. Türkiye genelinde yapılan kapsamlı sağlık taramalarında, yetişkin nüfusta hekim tarafından teşhis edilmiş alerjik rinit oranının %21,8 seviyesine ulaştığı net bir şekilde görülüyor. Çocuklarda ise bu oran sosyoekonomik gelişmişlik düzeyine ve yaşanan bölgeye göre %30,5 seviyelerine kadar tırmanabiliyor.</p><p data-path-to-node='17'>Hastalığın kronikleşmesi sadece bireysel bir rahatsızlık yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda iş ve okul devamsızlıklarına yol açarak ciddi ekonomik kayıplara da neden oluyor. Uzmanlar polen alerjisi olan kişilerin %40,2&#39;sinde ilerleyen yıllarda astım gelişme riski bulunduğuna dikkat ederek erken teşhisin önemini vurguluyor. Yıl boyu süren bu polen bombardımanına karşı doğru zamanda doğru tedavinin uygulanması, toplum sağlığının korunması açısından büyük bir stratejik önem taşıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/polen-alerjisi-12-ay-devam-ede_1781941177_Cftkxy.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Polen Alerjisi 12 Ay Devam Edebilir mi? Merak Edilen Sorunun Yanıtı! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/polen-alerjisi-12-ay-devam-ede_1781941177_Cftkxy.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya’da Hayat Kurtaran Müdahale! Kanser Erken Evrede Yakalandı]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/malatya-da-hayat-kurtaran-mudahale-kanser-erken-evrede-yakalandi/38021/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan detaylı tetkikler, önemli bir sağlık gerçeğini ortaya çıkardı. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Cebrail Yetkin tarafından gerçekleştirilen kolonoskopi ve biyopsi işlemleri sonucunda, rektosigmoid bölgede tespit edilen lezyonun kolon kanseri olduğu belirlendi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/malatya-da-hayat-kurtaran-mudahale-kanser-erken-evrede-yakalandi/38021/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 15:03:08 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sağ kolon hepatik fleksura bölgesinde saptanan ikinci oluşumun ise ileri derecede hücresel bozulma içeren ve kansere dönüşme riski taşıyan prekanseröz bir lezyon olduğu raporlandı. Bu bulgu, hastanın tedavi planının çok daha hassas bir şekilde ele alınmasını zorunlu kıldı.</p><strong>Multidisipliner Yaklaşım ile Organ Koruyucu Cerrahi</strong><p>Olası geniş bağırsak kaybına yol açabilecek subtotal kolektomi seçeneği gündeme gelse de, hasta için farklı bir yol tercih edildi. Uzman ekiplerin ortak değerlendirmesi sonucunda, daha kontrollü ve organ koruyucu bir cerrahi plan oluşturuldu.</p><p>Op. Dr. Cebrail Yetkin ve ekibi tarafından gerçekleştirilen laparoskopik low anterior rezeksiyon operasyonu ile kanserli doku başarıyla çıkarıldı. Bu yöntem sayesinde hastanın kalın bağırsağının büyük bölümü korunarak daha radikal bir cerrahi ihtiyacının önüne geçildi.</p><strong>Kapalı Ameliyatla Hızlı ve Sorunsuz İyileşme Süreci</strong><p>Operasyon sonrası hastada herhangi bir komplikasyon gelişmediği bildirildi. Minimal invaziv yani kapalı cerrahi yöntemin sağladığı avantajlarla hasta kısa sürede toparlanarak günlük yaşamına dönme aşamasına geldi.</p><p>Tedavi sürecinin ardından taburcu edilen hastanın takiplerinin ilgili birimler tarafından düzenli şekilde sürdürüldüğü aktarıldı.</p><strong>Tarama Testi Hayat Kurtardı Vurgusu</strong><p>Operasyonu gerçekleştiren Op. Dr. Cebrail Yetkin, vakaya ilişkin değerlendirmesinde erken tanının önemine dikkat çekti. Hastanın hiçbir belirti göstermemesine rağmen aile hekimliğinde yapılan rutin gaitada gizli kan testi (GGK) sayesinde hastalığın erken evrede yakalandığını ifade etti.</p><p>Yetkin, bu durumun koruyucu sağlık hizmetlerinin ve kanser tarama programlarının hayati rolünü bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, birçok hastanın bu sayede erken evrede tedavi şansı bulduğunu vurguladı.</p><strong>Modern Cerrahi ve Ekip Çalışmasıyla Başarı</strong><p>Yetkin ayrıca, hastaya uygulanan tedavinin güçlü bir ekip çalışmasının ürünü olduğunu dile getirdi. Onkolojik prensiplerden taviz verilmeden, minimal invaziv ve organ koruyucu cerrahi yaklaşımıyla başarılı bir sonuç elde edildiğini söyledi.</p><p>Gelişmiş endoskopik imkanlar ve ileri laparoskopik cerrahi deneyiminin birleşmesiyle hem hastalığın kontrol altına alındığı hem de yaşam kalitesinin korunmasının hedeflendiği ifade edildi.</p><strong>Erken Tanının Önemi Bir Kez Daha Ortaya Çıktı</strong><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde yaşanan bu vaka, düzenli tarama testlerinin ve erken teşhisin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlar, özellikle risk grubundaki bireylerin tarama programlarını ihmal etmemesi gerektiğini vurguluyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/malatya-da-hayat-kurtaran-muda_1781870587_fAUB7C.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya’da Hayat Kurtaran Müdahale! Kanser Erken Evrede Yakalandı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/malatya-da-hayat-kurtaran-muda_1781870587_fAUB7C.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Gizli Tehlike Büyüyor: Keneler Hangi Hastalıklara Yol Açıyor?]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/gizli-tehlike-buyuyor-keneler-hangi-hastaliklara-yol-aciyor/37913/</link>
            <description><![CDATA[Yaz aylarının gelmesiyle birlikte açık havada, piknik alanlarında ve ormanlarda vakit geçirmek isteyen vatandaşların sayısı hızla artarken doğada gizlenen mikroskobik tehlikeler halk sağlığını ciddi şekilde tehdit etmeye devam ediyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/gizli-tehlike-buyuyor-keneler-hangi-hastaliklara-yol-aciyor/37913/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 13:50:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte açık havada, piknik alanlarında ve ormanlarda vakit geçirmek isteyen vatandaşların sayısı hızla artarken doğada gizlenen mikroskobik tehlikeler halk sağlığını ciddi şekilde tehdit etmeye devam ediyor. Genellikle örümceğimsiler sınıfında yer alan ve 8 bacaklı olan keneler otlaklar, çalılıklar, orman altı florası ve yüksek otların bulunduğu nemli ekosistemlerde yaşamlarını son derece aktif bir şekilde sürdürüyor. Kendilerine yaklaşan canlıların yaydığı vücut ısısını, titreşimleri ve salgıladıkları karbondioksit gazını gelişmiş duyuları sayesinde uzaktan algılayan bu parazitler, uygun anı yakaladıklarında hızla hedef canlının üzerine tutunarak kan emme sürecini başlatıyor.