Yemeği ve Yeri Bedava, Maaşı 150 Bin TL: Yine de Çalışan Yok!
Doğu Anadolu Bölgesi'nin en önemli hayvancılık merkezlerinden biri olan Tunceli kentinde yetiştiriciler ciddi bir iş gücü darboğazıyla karşı karşıya kalıyor.
Doğu Anadolu Bölgesi'nin en önemli hayvancılık merkezlerinden biri olan Tunceli kentinde yetiştiriciler ciddi bir iş gücü darboğazıyla karşı karşıya kalıyor. Bölgedeki sarp dağlarda ve geniş mera alanlarında sürdürülen küçükbaş hayvancılık faaliyetleri, çalıştırılacak eleman bulunamaması nedeniyle durma noktasına geliyor. Geçtiğimiz dönemlerde aylık 130000 TL civarına kadar ulaşan çoban maaşları, bu yıl rekor seviyelere yükselmiş durumda. Üreticilerin sunduğu cazip imkanlara karşın merada hayvanların sevk ve idaresini üstlenecek personel temin etmek her geçen gün daha da zorlaşıyor.
Tunceli sınırları içerisinde yer alan yüksek rakımlı yaylalarda mevsimlik olarak konaklayan yetiştiriciler, çoban yokluğu yüzünden üretim kapasitelerini düşürmek zorunda kalıyor. Küçükbaş hayvan sürülerinin günlük bakımı, beslenmesi, dağlık arazide otlatılması ve sağım süreçleri aksama gösteriyor. Sektör temsilcileri ve yerel yetiştiriciler, mevcut krizin bu şekilde devam etmesi halinde bölgedeki geleneksel hayvancılık kültürünün ve üretiminin tamamen bitme riski taşıdığına dikkat çekiyor.
Rekor Düzeydeki Gelir Sunduğu İmkanlara Rağmen Yetersiz Kalıyor
Sektördeki iş gücü açığını kapatmak isteyen hayvancılık işletmeleri, aylık 100000 TL ile 150000 TL arasında değişen son derece yüksek ücret önergelerinde bulunuyor. Sadece nakit maaşla sınırlı kalmayan bu tekliflerin içeriğinde, personelin yayla şartlarındaki barınma, beslenme ve kişisel her türlü tütün ile gıda gereksinimleri de işletme sahipleri tarafından üstleniliyor. Tüm masrafların karşılandığı ve Türkiye ortalamasının çok üzerinde bir kazanç imkanının sunulduğu bu pozisyonlar, yerli iş gücü tarafından tercih edilmiyor.
Bölgede hayatını sürdüren ve üretimin içinde kalan kitle, yüksek maaşlara karşın ağır yayla koşullarının insanları bu meslekten uzaklaştırdığını dile getiriyor. Zorlu doğa şartları, sosyal yaşamdan uzak kalınması ve mesainin kesintisiz 24 saat esasına dayanması, sunulan imkanların cazibesini gölgede bırakıyor. Yetiştiriciler, paranın dahi çözüm olamadığı bu süreçte sürülerine bakacak kimseyi bulamamaktan derin endişe duyuyor.
İthal İş Gücü Hamlesi Yetiştiricilerin Derdine Derman Olmuyor
Yerli nüfustan çoban bulamayan Tuncelili üreticiler, çareyi yabancı uyruklu çalışanları istihdam etmekte arıyor. Özellikle Orta Asya menşeili Afganistan uyruklu çalışanlar, yaylalardaki bu büyük iş gücü boşluğunu doldurmak üzere işletmelerde göreve başlatılıyor. Fakat yabancı işçilerin bölgeye getirilmesi ve adapte edilmesi de sektördeki krizi kalıcı olarak ortadan kaldırmaya yetmiyor.
Ağır arazi şartlarına uyum sağlamakta güçlük çeken yabancı çalışanlar, işe başladıktan kısa bir süre sonra sebepsizce görev yerlerini terk ediyor. Yapılan sözlü anlaşmalara ve sağlanan ekstra yaşam imkanlarına rağmen yaşanan bu ani ayrılışlar, yetiştiricileri dağ ortasında sürüleriyle baş başa bırakıyor. Kaçışlar ve aniden işi bırakma vakaları nedeniyle hayvancılık sahipleri sürekli yeni personel arayışına girmek zorunda kalıyor.
Üretim Maliyetlerindeki Artış Kazanç Marjlarını Bütünüyle Siliyor
Pülümür ilçesine bağlı Ferhat Çayırı Yaylası bünyesinde üretim yapmaya çalışan yetiştiricilerden Mehmet Demir, uzun yıllardır sektörün içinde yer aldıklarını ve son dönemde hiç karşılaşmadıkları bir personel krizi yaşadıklarını vurguluyor. Yılın 12 ayı boyunca kesintisiz çoban çalıştırmak zorunda olduklarını belirten Demir, yabancı çalışanların dahi verilen yüksek ücretleri bir süre sonra beğenmeyerek kaçtıklarını ve devlet yetkililerinin sektöre acil destek sunması gerektiğini ifade ediyor.
Dededen toruna geçen ata mesleğini yaşatmaya çalışan bir diğer üretici Önder Erdoğan ise çoban giderlerinin artık işletme gelirlerini aştığını dile getiriyor. Yeme, içme, barınma gibi tüm ihtiyaçları karşılamalarına rağmen 100000 TL ile 150000 TL bandında değişen maaşlarla dahi insan çalıştıramadıklarını belirten Erdoğan, yüksek maliyetler nedeniyle hayvancılıktan elde ettikleri tüm kazancın yok olduğunu aktarıyor.
Bölge Ekonomisi Sürdürülebilirlik Tehdidi İle Yüz Yüze Geliyor
Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde yaşanan bu personel krizi, sadece bireysel işletmeleri değil tüm bölge ekonomisini doğrudan etkiliyor. Yaylaların boş kalması, et ve süt üretiminde belirgin bir düşüşün yaşanmasına zemin hazırlıyor. Sürü büyüklüklerini azaltmak zorunda kalan yetiştiriciler, bir sonraki aşamada ellerindeki hayvanları tamamen satarak sektörden çekilmeyi düşünüyor.
Tarım ve orman müdürlükleri ile yetiştirici birliklerinin konuyla ilgili yapacağı çalışmalar merakla bekleniyor. Sektörün geleceğini güvence altına alabilmek adına nitelikli ve kalıcı çoban yetiştirme projelerinin devreye sokulması veya kırsal alandaki yaşam standartlarının modernize edilmesi gerektiği vurgulanıyor. Aksi takdirde yüksek maaş tekliflerine rağmen sürülerin sahipsiz kalması kaçınılmaz bir hal alıyor.