Maskeler Teker Teker Düşüyor! Askerlerin İtiraf Ettiği Dehşet Planı Dünyayı Şoke Etti

İsrail ordusunun istihbarat kadrolarında görev yapmış bazı askerler, Gazze Şeridi'nde yürütülen askeri operasyonlara dair daha önce gün yüzüne çıkmamış çarpıcı ayrıntıları kamuoyuyla paylaştı. Askerlerin sunduğu tanıklıklar, operasyon sahasında sivillerin tahliyesine imkan tanınmadan doğrudan yerleşim alanlarının hedef alındığını net bir şekilde gözler önüne seriyor. Saldırılar öncesinde sivillere uyarı yapıldığına yönelik resmi söylemlerin aksine, sahada tamamen farklı bir stratejinin izlendiği ve kitlesel kayıpların göze alındığı belirtiliyor.

Ordunun Askeri İstihbarat Dairesi çatısı altında görev alan personelin açıklamalarına göre, operasyonların başlama dönemiyle birlikte hedef tanımlama kriterlerinde ciddi bir esnemeye gidildi. Hamas unsurlarını tespit etme noktasında başlangıçta büyük eksiklikler yaşandığı ve bu durumun zamanla geniş bir sivil kitlenin 'hedef' kategorisine dahil edilmesiyle sonuçlandığı ifade ediliyor. Özellikle ağır mühimmat kullanımına yönelik protokollerin gevşetilmesi, çatışmalarla hiçbir ilgisi bulunmayan kişilerin kayıp bilançosuna dahil edilmesinin önünü açtı.

Mülteci Kampındaki Saldırıda Ağır Bilanço Göze Alındı

Saha tanıklıklarında öne çıkan en kritik olaylardan biri, Cibaliya Mülteci Kampı'na gerçekleştirilen yoğun hava bombardımanı oldu. Üst düzey bir askeri figürü hedef alma gerekçesiyle organize edilen saldırıda, söz konusu kişinin bulunduğu tahmin edilen tünelin üzerindeki tüm meskun yapıların yıkılmasına karar verildi. Saldırı öncesinde bölgedeki insanların tahliye edilmesi yönünde hiçbir adım atılmadığı gibi, olası sivil can kaybı miktarının yüzlerle ifade edilmesine rağmen operasyona onay verildiği kaydedildi.

İHA Birimlerinde Denetimsiz Saldırı Yetkisi

İnsansız hava araçları biriminde görev yapan askerlerin beyanları ise komuta zincirindeki kontrol mekanizmalarının nasıl devre dışı bırakıldığını gösteriyor. Onlarca sivilin yaralanabileceği ya da hayatını kaybedebileceği riskli operasyonlarda dahi üst makamlardan ilave onay alma gereksiniminin aranmadığı ifade edildi. Kara harektı öncesinde yüksek katlı binaların doluluk oranları tespit edilmesine rağmen, bölgede kalan yerel halkın doğrudan hedef olarak değerlendirildiği anlayışın hakim olduğu dile getirildi.

Askeri Stratejide Radikal Mantık Değişikliği

İnsan hakları örgütleri ve eski askerlerin değerlendirmeleri, yaşananların münferit bir istihbarat hatası ya da operasyonel kaza olmadığını, aksine sistematik bir yaklaşımın ürünü olduğunu ortaya koyuyor. Küçük bir askeri hedefi bertaraf etmek adına devasa sivil yerleşim alanlarının yok edilmesi, orantılılık ilkesinin tamamen ortadan kalktığını kanıtlıyor. Ateşkes kararlarına rağmen bölgede devam eden askeri hareketlilik ve devasa boyuttaki altyapı yıkımı, uygulanan bu konseptin yıkıcı sonuçlarını açıkça yansıtıyor.

Bakmadan Geçme