Kabir Ziyaretlerinde Abdest Gerekliliği ve Uyulması Gereken Manevi Kurallar

Kabristan ziyaretleri toplumumuzda hem vefat eden yakınlara duyulan özlemin dile getirilmesi hem de dini vazifelerin yerine getirilmesi adına büyük bir önem taşımaktadır.

Kabristan ziyaretleri toplumumuzda hem vefat eden yakınlara duyulan özlemin dile getirilmesi hem de dini vazifelerin yerine getirilmesi adına büyük bir önem taşımaktadır. Vatandaşlar özellikle bayramlar, perşembe akşamları veya kendileri için anlam ifade eden özel günlerde yakınlarının kabirlerini ziyaret ederek onlara olan vefalarını göstermek istemektedir. Bu ziyaretler esnasında yapılması gereken ritüeller ve uyulması gereken manevi kurallar ise her dönemde İslamiyet'e gönül verenlerin en çok araştırdığı hususların başında gelmektedir. Ziyaret öncesinde fiziksel ve ruhi hazırlık sürecine dair zihinleri kurcalayan fıkhi sorular, inananların ibadetlerini en doğru şekilde ifşa etme arzusundan kaynaklanmaktadır.

Mezarlığa gitmek için dini açıdan mutlak bir abdest zorunluluğunun bulunup bulunmadığı konusu, ibadetlerin sıhhati açısından sıklıkla masaya yatırılmaktadır. İslam alimlerinin ve yetkili dini kurumların açıklamaları doğrultusunda, kabristan alanına girmek veya orada bulunmak için abdestli olmak bir ön şart olarak görülmemektedir. Ancak kabir başında gerçekleştirilecek faaliyetlerin niteliği, bu durumun seyrini doğrudan değiştirebilmektedir. Dolayısıyla kabri ziyaret edecek kişinin o anki manevi ve bedeni durumu, yapacağı duaların ve okuyacağı surelerin usulüne göre şekillenmektedir.

Kabir Başında Kuran Okuma Adabı Ve Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Kabristan ziyaretlerinin en temel amaçlarından biri, orada yatan müminlerin ruhlarına hediyeler göndermek ve onlar adına Yüce Yaradan'dan af dilemektir. Bu doğrultuda kabir başında Yasin, Tebarek gibi mühim surelerin veya Kur'an-ı Kerim'den diğer ayetlerin okunması çok yaygın bir gelenektir. Eğer ziyaretçi ezberinde bulunan sureleri ya da duaları okuyacaksa bu durumda abdest alması dini bir zorunluluk teşkil etmemektedir. Ezberden yapılan tilavetler ve edilen dualar, kişinin abdestsiz olduğu durumlarda da manevi olarak kabul görmekte ve vefat edenlerin ruhuna ulaşmaktadır.

Buna karşın kabir başında kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'i eline alarak, yani mushaf üzerinden yüzüne okumak isteyen kişilerin abdest alması İslam hukukuna göre gerekli kılınmıştır. Kutsal metne doğrudan temas etmenin getirdiği bu sorumluluk, kitabın hürmetine ve mukaddesatına olan saygının bir gereği olarak kabul edilir. Bu nedenle mezarlık ziyaretine gitmeden önce abdest almak, hem olası bir kitap okuma durumunda serbestlik sağlaması hem de ziyaretin manevi atmosferine daha iyi uyum sağlanması açısından alimler tarafından şiddetle tavsiye edilmektedir.

Ölümü Hatırlamak Ve Kabristan Ziyaretlerinin Manevi Faydaları

İslam dininin kabir ziyaretlerini teşvik etmesinin ardında, yalnızca vefat edenlere dua etmek değil, aynı zamanda hayatta olanların kendi nefislerini hesaba çekmesi felsefesi de yatmaktadır. Mezarlıkları ziyaret eden bir insan, dünya hayatının geçiciliğini, zenginliğin veya makamın kalıcı olmadığını ve bir gün kendisinin de aynı toprağın altına gireceğini derinden hisseder. Bu his, kişiyi dünyevi hırslardan arındırarak ahiret hayatına daha sıkı hazırlanmaya, ahlakını güzelleştirmeye ve insanlara karşı daha adil olmaya sevk eder. Sevgili Peygamberimiz de dönem dönem sahabilerle birlikte kabristanları ziyaret ederek oradaki manevi havayı solumuş ve ümmetine bu ziyaretleri her fırsatta öğütlemiştir.

Kabristana girildiğinde orada yatan din kardeşlerine selam vermek, İslam'ın en güzel adabı muaşeret kurallarından biridir. Peygamber Efendimiz mezarlığa vardığında oradakilere hitaben selam eder, müminler yurdunun sakinlerine esenlik diler ve bir gün yaşayanların da onlara katılacağını belirterek afiyet niyaz ederdi. Bu sünneti ihya etmek amacıyla kabir ziyaretçisi, mezarlığa adım attığı andan itibaren saygılı, sessiz ve vakur bir duruş sergilemelidir. O ortamda bulunmanın getirdiği manevi olgunlukla hareket etmek, hem vefat edenlerin ruhaniyetine hem de mekanın kutsiyetine duyulan hürmetin en açık göstergesidir.

Tevhid İnancına Aykırı Olan Hatalı Davranışlar Ve Türbe Ziyaretleri

Kabir ve türbe ziyaretleri esnasında ne yazık ki zaman zaman İslam'ın özüyle ve tevhid inancıyla bağdaşmayan birtakım hurafe ve yanlış uygulamalara rastlanmaktadır. Bazı vatandaşların türbelerde yatan zatları beşer üstü varlıklar gibi görmesi, onlardan doğrudan doğruya şifa, rızık veya evlilik gibi dünyevi dileklerde bulunması inanç esasları açısından büyük bir tehlike arz etmektedir. İslam inancına göre duaları kabul eden, dertlere derman olan ve her şeye gücü yeten yalnızca Allah'tır; kabirde yatan salih kullar ise ancak dualara vesile kılınabilir veya onların ruhları için Allah'tan mağfiret istenebilir. Dolayısıyla mezar taşlarına el yüz sürmek, parmaklıkları öpmek veya kabre sarılarak feryat figan ağlamak dini açıdan tamamen asılsız ve yasaklanmış davranışlardır.

Aynı şekilde türbe duvarlarına bez bağlamak, mum yakarak dilek dilemek, türbe çevresinde kurban kesip oradaki zattan medet ummak gibi ritüeller İslam'ın berrak inanç sistemini zedeleyen unsurlardır. Kabir ziyareti yapan bir mümin, oradaki fani kulun hiçbir ilahi güce sahip olmadığını, tam aksine kendisinin de hayatta olanların dualarına muhtaç olduğunu idrak etmelidir. Maneviyatı yüksek zatların kabirleri ziyaret edilirken onların güzel ahlakı örnek alınmalı, İslam'a yaptıkları hizmetler hayırla yad edilmeli, ancak hiçbir şekilde onlara uluhiyet atfedilmemelidir. Doğru bir inanç ekseninde yapılmayan ziyaretler, kişiye sevap kazandırmak yerine manevi açıdan büyük zararlar verebilmektedir.

Bakmadan Geçme