Kekemelikte En Önemli Adım: Sabırla Dinlemek, Destekle Güçlenmek

Kekemelik, toplumda sıkça yanlış anlaşılan ve çoğu zaman önyargıyla yaklaşılan bir durum. Oysa uzmanlara göre kekemelik, bir zeka problemi değil, konuşma sürecinde meydana gelen akıcılık bozukluğu.

Kekemeliğin Nedenleri: Genetikten Çevresel Faktörlere

Kekemelik, tek bir nedene bağlı olmayan çok boyutlu bir durum olarak tanımlanıyor. Araştırmalara göre vakaların yüzde 60 ila 70'inde aile öyküsü bulunuyor. Yani genetik yatkınlık önemli bir etken. Bunun yanında beynin konuşmayı yöneten bölgeleri arasındaki iletişim farklılıkları da konuşma akışını etkileyebiliyor.
Doç. Dr. Durak, çevresel koşulların da kekemeliği tetikleyebileceğine dikkat çekiyor. Uzun süreli ekran kullanımı, aile içi stres, okul değişiklikleri ve travmatik olaylar, konuşma düzenini bozabiliyor. Özellikle erken çocukluk döneminde maruz kalınan yoğun baskı, akıcılık problemlerinin kalıcı hale gelmesine yol açabiliyor.

Erken Müdahale Tedavide Başarı Şansını Artırıyor

Kekemelik genellikle okul öncesi dönemde belirti vermeye başlıyor. Bu dönemde çocukların beyinleri yeni kelimeleri hızla öğreniyor, ancak bu kelimeleri akıcı şekilde organize etmekte zorlanabiliyor. Doç. Dr. Durak, erken teşhisin tedavide kilit rol oynadığını belirtiyor:
'Ebeveynler çocuğun konuşmasını sık sık düzeltmeye ya da cümlesini tamamlamaya çalıştığında, farkında olmadan baskı oluşturuyorlar. Bu da konuşma kaygısını artırıyor. En doğru yaklaşım, çocuğu sabırla dinlemek, acele ettirmemek ve profesyonel yardım almaktır.'
Uzmanlar, kekemeliğin erken fark edilmesiyle birlikte uygulanan konuşma terapisi ve psikolojik destek sayesinde çocukların büyük bölümünde kalıcı düzelme sağlanabileceğini belirtiyor.

Ailenin Tutumu Tedavi Sürecinde Belirleyici

Kekemeliğin yönetiminde en önemli faktörlerden biri aile desteği. Çocuğa karşı sabırlı, anlayışlı ve yargılamayan bir yaklaşım, akıcılığı artırıyor.
Doç. Dr. Durak, 'Ebeveynlerin çocuğun konuşma hızına saygı göstermesi gerekiyor. Kekemeliği gizlemek, konuyu tabu haline getirmek veya çocuğu topluluk önünde konuşturmamak durumu daha da zorlaştırır,' diyor.
Aile içindeki güven ortamı, çocuğun konuşurken kendini ifade etmesini kolaylaştırıyor. Bu süreçte ailenin olumlu tutumu, terapinin başarısını doğrudan etkiliyor.

Okul Ortamında Farkındalık Geliştirilmeli

Kekemelik yaşayan çocuklar, okul ortamında akran zorbalığı, kaygı ve özgüven eksikliği gibi sorunlarla karşılaşabiliyor. Uzmanlar, öğretmenlerin bu konuda duyarlı olması gerektiğini vurguluyor.
Okul yönetimlerinin ve rehberlik servislerinin, öğrenciler için farkındalık eğitimleri düzenlemesi önem taşıyor. Akranlarına kekemeliğin nedenleri anlatılarak, çocuklara empati kazandırılması sağlanmalı. Böylece kekemelik yaşayan öğrencilerin sosyal izolasyon yaşamasının önüne geçilebilir.

Kekemelik Tedavi Edilebilir Bir Süreç

Uzmanlara göre çocukların yaklaşık yüzde 75-80'inde kekemelik zamanla ve doğru destekle büyük ölçüde düzeliyor. Erken teşhis, terapi ve aile desteği bu süreci hızlandırıyor.
Doç. Dr. Fatma Sibel Durak, 'Her çocuk kendi hızında konuşur. Kekemelik utanılacak bir durum değil; aşılabilir bir gelişim sürecidir. Çocuğu yargılamadan, sevgiyle ve sabırla desteklemek en etkili tedavidir,' diyerek ailelere çağrıda bulunuyor.

Kaynak: Zeki Ersin Yıldırım

Bakmadan Geçme