İran Genelinde Şiddetini Artıran Ekonomik Temelli Protestolarda Can Kaybı Artıyor
İran İslam Cumhuriyeti topraklarında haftalardır devam eden ve ekonomik temeller üzerine inşa edilen toplumsal hareketlilikte bilanço her geçen gün daha ağır bir boyuta ulaşıyor.
İran İslam Cumhuriyeti topraklarında haftalardır devam eden ve ekonomik temeller üzerine inşa edilen toplumsal hareketlilikte bilanço her geçen gün daha ağır bir boyuta ulaşıyor. Ülkenin dört bir yanına yayılan ve yerel para biriminin değer kaybıyla tetiklenen bu eylemler, devlet kurumları ile sokaktaki vatandaş arasındaki gerilimi geri dönülemez bir noktaya taşımış durumda. İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı tarafından hazırlanan son veriler, sokaklardaki tansiyonun sadece sloganlarla sınırlı kalmadığını, silahlı müdahaleler ve şiddetli çatışmalar sonucunda can kayıplarının ciddi bir eşiğe ulaştığını kanıtlıyor. Toplumun farklı kesimlerinden gelen tepkilerin birleşerek devasa bir protesto dalgasına dönüştüğü bu süreçte, hem sivil eylemciler hem de devletin güvenlik mekanizmaları arasında yaşanan arbedeler ülkenin istikrarını derinden sarsıyor. Resmi makamların sessizliğini koruduğu ya da sert açıklamalarla müdahale sinyali verdiği bu atmosferde, uluslararası kamuoyu da Tahran’dan gelen haberleri endişeyle takip ediyor.
Sokak Hareketliliğinin Sosyal Ve Ekonomik Arka Planı
Gösterilerin çıkış noktası incelendiğinde, İran halkının uzun süredir maruz kaldığı ekonomik darboğazın en önemli katalizör olduğu görülüyor. Özellikle Tahran Kapalı Çarşı esnafının başlattığı kepenk kapatma eylemleri, yerel para biriminin döviz karşısında erimesiyle birleşince toplumsal bir patlama yaşandı. Halkın alım gücünün düşmesi, temel gıda maddelerine erişimin zorlaşması ve işsizlik gibi yapısal sorunlar, eylemlerin sadece başkentle sınırlı kalmayıp otuz bir eyaletin tamamına yayılmasına neden oldu. Sokaklara çıkan kitleler, başlangıçta sadece ekonomik iyileştirme talep ederken, sürecin uzaması ve güvenlik güçlerinin müdahale dozunu artırmasıyla birlikte taleplerin siyasi bir nitelik kazanmaya başladığı gözlemleniyor. Esnafın ve dar gelirli vatandaşların öncülük ettiği bu hareketlilik, İran’ın son yıllarda karşılaştığı en kapsamlı ve en yaygın kitlesel protesto dalgası olarak nitelendiriliyor. Şehir merkezlerinden en uzak kasabalara kadar uzanan bu öfke dalgası, rejimin ekonomik politikalarına karşı birikmiş olan memnuniyetsizliğin somut bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Çatışmaların Bilançosu Ve Güvenlik Müdahalelerinin Kapsamı
On bir gündür aralıksız devam eden eylemlerde can kaybı sayısı otuz sekize yükselirken, bu ölümlerin büyük bir kısmının eylemcilerden oluştuğu, ancak güvenlik birimlerinin de kayıplar verdiği rapor ediliyor. Bağımsız gözlemcilerin verilerine göre, otuz dört sivil protestocu ile birlikte emniyet teşkilatına mensup dört kişi hayatını kaybetti. Ülke genelinde tespit edilen üç yüz kırk sekiz farklı noktada meydana gelen olaylarda binlerce kişi yaralandı. Yaralanmaların niteliği incelendiğinde, güvenlik güçlerinin kalabalıkları dağıtmak için plastik mermi ve saçma kullandığı, bu durumun da kalıcı hasarlara yol açan ağır yaralanmalara sebebiyet verdiği aktarılıyor. Gözaltı sayıları ise iki bin iki yüzü aşmış durumda. Her geçen gün artan bu rakamlar, devletin protestoları bastırma noktasında uyguladığı stratejinin sertliğini ortaya koyuyor. Özellikle gece saatlerinde yoğunlaşan çatışmalar, şehirlerin ana arterlerinde büyük bir kaos ortamı yaratırken, hastanelerin yaralılarla dolup taştığı ve tıbbi yardımın yetersiz kaldığı yönündeki bilgiler bölgeden sızmaya devam ediyor.
Bölgesel Yayılım Ve Toplumsal Tepkinin Coğrafi Dağılımı
İran’daki protestoların dikkat çeken en önemli özelliklerinden biri, eylemlerin hiçbir eyaleti dışarıda bırakmadan ülke geneline yayılmış olmasıdır. Tahran’ın merkezinden Meşhed’e, Tebriz’den İsfahan’a kadar her noktada insanlar meydanlara inerek taleplerini dile getiriyor. Bu yayılım, hareketin homojen bir yapıya sahip olduğunu ve ekonomik krizin toplumun her kesimini benzer şekilde etkilediğini gösteriyor. Güvenlik birimlerinin raporları, sadece polisin değil, aynı zamanda milis güçlerinin de ciddi şekilde yaralandığını ortaya koyuyor. Beş yüzün üzerinde polisin ve onlarca milis gücü mensubunun yaralanması, göstericilerin bazı noktalarda savunma pozisyonundan çıkarak karşı koymaya başladığına işaret ediyor. Şehirlerin meydanları adeta birer çatışma alanına dönüşürken, internet kısıtlamaları ve haberleşme engellerine rağmen protesto videoları sosyal medyada geniş yer buluyor. Devlet televizyonları olayları genellikle dış güçlerin bir oyunu olarak yansıtsa da, sokaktaki gerçeklik halkın doğrudan geçim sıkıntısı ve özgürlük talepleriyle hareket ettiğini kanıtlıyor.
Uluslararası Tepkiler Ve Siyasi Otoritenin Gelecek Stratejisi
Küresel arenada İran’daki gelişmeler büyük bir dikkatle izlenirken, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere birçok batılı ülke protestocuların haklarının korunması yönünde açıklamalar yapıyor. ABD yönetiminden gelen sert mesajlar, Tahran üzerindeki diplomatik baskıyı artırırken, İran yönetimi bu açıklamaları iç işlerine müdahale olarak yorumluyor. Devrim Muhafızları Ordusu’nun yaptığı açıklamalar ise göstericilere karşı toleransın bittiği ve daha sert önlemlerin yolda olduğu mesajını veriyor. Beş Ocak itibarıyla yapılan bu uyarılar, ülkedeki şiddet sarmalının daha da derinleşebileceği endişesini doğuruyor. Hükümet kanadı, ekonomik sorunların farkında olduklarını belirtseler de, sokaktaki eylemlerin yasa dışı olduğunu ve kamu düzenini bozduğunu savunuyor. Önümüzdeki günlerde İran yönetiminin hem ekonomik reformlar hem de güvenlik politikaları konusunda atacağı adımlar, protestoların sönümlenip sönümlenmeyeceğini ya da daha büyük bir toplumsal kırılmaya yol açıp açmayacağını belirleyecek temel unsur olacaktır.
Bakmadan Geçme