Bakan Şimşek Köprü ve Otoyolların Özelleştirme İddialarına Açıklık Getirdi
Hazine ve Maliye Bakanlığı koridorlarından gelen son açıklamalar ekonomi gündemine bomba gibi düştü.
Hazine ve Maliye Bakanlığı koridorlarından gelen son açıklamalar ekonomi gündemine bomba gibi düştü. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kamuoyunda uzun süredir tartışılan ve özellikle İstanbul Boğazı üzerindeki stratejik geçiş noktaları ile ana otoyol ağlarının özelleştirileceği yönündeki iddialara ilişkin sessizliğini bozdu. Meclis çatısı altında verilen bir soru önergesi üzerine yapılan resmi açıklama, hükümetin Orta Vadeli Program (OVP) kapsamındaki mali hedeflerinin hangi kaynaklardan besleneceğine dair önemli ipuçları taşıyor. Özellikle 2026 yılı için belirlenen gelir hedeflerinin köprü ve otoyollarla bir bağlantısı olup olmadığı konusu, ekonomi yönetiminin en üst makamı tarafından yanıtlanarak belirsizliklerin bir kısmı giderilmiş oldu.
Orta Vadeli Program Gelir Hedefleri Ve Projelerin Durumu
Bakan Şimşek tarafından yapılan değerlendirmelerde, 2026 yılını kapsayan Orta Vadeli Program içerisinde yer alan özelleştirme geliri projeksiyonlarının içeriği detaylandırıldı. Kamuoyunda oluşan algının aksine, bu gelir kalemlerinin mevcut büyük altyapı projelerinin satışı üzerinden kurgulanmadığı ifade edildi. Bakanlığın sunduğu verilere göre, gelecek dönemde beklenen nakit akışlarının temel kaynağı, daha önceki yıllarda imzalanmış ve ödeme süreci devam eden özelleştirme sözleşmelerinin taksitlerinden oluşuyor. Ayrıca, 2026 yılı içerisinde nihayete erdirilmesi beklenen yeni sözleşmelerin peşinat ödemelerinin de bu bütçe kalemine dahil edildiği aktarıldı. Bu açıklama, mali disiplin hedefleri doğrultusunda belirlenen milyarlarca liralık rakamların, doğrudan köprü ve otoyol devirlerinden geleceği yönündeki tahminlerin bakanlık nezdinde doğrulanmadığını gösteriyor.
Kamu Varlıklarının Geleceği Ve Muhalefetin Eleştiri Okları
Ekonomi yönetiminin bu savunmasına karşın muhalefet cephesinden yükselen sesler, meselenin sadece rakamlardan ibaret olmadığını savunuyor. Cumhuriyet Halk Partisi kanadından gelen itirazlarda, özellikle İstanbul’un iki yakasını birbirine bağlayan köprüler ile toplamda yedi büyük otoyol güzergahının özelleştirilmesi yönündeki hazırlıkların el altından yürütüldüğü öne sürülüyor. Muhalefet temsilcileri, bu varlıkların yıllık bazda yaklaşık altı yüz milyon dolarlık bir getiri potansiyeline sahip olduğunu vurgulayarak, kısa vadeli sıcak para ihtiyacı için bu denli yüksek gelirli stratejik noktaların devredilmesinin kamu zararına yol açacağını savunuyor. Tartışmaların odağında, çeyrek asırlık bir gelirden vazgeçilerek elde edilecek toplu paranın, uzun vadede ülke ekonomisine maliyetinin ne olacağı sorusu yer alıyor.
Veri Paylaşımı Ve Şeffaflık Konusunda Yaşanan Tartışmalar
Bakanlığın soru önergesine verdiği yanıtta bazı hususların netleşmesi sağlanırken, bazı detayların ise yanıtsız kalması siyasi tartışmaları alevlendirdi. Özellikle son üç yıllık süreçte elden çıkarılan kamu araçları, satılan taşınmazların tam sayısı ve bu işlemlerden elde edilen net gelirler hakkındaki rakamsal verilerin paylaşılmaması eleştiri konusu oldu. Bunun yanı sıra, kamu yönetiminde kullanılan danışmanlık hizmetleri, reklam giderleri ve üst düzey bürokrasideki araç filolarının maliyetlerine dair yöneltilen soruların da açıklanan metinde yer bulmaması, şeffaflık tartışmalarını beraberinde getirdi. Ekonomi yönetimi bu verilerin genel bütçe disiplini içinde takip edildiğini ima etse de rakamsal döküm beklentisi kamuoyunda tazeliğini koruyor.
Ekonomik Strateji Ve Gelecek Projeksiyonlarının Yansımaları
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın önümüzdeki yıllara dair mali yol haritası, bir yandan bütçe açıklarını kapatmayı hedeflerken diğer yandan kamu varlıklarının en verimli şekilde değerlendirilmesi ilkesine dayanıyor. Bakan Şimşek’in köprü ve otoyollar ile özelleştirme hedefleri arasında doğrudan bir bağ kurmaması, şimdilik bu projelerin kamu elinde kalmaya devam edeceği şeklinde yorumlansa da ekonomi dünyası her zaman temkinli yaklaşıyor. Türkiye’nin makroekonomik dengelerini korumak adına atılacak her adımın, hem iç piyasada hem de uluslararası yatırımcılar nezdinde nasıl bir karşılık bulacağı dikkatle takip ediliyor. Önümüzdeki süreçte, özelleştirme idaresinin ajandasında hangi şirketlerin veya varlıkların yer alacağı, Türkiye’nin mali geleceği açısından en kritik belirleyicilerden biri olmaya devam edecek gibi görünüyor.
Bakmadan Geçme