Ünlü Yönetmen Bela Tarr 70 Yaşında Aramızdan Ayrıldı

Sinema tarihinin en özgün ve sarsıcı görsel dillerinden birini inşa eden, siyah beyaz estetiğin usta ismi Macar yönetmen Bela Tarr, yetmiş yaşında hayata gözlerini yumdu.

Sinema tarihinin en özgün ve sarsıcı görsel dillerinden birini inşa eden, siyah beyaz estetiğin usta ismi Macar yönetmen Bela Tarr, yetmiş yaşında hayata gözlerini yumdu. Modern sinemanın yaşayan en büyük dehalarından biri olarak kabul edilen sanatçının vefat haberi, küresel sanat camiasında derin bir üzüntüyle karşılandı. Uzun süredir ciddi bir hastalıkla mücadele ettiği bilinen Tarr'ın yaşamını yitirdiği, Avrupa Film Akademisi tarafından yapılan resmi bir açıklama ile kamuoyuna duyuruldu. Sinemayı sadece bir anlatı aracı değil, zamanın ve meknın felsefi bir sorgulaması olarak gören usta yönetmen, ardında sinema öğrencileri ve sinefiller için eşsiz bir miras bıraktı. Kariyeri boyunca insanlık durumunun kasvetli, ağır ama bir o kadar da büyüleyici taraflarını perdeye aktaran Tarr, yönetmenlik kariyerini zirvedeyken noktalamış olmasına rağmen etkisi her geçen yıl artan bir figür olmayı sürdürüyordu.

Avrupa Film Akademisinin Duyurusu Ve Sanatçının Son Günleri

Avrupa Film Akademisi tarafından yayınlanan yazılı metinde, Bela Tarr'ın vefatının sinema dünyası için telafisi imknsız bir kayıp olduğu vurgulandı. Açıklamada, yönetmenin son dönemlerinde oldukça ağır bir hastalık süreci geçirdiği ve tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığı bilgisi paylaşıldı. Akademinin mesajında sadece bir yönetmen olarak değil, aynı zamanda toplumun vicdanı olan 'politik bir entelektüel' olarak da tanımlanan Tarr'ın, sanatın toplumsal sorumluluğu konusundaki dik duruşu hatırlatıldı. Ölüm haberiyle sarsılan akademi üyeleri, Tarr'ın her karesinin bir tablo titizliğiyle işlendiği filmlerinin, Avrupa sinemasının estetik sınırlarını nasıl genişlettiğini ifade eden taziye mesajları yayınladılar.

Şeytanın Tangosundan Torino Atına Uzanan Estetik Yolculuk

Bela Tarr denildiğinde akla gelen ilk eser kuşkusuz sinema tarihinin en uzun ve zorlayıcı başyapıtlarından biri olan 'Şeytanın Tangosu'dur. Yedi saati aşan süresiyle izleyiciyi hipnotik bir yolculuğuna çıkaran bu film, yönetmenin zaman kavramıyla nasıl oynadığının en net kanıtıdır. Sanatçının filmografisinde yer alan 'Karanlık Armoniler', 'Londra'daki Adam' ve 'Karhozat' gibi eserler, onun toplumsal çöküşü ve insanın içsel yalnızlığını nasıl lirik bir dille anlattığını gösterir. 2011 yılında çektiği 'Torino Atı' ile yönetmenliği bıraktığını açıklayan Tarr, bu son filmiyle aslında sinemasal evreninin nihai noktasına ulaştığını kanıtlamıştı. Tek plan çekimlerindeki ustalığı ve diyalogdan ziyade atmosfere dayalı anlatımı, onu ana akım sinemanın çok ötesinde, kutsal bir sanat formunun temsilcisi haline getirmişti.

Politik Bir Entelektüel Olarak Tarr'ın Duruşu Ve Mirası

Bela Tarr, sadece kamera arkasındaki başarısıyla değil, aynı zamanda Macaristan'daki ve dünyadaki siyasi gelişmelere karşı geliştirdiği sert ve tavizsiz eleştirileriyle de biliniyordu. İktidar mekanizmalarının insan üzerindeki baskısını filmlerinde alegorik bir dille anlatan yönetmen, gerçek hayatında da her türlü adaletsizliğe karşı sesini yükseltmekten çekinmemişti. Saraybosna'da kurduğu film okulu aracılığıyla yeni nesil yönetmenlere ilham veren Tarr, sinemanın bir endüstri değil, bir düşünme biçimi olduğunu savunuyordu. Onun ölümü, sadece bir görsel anlatıcının gidişi değil, aynı zamanda sanatın ticarileşmesine karşı duran en güçlü kalelerden birinin düşmesi anlamına geliyor. Sanatçının dünya görüşü, bugün pek çok genç yönetmenin vizyonunda yaşamaya devam ediyor.

Ailenin Kamuoyuna Çağrısı Ve Yas Süreci

Usta yönetmenin vefatının ardından ailesi tarafından paylaşılan kısa notta, bu zorlu yas sürecinde mahremiyetlerine saygı duyulması istendi. Bela Tarr'ın yakın çevresi, yönetmenin hayatı boyunca gösterişten uzak, sade ve derinlikli yaşam tarzına uygun bir şekilde son yolculuğuna uğurlanacağını ima etti. Medya ve kamuoyundan anlayış bekleyen aile üyeleri, bu büyük acıyı sessizlik içinde yaşamak istediklerini belirttiler. Macaristan hükümetinin ve uluslararası film festivallerinin yönetmen anısına özel gösterimler ve törenler düzenlemesi beklenirken, Tarr'ın dostları onun her zaman 'gerçeğin çıplaklığına' inanan sarsılmaz iradesini özleyeceklerini ifade ediyorlar.

Bakmadan Geçme