• Haberler
  • Güncel
  • Giyim Kültüründeki Estetik Dönüşümün Teknik ve Sosyal Nedenleri

Giyim Kültüründeki Estetik Dönüşümün Teknik ve Sosyal Nedenleri

Geçmişe ait siyah beyaz bir fotoğraf karesine veya restore edilmiş bir film kaydına bakıldığında toplumun her kesiminden insanın modern zamanlara kıyasla çok daha özenli ve estetik bir görünüme sahip olduğu hemen fark edilir.

Geçmişe ait siyah beyaz bir fotoğraf karesine veya restore edilmiş bir film kaydına bakıldığında toplumun her kesiminden insanın modern zamanlara kıyasla çok daha özenli ve estetik bir görünüme sahip olduğu hemen fark edilir. Sokaktaki sıradan bir vatandaşın bile adeta bir davete gidiyormuşçasına vakur duruşu, kıyafetlerinin üzerindeki kusursuz dökümü ve genel silüeti, günümüzün salaş ve hızlı tüketim odaklı giyim tarzıyla büyük bir tezat oluşturur. Bu durum sadece bir moda tercihi veya nostalji tutkusuyla açıklanabilecek kadar basit bir mesele değildir. Modern insanın o eski şıklığı kaybetmesinin ardında tekstil mühendisliğindeki değişimlerden iklimlendirme teknolojilerine, hayvancılık faaliyetlerinden endüstriyel üretim bantlarına kadar uzanan çok katmanlı bir hikaye yatmaktadır. Geçmişin o tok ve kalıp gibi duran ceketlerinin, kırışmayan pantolonlarının ve rüzgarda bile formunu bozmayan paltolarının sırrı, aslında kumaşın moleküler yapısında ve üretim felsefesinde gizlidir.

Kumaş Gramajındaki Değişim Ve Estetik Form Kaybı

Eski dönemlerde giyilen kıyafetlerin vücut üzerinde adeta bir heykel gibi durmasının en temel sebebi kumaş ağırlıklarıdır. Bugün tekstil dünyasında metrekare başına gramaj olarak ifade edilen ölçü birimlerinde büyük bir dramatik düşüş yaşanmıştır. Günümüzde 300 gram civarındaki bir kumaş ağır ve kışlık olarak nitelendirilirken, geleneksel terzilik döneminde bu ağırlık en hafif yazlık seçenek olarak kabul edilirdi. O dönemlerin standart bir ceketi veya pantolonu, bugünkü muadillerinden neredeyse iki kat daha fazla lif yoğunluğuna sahipti. Bu ağırlık, yerçekiminin kumaş üzerindeki etkisini artırarak kıyafetin vücut hatlarını örtmesini ve kusurları gizlemesini sağlıyordu. Ağır kumaşlar, içindeki yoğun yün lifleri sayesinde kırışmaya karşı doğal bir direnç gösteriyor ve gün boyu ütüsünü muhafaza edebiliyordu. Şimdiki ince ve hafif kumaşlar ise vücudun her hareketine tepki vererek kolayca toplanıyor, diz yapıyor ve estetik bütünlüğü saniyeler içinde kaybediyor. Dolayısıyla eski fotoğraflardaki o jilet gibi görünüm, aslında kumaşın sahip olduğu kütlesel direncin doğrudan bir sonucudur.

Hayvancılık Ve Genetik Islahın Tekstile Etkisi

Kumaşların dokusundaki bu değişim yalnızca fabrikalardaki makinelerle ilgili değil, aynı zamanda ham maddenin kaynağı olan canlılarla da doğrudan bağlantılıdır. 18. yüzyıldan itibaren İspanya'dan Avustralya gibi uzak kıtalara taşınan koyun sürülerinin genetik özellikleri, daha ince ve daha yumuşak yün elde etmek amacıyla nesiller boyu değiştirilmiştir. 1960’lı yıllara gelindiğinde "Super 100’ler" olarak bilinen ultra ince yün liflerinin üretilmesi, tekstil sektöründe bir devrim olarak nitelendirilse de bu durum geleneksel şıklığın sonunu hazırlayan bir süreci tetiklemiştir. İnce lifli yünler daha yumuşak ve ipeksi bir dokunuş sunsa da ağır ve kaba yünlerin sağladığı o sert yapıyı kaybetmiştir. Liflerin incelmesi kumaşın mukavemetini azaltmış, onu dış etkenlere karşı daha savunmasız hale getirmiştir. Eski zamanlardaki o tok ve karakterli kumaşların yerini alan bu modern lifler, terzilik sanatının o kendine has keskin hatlarını uygulamayı zorlaştırmış ve kıyafetlerin o meşhur zırh gibi duran yapısını ortadan kaldırmıştır.

İç Mekan Isıtma Sistemlerinin Giyim Alışkanlıklarına Darbesi

Teknik detayların yanı sıra yaşam alanlarımızdaki konfor artışı da dış görünüşümüzü kökten değiştirmiştir. Merkezi ısıtma sistemlerinin ve gelişmiş yalıtım teknolojilerinin yaygınlaşmasından önce evler, ofisler ve toplu taşıma araçları kış aylarında oldukça soğuk mekanlardı. İnsanlar sadece dışarıda değil, kapalı alanlarda da hayatta kalabilmek ve ısınabilmek için kalın, yünlü ve kat kat giyinmek zorundaydı. Bu zorunluluk, yünlü yeleklerin, ağır ceketlerin ve kalın kumaşlı pantolonların günlük hayatın ayrılmaz bir parçası olmasını sağlıyordu. Ancak günümüzde her yerin standart bir sıcaklıkta tutulması, insanların ağır kıyafetler içinde terlemesine neden olmaktadır. Bu durum, tekstil endüstrisini daha ince, daha nefes alan ve dolayısıyla daha az form tutan kumaşlar üretmeye itmiştir. Konfor arayışı estetik duruşun önüne geçmiş, soğuktan korunma ihtiyacı ortadan kalktıkça o şık katmanlı giyim kültürü de yerini ince ve salaş tişörtlere, hafif hırkalara bırakmıştır.

Hazır Giyim Endüstrisi Ve Standartlaşan Kalıplar

Eskiden şık görünmenin bir diğer önemli sütunu, kıyafetlerin kişiye özel veya sınırlı üretimle elde edilmesidir. Seri üretim bandından çıkan kıyafetlerin her vücut tipine uyum sağlaması beklenemez. Geçmişte bir ceketin omuz hattı, kol boyu veya bel oyuntusu, taşıyan kişinin anatomisine uygun bir formdaydı. Günümüzde ise devasa moda markaları, maliyetleri düşürmek adına ortalama bir insan vücudu hayal ederek standart kalıplar üretmektedir. Bu standartlaşma, kıyafetin vücutta emanet durmasına veya orantısız görünmesine yol açmaktadır. Ayrıca hızlı moda akımıyla birlikte kıyafetlerin dayanıklılık süresi de kısalmıştır. Eskiden bir palto nesilden nesle aktarılabilecek kadar sağlamken, bugünün hafif ve dayanıksız materyalleri birkaç yıkama sonra formunu kaybetmektedir. Sonuç olarak, modern dünyanın hızı, konfor odaklı yaşam tarzı ve endüstriyel üretim modelleri, geçmişin o zamansız ve vakur şıklığını bir daha geri gelmemek üzere tarihin tozlu raflarına kaldırmıştır.

ERTV Malatya - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme

WhatsApp İhbar Hattı
05443281444
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!