</p><p data-path-to-node='3'>Bu zararlı canlıların çıplak gözle erkenden fark edilmesi özellikle gelişimlerinin ilk evresi olan larva ve nimf dönemlerinde oldukça zor bir hal alabiliyor. Doğal yaşam alanlarında yürüyüş yapan, tarım ve hayvancılık faaliyetleriyle uğraşan çok sayıda kişi farkında olmadan bu küçük eklembacaklıların açık hedefi haline geliyor. Üstelik kan emme işlemi esnasında deriye enjekte ettikleri özel bir anestezik sıvı sayesinde insan vücudunda herhangi bir acı veya kaşıntı hissi uyandırmadıkları için günlerce hiçbir belirti vermeden gizlice beslenmeye devam edebiliyorlar.</p><strong>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Ve Diğer Ölümcül Enfeksiyon Riskleri</strong><p data-path-to-node='5'>Doğal ortamda bulunan her kene türü bünyesinde hastalık yapıcı patojenler barındırmasa da dışarıdan bakarak hangi canlının enfekte olduğunu laboratuvar ortamı dışında anlamak kesinlikle imkansızdır. Özellikle Türkiye genelinde belirli dönemlerde ciddi artış gösteren Kırım Kongo Kanamalı Ateşi kısa adıyla KKKA virüsü, erken müdahale edilmediğinde ölümcül sonuçlar doğurabilen en tehlikeli enfeksiyonların başında geliyor. Virüsü taşıyan parazitin insan derisine nüfuz ederek kan emmeye başlamasının ardından 1 ila 3 günlük kuluçka süresi tetikleniyor ve patojenler hızla dolaşım sistemine karışıyor.</p><p data-path-to-node='6'>Tehlikeli virüslerin yanı sıra Lyme hastalığı, anaplazmozis, tularemi ve kene kaynaklı ensefalit gibi çok sayıda ölümcül bakteriyel enfeksiyon da bu parazitler aracılığıyla insanlara kolayca aktarılabiliyor. Enfeksiyon sürecinin ilk klinik belirtileri genellikle aniden yükselen ateş, şiddetli baş ağrısı, yaygın kas ve eklem ağrıları ile aşırı halsizlik şeklinde kendisini açıkça gösteriyor. Doğru teşhis konulup zamanında tedaviye başlanmayan ileri evre vakalarda ise iç kanamalar ve akut organ yetmezlikleri baş göstererek hayati risk oranları %40,5 seviyelerine kadar tırmanışa geçiyor.</p><strong>Kene Isırması Durumunda Yapılması Gereken Doğru Müdahale Adımları</strong><p data-path-to-node='8'>İnsan vücudunun herhangi bir bölgesinde yerleşmiş bir kene fark edildiğinde panik dalgasına kapılmadan son derece soğukkanlı ve bilinçli bir şekilde hareket etmek gerekiyor. Paraziti ten üzerinden uzaklaştırmak amacıyla kesinlikle çıplak elle ezmek, zorlayarak koparmak ya da üzerine alkol, kolonya, gaz yağı ve sigara ateşi basmak gibi geleneksel ama son derece hatalı yöntemlere başvurulmamalıdır. Bu tarz bilinçsizce yapılan kimyasal ve fiziksel müdahaleler canlıyı yüksek strese sokarak midesinde barındırdığı tüm ölümcül mikropları doğrudan insanın kan dolaşımına kusmasına yol açıyor.</p><p data-path-to-node='9'>Önerilen en güvenli yöntem ince uçlu bir cımbız yardımıyla paraziti deriye en yakın noktadan sabitleyip dik bir açıyla yukarı doğru tek hamlede çekerek çıkarmaktır. Çıkarma işleminin başarıyla tamamlanmasının ardından ısırılan bölge bol sabunlu suyla iyice yıkanmalı ve vakit kaybetmeden antiseptik solüsyonlar kullanılarak dezenfekte edilmelidir. Müdahalenin arkasından geçen 10 ila 14 günlük kritik gözlem süresi boyunca kişi kendisini yüksek ateş, bulantı ve halsizlik yönünden çok sıkı bir takibe almalıdır.</p><strong>Açık Alanlarda Güvende Kalmak İçin Alınması Gereken Önlemler</strong><p data-path-to-node='11'>Ormanlık alanlar, mesire yerleri, otlaklar ve bağ bahçe gibi yüksek risk barındıran bölgelere planlanan ziyaretlerde giysi seçimine maksimum düzeyde özen gösterilmesi kritik önem taşıyor. Bacakları tamamen izole eden uzun pantolonlar tercih etmek ve pantolon paçalarını çorapların içerisine sıkıca sokmak parazitlerin tenle temas kurmasını engelleyen en basit 1 korunma formülüdür. Açık renkli kıyafetlerin giyilmesi de kumaş üzerine tırmanan koyu renkli küçük parazitlerin gözle erkenden fark edilmesini belirgin şekilde kolaylaştırarak koruyuculuğu artırıyor.</p><p data-path-to-node='12'>Açık hava etkinliklerinin tamamlanıp eve dönülmesinin hemen ardından hiç vakit kaybetmeden tüm aile bireylerinin vücut bütünlüğünü detaylı bir şekilde kontrol etmesi gerekiyor. Özellikle kulak arkası, ense bölgesi, koltuk altları, göbek deliği çevresi, kasıklar ve diz arkası gibi kıvrımlı ve sıcak dokular parazitlerin en sevdiği yerler olduğu için buralara ekstra hassasiyet gösterilmelidir. Alınacak bu basit bireysel tedbirler ve sergilenecek yüksek farkındalık sayesinde bulaşıcı hastalıkların ve olası can kayıplarının önüne geçmek %100,0 oranında başarıya ulaşıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/gizli-tehlike-buyuyor-keneler-_1781680822_SyFEVl.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Gizli Tehlike Büyüyor: Keneler Hangi Hastalıklara Yol Açıyor? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/gizli-tehlike-buyuyor-keneler-_1781680822_SyFEVl.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya’dan Çıkan Bilimsel Çalışma Tıp Dünyasında Yankı Uyandırdı!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/malatya-dan-cikan-bilimsel-calisma-tip-dunyasinda-yanki-uyandirdi/37861/</link>
            <description><![CDATA[Malatya’da Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Serkan Akpancar’ın katkı sunduğu bilimsel araştırma, uzun süreli omuz ağrısı yaşayan hastalar için umut verici bulgular ortaya koydu. Uluslararası tıp camiasında saygın yayınlar arasında gösterilen bir bilimsel dergide yayımlanan çalışma, proloterapi yönteminin omuz tendon rahatsızlıkları üzerindeki etkilerini kapsamlı şekilde değerlendirdi.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/malatya-dan-cikan-bilimsel-calisma-tip-dunyasinda-yanki-uyandirdi/37861/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 14:29:34 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Araştırmada elde edilen veriler, özellikle kronik omuz ağrılarıyla mücadele eden ve mevcut tedavilerden yeterli sonuç alamayan hastalar açısından dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu.