Dünya Kupası Madalyasının Sırrı Ortaya Çıktı: Gerçek Altın mı?

Dünya Kupası turnuvalarının ardından yeşil sahada zafere ulaşan sporcuların göğüslerine takılan madalyalar her dönem geniş kitlelerin odağında yer alıyor.

Uluslararası futbol organizasyonlarının en tepe noktası kabul edilen Dünya Kupası turnuvalarının ardından yeşil sahada zafere ulaşan sporcuların göğüslerine takılan madalyalar her dönem geniş kitlelerin odağında yer alıyor. Görkemli törenlerde sergilenen ve sarı pırıltısıyla göz kamaştıran bu ödüllerin tamamen saf madenden işlenip işlenmediği hususu spor dünyasında uzun yıllardır süregelen bir tartışmayı beraberinde getiriyor. Futbol severler tarafından sıklıkla som altından yapıldığı düşünülen bu değerli hatıraların arkasındaki üretim süreçleri ve malzeme bileşimleri sanılanın aksine çok daha farklı teknik özellikler barındırıyor.

Küresel futbolun yönetim organı olan organizasyonun belirlediği standartlar doğrultusunda hazırlanan birincilik madalyaları yekpare altın metalinden üretilmiyor. İmalat sürecinde dayanıklılığı artırmak ve maliyet dengesini korumak adına ana gövdede pirinç veya bronz gibi güçlü alaşımlar tercih ediliyor. Bu temel metal tabakasının üzeri ise yüksek kaliteli mikron düzeyinde altın kaplama tekniğiyle kaplanarak son derece şık ve parlak bir görünüme kavuşturuluyor. Dolayısıyla şampiyon oyuncuların boynuna asılan simgeler %100,0 saflıkta bir külçe değeri taşımak yerine özel bir kaplama teknolojisinin eseridir.

Efsanevi Kupadaki Saf Altın Miktarı Ve Ağırlık Ölçüleri

Madalyalar ile ikonik şampiyonluk kupası arasındaki malzeme farkı futbol severlerin zihninde sık sık karmaşaya yol açıyor. Turnuvanın nihai simgesi olan ve her 4 yılda bir görkemli bir törenle havaya kaldırılan orijinal Dünya Kupası ise madalyaların aksine son derece yüksek oranda değerli maden barındırıyor. Toplam ağırlığı yaklaşık 6,175 kilogram seviyesinde olan bu eşsiz tasarımın üretiminde 18 ayar yani %75,0 oranında saf altın ham maddesi kullanılıyor. İç kısmı tasarım gereği kısmen boş olan ikonik heykelcik, tabanındaki malakit taşlı detaylarıyla birlikte dünyadaki en pahalı spor ödüllerinden biri konumundadır.

Söz konusu bu devasa paha biçilemez kupa hiçbir ülkeye veya takıma kalıcı bir mülk olarak devredilmiyor. Turnuva finalinin hemen sonrasında düzenlenen seremonide orijinal kupayı kucaklayan şampiyon ülke, güvenlik protokolleri gereğince bu ana sembolü kısa bir süre sergiledikten sonra yetkililere teslim etmekle yükümlüdür. Dünya futbol yönetimi, orijinal ikonik yapıt yerine kazanan ülkenin federasyon müzesinde ömür boyu sergilenmesi için özel imal edilen bronze üzeri altın kaplama bir replikayı şampiyon ekibe takdim etmektedir. Bu durum kupa ile madalya arasındaki malzeme politikalarının paralellik gösterdiğini açıkça kanıtlıyor.

Yeşil Sahadaki Derecelere Göre Dağıtılan Madalya Türleri

Dev organizasyonun tamamlanmasının ardından podyuma çıkan ilk 3 takım için farklı kategorilerde ödül imalatı gerçekleştiriliyor. Turnuvayı zirvede tamamlayan ve şampiyonluk ipini göğüsleyen ekibin teknik heyetine ile sporcularına altın kaplama madalyalar dağıtılıyor. İkincilik kürsüsüne çıkma başarısı gösteren finalist takıma tamamen gümüş maddesinden imal edilen ikincilik ödülleri sunulurken, üçüncülük müsabakasından galip ayrılan ekibe ise bronz madalyalar takdim ediliyor. Böylece sahadaki başarı derecesine göre metal türü ve değeri belirgin bir hiyerarşiyle ayrıştırılıyor.

Turnuva boyunca kadroda yer alan 26 futbolcunun yanı sıra teknik ekiplere ve idari personellere de verilen bu simgesel ödüllerin toplam sayısı her organizasyonda yaklaşık 100 ile 120 adet arasında değişiklik gösteriyor. Madalyaların ön yüzünde organizasyonun resmi amblemi işlenirken arka yüzeyinde turnuvanın düzenlendiği yıl ile ev sahibi ülkenin adı gururla taşınıyor. Koleksiyoncular açısından devasa manevi ve maddi değerler taşıyan bu parçalar, açık artırmalarda spor tarihinin en çok arzulanan nadir nesneleri arasında 1 numaralı sırayı alıyor.

Tarihten Günümüze Kupa Müzeciliği Ve Orijinal Model Kuralları

Geçmiş dönemlerde uygulanan eski kurallara göre şampiyonluk kupasını toplamda 3 kez kazanan ülkeye orijinal kupayı müzesine götürme hakkı tanınıyordu. Örneğin 1970 yılında düzenlenen turnuvada 3. kez mutlu sona ulaşan Brezilya, efsanevi Jules Rimet Kupası'nı müzesine kalıcı olarak götürme hakkı elde etmişti. Ancak bu tarihten sonra tasarlanan ve 1974 yılından itibaren kullanımına başlanan günümüzdeki modern tasarımda kurallar tamamen değiştirilerek hiçbir ülkeye kupanın mülkiyetini alma izni verilmemiştir.

Günümüzde sporcuların kişisel koleksiyonlarına ekledikleri altın kaplama madalyalar ise sonsuza dek kendilerinde kalan yegane resmi hatıradır. Yıllar içerisinde spor müzayedelerinde satışa çıkarılan bazı şampiyonluk madalyalarının 100000 doları aşan yüksek meblağlara alıcı bulduğu biliniyor. Dolayısıyla bu ödüller katı saf altından yapılmamış olsa bile taşıdıkları tarihi değer, spor mirası ve nadirlik unsuru sebebiyle maddi boyutu aşan devasa bir kıymete sahip olmaya devam ediyor.

Bakmadan Geçme