Yargıtay Tarafından Emekli Maaşlarına Uygulanan Haciz İşlemleri İçin Kritik Emsal Karar Alındı

Türkiye genelindeki milyonlarca emekli vatandaşı ve icra hukukunun işleyişini doğrudan etkileyen çok önemli bir yargı kararı hukuk dünyasının gündemine oturdu.

Türkiye genelindeki milyonlarca emekli vatandaşı ve icra hukukunun işleyişini doğrudan etkileyen çok önemli bir yargı kararı hukuk dünyasının gündemine oturdu. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen bu karar ile emekli maaşları üzerindeki haciz baskısı ve bu süreçte alınan muvafakatlerin hukuki geçerliliği yeniden tanımlandı. Özellikle borç yükü altında olan emeklilerin icra müdürlüklerinde baskı altında veya bilgisizlik nedeniyle verdikleri taahhütlerin sınırlarını çizen bu emsal nitelikteki hüküm benzer durumdaki binlerce dosya için belirleyici bir rehber olma özelliği taşıyor. Kararın odağında yer alan temel unsur icra takibinin henüz kesinleşmediği aşamada borçlunun kendi aleyhine verdiği izinlerin kanun önündeki zayıflığı ve korunması gereken sosyal haklar olarak dikkat çekiyor.

Emekli Maaşı Haczinde Takibin Kesinleşme Şartı Yeniden Vurgulandı

Hukuki sürecin en can alıcı noktasını oluşturan kesinleşme aşaması Yargıtay'ın son değerlendirmesiyle sarsılmaz bir kurala bağlandı. Bilindiği üzere icra daireleri aracılığıyla başlatılan takip süreçlerinde borçluya bir ödeme emri tebliğ edilir ve bu emre itiraz etmek ya da borcu ödemek için belirli yasal süreler tanınır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu incelediği dosyada borçlunun ödeme emrini aldığı gün icra dairesine giderek hem borcu kabul etmesini hem de maaşının tamamının kesilmesine izin vermesini mercek altına aldı. Yüksek mahkeme icra takibinin kesinleşmediği bir evrede yani itiraz süreleri henüz dolmadan verilen bu tür izinlerin hukuken 'önceden verilmiş feragat' niteliğinde olduğunu belirledi. Bu durum sosyal devlet ilkesi gereği emeklinin yaşamını idame ettirmesi için korunan maaşının haksız yere tamamen elinden alınmasının önüne geçilmesini sağladı.

Haciz Baskısı Altında Alınan Dilekçelerin Hukuki Geçersizliği Belirlendi

Davanın gelişim sürecine bakıldığında borçlu konumdaki emekli vatandaşın vekili aracılığıyla yaptığı savunmalar olayın insani boyutunu da gözler önüne serdi. İddiaya göre borçlu şahıs icra takibinden duyduğu yoğun endişe ve haciz korkusuyla tebligatı bizzat PTT şubesinden teslim aldı ve aynı günün sıcaklığıyla icra müdürlüğüne dilekçe verdi. Bu dilekçede yasal sürelerden vazgeçtiğini ve maaşının tamamının haczedilebileceğini beyan etti. Ancak sonrasında bu kararın özgür iradeyle değil psikolojik baskı ve ekonomik sıkışmışlık içinde verildiği gerekçesiyle işlemin iptali istendi. Yargıtay bu noktada borçlunun içinde bulunduğu zor durumdan yararlanılarak alınan ve emekli maaşını tamamen korumasız bırakan bu tür hızlı kabullerin hukuka aykırı olduğunu tescilleyerek haczin kaldırılması gerektiğine hükmetti.

Yerel Mahkeme Ve Bölge Adliye Mahkemesi Arasındaki Görüş Ayrılığı Çözüldü

Söz konusu dava dosyası yargı basamaklarını tırmanırken hukukçular arasında da ciddi tartışmalara neden olan farklı kararlar ortaya çıktı. İlk derece mahkemesi dosya kendisine ulaştığında muvafakat verildiği tarihte icra takibinin henüz yasal olarak kesinlik kazanmadığını net bir şekilde tespit ederek emeklinin şikayetini yerinde buldu ve haczi kaldırdı. Ancak alacaklı tarafın bu karara itiraz ederek dosyayı Bölge Adliye Mahkemesine taşımasıyla süreç karmaşık bir hal aldı. İstinaf mahkemesi borçlunun ödeme emrini tebellüğ ettikten sonra kendi isteğiyle dilekçe vermesini geçerli bir irade beyanı olarak kabul etti ve yerel mahkemenin kararını bozarak haczini devamına karar verdi. İşte bu noktada devreye giren Yargıtay Hukuk Genel Kurulu alt mahkemeler arasındaki bu derin vizyon farkını gidererek emekliyi koruyan nihai duruşu sergiledi.

Muvafakat İşlemlerinde İzlenecek Yeni Yol Haritası Netleşti

Yargıtay tarafından imza atılan bu devrim niteliğindeki karar icra müdürlüklerinde bundan sonra yapılacak işlemler için de bağlayıcı kurallar getirdi. Artık bir emekli maaşına haciz konulabilmesi için öncelikle icra takibi için öngörülen yedi günlük veya ilgili yasal sürenin tamamlanması ve takibin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde kesinleşmesi beklenecek. Takip kesinleşmeden önce borçludan alınan 'maaşımın tamamı kesilsin' şeklindeki feragatlerin hiçbir geçerliliği olmayacak. Bu emsal karar alacaklıların borçlu üzerinde baskı kurarak bir an önce tahsilat yapma çabalarını kanun duvarına çarptırırken emeklilerin asgari yaşam standartlarının korunmasını garanti altına alıyor. Yüksek mahkeme bu tavrıyla mülkiyet hakkı ile sosyal güvenlik hakkı arasındaki dengede bireyin yaşamsal güvencesini öncelikli tuttuğunu bir kez daha kanıtlamış oldu.

Bakmadan Geçme