</p><strong>120 Hastanın Verileri İncelendi</strong><p>Bilimsel çalışmada kronik rotator manşet yaralanması bulunan toplam 120 hasta takip edildi. Hastaların bir kısmına fiziksel egzersiz temelli tedavi uygulanırken, diğer grupta ultrason destekli proloterapi yöntemi tercih edildi.</p><p>Araştırma sonunda proloterapi uygulanan hastaların büyük bölümünün tedavi sürecinden memnun kaldığı belirlenirken, ağrı seviyelerinde anlamlı düşüş ve günlük yaşam aktivitelerini etkileyen omuz fonksiyonlarında önemli iyileşmeler gözlemlendi.</p><strong>Ameliyata Alternatif Bir Seçenek Olarak Değerlendiriliyor</strong><p>Çalışmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri ise proloterapinin bazı hasta gruplarında cerrahi müdahaleye alternatif oluşturabilecek potansiyele sahip olduğunun ortaya konulması oldu.</p><p>Vücudun kendi onarım mekanizmalarını harekete geçirmeyi amaçlayan bu enjeksiyon yöntemi, özellikle tendon ve bağ dokusu kaynaklı rahatsızlıklarda son yıllarda giderek daha fazla tercih ediliyor. Araştırma sonuçları, doğru hasta seçimi yapıldığında ameliyat dışı yöntemlerle de başarılı sonuçlar elde edilebileceğini gösterdi.</p><strong>Uluslararası Bilim Dünyasında İlgi Gördü</strong><p>Yayınlanmasının ardından tıp çevrelerinde dikkat çeken çalışma, farklı ülkelerde yürütülen araştırmalarda da kaynak gösterilmeye başlandı. Bu durum, elde edilen bulguların yalnızca Türkiye&#39;de değil, uluslararası bilim camiasında da karşılık bulduğunu ortaya koydu.</p><p>Uzmanlar, bilimsel çalışmaların farklı merkezlerde referans alınmasının araştırmanın güvenilirliği ve akademik etkisi açısından önemli bir gösterge olduğuna dikkat çekiyor.</p><strong>Doç. Dr. Akpancar&#39;dan Tedaviye İlişkin Değerlendirme</strong><p>Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Doç. Dr. Serkan Akpancar, uzun süredir devam eden omuz ağrılarında proloterapinin etkisini ortaya koymayı amaçladıklarını belirtti. Elde edilen verilerin beklentilerin üzerinde olduğunu ifade eden Akpancar, uygun hastalarda ameliyata gerek kalmadan başarılı sonuçlar alınabileceğinin bilimsel olarak gösterildiğini vurguladı.</p><strong>Malatya&#39;dan Bilime Katkı Sürmeye Devam Ediyor</strong><p>Spor yaralanmaları, tendon hastalıkları ve rejeneratif tedavi yöntemleri üzerine çalışmalarıyla tanınan Doç. Dr. Serkan Akpancar, özellikle proloterapi alanındaki çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Uluslararası düzeyde ilgi gören bu araştırma, Malatya&#39;da yürütülen bilimsel çalışmaların dünya tıp literatürüne katkı sunmaya devam ettiğini bir kez daha ortaya koydu.</p><p>Bilimsel verilerle desteklenen çalışma, kronik omuz ağrılarının tedavisinde yeni yaklaşımların geliştirilmesine yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/malatya-dan-cikan-bilimsel-cal_1781609369_uMIpJe.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya’dan Çıkan Bilimsel Çalışma Tıp Dünyasında Yankı Uyandırdı! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/malatya-dan-cikan-bilimsel-cal_1781609369_uMIpJe.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kas Yaşınız Kaç? Bakanlık Sahada Ölçüm Yapacak]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/kas-yasiniz-kac-bakanlik-sahada-olcum-yapacak/37619/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, toplumda fiziksel aktivite bilincini artırmayı hedefleyen “Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa” kampanyası kapsamında bir ay boyunca sahada olacaklarını açıkladı. Kampanya ile vatandaşların hareket düzeylerinin ölçülmesi ve düzenli egzersiz alışkanlığının yaygınlaştırılması amaçlanıyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/kas-yasiniz-kac-bakanlik-sahada-olcum-yapacak/37619/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 15:31:38 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Türkiye genelinde başlatılan kampanyanın tanıtım programı Başkent Millet Bahçesi&#39;nde gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşan Bakan Memişoğlu, Türkiye&#39;nin sağlık sisteminde son yıllarda önemli bir ilerleme kaydettiğini belirterek, sağlık hizmetlerinin uluslararası düzeyde örnek gösterildiğini ifade etti.</p><p>Memişoğlu, sağlıklı toplum hedefinin bakanlığın en temel önceliği olduğunu vurgulayarak, bireylerin yalnızca tedavi değil, koruyucu sağlık yaklaşımıyla da desteklenmesi gerektiğine dikkat çekti.</p><strong>Sağlıklı Yaşam İçin Hareket Şart Vurgusu</strong><p>Konuşmasında toplum sağlığını tehdit eden en önemli unsurların hareketsizlik, fazla kilo ve bağımlılıklar olduğunu belirten Memişoğlu, sağlıklı yaşam kültürünün yaygınlaştırılması için kapsamlı çalışmalar yürüttüklerini söyledi.</p><p>Geçtiğimiz yıl yürütülen 'Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa' programı kapsamında milyonlarca kişinin ölçümlerinin yapıldığını hatırlatan Bakan, ihtiyaç duyan vatandaşların sağlık merkezlerine yönlendirilerek destek aldığını ifade etti.</p><p>Bu süreçte vatandaşların toplamda yüzlerce tonluk kilo kaybı sağladığını belirten Memişoğlu, bunun toplum sağlığı açısından önemli bir kazanım olduğunu dile getirdi.</p><strong>Türkiye Genelinde 348 Sağlıklı Hayat Merkezi Aktif</strong><p>Sağlık altyapısına ilişkin bilgi veren Memişoğlu, ülke genelinde 348 Sağlıklı Hayat Merkezi bulunduğunu açıkladı. Bu merkezlerde diyetisyen, fizyoterapist, çocuk gelişim uzmanı ve çeşitli sağlık birimleriyle ücretsiz hizmet verildiğini belirtti.</p><p>Ayrıca kanser taramaları, gebe okulları ve koruyucu sağlık hizmetleri gibi birçok başlıkta vatandaşlara destek sunulduğunu ifade eden Bakan, aile hekimliği sistemiyle birlikte geniş bir sağlık ağı oluşturulduğunu söyledi.</p><strong>Kas Yaşı Daha Önemli Mesajı</strong><p>Yeni kampanyanın detaylarını paylaşan Memişoğlu, vatandaşların bir ay boyunca sahada ölçümlerle değerlendirileceğini belirterek, gerçek yaşın ötesinde 'hareket yaşı' kavramına dikkat çekti.</p><p>Bakan, kas ve fiziksel kapasitenin sağlıklı yaşamın en önemli göstergelerinden biri olduğunu vurgulayarak, düzenli hareketin bu yaşın genç tutulmasında kritik rol oynadığını ifade etti.</p><strong>Sahada Uygulamalı Testler Yapıldı</strong><p>Program kapsamında Bakan Memişoğlu&#39;na 'Sağlık Sokağı' alanında çeşitli fiziksel testler uygulandı. 30 saniye otur-kalk testi, denge ölçümleri ve el kavrama gücü değerlendirmesi yapıldı.