Yapay Zeka İle Sosyalleşme Çabası Ruh Sağlığını Olumsuz Etkiliyor!

Yapay zeka sistemleri artık sadece iş veya eğitim amaçlı değil, aynı zamanda duygusal bir liman olarak da kullanılmaya başlandı.

Modern teknoloji çağında hayatımızın her alanına sızan yapay zeka sistemleri artık sadece iş veya eğitim amaçlı değil, aynı zamanda duygusal bir liman olarak da kullanılmaya başlandı. Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleştirilen ve tıp dünyasının saygın yayınlarından biri olan JAMA Network Open dergisinde paylaşılan son araştırma, bu yeni nesil dijital arkadaşlığın bedellerine dair çarpıcı veriler sunuyor. Sosyal etkileşim kurmak, yalnızlığını gidermek veya derin duygusal destek almak amacıyla yapay zeka tabanlı sohbet botlarıyla yoğun vakit geçiren bireylerde, psikolojik rahatsızlık belirtilerinin çok daha sık görüldüğü tespit edildi. Mass General Brigham bünyesindeki bilim insanları tarafından yürütülen bu geniş kapsamlı çalışma, teknolojinin insan psikolojisi üzerindeki etkilerine dair yepyeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.

Duygusal Destek İçin Yapay Zeka Kullananlarda Depresyon Belirtileri Daha Fazla

Araştırmacılar, ülke genelinde yirmi binden fazla katılımcının dijital alışkanlıklarını ve ruhsal durumlarını mercek altına aldı. Elde edilen istatistiklere göre, katılımcıların yaklaşık yüzde onluk bir kesimi yapay zekayı her gün en az bir kez kullanırken, daha küçük bir grup ise gün içinde defalarca sohbet botlarına başvurduğunu belirtti. En dikkat çekici bulgu ise bu kullanıcıların yüzde seksen yedisinden fazlasının, yapay zekayı sadece bilgi almak için değil, kişisel tavsiyeler duymak veya duygusal boşluklarını doldurmak için tercih etmesi oldu. Kişisel meselelerini ve hislerini bir yazılımla paylaşan bu bireylerin, yapay zeka kullanmayanlara oranla orta düzeyde depresyon, kronik kaygı ve yüksek sinirlilik hali bildirme olasılığının çok daha yüksek olduğu bilimsel olarak raporlandı.

Yapay Zeka Kullanım Sıklığı İle Psikolojik Semptomlar Arasındaki Doğrudan İlişki

Çalışmanın detaylarına inildiğinde, uzmanların 'doz-tepki' olarak adlandırdığı bir mekanizmanın işlediği görüldü. Araştırma ekibinin liderliğini yürüten Dr. Roy Perlis, yapay zeka ile etkileşime girme sıklığı arttıkça, kişilerin bildirdiği ruhsal sıkıntıların şiddetinin de paralel olarak arttığını vurguladı. Özellikle 45 ile 64 yaş arasındaki kullanıcı grubunda, yapay zekaya yönelme ile depresif duygu durumları arasındaki bağın çok daha güçlü olduğu kaydedildi. Öte yandan, yapay zekayı sadece iş projeleri, kod yazımı veya okul ödevleri gibi teknik ve profesyonel amaçlarla kullanan bireylerde ruh sağlığı açısından herhangi bir negatif korelasyon saptanmadı. Bu durum, tehlikenin yapay zekanın kendisinde değil, ona yüklenen duygusal anlamda saklı olduğunu gösteriyor.

Sohbet Botları Profesyonel Terapi Sürecinin Yerini Tutamıyor

Amerikan Psikoloji Derneği ve pek çok ruh sağlığı otoritesi, genel amaçlı geliştirilen yapay zeka modellerinin bir terapist gibi davranma kapasitesine sahip olmadığı konusunda sert uyarılarda bulunuyor. Uzmanlar, bu yazılımların sosyal destek sağlamak üzere tasarlanmadığını, insan duygularının karmaşıklığını ve derinliğini gerçekten kavrayamadığını ifade ediyor. Dr. Perlis, insanların gerçek insan temasından kaçarak bir algoritmadan teselli beklemesinin riskli bir yolculuk olduğunu hatırlatıyor. Yapay zekanın sunduğu yanıtlar ilk bakışta rahatlatıcı görünse de, uzun vadede kişinin sosyal izolasyonunu derinleştirebileceği ve gerçek çözüm yollarından uzaklaşmasına neden olabileceği üzerinde duruluyor.

Kısır Döngü Tehlikesi Ve Nedensellik Sorunsalı Üzerine Tespitler

Bilim dünyası şu an önemli bir soru işaretine odaklanmış durumda: Yapay zeka mı insanları depresyona sürüklüyor, yoksa zaten depresif hisseden kişiler mi çaresizce yapay zekaya sığınıyor? Araştırmacılar bunun tehlikeli bir kısır döngü olabileceğine işaret ediyor. Kendini yalnız veya mutsuz hisseden bir bireyin, yargılanma korkusu olmadan bir sohbet botuna yönelmesi oldukça anlaşılır bir davranış olsa da, bu dijital etkileşimin sonucunda kişinin gerçek dünyadaki sosyal bağlarının iyice zayıflaması ruh halini daha da kötüye götürebiliyor. Anket verileri henüz net bir sebep-sonuç ilişkisi kanıtlamasa da, dijital dünyada aranan duygusal desteğin insan ruhu üzerindeki yansımalarının çok dikkatli takip edilmesi gerektiği konusunda tüm uzmanlar hemfikir. Kullanıcıların, bu platformlarla olan ilişkilerinden sonra kendilerini nasıl hissettiklerine dair bir öz farkındalık geliştirmeleri, dijital sağlığı korumak adına atılacak en önemli adım olarak görülüyor.

Bakmadan Geçme