Okul Web Sitelerindeki Öğretmen Bilgilerinin Paylaşılması Eğitim Camiasını İkiye Böldü

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı eğitim kurumlarının internet sayfalarında yer alan personel tanıtım bölümleri, son dönemde dijital güvenlik ve şeffaflık tartışmalarının odak noktası haline geldi.

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı eğitim kurumlarının internet sayfalarında yer alan personel tanıtım bölümleri, son dönemde dijital güvenlik ve şeffaflık tartışmalarının odak noktası haline geldi. Okulların kurumsal kimliğini yansıtmak ve velileri bilgilendirmek amacıyla yayına alınan öğretmen kadrosu sekmelerinde, eğitimcilerin isimleri, branşları ve bazen fotoğraflarıyla birlikte detaylı özgeçmişlerinin yer alması, farklı görüşlerin çarpışmasına neden oluyor. Bir kesim bu durumu kamu hizmetinin şeffaflığı çerçevesinde doğal bir gereklilik olarak görürken, diğer bir kesim ise dijital ortamda kişisel verilerin bu denli açık olmasının ciddi güvenlik zafiyetleri doğurduğunu savunuyor. Özellikle sosyal medya ve dijital takip araçlarının bu kadar yaygınlaştığı bir dönemde, kamu görevlilerinin çalışma yerlerinin harita bilgisiyle beraber internete açık olması, mesleki huzuru ve kişisel güvenliği tehdit eden bir unsur olarak nitelendiriliyor.

Güvenlik Kaygıları Ve Dijital Takip Riski Altındaki Eğitimciler

Özellikle ailevi sorunlar yaşayan, boşanma aşamasında olan veya geçmişte taciz vakalarına maruz kalmış kadın öğretmenler için okul web sitelerindeki bu şeffaflık, adeta bir güvenlik açığına dönüşmüş durumda. Husumetli oldukları kişilerden kaçmaya çalışan veya yeni bir hayat kurmak isteyen eğitimciler, görev yerlerinin bir tıkla bulunabilir olmasından ötürü büyük bir tedirginlik yaşıyor. Dijital dünyada iz sürmek isteyen kötü niyetli kişilerin, öğretmenlerin sadece ismini aratarak hangi okulda, hangi saatlerde görev yapabileceğini kolayca tespit etmesi, fiziksel saldırı ve taciz ihtimallerini artırıyor. Bazı eğitimciler, kendilerine takıntılı hale gelmiş kişilerin okul telefonlarını arayarak veli kılığında görüşme talep ettiklerini ve bu durumun hem iş motivasyonlarını hem de can güvenliklerini tehlikeye attığını dile getiriyor. Bu bağlamda, kişisel verilerin korunması kanununun kamu görevlileri için de esnetilmeden uygulanması gerektiği görüşü ağırlık kazanıyor.

Kamu Hizmetinde Şeffaflık Ve Vatandaşın Bilgi Edinme Hakkı

Tartışmanın diğer tarafında ise öğretmenlerin birer kamu görevlisi olduğu ve devletin sağladığı hizmetin kimler tarafından yürütüldüğünün bilinmesinin vatandaşın en temel haklarından biri olduğu savunuluyor. Hastanelerde görev yapan doktorların veya adliyelerdeki personelin çalışma bilgilerinin açık olmasının nasıl doğal karşılanması gerekiyorsa, çocuklarını emanet ettikleri öğretmenlerin kim olduğunu bilmenin de veliler için bir güven unsuru olduğu ifade ediliyor. Bu görüşü destekleyenler, okul sitelerindeki kadro listelerinin kurumun ciddiyetini artırdığını ve veli-okul arasındaki iletişimi güçlendirdiğini öne sürüyor. Bilgilerin kapalı olmasının suistimallere yol açabileceğini belirten bu kesim, çözümün bilgileri tamamen gizlemek yerine güvenli bir sistem dahilinde denetlenmesi gerektiğini vurguluyor. Kamuoyunda şeffaflığın bir zorunluluk olduğu, ancak bunun kişisel hakları ihlal etmeyecek bir dengeye oturtulması gerektiği konuşuluyor.

Eğitim Sendikaları Ve Hukukçuların Çözüm Önerileri

Konunun yargıya ve sendikal faaliyetlere taşınmasıyla birlikte, çözüm noktasında çeşitli öneriler de gündeme gelmeye başladı. Eğitim sendikalarının birçoğu, öğretmenlerin rızası olmadan fotoğraflarının ve detaylı kimlik bilgilerinin paylaşılmaması gerektiği konusunda hemfikir. Hukukçular ise Kişisel Verilerin Korunması Kanunu çerçevesinde, kişinin rızası dışında iş yerinin kamuya açık alanda bu kadar detaylı paylaşılmasının hukuki tartışmalara gebe olduğunu belirtiyor. Önerilen çözümler arasında, öğretmen listelerinin sadece okulun iç ağında veya e-okul gibi velilerin şifreyle giriş yapabildiği güvenli portallarda paylaşılması yer alıyor. Böylece dışarıdan gelebilecek rastgele saldırıların ve takibin önlenmesi hedeflenirken, velilerin de sadece kendi çocuklarının öğretmenine dair bilgilere ulaşabilmesi amaçlanıyor. Bu hibrit modelin, hem güvenliği hem de şeffaflığı aynı anda sağlayabileceği düşünülüyor.

Eski Eş Ve Husumet Sorunlarında Yaşanan Mağduriyetler

Sistemin en büyük mağdurlarını ise mahkeme kararıyla uzaklaştırma almış veya gizlilik kararı bulunan kamu personeli oluşturuyor. Boşanma davası süren veya çocuğunun velayeti konusunda ciddi çekişmeler yaşayan öğretmenler, yerleri tespit edildiğinde okul kapılarında istenmeyen olayların yaşandığına dikkat çekiyor. Sadece öğretmenin değil, okuldaki öğrencilerin ve diğer personelin de güvenliğini riske atan bu durumlar, dijital ortamdaki bilgilerin kontrolsüz yayılımının sahada ne kadar somut tehlikeler yaratabileceğini gösteriyor. Bir kadının şiddet gördüğü bir ortamdan uzaklaşmak için şehir değiştirmesinin, yeni görev yaptığı okulun web sitesinde fotoğrafıyla yayınlanması sonucunda boşa gittiği vakalar, konunun sadece bir bürokrasi meselesi değil, bir yaşam hakkı meselesi olduğunu ortaya koyuyor. Yetkililerin bu konuda her öğretmenin özel durumunu göz önünde bulunduran esnek bir sisteme geçiş yapması yönündeki beklentiler her geçen gün artıyor.

Bakmadan Geçme