• Haberler
  • Sağlık
  • Polen Alerjisi 12 Ay Devam Edebilir mi? Merak Edilen Sorunun Yanıtı!

Polen Alerjisi 12 Ay Devam Edebilir mi? Merak Edilen Sorunun Yanıtı!

Bahar aylarının gelişiyle birlikte doğanın uyanışı pek çok insan için görsel bir şölen sunarken, alerjik bünyeler için zorlu bir dönemin başlangıcı anlamına geliyor.

Haberin Özeti

  • Bahar aylarının gelişiyle birlikte doğanın uyanışı pek çok insan için görsel bir şölen sunarken, alerjik bünyeler için zorlu bir dönemin başlangıcı anlamına geliyor.

Bahar aylarının gelişiyle birlikte doğanın uyanışı pek çok insan için görsel bir şölen sunarken, alerjik bünyeler için zorlu bir dönemin başlangıcı anlamına geliyor. Ancak son yapılan bilimsel araştırmalar ve meteorolojik veriler, polen alerjisinin sadece ilkbahar aylarına sıkışmış geçici bir sağlık sorunu olmadığını gözler önüne seriyor. Yılın hemen her döneminde havada farklı bitki türlerine ait polenlerin bulunması, alerji hastalarının 365 gün boyunca risk altında kalmasına yol açıyor.

Özellikle büyük şehirlerde değişen iklim koşulları ve yeşil alanların yapısı, polen takvimini tamamen altüst etmiş durumda bulunuyor. Uzmanlar tarafından gerçekleştirilen atmosferik ölçümler, bitki örtüsünün çeşitliliğine bağlı olarak havadaki polen yükünün ocak ayından aralık ayına kadar kesintisiz bir döngü halinde devam ettiğini kanıtlıyor. Bu durum mevsimsel sanılan pek çok rahatsızlığın aslında kronik birer solunum yolu problemine dönüşmesine zemin hazırlıyor.

Atmosferdeki Gizli Tehlike Ocak Ayında Başlıyor

Halk arasında sadece çiçeklerin açtığı dönemlerde polen oluştuğu yönünde yanlış bir inanış hakim olsa da ağaçların polen yayma dönemi kış mevsiminin ortasında start alıyor. Servigiller, fındık, ardıç ve kızılağaç gibi soğuğa dayanıklı bitki türleri, ocak ve şubat aylarından itibaren atmosfere yoğun miktarda polen bırakmaya başlıyor. Kış aylarında yaşanan ani sıcaklık dalgalanmaları bu ağaçların daha erken uyanmasına ve alerjik reaksiyonların kış ortasında bile tetiklenmesine neden oluyor.

İlkbaharın ilk aylarında ise meşe, çınar, huş, zeytin ve dişbudak gibi geniş yapraklı ağaçların polenleri devreye girerek gökyüzünü adeta kaplıyor. Kent estetiği amacıyla dikilen park ağaçlarının rüzgarla tozlaşan türlerden seçilmesi, şehir merkezlerinde yaşayan vatandaşların bu mikroskobik taneciklere çok daha yüksek oranda maruz kalmasını beraberinde getiriyor. Bu durum kıştan çıkan bünyelerin dinlenmesine fırsat kalmadan yeni bir alerji dalgasıyla karşı karşıya kalmasına sebebiyet veriyor.

Yaz Ve Sonbahar Aylarında Yabani Ot Tehdidi

Ağaç polenlerinin etkisini kaybetmeye başladığı mayıs ve haziran aylarında, bu kez çayır ve buğdaygil polenleri atmosferde hakimiyeti ele geçiriyor. Tarımsal faaliyetlerin yoğun olduğu kırsal bölgelerin yanı sıra şehir içindeki boş araziler, kaldırım kenarları ve bakımsız parklar bu dönemde en büyük polen kaynağı haline geliyor. Yaz sıcaklarıyla birlikte kuruyan çimenler, hafif bir rüzgarla bile kilometrelerce uzağa taşınabilen agresif polen yapısını ortaya çıkarıyor.

Ağustos ayından itibaren ise solunum yollarını en çok zorlayan yabani ot polenlerinin mevsimi resmen başlamış oluyor. Yakı otu, pelen, yapışkan otu ve sinir otu gibi arsızca büyüyen yabani bitkiler, sonbaharın son günlerine kadar havadaki polen yoğunluğunu maksimum seviyede tutuyor. Böylece ilkbaharda başlayan hapşırık ve burun akıntısı şikayetleri, sonbahar yağmurları başlayana kadar kesintisiz bir biçimde bireylerin yaşam kalitesini düşürmeyi sürdürüyor.

Meteorolojik Faktörler Alerji Şiddetini Doğrudan Belirliyor

Havadaki polenlerin miktarı ve havada kalma süresi sadece bitki çeşidine değil, anlık yaşanan hava durumuna da göbekten bağlı görünüyor. Yüksek sıcaklık ve düşük nem oranları polenlerin keselerinden daha hızlı salınmasını sağlarken, rüzgarlı havalar bu taneciklerin çok geniş alanlara yayılmasına aracılık ediyor. Rüzgarın hızı saatte 15 kilometreye ulaştığında, normalde havada asılı kalamayacak kadar ağır olan polenler bile binlerce metre yükseğe taşınarak şehirlerarası yolculuk yapabiliyor.

Buna karşın şiddetli ve sürekli yağmurlar havayı temizleyici bir etki göstererek polenleri yere indirse de kısa süreli yaz yağmurları tam tersi bir etki yaratabiliyor. Ani bastıran gök gürültülü sağanak yağışlar havadaki polen taneciklerinin patlayarak daha küçük ve solunabilir parçalara ayrılmasına neden oluyor. Alerji uzmanları bu fenomene bağlı olarak yağmur sonrasında astım krizlerinde %25,4 oranında bir artış yaşandığını belirtiyor ve hastaları dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.

Toplum Sağlığını Tehdit Eden Alerjik Rinit Görülme Sıklığı

Polenlerin tetiklediği alerjik rinit ve astım gibi hastalıklar, günümüzde modern toplumların en yaygın kronik sağlık sorunları arasında ilk sıralarda yer alıyor. Türkiye genelinde yapılan kapsamlı sağlık taramalarında, yetişkin nüfusta hekim tarafından teşhis edilmiş alerjik rinit oranının %21,8 seviyesine ulaştığı net bir şekilde görülüyor. Çocuklarda ise bu oran sosyoekonomik gelişmişlik düzeyine ve yaşanan bölgeye göre %30,5 seviyelerine kadar tırmanabiliyor.

Hastalığın kronikleşmesi sadece bireysel bir rahatsızlık yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda iş ve okul devamsızlıklarına yol açarak ciddi ekonomik kayıplara da neden oluyor. Uzmanlar polen alerjisi olan kişilerin %40,2'sinde ilerleyen yıllarda astım gelişme riski bulunduğuna dikkat ederek erken teşhisin önemini vurguluyor. Yıl boyu süren bu polen bombardımanına karşı doğru zamanda doğru tedavinin uygulanması, toplum sağlığının korunması açısından büyük bir stratejik önem taşıyor.

ERTV Malatya - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme

WhatsApp İhbar Hattı
05443281444
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!