</p><p>Etkinlikte ayrıca bisiklet süren ve vatandaşlarla basketbol oynayan Bakan, kampanyanın hareketli yaşam mesajını sahada da destekledi.</p><strong>Vatandaşlar Hareket Yaşına Göre Yönlendirilecek</strong><p>Kampanya kapsamında yapılan ölçümlerle vatandaşların hareket seviyeleri belirlenecek. İhtiyaç duyan kişiler, Sağlıklı Hayat Merkezlerinde fiziksel aktivite danışmanlığı ve egzersiz programlarına yönlendirilecek.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kas-yasiniz-kac-bakanlik-sahad_1781181094_PZ6WJB.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kas Yaşınız Kaç? Bakanlık Sahada Ölçüm Yapacak ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/kas-yasiniz-kac-bakanlik-sahad_1781181094_PZ6WJB.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çölyak Hastası Olanlar Bulgur Pilavı Yiyebilir Mi? Gluten İçeriği Merak Ediliyor!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/colyak-hastasi-olanlar-bulgur-pilavi-yiyebilir-mi-gluten-icerigi-merak-ediliyor/37564/</link>
            <description><![CDATA[Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen çölyak hastalığı, günümüzde en yaygın bağışıklık sistemi rahatsızlıkları arasında yer alıyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/colyak-hastasi-olanlar-bulgur-pilavi-yiyebilir-mi-gluten-icerigi-merak-ediliyor/37564/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 15:12:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen çölyak hastalığı, günümüzde en yaygın bağışıklık sistemi rahatsızlıkları arasında yer alıyor. Kronik bir sindirim sistemi problemi olan bu hastalık, tüketilen gıdaların içeriğine azami dikkat gösterilmesini zorunlu kılıyor. Türkiye genelinde de teşhis edilen hasta sayısı her geçen gün artarken, bireylerin günlük yaşamlarında tükettikleri temel besin maddelerinin içerikleri hayati bir önem taşıyor. Özellikle geleneksel Türk mutfağının vazgeçilmez lezzetlerinden biri olan bulgurun, bu hastalar tarafından tüketilip tüketilemeyeceği sorusu tıp dünyasında ve hasta yakınları arasında geniş bir yankı buluyor. Sağlıklı bir yaşam sürdürmek isteyen bireyler, mutfaklarındaki alışkanlıkları tamamen değiştirmek zorunda kalıyor.</p><p data-path-to-node='2'>Uzmanlar tarafından yapılan son araştırmalar, toplumun yaklaşık %1,0 oranındaki kısmının bu hassasiyete sahip olduğunu gösteriyor. Teşhis konulan hastaların yaşam boyu sürecek sıkı bir disiplin altına girmesi gerekirken, beslenme listelerindeki en ufak bir hata dahi ciddi klinik tablolara yol açabiliyor. Sindirim sisteminin üst bölümlerinde hasara neden olan protein yapıları, vücudun besin emilim mekanizmasını tamamen bozabiliyor. Bu durum, hastaların market alışverişlerinden evdeki yemek hazırlama süreçlerine kadar her aşamada son derece seçici davranmalarını gerektiriyor. Bilgi kirliliğinin yoğun olduğu internet ortamında ise çölyak hastalarının hangi tahıllardan uzak durması gerektiği konusu büyük bir tartışma odağı haline geliyor.</p><strong>Buğday Kaynaklı Besinlerin İnce Bağırsak Üzerindeki Olumsuz Etkileri</strong><p data-path-to-node='4'>Çölyak hastalığının temelinde, arpa, çavdar ve buğday gibi tahıllarda yoğun olarak bulunan gluten isimli bir protein molekülü yer alıyor. Bu protein, çölyak hastalarının vücuduna girdiğinde bağışıklık sistemi tarafından bir tehdit olarak algılanıyor ve savunma mekanizması harekete geçiyor. İnce bağırsaktaki emilimi sağlayan villus adı verilen küçük tüysüz yapıların zarar görmesi, tüketilen diğer faydalı besinlerin, vitaminlerin ve minerallerin emilmesini kalıcı olarak engelliyor. Tıbbi verilere göre, sadece 1 miligram gibi çok küçük bir gluten miktarı bile hassas bağırsak dokusunda iltihaplanma sürecini başlatmaya yetiyor. Bu durum, kronik halsizlik, kansızlık ve şiddetli karın ağrıları gibi semptomlarla kendini göstererek hastanın yaşam kalitesini doğrudan düşürüyor.</p><p data-path-to-node='5'>Hastalığın kontrol altına alınabilmesi amacıyla uygulanan tek tedavi yöntemi, gluten içeren tüm unsurların beslenme programından tamamen çıkarılması olarak biliniyor. İlaçla tedavisi bulunmayan bu rahatsızlıkta, diyet kurallarına %100 oranında uyum sağlamak tek çözüm yolu olarak öne çıkıyor. Sindirim sisteminde meydana gelen tahribatın geri döndürülebilmesi için bağırsakların hiçbir şekilde bu yabancı proteinle temas etmemesi gerekiyor. Klinik gözlemler, diyetine tam uyum sağlayan bireylerin bağırsak yapılarının yaklaşık 6 ay ile 24 ay arasındaki bir sürede tamamen yenilendiğini kanıtlıyor. Ancak bu süreçte yapılacak en küçük bir diyet ihlali, tüm iyileşme sürecini sıfırlayarak bağırsakları yeniden eski hasarlı durumuna getirebiliyor.</p><strong>Geleneksel Bulgur Pilavının İçeriğindeki Gizli Gluten Riski</strong><p data-path-to-node='7'>Anadolu kültürünün en temel gıda maddelerinden biri olan bulgur, sert buğday tanelerinin kaynatılması, kurutulması ve ardından değirmenlerde kırılmasıyla elde ediliyor. Endüstriyel ya da geleneksel yöntemlerle yapılan bu işlemlerin hiçbiri, buğdayın özünde yer alan gluten proteininin kimyasal yapısını değiştirmiyor veya ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle, sofralarda sıkça yer alan ve oldukça sağlıklı bir karbonhidrat kaynağı olarak bilinen bulgur pilavı, çölyak hastaları için son derece tehlikeli gıdalar sınıfına giriyor. Besin değeri ne kadar yüksek olursa olsun, buğday kökenli tüm ürünler gibi bulgur da bu özel hastalar için kesin bir yasaklı madde olarak tanımlanıyor. Tüketimi durumunda vücutta ani ve şiddetli reaksiyonlerin gelişmesi kaçınılmaz bir hal alıyor.</p><p data-path-to-node='8'>Mutfaklarda yapılan yemeklerin pişirilme sıcaklıkları ya da kaynatma süreleri de gluten bağlarını koparmaya yetmiyor. Yüksek ısılarda pişirilen bulgur pilavı, protein yapısını koruduğu için çölyak hastalarının sindirim kanalında doğrudan yıkıma yol açmaya devam ediyor. Toplumda bazen bulgurun işlenmiş olması sebebiyle daha hafif veya zararsız olduğu yönünde yanlış bir inanış bulunsa da, bu durum bilimsel gerçeklerle tamamen çelişiyor. Sağlık otoriteleri, çölyak tanısı almış hiçbir bireyin tabağına tek bir adet bile bulgur tanesinin girmemesi gerektiği konusunda net uyarılarda bulunuyor. Dolayısıyla mutfakta hazırlanan menülerde bu tarz geleneksel tahılların yerine tamamen farklı ve güvenli bitkisel kaynakların konumlandırılması zorunluluk arz ediyor.