Sosyal Konut Projelerinde Kura Haklarının Milyonluk Bedellerle Devredilmesi Tehlike Saçıyor

Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülen Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut hamlesi, art niyetli kişilerin yeni kazanç kapısı haline geldi.

Türkiye genelinde dar gelirli vatandaşların konut ihtiyacını karşılamak amacıyla Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülen Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut hamlesi, art niyetli kişilerin yeni kazanç kapısı haline geldi. Hak sahibi olan bazı kişilerin, yasal olarak devri mümkün olmayan konut haklarını kayıt dışı yöntemlerle fahiş fiyatlara satışa çıkardığı iddiaları emlak piyasasında büyük yankı uyandırdı. Özellikle kurada ismi çıkan ancak ödeme güçlüğü çeken ya da bu durumu bir fırsatçılığa dönüştürmek isteyen bireylerin, emlakçılar aracılığıyla milyonlarca liralık 'hava parası' talep ettiği gözlemleniyor. Henüz temelleri yeni atılan veya inşaatı süren daireler için talep edilen bu bedeller, sosyal konut projelerinin temel amacı olan barınma hakkını bir rant aracına dönüştürürken, alıcıları da geri dönüşü olmayan hukuki bir uçurumun kenarına itiyor.

Yasal Engel Tanımayan Kayıt Dışı Devir Yöntemleri

TOKİ sözleşmelerinde yer alan ve konut borcu bitmeden tapu devrinin yapılamayacağını belirten kesin hükümlere rağmen, satıcılar ve bazı emlakçılar bu engeli aşmak için hukuki geçerliliği tartışmalı yollar geliştirmiş durumda. İnternet üzerindeki ilan sitelerinde 'devirli TOKİ hakkı' başlığıyla yayımlanan ilanlarda, alıcı ve satıcı arasında noter huzurunda düzenlenen sözleşmeler veya teminat senetleri ile bir güven ortamı oluşturulmaya çalışılıyor. İddiaya göre, kurada kendisine ev çıkan kişi, alıcıdan milyonlarca lira nakit ödeme alıyor ve geriye kalan banka taksitlerinin alıcı tarafından kendi adına ödenmesi şartıyla anlaşıyor. Ancak bu durumun resmiyette hiçbir karşılığı bulunmadığı gibi, tapu sicilinde konutun sahibi hala ilk hak sahibi olarak görünmeye devam ediyor. Borç bittiğinde tapu devrinin yapılacağına dair verilen sözler, genellikle sadece taraflar arasındaki şifahi beyanlara veya zayıf kağıt parçalarına dayanıyor.

Emlak Piyasasındaki Milyonluk Hava Parası Çarkı

Konut arzının yetersizliği ve kira fiyatlarındaki artış, sosyal konutlara olan talebi zirveye taşırken bu durum fırsatçıların iştahını kabartıyor. Piyasa verilerine göre, 3+1 veya 2+1 planındaki bir sosyal konut hakkı için istenen bedeller bazı bölgelerde 2 ile 4 milyon lira arasında değişkenlik gösteriyor. Hak sahipleri, sanki konutun tam mülkiyetine sahipmiş gibi hareket ederek, devletin dar gelirli için sunduğu uygun ödeme koşullarını paraya tahvil ediyor. Alıcılar ise uygun fiyatlı bir ev sahibi olma hayaliyle, bir yandan satıcıya yüklü bir nakit ödeme yaparken diğer yandan her ay bankaya taksit yatırmaya devam ediyor. Emlakçıların bu süreçteki rolü ise alıcı ve satıcıyı buluşturup 'komisyon' adı altında yüksek kazançlar elde etmekle sınırlı kalıyor. Sistemin dışına taşan bu ticaret trafiği, hem konut piyasasındaki dengeleri bozuyor hem de gerçek ihtiyaç sahiplerinin ev sahibi olmasının önüne set çekiyor.

Vatandaşları Bekleyen Hukuki Riskler Ve Mağduriyet Senaryoları

Hukukçular ve gayrimenkul uzmanları, bu tür satışların hiçbir yasal güvencesi olmadığı konusunda vatandaşları sert bir dille uyarıyor. Yapılan sözleşmelerin TOKİ nezdinde geçersiz sayılması, ilerleyen yıllarda borç bittiğinde satıcının tapu devrini yapmaktan vazgeçmesi veya satıcının vefat etmesi durumunda mirasçıların hak iddia etmesi gibi senaryolar, alıcıların tüm paralarını kaybetmesine yol açabiliyor. Ayrıca satıcının borçları nedeniyle daire üzerine gelebilecek bir haciz işlemi, ödemeyi yapan alıcının elini tamamen kolunu bağlı bırakıyor. Devletin şerh koyduğu ve devrini yasakladığı bir malın el altından satılması, 'hakkın kötüye kullanılması' olarak değerlendirildiği için mahkemelerde alıcıyı koruyan kararların çıkması da oldukça güçleşiyor. Büyük umutlarla girilen bu ticari ilişkiler, yıllar süren dava süreçleri ve büyük maddi kayıplarla sonuçlanma riski taşıyor.

Gerçek İhtiyaç Sahiplerinin Hak Gaspı Ve Denetim İhtiyacı

Sosyal konut projelerinin ana hedef kitlesi olan dar gelirli, yetim, dul ve engelli vatandaşların hakkı olan bu konutların rant kapısına dönüştürülmesi, toplumsal adaleti zedeliyor. Kura çekilişlerinde ismi çıkmayan milyonlarca insan yedek listelerde beklerken, çıkan kişilerin bu hakkı ticari bir meta gibi kullanması denetim mekanizmalarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Yetkililer, bu tür ilanların ve kayıt dışı satışların tespit edilmesi durumunda hak sahipliğinin iptal edilebileceğini hatırlatıyor. Uzmanlar, vatandaşların ilan sitelerindeki 'devirli' ibareli içeriklere itibar etmemesi gerektiğini, mülkiyetin ancak tapu dairesinde resmi olarak el değiştirebileceğini vurguluyor. Kamuoyunda bu tür suiistimallere karşı daha sıkı takip ve yaptırım uygulanması yönündeki beklenti her geçen gün artarken, emlak sektöründeki temsilciler de mesleki etik gereği bu tip usulsüz işlemlere aracılık edilmemesi çağrısında bulunuyor.

Bakmadan Geçme