Astım Spreylerinin Gizli Etkisi: 500 Bin Araca Eşdeğer Karbon Salımı
Astım ve KOAH hastalarının kullandığı spreylerin, iklim değişikliği üzerindeki etkisi sanılandan çok daha fazla çıktı.
Astım ve KOAH hastalarının kullandığı spreylerin, iklim değişikliği üzerindeki etkisi sanılandan çok daha fazla çıktı. Bilim insanlarının yürüttüğü kapsamlı bir araştırmaya göre, astım spreyleri her yıl 500 bin otomobilin neden olduğu kadar sera gazı salıyor. Araştırma, bu tıbbi cihazların iklim üzerindeki görünmeyen etkilerini gün yüzüne çıkarırken, çözüm için uygulanabilir adımlar da önerdi.
Astım Spreylerinin Küresel Isınmadaki Rolü
Dünya genelinde 262 milyon kişinin astım, yaklaşık 400 milyon kişinin ise kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) ile yaşadığı biliniyor. Bu kişilerin büyük bir bölümü, nefes almayı kolaylaştırmak için hidroflorokarbon (HFC) gazı içeren astım spreylerine başvuruyor. Ancak bu gaz, karbondioksite kıyasla atmosferde 1000 kat daha güçlü bir ısı tutma kapasitesine sahip.
Kaliforniya Üniversitesi Los Angeles (UCLA) araştırmacılarının yaptığı çalışmada, 2014–2024 yılları arasında ABD’de piyasaya sürülen spreylerin çevresel etkisi incelendi. Araştırmada, bu dönemdeki toplam emisyonun 24,9 milyon ton karbondioksit eşdeğerinde olduğu hesaplandı. Bu miktar, her yıl trafikte olan yaklaşık 530 bin benzinli aracın yarattığı emisyona denk geliyor.
Uzmanlara göre bu durum, sağlık alanındaki karbon ayak izinin küçümsenmemesi gerektiğini gösteriyor. Çünkü bu spreylerin kullanımı, bir yandan hastaların hayat kalitesini artırırken, diğer yandan iklim krizini daha da derinleştiriyor.
Bilim İnsanlarının Uyarısı ve Çözüm Önerileri
Araştırmayı yöneten Dr. William Feldman, “Bu küçük tıbbi cihazların bu denli büyük bir çevresel etki yaratması şaşırtıcı. Ancak bu sorun çözülebilir ve çözülmesi de diğer sektörlere kıyasla oldukça kolay,” ifadelerini kullandı. Bilim insanlarına göre, bu spreylerdeki en büyük sorun, itici gaz olarak kullanılan hidroflorokarbon.
Çözüm olarak ise “kuru toz inhaler” adı verilen, basınçlı gaz yerine hastaların nefesiyle aktive olan cihazlara geçilmesi öneriliyor. Bu tip inhalerler, sera gazı salımı yapmıyor ve çevresel etkileri minimum düzeyde kalıyor. Gelişmiş ülkelerde bu alternatif cihazların kullanımı giderek artarken, uzmanlar Türkiye gibi ülkelerde de sağlık sistemlerinin bu geçişe hazırlanması gerektiğini vurguluyor.
Dr. Feldman ayrıca, tıbbi endüstride karbon salımını azaltmanın, ulaşım ve enerji sektörlerine kıyasla daha kısa vadede sonuç verebileceğini belirtiyor. Bu nedenle, ilaç üreticileri ve sağlık otoriteleri için astım spreylerinin yeniden tasarlanması “kolay kazanım” olarak görülüyor.
Hastaların Endişeleri ve Uzman Uyarıları
Amerikan Akciğer Derneği’nden Kate Bender ise konuya temkinli yaklaşıyor. Kendisi de astım hastası olan Bender, “Evet, karbon salımı düşük spreyler üretmek önemli. Ancak mevcut ilaçlarından memnun olan hastalar için seçenekler korunmalı,” diyor. Bender’a göre çevre dostu ürünler geliştirilirken, hastaların tedavi konforu ve erişilebilirliği göz ardı edilmemeli.
Uzmanlar da benzer bir görüşü paylaşıyor. Mevcut hidroflorokarbonlu spreylerin bir anda ortadan kaldırılması yerine, kademeli bir geçiş planı oluşturulması gerektiği belirtiliyor. Böylece hem çevresel etkiler azaltılabilir hem de hastaların tedavi süreçleri kesintiye uğramaz.
Küresel Sağlık ve İklim Politikalarına Etkisi
İklim değişikliğinin astım ve KOAH gibi solunum yolu hastalıklarını artırdığı biliniyor. Hava kirliliği, sıcaklık dalgalanmaları ve orman yangınları bu hastalıkların seyrini ağırlaştırıyor. Ancak şimdi tablo tersine dönmüş durumda: Solunum hastalıklarını tedavi eden cihazların kendisi, iklim krizini besleyen bir unsur haline geldi.
Bu nedenle birçok ülke, sağlık sistemlerinde karbon nötr hedeflerini tartışmaya başladı. Avrupa ülkelerinde bazı sağlık kurumları, çevre dostu inhalerleri standart hale getirmeyi planlıyor. Aynı zamanda ilaç üreticilerinden karbon ayak izini azaltacak üretim yöntemleri geliştirmeleri isteniyor.
Dr. Feldman’a göre, “Tıbbi ürünlerin çevresel etkisi küçük görünse de, küresel ölçekte bir fark yaratabilir. Her küçük adım, büyük bir değişimin başlangıcıdır.”
Yeni Nesil Spreyler Yolda
İlaç endüstrisi, hidroflorokarbon yerine kullanılabilecek yeni itici gazlar üzerinde çalışıyor. Bu gazlar, atmosferde uzun süre kalmadıkları için sera etkisi yaratmıyor. Ayrıca kuru toz inhalerlerin taşınabilirliği ve kullanımı da hastalar açısından kolaylık sağlıyor.
Küresel emisyon hedeflerine ulaşmak için sağlık sektörünün de payına düşeni yapması gerektiği artık net biçimde görülüyor. Astım spreylerinin çevre üzerindeki etkisi küçük bir ayrıntı gibi görünse de, milyonlarca kişinin her gün kullandığı bu ürünlerin toplam etkisi devasa boyutlara ulaşıyor.
Uzmanlar, hem hastaların sağlığı hem de gezegenin geleceği için daha çevreci tıbbi çözümlere yönelmenin zorunlu hale geldiğini belirtiyor. Astım spreylerinin yarattığı emisyon krizi, iklimle sağlık arasındaki bağın ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım
Bakmadan Geçme