• Haberler
  • Güncel
  • Ankara Semalarında Yaşanan Büyük Felaket ve Ulus Meydanının Unutulmaz Acısı

Ankara Semalarında Yaşanan Büyük Felaket ve Ulus Meydanının Unutulmaz Acısı

Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti Ankara tarih boyunca pek çok önemli olaya ev sahipliği yapmış olsa da 1963 yılının şubat ayında yaşanan bir hadise kentin hafızasında silinmesi imkansız derin bir yara açtı.

Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti Ankara tarih boyunca pek çok önemli olaya ev sahipliği yapmış olsa da 1963 yılının şubat ayında yaşanan bir hadise kentin hafızasında silinmesi imkansız derin bir yara açtı. Tarihler bir şubat bin dokuz yüz altmış üçü gösterdiğinde gökyüzünde yankılanan devasa bir patlama sesi saniyeler içinde kenti kaosa sürükledi. Esenboğa Havalimanı rotasında ilerleyen bir yolcu uçağı ile askeri bir eğitim uçağının bulutların arasında çarpışması sonucu meydana gelen trajedi sadece havacılık tarihinin en büyük kazalarından biri olarak kayıtlara geçmekle kalmadı aynı zamanda sivil yerleşim yerlerinde yaşanan en ağır can kayıplarından birine dönüştü. O gün Ankara halkı için güneşli başlayan sıradan bir kış günü yerini simsiyah dumanlara ve feryatlara bıraktı.

Gökyüzündeki Yanlış Hesaplama Ve Beklenmedik Karşılaşma

Olayın teknik boyutuna bakıldığında kazanın meydana geldiği anlarda gökyüzünde iki farklı uçuş rotasının talihsiz bir noktada kesiştiği görülüyor. Lübnan merkezli Middle East Airlines şirketine ait Vickers Viscount tipi yolcu uçağı Lefkoşa üzerinden gelerek Ankara semalarına ulaşmıştı. Uçağın kokpitinde görev yapan mürettebat oldukça deneyimli isimlerden oluşuyordu ve iniş için hazırlıklarını sürdürüyorlardı. Diğer tarafta ise Türk Hava Kuvvetleri bünyesinde görev yapan C-47 tipi askeri bir nakliye uçağı Etimesgut Hava Üssü'nden eğitim uçuşu için havalanmıştı. Askeri uçaktaki genç pilot adayı o dönemdeki eğitim protokolleri gereği sadece gösterge panellerine odaklanarak uçuş gerçekleştiriyordu ve dış dünyayı görmesini engelleyen özel ekipmanlar kullanıyordu. Görüş mesafesinin oldukça açık olduğu o şubat öğleden sonrasında yedi bin fit yükseklikte gerçekleşen bu korkunç temas her iki uçağın da kontrolünü kaybetmesine ve parçalanarak aşağı süzülmesine neden oldu.

Ulus Meydanında Ateşten Bir Yağmur Başladı

Çarpışmanın hemen ardından uçakların devasa parçaları Ankara'nın ticari ve sosyal kalbi olarak bilinen Ulus Meydanı ve çevresine adeta gökten yağan bir ateş topu gibi düştü. Özellikle yolcu uçağının gövdesi ve yakıt depoları yerleşim yerlerinin üzerine isabet ettiğinde ortaya çıkan infilak etkisi semtin dar sokaklarını bir anda cehennem yerine çevirdi. Ticari dükkanların yoğun olduğu bölgede esnaflar ve alışveriş yapan vatandaşlar ne olduğunu anlayamadan kendilerini alevlerin ortasında buldular. Uçakların parçalandığı an havada hayatını kaybeden on yedi kişinin yanı sıra asıl büyük yıkım yerde gerçekleşti. Binaların çöktüğü araçların yandığı ve yangınların kontrol altına alınamadığı o dakikalarda seksen yedi masum sivil yerdeki enkazın ve alevlerin kurbanı oldu. Ankara İtfaiyesi ve askeri birlikler olay yerine intikal etmeye çalışsa da yayılan yakıtın neden olduğu yangınlar müdahaleyi son derece güçleştirdi.

Hastanelerde Yaşanan Can Pazarı Ve Halkın Seferberliği

Facia haberinin duyulmasıyla birlikte Ankara’daki tüm sağlık kuruluşları teyakkuza geçti. O dönemdeki kısıtlı imkanlara rağmen doktorlar ve hemşireler yaralıları hayatta tutabilmek için insanüstü bir çaba sarf ettiler. Ankara Hastanesi ve Numune Hastanesi başta olmak üzere kentin tüm büyük merkezleri ağır yanık vakaları ve travmalarla dolup taştı. Kent sakinleri kan vermek için hastane kapılarında uzun kuyruklar oluştururken dönemin hükümet yetkilileri de olay yerinde incelemelerde bulunarak kurtarma çalışmalarını bizzat takip ettiler. Kazada hayatını kaybedenlerin naaşlarının teşhisi günler sürerken şehirde uzun sürecek bir yas havası hakim oldu. Sokaklarda hala uçak parçalarının ve enkaz kalıntılarının bulunduğu o günler Ankara tarihinin en hüzünlü dönemi olarak hafızalara kazındı.

Havacılık Güvenliğinde Alınan Dersler Ve Değişen Kurallar

Ulus uçak kazası sadece bir trajedi olarak kalmadı aynı zamanda Türkiye’deki ve dünyadaki havacılık kurallarının yeniden gözden geçirilmesine yol açtı. Sivil havacılık koridorları ile askeri uçuş eğitim alanlarının birbirinden daha keskin çizgilerle ayrılması gerektiği gerçeği bu acı tecrübeyle bir kez daha anlaşıldı. Kazadan sonra yapılan teknik incelemeler ve hazırlanan raporlar doğrultusunda hava trafik kontrol sistemlerinde köklü değişikliklere gidildi. Şehir merkezleri üzerindeki uçuş irtifaları ve eğitim uçuşlarının rotaları çok daha sıkı denetimlere tabi tutulmaya başlandı. Bugün Ankara’nın merkezinde yürürken o günleri hatırlayan pek az kişi kalsa da 1963 yılının o karanlık günü Türk havacılık güvenliği tarihinin dönüm noktalarından biri olarak kabul edilmektedir. Yaşanan can kayıplarının anısı ise kentin kolektif hafızasında bir uyarı ve derin bir keder olarak varlığını sürdürmektedir. 

ERTV Malatya - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme

WhatsApp İhbar Hattı
05443281444
ÇEKİN, GÖNDERİN, YAYINLAYALIM!