Hrant Dink, Gazetecilik Mirası ve Toplumsal Diyalog Mücadelesiyle Anılıyor
Hayatının henüz çok başında, beş yaşındayken ailesiyle birlikte İstanbul'a taşınan Dink için yaşamın sert yüzü erken yaşlarda kendini gösterdi.
Türkiye basınının en özgün ve cesur kalemlerinden biri olan Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, aramızdan ayrılışının üzerinden geçen uzun yıllara rağmen düşünceleri, mücadelesi ve barışçıl diliyle toplumsal hafızadaki yerini koruyor. 19 Ocak 2007 tarihinde İstanbul’un kalbinde uğradığı hain bir suikast sonucu hayatını kaybeden Dink, sadece Ermeni toplumunun bir sesi değil, aynı zamanda Türkiye’nin demokratikleşme sancılarının ve bir arada yaşama arzusunun simge isimlerinden biri haline geldi. Malatya’dan İstanbul’a uzanan, yetimhanelerde şekillenen ve hapis cezalarıyla sınanan yaşam öyküsü, aslında bir ülkenin vicdan yolculuğunun da özeti niteliğindedir. Ölüm yıl dönümünde Şişli’deki o kaldırımda bir kez daha hatırlanan gazetecinin, her türlü baskıya rağmen vazgeçmediği diyalog arayışı bugün hala geniş kitleler tarafından saygıyla karşılanmaktadır.
Malatya’dan İstanbul Yetimhanelerine Uzanan Zorlu Bir Çocukluk
Hrant Dink, 15 Eylül 1954 tarihinde Malatya’da dünyaya gözlerini açtı. Hayatının henüz çok başında, beş yaşındayken ailesiyle birlikte İstanbul’a taşınan Dink için yaşamın sert yüzü erken yaşlarda kendini gösterdi. Anne ve babasının boşanma kararı almasıyla birlikte, kardeşleriyle birlikte Gedikpaşa’daki Ermeni yetimhanesine yerleştirilen Hrant, çocukluğunu ve gençliğini bu kolektif yaşam alanlarında, zorluklar içinde fakat güçlü bir aidiyet duygusuyla geçirdi. İlköğrenimini İncirdibi İlkokulu’nda tamamladıktan sonra eğitim hayatına Bezciyan ve Surp Haç Tıbrevank gibi köklü eğitim kurumlarında devam etti. Şişli Lisesi’nden mezun olduktan sonra akademik kariyerine İstanbul Üniversitesi’nde yön veren Dink, burada önce Zooloji bölümünü bitirdi, ardından Felsefe eğitimi alarak entelektüel derinliğini pekiştirdi. Bu eğitim süreci, onun ileride savunacağı barışçıl ve derinlikli felsefenin de temellerini oluşturdu.
Siyasi Kimlik Arayışı Ve Fırat İsminin Arkasındaki Gerçek
Üniversite yıllarında Türkiye’nin hareketli siyasi ortamından etkilenen Hrant Dink, sol ideolojilere ilgi duyarak aktif bir mücadele içerisine girdi. Ancak o dönemdeki siyasi kimliğinin, mensubu olduğu Ermeni cemaatine zarar verebileceği endişesini her zaman taşıdı. Cemaatinin ve dini kurumların siyasi faaliyetleri nedeniyle hedef haline gelmemesi için mahkemeye başvurarak ismini resmi olarak Fırat şeklinde değiştirdi. Bu karar, aslında onun sadece kendi hayatını değil, parçası olduğu toplumu koruma içgüdüsünün bir yansımasıydı. Siyasi görüşleri nedeniyle yaşamı boyunca üç kez tutuklanan Dink, her seferinde düşüncelerinden ödün vermeden yoluna devam etti. Eşi Rakel Dink ile birlikte, kendisinin de yetiştiği Tuzla Ermeni Çocuk Kampı’nın yönetimini üstlenerek, onlarca çocuğun hayatına dokunmayı bir görev bildi. Ancak bu kampın "militan yetiştirildiği" gibi asılsız iddialarla devlet tarafından elinden alınması, onun adalet arayışındaki en derin yaralardan biri oldu.
Agos Gazetesinin Kuruluşu Ve Çok Kültürlü Yayıncılık Anlayışı
Hrant Dink’in gazetecilik kariyerindeki en büyük dönüm noktası, 5 Nisan 1996 tarihinde yayın hayatına başlayan Agos Gazetesi oldu. Türkiye’de ilk kez hem Türkçe hem de Ermenice yayın yapan bir gazetenin kurucusu olan Dink, bu platformu sadece bir haber kaynağı olarak değil, bir köprü olarak tasarladı. Agos’un temel amacı, Ermeni toplumunun kapalı kapılar ardında konuşulan sorunlarını kamusal alana taşımak, Ermeni kültürünün zenginliğini Türkiye’deki tüm kesimlere anlatmak ve ülkede gerçek bir demokratikleşme zeminine katkı sunmaktı. Gazete, kısa sürede farklı görüşlerin temsil edildiği, tabu sayılan konuların nezaketle tartışıldığı bir merkez haline geldi. Dink, yazılarında kullandığı naif ama kararlı diliyle "iki halk arasındaki uçurumu" kapatmaya çalışırken, bir yandan da tarihsel travmalarla yüzleşmenin ancak konuşarak ve birbirini anlayarak mümkün olabileceğini her fırsatta dile getirdi.
Bir Güvercin Tedirginliği Ve Tarihe Geçen Suikast
Takvimler 19 Ocak 2007’yi gösterdiğinde, Türkiye saatiyle öğleden sonra İstanbul Şişli’deki Agos Gazetesi binasının önü karanlık bir saldırıya sahne oldu. Ömrünü barışa adayan Hrant Dink, gazete binasından çıktığı sırada silahlı saldırıya uğrayarak hayatını kaybetti. Ölümünden kısa bir süre önce kaleme aldığı "Ruh Halimin Güvercin Tedirginliği" başlıklı yazısında, maruz kaldığı tehditleri ve yaşadığı korkuyu anlatırken bile ülkesini terk etmeyeceğini, burada bir güvercin kadar tedirgin ama özgür yaşayacağını ifade etmişti. Suikastın ardından yüz binlerce insan "Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeni’yiz" sloganlarıyla sokaklara dökülerek benzeri görülmemiş bir toplumsal dayanışma sergiledi. Bu cinayet, Türkiye’nin adalet sisteminin ve derin siyasi labirentlerinin en tartışmalı dosyalarından biri haline gelirken, Hrant Dink’in ayakkabısındaki delikten sızan o hüzünlü görüntü, adalet arayanların hafızasından asla silinmedi.
Bakmadan Geçme