</p><strong>Alternatif Tahıllar İle Sağlıklı Ve Güvenli Tabaklar Hazırlama Yolları</strong><p data-path-to-node='10'>Bulgur pilavından uzak durmak zorunda kalan çölyak hastaları için mutfakta lezzetli ve besleyici alternatifler geliştirmek hiç de zor görünmüyor. Doğal olarak bünyesinde hiçbir şekilde gluten barındırmayan pirinç, kinoa, karabuğday ve mısır gibi bitkisel kaynaklar, güvenli birer karbonhidrat deposu olarak sofraları süsleyebiliyor. Özellikle karabuğday ve kinoa, içerdikleri yüksek lif ve bitkisel protein oranları sayesinde bulgurun eksikliğini aratmayacak kadar zengin bir besin profili sunuyor. Bu malzemelerle hazırlanan pilavlar, hem sindirim sistemini yormuyor hem de vücudun ihtiyaç duyduğu enerjiyi güvenli bir yoldan karşılamaya imkan tanıyor. Doğru pişirme teknikleriyle çeşitlendirilen bu tarifler, hastaların sosyal yaşamda kendilerini kısıtlanmış hissetmelerinin de önüne geçiyor.</p><p data-path-to-node='11'>Ancak alternatif gıdalar hazırlanırken dikkat edilmesi gereken en kritik noktalardan birini çapraz bulaşma riski oluşturuyor. Güvenli tahılların, buğday ürünlerinin işlendiği değirmenlerde veya paketleme tesislerinde işlem görmesi, havada uçuşan un zerrelerinin bu ürünlere bulaşmasına neden olabiliyor. Bu durum, tamamen glütensiz olduğu düşünülen bir pirinç pilavının bile testlerde %0,02 oranından fazla gluten içermesine yol açarak hastaları riske atabiliyor. Bu nedenle ev ortamında yemek pişirirken kullanılan kaşık, tencere ve kesme tahtası gibi araçların da daha önce buğdaylı bir gıdayla temas etmemiş olması büyük önem taşıyor. Çölyak hastaları için güvenli bir mutfak tasarlamak, sadece doğru malzemeyi seçmekle bitmeyip titiz bir hazırlık sürecini de beraberinde getiriyor.</p><strong>Sağlıklı Yaşam İçin Paket Verilerindeki Etiket Okuma Alışkanlığı</strong><p data-path-to-node='13'>Gelişen gıda endüstrisi, çölyak hastalarının yaşamlarını kolaylaştırmak adına her geçen gün yeni adımlar atmaya devam ediyor. Günümüzde market raflarında yer alan birçok hazır ürünün üzerinde, yasal mevzuatlara uygun olarak basılmış özel logolar ve ibareler bulunuyor. Çölyak hastalarının alışveriş yaparken ürün ambalajlarının arkasında yer alan içerik listelerini son derece dikkatli bir şekilde incelemesi gerekiyor. Üzerinde kesin olarak glütensiz ifadesi yer almayan, çapraz bulaşma uyarısı bulunduran hiçbir paketli gıdanın satın alınmaması hayati bir önem taşıyor. Bilinçli bir tüketici olmak, bu kronik rahatsızlıkla mücadele etmenin ve uzun vadeli komplikasyonları önlemenin en temel şartı olarak kabul ediliyor.</p><p data-path-to-node='14'>Tıp uzmanları ve beslenme danışmanları, hastaların sosyal ortamlarda veya restoranlarda yemek yerken de aynı hassasiyeti sürdürmeleri gerektiğini belirtiyor. Dışarıda tüketilen yemeklerin soslarında, kıvam arttırıcılarında veya baharat karışımlarında buğday nişastası kullanılma ihtimali her zaman %50,0 civarında bir olasılık barındırıyor. Bu gizli tehlikelerden korunmak için çölyak hastalarının yaşam alanlarını ve sosyal alışkanlıklarını tamamen glütensiz bir felsefeye göre yeniden inşa etmesi gerekiyor. Sağlıklı, dengeli ve doğru planlanmış bir beslenme programı sayesinde, çölyak hastalarının bağırsak sağlığını koruyarak son derece konforlu ve uzun bir ömür sürmeleri mümkün hale geliyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/colyak-hastasi-olanlar-bulgur-_1781082654_sh0gO3.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çölyak Hastası Olanlar Bulgur Pilavı Yiyebilir Mi? Gluten İçeriği Merak Ediliyor! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/colyak-hastasi-olanlar-bulgur-_1781082654_sh0gO3.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kanserle Mücadelede Tarihi Adım! Başlamadan Durduracak Aşı İçin Geri Sayım]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/kanserle-mucadelede-tarihi-adim-baslamadan-durduracak-asi-icin-geri-sayim/37493/</link>
            <description><![CDATA[Bilim dünyasında büyük yankı uyandıran yeni bir araştırma, kanserle mücadelede alışılmış yaklaşımların ötesine geçmeyi hedefliyor. İngiltere’de yürütülen çalışma kapsamında geliştirilen deneysel bir aşı, hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi etmek yerine, yüksek risk taşıyan bireylerde kanser oluşumunu engellemeye odaklanıyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/kanserle-mucadelede-tarihi-adim-baslamadan-durduracak-asi-icin-geri-sayim/37493/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 11:06:20 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Oxford Üniversitesi ile biyoteknoloji şirketi Moderna&#39;nın ortak çalışmasıyla geliştirilen yeni nesil aşı, özellikle kalıtsal yatkınlığı bulunan kişilerde bağırsak ve yumurtalık kanseri riskini azaltmayı amaçlıyor. Araştırmacılar, ilk insan uygulamalarının yaz aylarında başlamasını planlıyor.</p><strong>Genetik Kanser Riskine Karşı Yeni Koruma Kalkanı</strong><p>Çalışmanın merkezinde, kalıtsal olarak nesilden nesile aktarılabilen ve birçok kanser türüyle ilişkilendirilen Lynch sendromu bulunuyor. DNA hasarlarını onarmakla görevli genlerdeki bozukluklardan kaynaklanan bu durum, taşıyıcı bireylerde yaşam boyu ciddi sağlık riskleri oluşturabiliyor.</p><p>Uzmanlara göre Lynch sendromuna sahip kişilerde bağırsak kanseri görülme olasılığı belirgin şekilde yükselirken, rahim, yumurtalık, mide ve pankreas kanserleri açısından da dikkat çekici bir risk artışı ortaya çıkıyor. Araştırmacılar, toplumda bu genetik yatkınlığı taşıyan çok sayıda kişinin durumundan habersiz yaşadığına dikkat çekiyor.</p><p>Geliştirilen aşı, kanser hücreleri oluşup yayılmadan önce ortaya çıkan biyolojik değişimleri hedef alarak bağışıklık sisteminin erken müdahale etmesini sağlamayı amaçlıyor.</p><strong>mRNA Teknolojisi İlk Kez Kanseri Önlemek İçin Kullanılacak</strong><p>Covid-19 döneminde dünya genelinde yaygın şekilde kullanılan mRNA teknolojisi, bu kez farklı bir amaç için sahaya çıkıyor. Yeni çalışmada teknoloji, bağışıklık sistemine belirli hücresel değişimleri tanıması için genetik bilgi aktaracak.