Hayvancılık Sektöründe Şap Hastalığına Karşı Bitkisel Devrim Başladı
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, sektörün kanayan yarası haline gelen şap hastalığına karşı bilim dünyasında yankı uyandıran bir buluşa imza attı.
Türkiye'nin hayvancılık merkezlerinden biri olan Burdur'da yer alan Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, sektörün kanayan yarası haline gelen şap hastalığına karşı bilim dünyasında yankı uyandıran bir buluşa imza attı. Veteriner Fakültesi bünyesinde yürütülen yoğun araştırmalar neticesinde, şap hastalığının hayvanlarda yarattığı en büyük yıkım olan ağız içi yaraları ve buna bağlı gelişen açlık problemini ortadan kaldıran bitkisel içerikli bir ağız spreyi üretildi. Geleneksel tedavi yöntemlerinin dışında tamamen doğal bileşenlerden oluşan bu ürün, özellikle salgın dönemlerinde hayvanların bağışıklık sistemini destekleyerek iyileşme sürelerini belirgin şekilde kısaltıyor. Üniversitenin teknik imkanları ve uzman akademisyen kadrosunun ortak çalışmasıyla ortaya çıkan bu sprey, hayvancılık işletmelerinin en büyük korkusu olan verim düşüşüne karşı güçlü bir koruma kalkanı oluşturuyor.
Bilimsel Çalışmalarla Desteklenen Tamamen Doğal İçerikli Formül
Şap hastalığı, hayvanların ağız ve ayak bölgelerinde şiddetli yaralara yol açarak onların yem yemesini ve su içmesini imkansız hale getiren bulaşıcı bir virüs türüdür. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi bünyesindeki uzmanlar, bu acı verici tabloyu tersine çevirmek amacıyla herhangi bir kimyasal ilaç veya antibiyotik içermeyen özel bir karışım üzerinde yoğunlaştı. Geliştirilen spreyin temel felsefesi, doğanın iyileştirici gücünü modern tıbbın imkanlarıyla birleştirmek üzerine kuruldu. Hazırlanan bitkisel karışım, doğrudan ağız içindeki mukoza tabakasına etki ederek yaraların üzerinde koruyucu bir film tabakası oluşturuyor. Bu sayede hayvanlar, hastalığın en ağır seyrettiği günlerde bile ağrı hissetmeden beslenmeye devam edebiliyor. Ürünün ilaç içermemesi, hayvanların süt ve et kalitesine herhangi bir yan etki yapmamasının önünü açarken, doğal içeriği sayesinde güvenli bir kullanım alanı sağlıyor.
Et Ve Süt Verimindeki Ekonomik Kayıpların Önüne Geçiliyor
Şap hastalığı sadece hayvan sağlığını tehdit etmekle kalmıyor, aynı zamanda ülke ekonomisine ve üreticiye büyük zararlar veriyor. Hastalık sürecinde beslenemeyen hayvanlar hızla kilo kaybediyor ve süt verimi durma noktasına geliyor. MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Dalgar önderliğinde yürütülen projede temel hedeflerden biri de bu ekonomik kaybı minimize etmek olarak belirlendi. Geliştirilen spreyin saha denemelerinde, uygulanan hayvanların sadece birkaç gün içerisinde iştahlarının yerine geldiği ve normal beslenme düzenine döndükleri gözlemlendi. Bu hızlı toparlanma süreci, besicilerin hayvanlarını kaybetme riskini azaltırken işletmelerin karlılığını da koruma altına alıyor. Üreticilerin yüzünü güldüren bu gelişme, Türkiye'nin hayvancılık stratejilerinde dışa bağımlılığı azaltacak yerli ve milli bir çözüm olarak nitelendiriliyor.
Ülke Genelindeki Şap Salgınlarına Karşı Hızlı Müdahale İmknı
Son yıllarda bölgesel ve ulusal çapta yayılan şap virüsü nedeniyle birçok hayvan pazarı kapatılmak zorunda kalmış ve karantina tedbirleri üst seviyeye çıkarılmıştı. Bu zorlu süreçlerde aşılama çalışmaları hayati önem taşısa da, halihazırda hasta olan hayvanların tedavisi için etkili bir yöntem arayışı devam ediyordu. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi'nin geliştirdiği bu yenilikçi ağız spreyi, hastalığın teşhis edildiği andan itibaren hızlıca uygulanabilme kolaylığı sunuyor. Sprey formunda olması sayesinde uygulamayı yapan yetiştiriciler, hayvanları fazla strese sokmadan ağız içi hijyeni sağlayabiliyor. Akademisyenlerin yoğun saha tecrübeleriyle harmanlanan bu yöntem, sadece bir tedavi aracı değil, aynı zamanda salgının yayılma hızını baskılayan ve sürü sağlığını dengeleyen bir müdahale aracı olarak kabul ediliyor.
Akademik Bilginin Sahaya İnişi Ve Yerli Üretimin Önemi
Bu projenin en dikkat çekici yanlarından biri de üniversite ve sanayi iş birliğinin en somut örneklerinden birini temsil etmesidir. Laboratuvar ortamında geliştirilen formüllerin doğrudan ahırlardaki hayvanlara şifa olması, akademik bilginin toplumsal faydaya dönüşme gücünü bir kez daha kanıtlıyor. MAKÜ'nün bu hamlesi, Veteriner Fakültesi öğrencilerinin ve genç araştırmacıların da vizyonunu genişleten bir başarı öyküsü olarak kayıtlara geçiyor. Üretilen bitkisel spreyin ilerleyen dönemlerde seri üretime geçmesiyle birlikte, hayvancılıkla uğraşan her vatandaşın kolayca erişebileceği ekonomik ve etkili bir çözüm sunulmuş olacak. Doğal kaynakların kullanılması ve yerli imkanlarla geliştirilmesi, bu ürünü benzer ithal çözümlerden ayırarak stratejik bir öneme taşıyor. Hayvan sağlığında yeni bir dönemin kapılarını aralayan bu bitkisel mucize, gelecekteki benzer salgınlar için de umut verici bir referans teşkil ediyor.