• Haberler
  • Bilim Teknoloji
  • Evrenin Temel Şifresi Olarak Kabul Edilen 137 Sayısının Fizik Dünyasındaki Derin Gizemi

Evrenin Temel Şifresi Olarak Kabul Edilen 137 Sayısının Fizik Dünyasındaki Derin Gizemi

Bilim dünyası yüzyıllardır doğanın işleyişini anlamlandırmak için matematiksel formüllerin gücüne başvururken bazı rakamlar sıradan birer veri olmanın ötesine geçerek kozmosun yapı taşlarını temsil etmeye başlıyor.

Bilim dünyası yüzyıllardır doğanın işleyişini anlamlandırmak için matematiksel formüllerin gücüne başvururken bazı rakamlar sıradan birer veri olmanın ötesine geçerek kozmosun yapı taşlarını temsil etmeye başlıyor. Bu rakamların başında gelen ve modern fiziğin en büyük bilmecelerinden biri olarak kabul edilen 137 sayısı bilim insanlarını hem büyülüyor hem de cevapsız sorularla baş başa bırakıyor. Teknik literatürde ince ayar sabiti olarak tanımlanan bu değer evrenin varlığını sürdürebilmesi için gereken hassas dengelerin en somut göstergesi durumunda bulunuyor. Eğer bu sayı mevcut değerinden çok az bile farklı olsaydı atomların yapısı bozulacak yıldızlar parlamayacak ve bildiğimiz anlamda yaşam hiçbir zaman ortaya çıkmayacaktı. Fizikçiler bu gizemli rakamın neden başka bir değer değil de tam olarak bu seviyede olduğunu anlamak için laboratuvarlarda ve teorik çalışmalarda yoğun bir mesai harcıyor. Evrenin kumaşına işlenmiş bir imza gibi duran 137 sayısı insan aklının sınırlarını zorlayan bir matematiksel kararlılık sunuyor.

Bilim Tarihinin En Büyük Dehalarını Peşinden Sürükleyen Mucizevi Değer

Kuantum elektrodinamiğinin öncülerinden ve Nobel ödüllü fizikçi Richard Feynman bu sayı üzerine yaptığı değerlendirmelerde hayretini gizleyemeyen isimlerin başında geliyordu. Feynman bu değeri tüm fizikçilerin çalışma odalarının duvarına asması gereken ve insanlığın henüz tam olarak kavrayamadığı bir mucize olarak nitelendiriyordu. Ünlü fizikçiye göre doğanın en derin katmanlarında bu denli kesin ve birimsiz bir sayının ortaya çıkması tesadüfle açıklanamayacak kadar büyük bir anlam taşıyor. Bilim insanları evrensel yasaların neden bu belirli rakam etrafında kümelendiğini keşfettiklerinde belki de varoluşun en temel sırrını çözmüş olacaklar. Feynman'ın deyimiyle bu sihirli sayı sanki Tanrı'nın kaleminden çıkmış ve fiziğin kalbine yerleştirilmiş bir anahtar gibidir. Bilim tarihi boyunca Wolfgang Pauli gibi pek çok dahi bu sayının kökenine inmeye çalışmış hatta hayatlarının son dönemlerini bu gizemi çözme tutkusuna adamışlardır.

Üç Dev Fizik Alanının Kesiştiği Muazzam Bir Matematiksel Ortaklık

İnce ayar sabiti olarak bilinen bu değer aslında yaklaşık olarak 1/137 oranına tekabül eden karmaşık bir denklemin sonucudur. Bu sayıyı bu denli önemli kılan temel özellik ise evrenin işleyişini belirleyen üç farklı fiziksel disiplini tek bir potada eritiyor olmasıdır. Denklemin içerisinde ışık hızı yani görelilik kuramı elektronun temel elektrik yükü yani elektromanyetizma ve kuantum dünyasının kalbi olan Planck sabiti bir araya gelmektedir. Bu üç devasa alanın birleşerek birimsiz yani saf bir sayı üretmesi evrenin farklı kuvvetlerinin aslında birbirine görünmez bağlarla ne kadar sıkı sarıldığını kanıtlıyor. Fizik yasalarının birbirleriyle olan bu kusursuz uyumu evrenin tesadüfi bir kargaşadan ziyade çok ince hesaplanmış bir matematiksel mimari üzerine kurulduğunu göstermektedir. Bu sabit atom altı parçacıkların birbirleriyle nasıl etkileşime girdiğini ve ışığın maddeyle olan temasını belirleyen en temel kural setidir.

Evrensel Bir Dil Ve Uzaydaki Olası Medeniyetlerin Ortak Bilgisi

Nottingham Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren Profesör Laurence Eaves gibi pek çok araştırmacı 137 sayısının sadece dünyaya özgü bir matematiksel veri olmadığını savunuyor. Bilim çevrelerinde kabul gören ortak kanıya göre eğer evrenin uzak köşelerinde gelişmiş başka yaşam formları veya medeniyetler varsa onların da bu sayıdan haberdar olmaması fiziksel olarak imkansızdır. Çünkü bu değer hidrojen atomunun enerji seviyelerinden ışığın doğasına kadar her yerde karşımıza çıkıyor. Bu yönüyle 137 sayısı galaksiler arası bir iletişimde kullanılabilecek en güvenilir ortak dil olarak görülüyor. Bir başka gezegendeki zeki bir canlı da aynı fizik kurallarına tabi olduğu için atomun yapısını incelediğinde karşısına çıkacak olan anahtar rakam yine bu olacaktır. Bu durum insanlığın keşfettiği bu gizemin aslında tüm evreni birbirine bağlayan kozmik bir sabit olduğunu bir kez daha teyit ediyor.

Yaşamın Var Olmasını Sağlayan Hassas Ayarların Koruyucu Kalkanı

Fizikçiler ince ayar sabitinin değerindeki küçücük bir sapmanın bile felaketle sonuçlanacağını matematiksel modellerle ortaya koyuyor. Eğer 137 sayısı biraz daha büyük ya da küçük olsaydı yıldızlar nükleer füzyon gerçekleştiremez ve dolayısıyla yaşam için gerekli olan karbon ve oksijen gibi elementler üretilemezdi. Maddenin bütünlüğünü koruyan elektromanyetik kuvvetin şiddetini belirleyen bu rakam aslında biyolojimizin ve içinde yaşadığımız dünyanın mimarı konumundadır. Bu hassasiyet bilim dünyasında "ince ayarlı evren" tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Doğanın bu kadar keskin bir denge üzerine kurulu olması tesadüf kavramının ötesinde derin bir tasarım veya henüz keşfedilmemiş bir temel fizik yasasının varlığına işaret ediyor. Gözlemlediğimiz her şeyin temelinde yatan bu gizli sayı gelecekte yapılacak yeni keşiflerle belki de her şeyin teorisine giden yolu aydınlatacaktır.

ERTV Malatya - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme

WhatsApp İhbar Hattı
05443281444
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!