Malatya'nın Elektrik Yolculuğu 100 Yıl Öncesine Uzandı!

Türkiye'de elektrik üretimi 1902'de Tarsus'ta başlarken, Cumhuriyet'in ilk yıllarında enerji kullanımı Anadolu'nun farklı şehirlerine yayıldı. Malatya, 1926 yılında elektrikle tanışan kentler arasında yer aldı. Bir su değirmenini çalıştıran ilk düzenekten şehirleri aydınlatan santrallere uzanan bu tarihi süreç, Türkiye'nin modernleşme yolculuğunda önemli bir dönüm noktası oldu.

Bugün günlük yaşamın vazgeçilmezlerinden biri olan elektriğin Türkiye'deki yolculuğu, Osmanlı döneminde küçük ölçekli üretim girişimleriyle başladı. Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte hız kazanan çalışmalar, enerji hizmetinin Anadolu'daki kentlere ulaşmasını sağladı. Bu dönüşümde Malatya da 1926 yılında elektrik kullanmaya başlayan şehirler arasına girdi. Türkiye'nin elektrik tarihine ilişkin kayıtlara göre ilk üretim, 15 Eylül 1902'de Tarsus'ta, Berdan Nehri üzerindeki Bentbaşı mevkisinde gerçekleştirildi. Bir su değirmenine kayışla bağlanan düzenek sayesinde üretilen elektrik, bazı sokakların ve birkaç konutun aydınlatılmasını sağladı. Küçük bir girişim olarak başlayan bu çalışma, ülkedeki elektrikleşme sürecinin ilk adımını oluşturdu.

Cumhuriyet Döneminde Elektrik Anadolu'ya Yayıldı

Cumhuriyet'in kurulduğu 1923 yılında Türkiye'de 38 elektrik santrali bulunuyordu. Toplam kurulu güç 32,8 megavat, yıllık elektrik üretimi ise 44,5 milyon kilovatsaat düzeyindeydi. Kişi başına elektrik tüketiminin yaklaşık 3 kilovatsaat olduğu bu dönemde, enerji üretimini artırmak ve elektriği daha geniş kesimlere ulaştırmak kalkınma hedefleri arasında yer aldı. Bu kapsamda 1925 yılında Adana, Artvin, İnebolu, Akşehir, Mersin ve Trabzon gibi kentlerde elektrik kullanılmaya başlandı. 1926 yılına gelindiğinde Malatya'nın yanı sıra Aksaray, Ayvalık, Bursa, İzmit, Konya, Kütahya ve Sivas da elektrikle buluştu. Böylece elektrik, büyük şehirlerin dışına çıkarak Anadolu'daki kent yaşamının da bir parçası haline gelmeye başladı.

İstanbul'da Elektrik Devrimini Silahtarağa Başlattı

Türkiye'de elektrik üretiminin gelişmesinde İstanbul'daki Silahtarağa Elektrik Santrali önemli bir rol üstlendi. İstanbul'un elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla 1911'de kurulan Osmanlı Anonim Elektrik Şirketi, 50 yıllık üretim imtiyazı aldı. Hidroelektrik üretimine elverişli bir kaynak bulunamaması üzerine kömürle çalışan termik santral kurulması kararlaştırıldı. Silahtarağa Elektrik Santrali, 11 Şubat 1914'te faaliyete geçti. Yaklaşık 15 megavat gücündeki tesisle önce tramvaylara, ardından şehirdeki kullanıcılara elektrik verildi. Santralin hizmete girdiği yıl İstanbul'daki abone sayısı 2 bin 55 olarak kayıtlara geçti.

Elektrik Şehirlerin Yaşamını Değiştirdi

Elektriğin yaygınlaşması yalnızca sokakların aydınlatılması anlamına gelmedi; kentlerin altyapısından mimarisine, ulaşımından çalışma hayatına kadar birçok alanda değişimi beraberinde getirdi. İstanbul Bilgi Üniversitesi santralistanbul Enerji Müzesi Müdürü Amed Gökçen de Silahtarağa'nın şehrin gelişiminde belirleyici bir rol oynadığını vurguladı. Gökçen'in değerlendirmelerine göre santral, yeni teknolojilerin Osmanlı topraklarına taşınmasına ve elektrikli cihazların vatandaşların kullanımına sunulmasına katkı sağladı. Elektrik üretimiyle başlayan bu değişim, ilerleyen yıllarda Anadolu kentlerine de yayılarak Türkiye'nin ekonomik ve toplumsal dönüşümünün önemli unsurlarından biri haline geldi.

Malatya'nın 1926'da elektrikle tanışması da bu geniş çaplı dönüşümün kentteki önemli aşamalarından biri olarak kayıtlara geçti.

Bakmadan Geçme