İsrail Sandık Başına Gidiyor! Siyasi Kilitlenme Kapıda mı? İşte Masadaki O Senaryolar

İsrail'de yarın gerçekleştirilecek kritik seçimler öncesinde gözler kamuoyu araştırmalarından çıkan sonuçlara çevrildi. Sandık öncesi paylaşılan son anket verileri, ülkenin siyasi geleceğinde ciddi bir kilitlenme yaşanabileceğini ve meclis tablosunun çetin bir belirsizliğe gebe olduğunu gösteriyor. Mevcut siyasi dengeler doğrultusunda, seçim sonrasında ülkeyi nelerin beklediğine dair son derece dikkat çekici tablolar şekilleniyor.

Son kamuoyu yoklamaları, ne Binyamin Netanyahu önderliğindeki aşırı sağ ve dini ağırlıklı bloğun ne de Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet cephesinin tek başına hükümet kurmak için gerekli olan 61 sandalye eşiğine ulaşamadığını ortaya koyuyor. Muhalefet bloğunun sandalye sayısı 54 ile 56 arasında değişirken, iktidar bloğu 50 sandalyede kalıyor. Bu tablo içinde İsrail vatandaşı Filistinlilerin temsil edildiği listelerin toplamda 14 ila 16 sandalye ile belirleyici bir kilit konum elde ettiği göze çarpıyor. Sandıktan mutlak bir galibin çıkmaması halinde, partiler arası geçişlerin de kutuplaşma nedeniyle son derece zor olduğu ülkede yeni bir krizin patlak vermesi işten bile değil.

Eğer taraflar sert tutumlarını sürdürür ve uzlaşma zemini bulunamazsa, İsrail'in geçmiş yıllarda tecrübe ettiği gibi süreç yeniden seçime uzanabilir. Cumhurbaşkanı Herzog'un liderlere hükümet kurma yetkisi vermesi, ardından yasal sürelerin işlemesi ve bu süreçte sonuç alınamaması durumunda meclisin feshedilmesi gündeme gelecek. Böyle bir tabloda Netanyahu, geçici olarak koltuğunda kalmayı sürdürecek ve ülkeyi 2027 yılının ilk aylarında tekrar seçime götürecek süreci yönetme imknı bulacak. Bu durumun, iç politikadaki sertleşmeyi ve bölgesel gerilimi daha da tırmandırabileceği öngörülüyor.

Ulusal Birlik Denklemi ve Filistin Politikasının Geleceği

Bir diğer kuvvetli ihtimal ise iktidar ve muhalefet kanadının ortaklaşa kuracağı geniş tabanlı bir ulusal birlik hükümeti olarak öne çıkıyor. Siyasi kilitlenmeyi aşmak ve ülkeyi art arda gelen seçim döngülerinden korumak adına Cumhurbaşkanlığı kanadının da sıcak baktığı belirtilen bu senaryoda, radikal söylemleriyle bilinen aşırı sağcı isimlerin devre dışı bırakılması gündeme gelebilir. Dış dünyadan gelebilecek baskılar ve bölgedeki jeopolitik gerilimler, iki zıt kutbu aynı masada buluşmaya zorlayabilecek ana etkenler arasında gösteriliyor.

Hangi koalisyon senaryosu hayata geçerse geçsin, seçim sonuçlarının Filistin meselesine dair köklü bir yaklaşım değişikliği getirmesi beklenmiyor. Muhalefet kanadının da güvenlik temelli söylemlerden taviz vermemesi, siyasi elitlerin bu konudaki duruşunun genel hatlarıyla korunacağını gösteriyor. Sadece kurulacak muhtemel bir hükümetin yapısına göre Filistinlilere yönelik baskıların tonunda ve uygulanan yöntemlerde sınırlı farklılıkların yaşanabileceği değerlendiriliyor.

Bakmadan Geçme