Harrisville Çiftliğindeki Karanlık Miras ve Perron Ailesinin Dehşet Verici On Yılı
Sinema dünyasında fırtınalar estiren ve izleyicilerin uykularını kaçıran Korku Seansı filmi, aslında senaristlerin hayal gücünden çok daha derin ve rahatsız edici bir geçmişe dayanıyor.
Sinema dünyasında fırtınalar estiren ve izleyicilerin uykularını kaçıran Korku Seansı filmi, aslında senaristlerin hayal gücünden çok daha derin ve rahatsız edici bir geçmişe dayanıyor. Rhode Island eyaletinin sakin kırsalında yer alan Harrisville kasabasındaki eski bir çiftlik evi, modern paranormal araştırmaların en uç noktalarından birini temsil ediyor. Perron ailesinin 1970'li yılların başında büyük umutlarla satın aldığı bu mülk, çok kısa bir süre içerisinde huzurlu bir yuva olmaktan çıkıp açıklanamayan fenomenlerin merkezi haline geldi. Ailenin yaşadığı travmatik on yıl, sadece bir film senaryosu değil, aynı zamanda görgü tanıklarının ifadeleriyle desteklenen ve dönemin ünlü medyumları Ed ve Lorraine Warren çiftinin de müdahil olduğu karmaşık bir dosya olarak tarihteki yerini koruyor.
Arnold Malikanesinin Gizemli Geçmişi Ve İlk İşaretler
Perron ailesi, 1971 yılının soğuk bir Ocak gününde Roger ve Carolyn çiftinin beş kızıyla birlikte on dört odalı bu geniş malikaneye taşındığında, evin tarihçesi hakkında çok az bilgiye sahipti. Ancak evin ruhu, yeni sakinlerini karşılamakta gecikmedi. İlk başlarda oldukça masum görünen olaylar silsilesi, mutfak gereçlerinin kendiliğinden yer değiştirmesi veya sabahları evin içinde aniden beliren gizemli süpürge izleriyle başladı. Carolyn Perron, boş odalardan gelen fısıltıları ve sanki biri yerleri süpürüyormuş gibi çıkan hışırtıları duyduğunda bunları önce rüzgara veya eski ahşap yapının genleşmesine yordu. Fakat zaman geçtikçe bu sesler fiziksel bir boyuta ulaştı; görünmeyen ellerin kapıları çarpması ve evin belirli bölgelerinde aniden düşen dondurucu hava sıcaklıkları, ailenin mantıklı açıklama bulma çabalarını boşa çıkardı.
Bathsheba Sherman Efsanesi Ve Lanetli Topraklar
Evin karanlık atmosferinin merkezinde, 19. yüzyılda bu topraklarda yaşamış olan Bathsheba Sherman isimli bir kadının olduğu iddia ediliyor. Yerel halk arasında kulaktan kulağa yayılan anlatılara göre, Sherman’ın büyücülükle uğraştığı ve evini terk etmemek üzere burayı lanetlediği düşünülüyordu. Warren çiftinin yaptığı incelemeler, evde birden fazla varlığın bulunduğunu ancak en baskın ve kötü niyetli olanın bu kadın figürü olduğunu öne sürdü. Perron ailesinin çocukları, geceleri yataklarının başında duran ve onlara dokunmaya çalışan figürler gördüklerini iddia ederken, en şiddetli saldırılar genellikle evin annesi Carolyn üzerinde yoğunlaşıyordu. Görünmeyen bir gücün Carolyn’e fiziksel olarak zarar verdiği, bacaklarında ve vücudunda açıklanamayan morluklar oluştuğu yönündeki raporlar, olayın boyutunun basit bir hayalet hikayesinden çok daha tehlikeli bir noktaya evrildiğini kanıtlıyordu.
Andrea Perron Ve Bir Annenin Dönüşümü
Ailenin en büyük kızı Andrea Perron, yıllar sonra kaleme aldığı anılarında o günlerin dehşetini kelimelere dökerken, en korkutucu olanın dışsal varlıklar değil, annesinin ruhsal ve fiziksel olarak geçirdiği değişim olduğunu vurguluyor. Andrea’nın anlatımlarına göre, Carolyn Perron bir süre sonra kendi benliğini kaybetmeye ve adeta başka bir bilincin kontrolü altına girmeye başladı. Normalde son derece şefkatli ve sakin bir kadın olan Carolyn’in, mutfakta aniden gelişen kontrolsüz öfke nöbetleri yaşaması ve çevresindeki nesnelere karşı sebepsiz bir saldırganlık sergilemesi aileyi derinden sarstı. Andrea, annesinin bakışlarındaki donukluğu ve zihninin tamamen başka bir boyuta hapsolmuş gibi görünmesini, evin içindeki karanlık enerjinin bir insanı nasıl içeriden ele geçirebileceğinin en somut örneği olarak tanımlıyor. Bu süreçte yaşananlar, ailenin her bir ferdinde onarılması güç psikolojik izler bıraktı.
Warren Çiftinin Müdahalesi Ve Kan Donduran Seanslar
Olayların dayanılmaz bir boyuta ulaşmasıyla birlikte, dönemin en ünlü demonologları olan Ed ve Lorraine Warren çifti eve davet edildi. Warrenlar, eve adım attıkları andan itibaren burada çok güçlü ve antik bir kötülüğün hüküm sürdüğünü savundular. Gerçekleştirilen seanslar sırasında yaşananlar, filmlere konu olan o meşhur sahnelerin çok daha sert versiyonlarıydı. Görgü tanıkları, bir seans sırasında Carolyn Perron’un oturduğu sandalyeyle birlikte havaya kalktığını ve anlaşılmayan bir dilde konuştuğunu iddia ettiler. Bu müdahale, aileyi kurtarmaktan ziyade evdeki enerjiyi daha da tetikledi ve Roger Perron, ailesinin güvenliği için Warrenlardan evi terk etmelerini istedi. Perron ailesi, maddi imkansızlıklar nedeniyle bu "karanlıklar evi"nde 1980 yılına kadar yaşamak zorunda kaldı. On yılın sonunda evden ayrıldıklarında, arkalarında sadece boş bir bina değil, paranormal dünyanın en çok tartışılan ve üzerine en çok araştırma yapılan vakalarından birini bıraktılar. Bugün bile Harrisville’deki bu ev, gizemini korumaya ve meraklılarını ürpertmeye devam ediyor.
Bakmadan Geçme