</p><p>Araştırma ekibi, aşının vücudu olası tehditlere karşı önceden hazırlayan bir eğitim mekanizması gibi çalışacağını belirtiyor. Böylece bağışıklık hücrelerinin, kansere dönüşme potansiyeli taşıyan anormal hücreleri erken aşamada fark ederek etkisiz hale getirmesi hedefleniyor.</p><p>Bilim insanları, koruyucu etkinin uzun vadede devam etmesi için ilerleyen yıllarda destek dozlarına ihtiyaç duyulabileceğini de değerlendiriyor.</p><strong>İlk Klinik Süreç Bu Yaz Başlıyor</strong><p>Araştırmanın ilk aşamasında, aşının güvenlik profili ve en etkili doz seviyeleri incelenecek. Elde edilecek veriler doğrultusunda çalışmanın daha geniş katılımcılarla devam etmesi planlanıyor.</p><p>Uzmanlar, klinik denemelerin başarılı sonuç vermesi halinde yalnızca genetik risk grubundaki bireylerin değil, daha önce kanser tedavisi görmüş kişilerin de yeniden hastalık geliştirme ihtimalinin azaltılabileceğini ifade ediyor.</p><strong>Kanser Aşılarında Yeni Bir Dönemin Kapısı Aralanabilir</strong><p>Araştırmacılar, bu çalışmadan elde edilecek sonuçların yalnızca Lynch sendromuyla ilişkili kanser türleriyle sınırlı kalmayabileceğini düşünüyor. Bağışıklık sisteminin kanser öncesi değişimleri tanıma kapasitesine ilişkin elde edilecek veriler, gelecekte daha yaygın görülen farklı kanser türlerine yönelik koruyucu aşıların geliştirilmesine de zemin hazırlayabilir.</p><p>Tıp dünyasında heyecan yaratan proje, kanserin tedavi edilmesinden çok ortaya çıkmasının önlenmesine odaklanan yeni bir yaklaşımın habercisi olarak değerlendiriliyor. Eğer beklenen sonuçlar alınırsa, kanserle mücadelede uzun yıllardır süren paradigmada önemli bir değişim yaşanabilir.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/kanserle-mucadelede-tarihi-adi_1780992376_Y6WTnX.PNG" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kanserle Mücadelede Tarihi Adım! Başlamadan Durduracak Aşı İçin Geri Sayım ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/kanserle-mucadelede-tarihi-adi_1780992376_Y6WTnX.PNG"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yazın Bu Hataları Yapıyorsanız Cildiniz Tehlikede Olabilir!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/yazin-bu-hatalari-yapiyorsaniz-cildiniz-tehlikede-olabilir/37368/</link>
            <description><![CDATA[Sıcak havaların etkisini artırdığı yaz döneminde birçok kişi daha parlak, sağlıklı ve genç görünen bir cilde sahip olmak için bakım rutinlerine ağırlık veriyor. Ancak uzmanlar, bilinçsiz şekilde uygulanan bazı bakım yöntemlerinin fayda yerine zarar verebildiğini belirtiyor. Özellikle güneş ışınlarının yoğun olduğu günlerde yapılan yanlış uygulamalar, cilt lekelerinden tahrişe kadar birçok sorunu beraberinde getirebiliyor.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/yazin-bu-hatalari-yapiyorsaniz-cildiniz-tehlikede-olabilir/37368/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 17:10:09 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Uzman Estetisyen Songül Dila Aygün, yaz mevsiminde en sık karşılaşılan bakım hatalarının başında asit içerikli ürünlerin gündüz kullanılması olduğunu söyledi. Glikolik asit, laktik asit ve salisilik asit gibi içeriklerin cildi güneşe karşı daha hassas hale getirebildiğini belirten Aygün, bu ürünlerin özellikle güneş ışınlarının yoğun olduğu saatlerde kullanılmasının ciddi lekelenmelere yol açabileceğini ifade etti.</p><p>Uzmanlar, bu tür ürünlerin mümkün olduğunca gece bakım rutininde tercih edilmesini, güneş maruziyetinin yüksek olduğu dönemlerde ise kullanım sıklığının azaltılmasını öneriyor.</p><strong>Deniz ve Havuz Sonrası Yapılan İhmal Risk Oluşturuyor</strong><p>Yaz aylarında sıkça karşılaşılan bir diğer hata ise deniz veya havuz sonrasında cildin yeterince temizlenmemesi olarak gösteriliyor. Tuzlu su ve klorun cilt üzerinde uzun süre kalmasının koruyucu bariyeri zayıflatabileceği belirtilirken, bu durumun kuruluk, hassasiyet ve tahriş gibi problemlere neden olabileceği vurgulanıyor.</p><p>Cildin sağlıklı yapısını koruyabilmesi için yüzme sonrasında temiz suyla durulanması ve uygun nemlendirici ürünlerle desteklenmesi tavsiye ediliyor.</p><strong>Yanlış Zamanlanan Uygulamalar Kalıcı Lekelere Yol Açabilir</strong><p>Cilt yenileme amacıyla yapılan bazı profesyonel işlemlerin yaz döneminde daha dikkatli planlanması gerektiği belirtiliyor. Mikroiğneleme, derin kimyasal peeling ve lazer uygulamalarının yeterli güneş koruması sağlanmadan yapılmasının beklenmeyen sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor.</p><p>Uzmanlara göre bu tür işlemler sonrasında cilt güneş ışınlarına karşı daha savunmasız hale geliyor. Koruyucu önlemlerin ihmal edilmesi durumunda kalıcı lekelenmeler ve renk düzensizlikleri ortaya çıkabiliyor.</p><strong>C Vitamini Hakkındaki Yanlış Bilinenler</strong><p>Toplumda yaygın şekilde kabul gören 'C vitamini yazın kullanılmaz' düşüncesinin gerçeği yansıtmadığını belirten Aygün, doğru ürün tercih edildiğinde C vitamininin güneş koruyucularla birlikte kullanılabileceğini söyledi.</p><p>Antioksidan özelliği sayesinde çevresel faktörlere karşı koruma sağlayabilen C vitamini serumlarının, özellikle sabah bakım rutinlerinde destekleyici bir rol üstlenebildiği ifade ediliyor. Ancak yüksek konsantrasyonlu ürünlerin hassas ciltlerde reaksiyon oluşturabileceği, oksitlenmiş ürünlerin ise kullanılmaması gerektiği belirtiliyor.</p><strong>Retinol Kullanımında Saat Seçimi Önemli</strong><p>Retinol ve retinal içeren bakım ürünlerinin yaz aylarında tamamen bırakılmasının gerekli olmadığını ifade eden uzmanlar, bu içeriklerin kullanım zamanına dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor.</p><p>Bu ürünlerin yalnızca akşam saatlerinde uygulanması gerektiği vurgulanırken, gündüz saatlerinde ise yüksek koruma faktörlü güneş kremi kullanımının ihmal edilmemesi gerektiği ifade ediliyor. Özellikle deniz tatili gibi yoğun güneş maruziyetinin yaşandığı dönemlerde kullanım sıklığının yeniden düzenlenmesi öneriliyor.</p><strong>Parfüm Kullanımı da Lekelenmeye Neden Olabiliyor</strong><p>Yaz aylarında sık yapılan hatalardan biri de parfüm ve kolonyanın doğrudan güneş gören bölgelere uygulanması olarak gösteriliyor. Uzmanlar, bazı koku içeriklerinin güneş ışınlarıyla etkileşime girerek ciltte koyu renkli lekeler oluşturabileceğine dikkat çekiyor.