İstanbul Bilgi Üniversitesi Açıldı mı?
İstanbul yükseköğretim dünyasında son günlerde yaşanan hareketli dakikalar nihayet resmi bir çözüme kavuştu ve eğitim camiası derin bir nefes aldı.
Haberin Özeti
- • İstanbul yükseköğretim dünyasında son günlerde yaşanan hareketli dakikalar nihayet resmi bir çözüme kavuştu ve eğitim camiası derin bir nefes aldı.
İstanbul yükseköğretim dünyasında son günlerde yaşanan hareketli dakikalar nihayet resmi bir çözüme kavuştu ve eğitim camiası derin bir nefes aldı. Sosyal medya platformlarında hızla yayılan ve kamuoyunda büyük bir şaşkınlık yaratan kapatılma iddialarının ardından, kurumun geleceğine dair belirsizlikler tamamen ortadan kalktı. Öğrenciler, veliler ve akademik kadro tarafından endişeyle takip edilen süreç, devletin en üst kademesinden gelen resmi hamleyle birlikte netlik kazandı. Eğitim faaliyetlerinin kesintiye uğramaması adına atılan bu tarihi adım, üniversite koridorlarında büyük bir sevinç dalgası yaratırken, sürecin arka planındaki detaylar da gün yüzüne çıkmaya başladı.
Yaşanan bu kritik gelişme, yükseköğretim kurumlarının idari yapıları ile öğrencilerin eğitim haklarının korunması arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gözler önüne serdi. Kurumun kapılarına kilit vurulacağı yönündeki kararın ardından başlayan kriz, ilgili devlet kurumlarının yoğun mesaisi ve kamuoyu baskısının birleşmesiyle tatlıya bağlandı. Üniversite yönetiminin ve akademik işleyişin mevcut durumu hakkında araştırmalarını sıklaştıran vatandaşlar, alınan bu yeni kararın yürürlüğe girmesiyle birlikte derin bir rahatlama yaşadı. Kampüste eğitim ateşinin sönmeyeceğini garantileyen yasal düzenleme, modern Türk eğitim tarihindeki en hızlı yön değiştiren bürokratik kararlardan biri olarak kayıtlara geçti.
Kapatma Kararına Karşı Yükselen Öğrenci Protestoları Kampüs Sınırlarını Aşarak Büyük Bir Direnişe Dönüştü
Yükseköğretim kurumunun faaliyet izninin kaldırılacağına dair ilk resmi kararın duyurulması, okulda eğitim gören binlerce genç arasında çok büyük bir infiale yol açtı. Mevcut öğrencilerin başka bir devlet üniversitesine aktarılması yönündeki planlama, nakledilmesi düşünülen okulun altyapı yetersizlikleri ve laboratuvar eksiklikleri nedeniyle büyük tepki topladı. Kendi bölümlerinin ve teknik imkanlarının gidecekleri kurumda yer almadığını gören öğrenciler, geleceklerini korumak adına kitlesel eylemler başlattı. Günlerce süren ve gece gündüz devam eden protestolar, üniversite gençliğinin hak arama mücadelesinin en somut örneklerinden biri haline geldi.
Sokaklara ve meydanlara taşan protesto gösterileri esnasında, seslerini duyurmaya çalışan genç gruplar ile güvenlik güçleri arasında zaman zaman çok sert arbedeler yaşandı. Demokratik haklarını kullanarak kararın iptal edilmesini talep eden kalabalığa yönelik müdahaleler, tansiyonun iyice yükselmesine ve bazı öğrencilerin fiziksel olarak yaralanmasına yol açtı. Yaşanan bu üzücü olaylar, medyanın ve kamuoyunun dikkatini tamamen bu noktaya çekerken, öğrencilerin kararlı duruşu geri adım atılmasında en büyük etken oldu. Gençlerin eğitim haklarını savunmak adına sergiledikleri bu topyekun direnç, nihayet bürokrasinin karar mekanizmalarını harekete geçirmeyi başardı.
Şirket Yönetimine Atanan Kayyum Süreci Ve Vakıf Yönetimindeki Köklü İdari Değişiklikler
Eğitim kurumunun bu denli büyük bir krizin eşiğine gelmesinin arkasında, bağlı bulunduğu çatı holdinge yönelik gerçekleştirilen geniş çaplı hukuki operasyonlar yer alıyor. Geçtiğimiz yılın sonbahar aylarında adli makamlar tarafından başlatılan bir soruşturma neticesinde, holding bünyesindeki tüm ticari iştiraklere devlet eliyle el konulmuştu. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu bünyesine devredilen şirketlerin yönetim kademelerine adli kararla kayyum heyetleri atanmıştı. Bu büyük operasyonun dalgaları, holdingin finanse ettiği ve desteklediği üniversitenin kurucu vakfına da kaçınılmaz olarak sirayet etti.
Mahkeme kararı doğrultusunda, üniversitenin idari ve mali omurgasını oluşturan eğitim vakfının mevcut yönetim kurulu üyeleri tamamen görevden uzaklaştırıldı. Görevden alınan ekibin yerine, Yükseköğretim Kurulu bünyesinde görev yapan tecrübeli isimlerin de yer aldığı çok güçlü bir kayyum heyeti getirildi. Yaşanan bu idari deprem, üniversitenin mali sürdürülebilirliği ve yasal statüsü üzerinde ciddi soru işaretleri doğurmuş ve nihayetinde faaliyet izninin kaldırılmasına kadar varan bürokratik süreci tetiklemişti. Şirketler grubuna yönelik mali incelemeler devam ederken, eğitim kurumunun bu süreçten en az zararla çıkması için idari formüller aranmaya başlanmıştı.
Resmi Gazetede Yayımlanan Yeni Cumhurbaşkanlığı Kararıyla Üniversite Eğitim Hayatına Kaldığı Yerden Devam Ediyor
Öğrencilerin haklı talepleri ve kamuoyunda oluşan yoğun hassasiyet, devletin karar mekanizmalarında karşılık buldu ve beklenen müjdeli haber resmi kanallardan duyuruldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ıslak imzasıyla yayımlanan yeni kararname doğrultusunda, üniversitenin kapatılmasına yönelik daha önce alınmış olan tüm kararlar tamamen iptal edildi. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının resmi yazısı ve tavsiyesi üzerine alınan bu yeni karar, ilgili yükseköğretim kanununun ek maddelerine dayandırılarak yürürlüğe konuldu. Böylece kurumun tüzel kişiliği ve eğitim verme yetkisi yasal güvence altına alınmış oldu.
Yayımlanan bu son dakika kararnamesiyle birlikte, okulun kapısına kilit vurulması yönündeki 21 Mayıs tarihli eski hüküm tamamen yürürlükten kaldırılmış oldu. Bu tarihi dönüm noktası, üniversitenin sadece kapılarını açık tutmasını sağlamadı, aynı zamanda binlerce öğrencinin yarıda kalma tehlikesi yaşayan akademik kariyerini de kurtardı. Kampüs genelinde büyük bir coşkuyla karşılanan bu yasal hamle, eğitimde devamlılık esasının ve öğrenci mağduriyetinin önlenmesi ilkesinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha kanıtladı. Kurum, idari yapısındaki yenilenmeyle birlikte akademik takvimine ve eğitim faaliyetlerine hiçbir kesinti olmadan devam etme hakkı kazandı.
Bakmadan Geçme