Maaş Alan Herkesi İlgilendiriyor: Vergi Dilimi İçin Yeni Çağrı Geldi!
Türkiye genelinde milyonlarca çalışanın ortak derdi haline gelen yıl sonu maaş erimesi, yaklaşan 2027 asgari ücret ve toplu sözleşme görüşmeleri öncesinde yeniden ekonomi gündeminin ilk sırasına yerleşti.
Türkiye genelinde milyonlarca çalışanın ortak derdi haline gelen yıl sonu maaş erimesi, yaklaşan 2027 asgari ücret ve toplu sözleşme görüşmeleri öncesinde yeniden ekonomi gündeminin ilk sırasına yerleşti. Yılın ilk aylarında cebe giren net rakamın aralık ayına gelindiğinde ciddi oranlarda azalması, çalışanların satın alma gücünü doğrudan tehdit ediyor. Sendikalar ve işçi temsilcileri, mevcut vergi sisteminin ücretliler üzerinde haksız bir yük oluşturduğunu savunarak acil bir reform çağrısında bulunuyor.
Konuyla ilgili en net çıkışlardan biri TÜRK-İŞ yönetiminden gelirken, çalışanların gelir vergisi yükünün omurgasını oluşturduğu gerçeği bir kez daha gözler önüne serildi. Yapılan açıklamalarda, Türkiye'deki toplam gelir vergisinin çok büyük bir kısmının doğrudan bordrolu çalışanlar tarafından ödendiği ifade edildi. Bu durumun sosyal adalet ilkeleriyle bağdaşmadığı vurgulanırken, ocak ayında alınan maaşın aralık ayında da aynı seviyede kalmasını sağlayacak kalıcı düzenlemelerin hayata geçirilmesi talep ediliyor.
Kademeli Vergi Dilimi Sisteminin Çalışana Etkisi
Maaşların yıl sonuna doğru erimesinin temel sebebi, Türkiye'deki gelir vergisi tarifesinin kümülatif matrah sistemi üzerinden hesaplanmasıdır. Takvim yılının başında sıfırlanan matrah, aylık kazançların toplanarak ilerlemesiyle birlikte kısa süre içinde üst vergi dilimlerinin sınırına ulaşır. İşçiler ve memurlar yılın ilk aylarında yüzde 15'lik taban dilimden vergilendirilirken, bahar ve yaz aylarından itibaren bu oran yüzde 20, yüzde 27 ve daha yukarılara tırmanmaktadır.
Brüt maaşında herhangi bir artış olmamasına rağmen, bu kademeli geçiş yüzünden çalışanın eline geçen net ücret her geçen ay erimeye başlar. Özellikle orta gelir grubunda yer alan beyaz yakalı çalışanlar ve fazla mesai yaparak gelirini artırmaya çalışan işçiler, sonbahar döneminde bu kesintiyi çok daha ağır bir şekilde hissederler. Yeni yılın ilk ayına girildiğinde ise matrah yeniden sıfırlanır ve maaşlar geçici bir rahatlama yaşayarak başlangıç seviyesine geri döner.
Kayıt Dışı Ekonomi Ve Adaletsiz Vergi Yükü
Mevcut vergi sisteminin en büyük eleştiri noktalarından biri, kayıt dışı kazanç elde eden kesimlerle bordrolu çalışanlar arasındaki bariz eşitsizliktir. İşçi sendikaları, her ay maaşından vergi otomatik olarak kesilen ücretlilerin, serbest meslek erbabına veya bazı ticari işletmelere kıyasla oransal olarak çok daha fazla vergi yükü sırtlandığını dile getirmektedir. Kayıt dışılığın en az olduğu kesimin ücretliler olması, devletin vergi denetimlerinde ilk olarak bu grubu hedeflemesine yol açmaktadır.
Toplumun farklı kesimleri arasındaki bu vergi adaletsizliği, gelir dağılımındaki uçurumu daha da derinleştiren unsurlar arasında yer almaktadır. Uzmanlar ve sendika temsilcileri, kuyumculardan avukatlara, müteahhitlerden kayıt dışı çalışan diğer sektörlere kadar geniş bir yelpapede etkin denetimler yapılması gerektiğini savunmaktadır. Yükün sadece sabit gelirlilerin omuzuna yıkılmadığı, herkesin kazancına göre adil bir oranda vergi ödediği bir sistemin kurulması ekonomik huzur için şart koşulmaktadır.
Sendikalaşma Oranının Düşüklüğü Ve Beklentiler
Türkiye'de çalışanların haklarını korumada en büyük güvence olan sendikalılaşma oranlarının hala istenilen seviyelere ulaşamamış olması, vergi ve hak mücadelesini zorlaştıran bir diğer etmendir. Ülke genelindeki toplam sendikalaşma oranı yüzde 15 sınırını aşamazken, bu oran özel sektör iş yerlerinde yüzde 6 gibi son derece düşük seviyelerde kalmaktadır. Düşük sendikalaşma oranı, işçilerin toplu pazarlık gücünü zayıflatmakta ve çalışma koşullarının iyileştirilmesinin önünde büyük bir engel teşkil etmektedir.
Önümüzdeki dönemde başlayacak olan asgari ücret ve toplu iş sözleşmesi masalarında, sendikaların en temel gündem maddesini vergi dilimlerinin güncellenmesi ve adaletsiz kesintilerin son bulması oluşturacaktır. İşçi konfederasyonları, yalnızca asgari ücretliler için değil, tüm ücretli kesimler için vergi dilimi sınırlarının enflasyon oranlarına paralel olarak artırılmasını talep etmektedir. Aksi takdirde, yapılacak her türlü nominal zam oranının yıl sonuna kadar vergi kesintileri nedeniyle erimesi kaçınılmaz olacaktır.