</p><p>Özellikle boyun, dekolte bölgesi ve bileklere uygulanan ürünlerin güneş altında fototoksik reaksiyonlara yol açabileceği belirtiliyor.</p><strong>Yaz Döneminde İdeal Cilt Bakımı Nasıl Olmalı?</strong><p>Uzmanlara göre yaz aylarında etkili bir cilt bakım rutini; cildi nazikçe temizleyen bir ürün, ihtiyaca göre C vitamini desteği, nemlendirici ve mutlaka geniş spektrumlu SPF 50+ güneş koruyucudan oluşmalı.</p><p>Akşam saatlerinde ise cildin temizlenmesinin ardından retinol veya retinal içeren ürünlerin kullanılması ve son aşamada nem desteği sağlanması öneriliyor. Uzmanlar, yaz boyunca genç ve sağlıklı bir cilt görünümünün temel anahtarının düzenli güneş koruması olduğunun altını çiziyor. Güneşten yeterince korunulmayan durumlarda en kapsamlı bakım rutinlerinin bile beklenen etkiyi göstermesi zorlaşıyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/yazin-bu-hatalari-yapiyorsaniz_1780755006_iCLsrA.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yazın Bu Hataları Yapıyorsanız Cildiniz Tehlikede Olabilir! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/yazin-bu-hatalari-yapiyorsaniz_1780755006_iCLsrA.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[DSÖ’den Küresel Gıda Güvenliği Uyarısı!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/dso-den-kuresel-gida-guvenligi-uyarisi/37316/</link>
            <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü, dünya genelinde giderek büyüyen gıda güvenliği sorununa dikkat çekerek, küresel ölçekte milyonlarca insanın hem gıdaya erişim hem de güvenli beslenme konusunda ciddi risklerle karşı karşıya olduğunu açıkladı. Kurumun paylaştığı veriler, gıda kaynaklı sağlık sorunlarının ulaştığı boyutu gözler önüne sererken, uluslararası iş birliğinin önemini bir kez daha gündeme taşıdı.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/dso-den-kuresel-gida-guvenligi-uyarisi/37316/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 17:31:49 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi&#39;nde düzenlenen toplantıda değerlendirmelerde bulunan Dünya Sağlık Örgütü yetkilileri, gıda güvensizliğinin artık yalnızca belirli bölgelerin değil, küresel ölçekte milyonlarca insanın ortak sorunu haline geldiğini vurguladı.</p><p>Paylaşılan verilere göre, dünya nüfusunun önemli bir bölümü yeterli ve güvenli gıdaya erişimde zorluk yaşarken, bu durum her dokuz kişiden birini doğrudan etkileyen ciddi bir kriz olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, sorunun ekonomik ve sosyal etkilerinin de giderek arttığına dikkat çekiyor.</p><strong>Gıda Kaynaklı Hastalıklar Hl Büyük Tehdit Oluşturuyor</strong><p>Dünya Gıda Güvenliği Günü kapsamında yapılan açıklamalarda, güvenli olmayan gıdaların yol açtığı sağlık sorunlarının küresel çapta ciddi sonuçlar doğurduğu belirtildi. Özellikle gıda kaynaklı hastalıkların milyonlarca insanı etkilediği ve her yıl çok sayıda can kaybına neden olduğu ifade edildi.</p><p>Uzmanlar, üretimden tüketime kadar uzanan süreçte meydana gelen hijyen ve denetim eksikliklerinin, halk sağlığını tehdit eden önemli unsurlar arasında yer aldığını belirtiyor.</p><strong>Gıda Güvenliği Ortak Sorumluluk Gerektiriyor</strong><p>Bu yıl 'Yükten Çözümlere: Her Yerde Güvenli Gıda' temasıyla gerçekleştirilen Dünya Gıda Güvenliği Günü etkinliklerinde, sorunların tespit edilmesinin yanı sıra çözüm odaklı adımların da önem taşıdığı vurgulandı.</p><p>Yetkililer, tarım uygulamalarının geliştirilmesi, gıda üretim süreçlerinde daha etkin denetim mekanizmalarının kurulması ve çevresel risklerin azaltılması gerektiğini ifade etti. İnsan sağlığı, hayvan sağlığı, bitki sağlığı ve çevresel faktörlerin birlikte değerlendirilmesini esas alan 'Tek Sağlık' yaklaşımının küresel mücadelede önemli bir rol üstlendiği belirtildi.</p><strong>Çocuklar En Hassas Grup Olarak Öne Çıkıyor</strong><p>Dünya Sağlık Örgütü tarafından yayımlanan son değerlendirmelerde, güvenli olmayan gıdaların her yıl yüz milyonlarca hastalık vakasına neden olduğu tahmin edilirken, bu durumun özellikle çocuklar üzerinde daha ağır sonuçlar doğurduğu kaydedildi.</p><p>Uzmanlar, çocukların bağışıklık sistemlerinin daha hassas olması nedeniyle gıda kaynaklı risklerden daha fazla etkilendiğini belirterek, koruyucu önlemlerin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.</p><strong>Uluslararası İş Birliği Çağrısı Yapıldı</strong><p>Küresel gıda güvenliği sorunuyla mücadelede ülkelerin ortak hareket etmesinin önemine dikkat çeken yetkililer, etkili denetim sistemleri, bilimsel veri paylaşımı ve koordineli politikalar sayesinde birçok hastalık ve ölümün önlenebileceğini ifade etti.</p><p>Gıda güvenliğinin yalnızca sağlık alanını değil, ekonomik istikrarı, sosyal refahı ve sürdürülebilir kalkınmayı da doğrudan etkileyen bir konu olduğuna işaret edilirken, tüm paydaşların sorumluluk üstlenmesi gerektiği mesajı verildi.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/dso-den-kuresel-gida-guvenligi_1780669905_lco36K.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ DSÖ’den Küresel Gıda Güvenliği Uyarısı! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/dso-den-kuresel-gida-guvenligi_1780669905_lco36K.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya’da Onkoloji Hastalarını Sevindiren Gelişme!]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/malatya-da-onkoloji-hastalarini-sevindiren-gelisme/37265/</link>
