Ortadoğu Semalarında Savaş Çanları Çalarken ABD Donanması İran Sınırına İlerliyor
Küresel siyasetin en kırılgan coğrafyası olan Ortadoğu'da tansiyon daha önce eşi benzeri görülmemiş bir seviyeye ulaşırken uluslararası kamuoyu Washington ve Tahran hattından gelen karşılıklı tehditlere kilitlendi.
Küresel siyasetin en kırılgan coğrafyası olan Ortadoğu’da tansiyon daha önce eşi benzeri görülmemiş bir seviyeye ulaşırken uluslararası kamuoyu Washington ve Tahran hattından gelen karşılıklı tehditlere kilitlendi. Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgedeki askeri varlığını en üst düzeye çıkarması ve stratejik saldırı unsurlarını Basra Körfezi’ne kaydırması büyük bir bölgesel çatışmanın fitilinin ateşlenmek üzere olduğu yorumlarını da beraberinde getirdi. ABD yönetiminin baskı politikasına karşı Tahran yönetiminin emsalsiz bir karşılık vereceğini duyurması diplomatik çözüm yollarının hızla tükendiğini gösteriyor. Savunma uzmanları bölgedeki hareketliliği fırtına öncesi sessizlik olarak nitelendirirken askeri sevkiyatların hızı ve niteliği olası bir harekatın kapsamı hakkında ipuçları veriyor. Bu gergin bekleyiş sadece iki ülke arasındaki bir hesaplaşma değil tüm bölgeyi içine alacak devasa bir ateş çemberine dönüşme potansiyeli taşıyor.
Bölgesel Gerilimde Üçüncü Aşama Ve Kontrolsüz Çatışma Riski
İran kanadından gelen son açıklamalar sahadaki durumun artık geri dönülemez bir noktaya yaklaştığını teyit eder nitelikte. Rusya merkezli haber kaynaklarının aktardığı bilgilere göre İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi mevcut gerilimin artık üçüncü ve en tehlikeli evresine girdiğini duyurdu. Garibabadi’nin değerlendirmesine göre ilk iki aşama daha çok yerel çatışmalar ve nispeten kontrol edilebilir huzursuzluklarla geçerken yeni evre tüm Ortadoğu’yu içine alacak kontrolsüz bir savaşı temsil ediyor. Tahran yönetimi ABD ve İsrail’in stratejik bir taktik değişikliğine gittiğini ancak savunma kapasitelerinin her türlü senaryoya hazırlıklı olduğunu vurguluyor. İran’ın Birleşmiş Milletler nezdindeki temsilcileri ise diyalog kapısını tamamen kapatmasalar da üzerlerinde kurulacak bir askeri baskının tarihte görülmemiş sertlikte bir misillemeyle sonuçlanacağı konusunda dünyayı uyarıyor.
Trump Yönetiminden Nükleer Ültimatom Ve Deniz Gücü Sevkiyatı
ABD Başkanı Donald Trump’ın son dönemdeki açıklamaları Washington’ın sabrının taşmak üzere olduğu sinyalini veriyor. Trump Tahran yönetimi için zamanın daraldığını açıkça ifade ederken özellikle nükleer program konusundaki ısrarın sürmesi halinde askeri seçeneğin kaçınılmaz olduğunu belirtti. Bu sözlü uyarının hemen ardından devasa bir ABD deniz gücü İran karasularına doğru harekete geçti. USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve ona eşlik eden gelişmiş füze muhriplerinin Basra Körfezi ve Doğu Akdeniz’deki mevcudiyeti bölgedeki askeri dengeleri tamamen değiştirmiş durumda. Trump’ın daha önceki dönemlere benzemeyecek kadar şiddetli bir karşılık verileceği yönündeki tehdidi Pentagon’un operasyonel planlarını tamamladığı şeklinde yorumlanıyor. Lojistik trafiğin artması ve dev nakliye uçaklarının bölgeye sürekli mühimmat taşıması hazırlıkların boyutunu gözler önüne seriyor.
Husi Güçlerinden Suudi Arabistan Üslerine Yönelik Tehditler
İran ile ABD arasındaki gerilim sadece iki devletle sınırlı kalmayıp bölgedeki diğer aktörleri de harekete geçirmiş durumda. Yemen’de faaliyet gösteren Husiler İran’a yönelik olası bir saldırı durumunda sessiz kalmayacaklarını resmen ilan ettiler. Husilerin yaptığı açıklamada İran topraklarına ateşlenecek tek bir füzenin bile bölgedeki tüm mevcut anlaşmaları çöpe atacağı ve topyekûn bir savaşın başlayacağı uyarısı yapıldı. Özellikle Suudi Arabistan topraklarında bulunan Amerikan askeri üslerinin ve stratejik petrol tesislerinin doğrudan hedef alınacağı tehdidi küresel enerji piyasalarında da büyük bir endişe yarattı. Husilerin bu çıkışı olası bir savaşın sadece Basra Körfezi ile sınırlı kalmayacağını Kızıldeniz’den Arap Yarımadası’nın derinliklerine kadar geniş bir alana yayılacağını tescilleyen bir gelişme olarak kayıtlara geçti.
Demir Yumruk Operasyonu Ve Hava Savunma Sistemlerinin Tahkimi
Askeri analizlerde Demir Yumruk olarak adlandırılan ve İran sınırına yakın bölgelerde yoğunlaşan hava gücü operasyonel bir hazırlığın en somut göstergesi kabul ediliyor. Bölgeye sevk edilen F-16 ve F-15E Strike Eagle gibi çok yönlü savaş uçaklarının yanı sıra tank katili olarak bilinen A-10 Thunderbolt II uçaklarının varlığı karadan ve havadan kapsamlı bir saldırı olasılığını güçlendiriyor. Sadece saldırı değil savunma hattında da ciddi bir tahkimat yapıldığı gözlemleniyor. THAAD ve Patriot gibi gelişmiş hava savunma sistemlerinin kilit noktalara yerleştirilmesi İran’ın olası füze saldırılarına karşı bir kalkan oluşturulmaya çalışıldığını gösteriyor. İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne ait unsurların da koalisyona destek verme ihtimali müttefik güçlerin bölgede büyük bir kuşatma harekatı için pozisyon aldığını kanıtlıyor. Sahadaki bu devasa askeri yığınak diplomatik girişimlerin yerini artık namluların ucundaki bir gerginliğe bıraktığını kanıtlıyor.
Bakmadan Geçme