Osmanlı İmparatorluğu'nun Hicaz Çöllerinde Donup Kalan 109 Yıllık Sessiz Mirası

Osmanlı İmparatorluğu hem askeri gücünü pekiştirmek hem de hac yolculuğunu müminler için daha güvenli hale getirmek amacıyla devasa bir demir yolu projesine girişti.

Arap Yarımadası'nın uçsuz buçaksız kum tepeleri arasında zamanın adeta durduğu bir noktada paslanmış metal yığınları tarihin en görkemli ve aynı zamanda en hüzünlü projelerinden birinin kalıntılarını saklıyor. Sultan İkinci Abdülhamid Han'ın vizyonuyla hayat bulan ve İslam dünyasının birliğini temsil eden Hicaz Demir Yolu hattı bugün hala yüz dokuz yıl önce uğradığı bir saldırının izlerini üzerinde taşıyan o meşhur tren enkazına ev sahipliği yapıyor. Suudi Arabistan'ın kuzey bölgelerinde rayların hemen kenarında yana yatmış halde duran bu lokomotif ve vagonlar sıradan bir metal yığını olmanın çok ötesinde koca bir imparatorluğun kutsal topraklardaki son varlık mücadelesinin en somut kanıtı olarak kabul ediliyor. Çöl rüzgarlarının ve kavurucu sıcağın etkisiyle aşınan ancak vakur duruşundan bir şey kaybetmeyen bu tren asırlar öncesinin jeopolitik savaşlarını casusluk hikayelerini ve bir devrin kapanışını sessiz bir film şeridi gibi günümüz ziyaretçilerinin gözleri önüne seriyor.

Kutsal Topraklara Uzanan Stratejik Bir Rüyanın Doğuşu Ve Gelişimi

On dokuzuncu yüzyılın sonunda Osmanlı İmparatorluğu hem askeri gücünü pekiştirmek hem de hac yolculuğunu müminler için daha güvenli hale getirmek amacıyla devasa bir demir yolu projesine girişti. Sultan İkinci Abdülhamid'in şahsi projesi olarak nitelendirilen Hicaz Demir Yolu hattı Şam'dan başlayarak Medine'ye kadar uzanacak ve oradan Mekke'ye bağlanacaktı. Bu hattın inşası için sadece Osmanlı bütçesi değil tüm dünya Müslümanlarından toplanan bağışlar kullanıldı. Bu durum projeye sadece teknik bir ulaşım ağı olmanın ötesinde dini ve manevi bir kutsallık atfetti. Ancak bu devasa hamle bölgede emelleri olan Avrupalı güçlerin özellikle de İngiltere'nin dikkatinden kaçmadı. İngiliz yönetimi bu demir yolunun Osmanlı ordusunu çok kısa sürede isyan bölgelerine taşıyabileceğini ve lojistik üstünlük sağlayacağını fark ederek hattı sabote etme yollarını aramaya başladı.

Casusluk Faaliyetleri Ve Arabistanlı Lawrence'ın Karanlık Hamleleri

Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle birlikte Orta Doğu cephesi emperyalist güçlerin en büyük oyun alanına dönüştü. İngiliz istihbaratının yetenekli ve kurnaz ismi Edward Lawrence yerel aşiretleri Osmanlı merkezi yönetimine karşı kışkırtmak için bölgeye gönderildi. Arabistanlı Lawrence olarak tarihe geçen bu casusun temel hedefi Osmanlı'nın can damarı olan lojistik ağlarını kesmekti. Demir yolu hattını ana hedef olarak seçen Lawrence ve ekibi isyancı gruplara patlayıcı eğitimi vererek rayların stratejik noktalarını havaya uçurma planları yaptı. Osmanlı askerlerinin bin bir emekle inşa ettiği bu hat boyunca düzenlenen saldırılar sadece trenleri durdurmayı değil İstanbul ile Medine arasındaki haberleşme ve mühimmat akışını tamamen felç etmeyi amaçlıyordu. Casusluk faaliyetleri sonucunda bölgedeki birçok kabile bağımsızlık vaatleriyle Osmanlı ordusuna karşı saf tutmaya başladı.

İmparatorluğun Bağlantısını Kesen O Meşum Patlama Ve Raydan Çıkış

Takvimler bin dokuz yüz on yedi yılını gösterdiğinde Medine yönüne doğru ilerleyen ve Osmanlı askerlerini taşıyan o meşhur katar kurulan sinsi bir tuzağın kurbanı oldu. Rayların altına yerleştirilen dinamitlerin büyük bir gürültüyle infilak etmesi sonucu lokomotif raydan çıkarak yan yattı ve vagonlar kumların üzerine savruldu. Bu sadece fiziksel bir kaza değil aynı zamanda Osmanlı'nın Hicaz coğrafyasındaki fiili hakimiyetinin kopuşunu simgeleyen tarihi bir kırılma noktasıydı. Trenin devrildiği o an binlerce yıllık Türk-İslam geleneğinin bölgedeki idari bağlarının da sarsıldığı andı. Saldırı sonrası hurdaya dönen tren bölgedeki çatışmaların yoğunluğu ve ulaşım hatlarının kesilmesi nedeniyle olduğu yerde bırakıldı. Türk askerlerinin geri çekilmek zorunda kaldığı o hüzünlü günlerden bu yana tren enkazı bir asırdan fazla süredir aynı pozisyonda beklemeye devam etmektedir.

Bir Asırlık Sessiz Mirasın Günümüzdeki Anlamı Ve Turistik Önemi

Bugün Suudi Arabistan hükümeti tarafından bir açık hava müzesi gibi korunan bu enkaz bölgenin en çok merak edilen noktalarından biri haline gelmiş durumda. Modern Suudi yönetimi için bu tren enkazı Osmanlı'ya karşı verilen bağımsızlık mücadelesinin ve kurulan yeni devletin bir zafer nişanesi olarak görülüyor. Ancak tarihçiler ve araştırmacılar için bu görüntü çok daha derin anlamlar ihtiva ediyor. Yüz dokuz yıldır yerinden kımıldatılmayan bu tren zor şartlar altında inşa edilen bir mühendislik harikasının nasıl bir siyasi kurban haline geldiğini gösteriyor. Paslanmış çelik gövde üzerinde hala mermi ve patlama izlerini görmek mümkünken bu manzara ziyaretçileri adeta bir zaman yolculuğuna çıkarıyor. Sultan Abdülhamid Han'ın birliği tesis etme arzusu ile emperyalist güçlerin parçalama stratejisinin çarpıştığı bu nokta tarihin en dürüst şahitliğini yapmaya devam ediyor.

Bakmadan Geçme