Yükseköğretim Kurulundan Vakıf Üniversitelerine Yönelik Kontenjan Düzenlemesi Kararı Geldi
Yükseköğretim dünyasında son yılların en kapsamlı yapısal değişikliği için düğmeye basıldı.
Yükseköğretim dünyasında son yılların en kapsamlı yapısal değişikliği için düğmeye basıldı. Devlet üniversitelerinde bir süredir kademeli olarak hayata geçirilen öğrenci kapasitelerini düşürme politikası artık özel teşebbüs eliyle kurulan eğitim kurumlarını da yakından ilgilendiriyor. Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar tarafından yapılan son açıklamalar akademik camiada ve tercih hazırlığındaki binlerce öğrenci adayında büyük yankı uyandırdı. Yapılan planlamaya göre eğitimde niteliği artırmak ve mezun istihdam dengesini korumak amacıyla başlatılan bu süreç önümüzdeki yıllarda çok daha sert bir şekilde hissedilecek. Kontenjanların rasyonel bir düzeye çekilmesi hedeflenirken üniversitelerin sadece sayısal büyüklükle değil sundukları eğitimin kalitesiyle ön plana çıkması amaçlanıyor. Bu hamle Türkiye'nin yükseköğretim vizyonunda köklü bir makas değişikliği olarak değerlendiriliyor.
Vakıf Yükseköğretim Kurumları İçin İki Bin Yirmi Altı Milat Olacak
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği çatısı altında gerçekleştirilen Yükseköğretim Meclisi Toplantısı eğitim sektörünün geleceğine dair kritik bir duyuruya ev sahipliği yaptı. YÖK Başkanı Erol Özvar bu önemli buluşmada yaptığı konuşmada devlet bünyesindeki okullarda başlatılan kontenjan daraltma operasyonunun kapsama alanının genişletildiğini resmen ilan etti. Özvar iki bin yirmi altı yılı itibarıyla vakıf üniversitelerinin de bu yeni sisteme dahil edileceğini vurguladı. Bu gelişme vakıf üniversitelerinin finansal planlamalarından akademik kadrolarına kadar pek çok alanı doğrudan etkileyecek bir dönemin habercisi niteliğinde bulunuyor. Özellikle adayların yoğun ilgi gösterdiği hukuk ve psikoloji gibi bölümlerin yanı sıra mimarlık ile sağlık bilimleri alanındaki popüler branşlarda kontenjanların ciddi oranlarda aşağı çekilmesi planlanıyor. Vakıf üniversitelerinin bu sürece nasıl uyum sağlayacağı ve tercih dönemlerindeki rekabetin nasıl şekilleneceği şimdiden merak konusu haline geldi.
Kontenjan Sayılarındaki Dev Düşüş Verilerle Netlik Kazandı
Üniversite kapılarındaki aşırı yığılmanın önüne geçmek ve yükseköğretimi daha seçkin bir hale getirmek adına yürütülen çalışmaların sonuçları somut rakamlarla ortaya koyuldu. Başkan Özvar tarafından paylaşılan istatistikler tablonun ne kadar büyük bir değişime uğradığını kanıtlıyor. İki bin yirmi üç ile iki bin yirmi beş yılları arasındaki iki yıllık kısa süreçte toplam kontenjan sayısı bir milyon doksan binden sekiz yüz kırk üç bin seviyelerine kadar geriledi. Bu durum yaklaşık iki yüz elli bin kişilik bir öğrenci kapasitesinin sistemden çıkarılması anlamına geliyor. Oransal olarak yüzde yirmi üçlük bir daralmaya tekabül eden bu hamle sistemdeki dört yüz altmış iki farklı lisans programının neredeyse yarısını etkiledi. Akademik çevreler bu azaltımın plansız büyümenin yarattığı diploma enflasyonuna karşı alınmış en güçlü önlemlerden biri olduğunu belirtiyor.
Eğitim Ve Sağlık Alanındaki Kritik Bölümlerde Sert Kesintiler Yapıldı
Yeni dönem planlamasından en çok etkilenen disiplinlerin başında öğretmenlik mesleğine kaynaklık eden temel bilimler ile sağlık branşları geliyor. YÖK verilerine göre Türk dili ve edebiyatı programlarında yüzde yetmişe yaklaşan bir daralma yaşanırken tarih bölümlerinde de benzer şekilde yüzde altmış altılık bir kontenjan kaybı görüldü. Hukuk fakülteleri gibi stratejik öneme sahip alanlarda ise yaklaşık on beş bin olan öğrenci kabul kapasitesi on binin altına indirilerek yüzde otuz altılık bir azalma gerçekleştirildi. Sağlık sektöründeki istihdam fazlasını engellemek adına beslenme ve diyetetik ile eczacılık gibi bölümlerde de çift haneli düşüşler yaşandı. Diş hekimliği kontenjanlarının yüzde yirmi iki oranında azaltılması bu alandaki eğitim kalitesini koruma çabasının bir parçası olarak nitelendiriliyor. Alınan bu kararların ilgili bölümlerdeki başarı sıralamalarını yukarı çekmesi ve daha nitelikli bir öğrenci profili oluşturması bekleniyor.
Mühendislik Fakülteleri Ve Teknik Programlar Da Düzenlemeden Payını Aldı
Kontenjan sadeleştirme operasyonu sadece sözel ve sağlık alanlarıyla sınırlı kalmadı aynı zamanda teknik bilimler ve mühendislik dünyasını da içine aldı. Sanayinin ve teknoloji dünyasının ihtiyaç duyduğu iş gücü profilini daha hassas bir şekilde belirlemek isteyen YÖK mühendislik kontenjanlarında da önemli kısıtlamalara gitti. Özellikle gıda mühendisliği bölümünde yüzde otuz dört gibi yüksek bir oranda daralma görülürken elektrik ve elektronik mühendisliği ile inşaat mühendisliği branşlarında da yüzde otuzlar seviyesinde bir azalma söz konusu oldu. Bu düzenlemelerle birlikte üniversitelerin fiziki imkanları ve laboratuvar kapasiteleri ile öğrenci sayıları arasındaki dengenin yeniden kurulması hedefleniyor. Kontenjanların azaltılmasıyla beraber her bir öğrenciye düşen öğretim üyesi sayısının artması ve böylece mühendislik eğitimindeki uygulama kalitesinin dünya standartlarına yaklaştırılması temel amaç olarak belirlenmiş durumda.