            <description><![CDATA[Malatya’da sağlık alanında dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Onkoloji çalışmalarındaki akademik birikimi ve uzun yıllara dayanan tecrübesiyle tanınan Prof. Dr. Hakan Harputluoğlu, yeniden İnönü Üniversitesi kadrosuna katıldı. Edinilen bilgilere göre Harputluoğlu, 1 Haziran 2026 tarihi itibarıyla üniversitedeki görevine resmen başladı.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/malatya-da-onkoloji-hastalarini-sevindiren-gelisme/37265/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 17:38:18 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yıllar boyunca Malatya başta olmak üzere çevre illerden gelen çok sayıda hastanın tedavi sürecinde görev alan Prof. Dr. Hakan Harputluoğlu, 2023 yılında üniversiteden ayrılarak çalışmalarını farklı bir sağlık kuruluşunda sürdürmüştü. Tecrübeli akademisyenin yeniden İnönü Üniversitesi&#39;ne dönmesi, özellikle onkoloji tedavisi gören hastalar ve aileleri tarafından olumlu karşılandı.</p><p>Kanser tedavisinde uzman kadroların ve deneyimli hekimlerin büyük önem taşıdığına dikkat çekilirken, Harputluoğlu&#39;nun akademik ve klinik tecrübesinin bölgedeki sağlık hizmetlerine katkı sağlaması bekleniyor.</p><strong>Onkoloji Hizmetlerine Katkı Sunması Bekleniyor</strong><p>Uzmanlar, kanserle mücadelede yalnızca tıbbi tedavi yöntemlerinin değil, hasta ile hekim arasında kurulan güven ilişkisinin de önemli bir yere sahip olduğunu vurguluyor. Bu nedenle deneyimli hekimlerin sağlık kurumlarındaki varlığı, hastalar açısından ayrı bir değer taşıyor.</p><p>Prof. Dr. Hakan Harputluoğlu&#39;nun yeniden göreve başlamasıyla birlikte hem eğitim faaliyetlerinde hem de onkoloji alanındaki klinik çalışmalarda yeni bir dönemin başlaması bekleniyor. Sağlık çevreleri, deneyimli akademisyenin bilgi birikiminin üniversiteye ve bölgedeki sağlık hizmetlerine önemli katkılar sunacağı görüşünde birleşiyor.</p><strong>Sağlık Camiasından Destek Mesajları</strong><p>Göreve dönüş haberinin ardından sağlık çalışanları, meslektaşları ve çok sayıda hasta yakını tarafından Prof. Dr. Harputluoğlu&#39;na başarı dilekleri iletildi. Yeniden üniversite bünyesinde görev alacak olan deneyimli ismin, bölgedeki onkoloji hizmetlerinin gelişimine katkı sağlaması ve hastaların tedavi süreçlerinde önemli bir rol üstlenmesi bekleniyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/malatya-da-onkoloji-hastalarin_1780583896_TpEPLI.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya’da Onkoloji Hastalarını Sevindiren Gelişme! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/malatya-da-onkoloji-hastalarin_1780583896_TpEPLI.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya’da Sağlık Buluşması! Ünlü Uzmanlar Bir Araya Geliyor]]></title>
            <link>https://www.ertv.com.tr/malatya-da-saglik-bulusmasi-unlu-uzmanlar-bir-araya-geliyor/37263/</link>
            <description><![CDATA[Malatya, yaz sonunda sağlık alanında uluslararası ölçekte önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı, Yeşilyurt Belediyesi ve Acil Tıp Uzmanları Derneği iş birliğinde gerçekleştirilecek Uluslararası Pediatrik Aciller Kongresi, 28-30 Ağustos 2026 tarihlerinde uzmanları aynı platformda buluşturacak.]]></description>
            <guid>https://www.ertv.com.tr/malatya-da-saglik-bulusmasi-unlu-uzmanlar-bir-araya-geliyor/37263/</guid>
            <category domain="https://www.ertv.com.tr/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 17:34:15 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çocuk acil tıbbında yaşanan son gelişmelerin değerlendirileceği organizasyonda, farklı ülkelerden ve Türkiye&#39;nin çeşitli şehirlerinden akademisyenler, hekimler ve sağlık profesyonelleri bilgi ve deneyim paylaşımında bulunacak.</p><strong>Bilimsel Oturumlarda Kritik Konular Masaya Yatırılacak</strong><p>Kongre kapsamında çocuk hastaların acil müdahale süreçlerinde karşılaşılan güncel sorunlar ve çözüm yöntemleri ele alınacak. Travma vakaları, zehirlenmeler, yoğun bakım gerektiren kritik hastalar, afet dönemlerinde çocuk sağlığı yönetimi ve ileri yaşam desteği uygulamaları gibi birçok başlık uzmanların sunumlarıyla değerlendirilecek.</p><p>Katılımcılar, güncel bilimsel çalışmaların yanı sıra sahada edinilen tecrübeleri de paylaşma fırsatı bulacak. Böylece çocuk acil servislerinde görev yapan sağlık çalışanlarının mesleki gelişimine katkı sunulması hedefleniyor.</p><strong>REBOA Ve ECMO Eğitimleri Dikkat Çekiyor</strong><p>Kongrenin öne çıkan bölümlerinden biri de uygulamalı eğitim programları olacak. Özellikle ileri düzey bilgi ve teknik donanım gerektiren REBOA ve ECMO eğitimlerinin programda yer alması sağlık camiasında büyük ilgi uyandırdı.</p><p>Uzman eğitmenler eşliğinde gerçekleştirilecek kursların, sağlık çalışanlarının kritik hasta yönetimindeki becerilerini geliştirmesi ve bölgedeki tıbbi eğitim kapasitesine katkı sağlaması bekleniyor.</p><strong>Malatya&#39;nın Akademik Gücü Ön Plana Çıkacak</strong><p>Kongre Sekreteri ve Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgut Dolanbay, organizasyonun yalnızca bilimsel içerikle sınırlı olmadığını, aynı zamanda Malatya&#39;nın sağlık ve eğitim alanındaki potansiyelini ortaya koyacağını ifade etti.</p><p>Dolanbay, kentin son yıllarda yaşadığı zorluklara rağmen bilimsel üretimden uzaklaşmadığını belirterek, bu tür organizasyonların Malatya&#39;nın akademik kimliğini güçlendirdiğini ve uluslararası görünürlüğünü artırdığını vurguladı.</p><strong>Kentin Tarihi Ve Kültürel Zenginlikleri Tanıtılacak</strong><p>Bilimsel oturumların yanı sıra kongreye katılacak misafirler için çeşitli tanıtım programları da planlandı. Malatya&#39;nın tarihi ve doğal güzelliklerini yakından tanıma fırsatı bulacak katılımcılar, kentin önemli destinasyonlarını ziyaret edecek.</p><p>Program kapsamında özellikle Levent Vadisi ve Arslantepe Höyüğü başta olmak üzere Malatya&#39;nın öne çıkan kültürel miras alanlarının tanıtılması hedefleniyor.</p><strong>Yeni Akademik İş Birliklerinin Kapısını Aralayacak</strong><p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Sezer de kongrenin yalnızca bilgi paylaşımı açısından değil, yeni araştırma projeleri ve akademik ortaklıkların kurulması bakımından da önemli fırsatlar sunacağını belirtti.</p><p>Uluslararası katılımla gerçekleştirilecek organizasyonun, sağlık dünyası ile akademik çevreleri aynı zeminde buluşturmasının yanı sıra Malatya&#39;nın bilim, sağlık ve eğitim alanlarındaki konumunu daha da güçlendirmesi bekleniyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.ertv.com.tr/c/80/1280x720/s/dosya/haber/malatya-da-saglik-bulusmasi-un_1780583653_PNILml.JPG" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya’da Sağlık Buluşması! Ünlü Uzmanlar Bir Araya Geliyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.ertv.com.tr/c/80/370x208/s/dosya/haber/malatya-da-saglik-bulusmasi-un_1780583653_PNILml.JPG"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ ERTV Malatya ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>ERTV Malatya</dc:creator>
        </item>
    </channel>
</rss>